ETRÜSK-TÜRK BAĞI
İSKİT/SAKA ETRÜSK - TÜRK VE TROYA HATTINDA TARİHSEL, MİTOLOJİK VE EPİGRAFİK BAĞLANTI: BATI ANADOLU’DAN İTALYA’YA ÖN-TÜRK İZLERİ, ROMA'NIN KURULUŞUNDA ETRÜSKLER
1. GİRİŞ VE TARİHSEL ÇERÇEVE
Doğu ile Batı arasındaki ilk büyük hesaplaşma olarak nitelendirilen Troya Savaşı ve devamındaki göç hareketleri, Akdeniz ve Avrasya tarihinin şekillenmesinde kritik bir dönüm noktasıdır. M.Ö. 3000’lerden M.S. 400’lere kadar Ege, Trakya ve Batı Anadolu coğrafyasında egemen olan Troyalılar, Traklar ve onların devamı niteliğindeki Etrüskler (Rasennalar), yaşam kültürleri (at yetiştiriciliği, kımız kültürü, okçuluk), inanç sistemleri ve dilsel kalıntıları itibarıyla Ön-Türk kültür çevresiyle derin organik bağlar sergilemektedir.
Troya (Tur-Ova: Turların / Turanlıların Ovası-Ülkesi) yerleşkesinden İtalya yarımadasına uzanan bu göç ve kültür hattı, hem Antik Doğu-Batı kroniklerinde hem de Orta Çağ Avrupa historiografisinde geniş yankı bulmuştur.
2. İSKİT-SAKA ERKEN ANADOLU VE AKDENİZ HÂKİMİYETİ
Etrüsk ve Troya bağlantısını tam manasıyla kavrayabilmek için, bu göç hareketlerinden asırlar önce Ön-Türk / Saka gruplarının Ön Asya ve Doğu Akdeniz’deki varlığını incelemek gerekir.
- Tanay Kağan ve M.Ö. 20.-19. Yüzyıl Akınları: Antik çağ tarihçilerinden Justinus ve Pompeius Trogus, İskitlerin Asya’da egemenlik kurduktan sonra M.Ö. 2000’lerde Tanay Kağan liderliğinde Ön Asya, Trakya, Anadolu ve Mısır’a kadar uzanan büyük bir sefer düzenlediklerini kaydeder. Justinus’un ifadesiyle, İskitler Asya’ya tam 1500 yıl boyunca hükmetmişler ve haraç kesmişlerdir. Bu egemenliğin sonu Ninova’nın yükselişi ve Asur egemenliği ile bittiği için, geriye doğru yapılan kronolojik hesaplama bizi tam olarak M.Ö. 2000-1900 (M.Ö. XX-XIX. Yüzyıl) tarihine, yani Tanay Kağan'ın fetih çağının başlangıcına götürür. Romalı tarihçi M. Iustinus (Justinus) olmak üzere dönem kaynakları; Mısır Kralı Vezosis'in (Sesostris) İskitya'yı fethetme girişimine değinir. Bu hamle üzerine İskit-Sakaların, MÖ XX-XIX. yüzyıllar arasında (günümüzden 3900-4000 sene önce), ismi öz Türkçe olan Tanay (Tanaus) Kağan öncülüğünde Kuzey Kafkasya'dan güneye inerek akınlar yaptığını anlatır. Bu akınlarla bugünkü Türkiye (Anadolu, Trakya), Suriye, Mısır ve Filistin'in bir bölümünü fethederek bölgede egemenlik kurduklarını; daha sonra İskitlerin zayıflaması ve saldırıya uğramasıyla erkeksiz kalan İskit-Saka kadınlarının, Samsun/Terme ve Sinop merkezli "Amazonlar" adıyla bir yönetim teşkil ettiğini aktarır. Kaynaklar; bu kadınların Anadolu ve Trakya'yı uzun yıllar yönettiğini, İzmir ve Efes gibi şehirlerin kurucularının da İskitler olduğunu ve yaklaşık 1500 yıl boyunca İskitlerin bu bölgeden vergi aldıklarını yazar.
- (Ayrıntılı bilgi için TÜRK MİTOLOJİSİ kitabım, makalelerim ve araştırma yazılarımdan yararlanabilirsiniz. Aşağıdaki linklerden de okuyabilirsiniz.https://turkologfatihmehmetyigit.blogspot.com/2026/06/yok-sayilan-iskit-saka-turk-tarihi-ve.html)
- Amazonlar ve Terme (Samsun) Saka Askeri Kolonileri: Karadeniz’in güneyinde, Samsun Terme (Thermodon) merkezli kadın savaşçı toplulukları olan Amazonlar, Saka-İskit toplumsal yapısındaki kadın savaşçı (Kırk Kızlar) geleneğinin Anadolu’ya yansımasıdır. Homeros’un İlyada destanında Amazonlar, Troya Savaşı sırasında Kraliçe Penthesilea önderliğinde Troyalıların safında Akalara karşı savaşmıştır.
- (Ayrıntılı bilgi için TÜRK MİTOLOJİSİ kitabım, makalelerim ve araştırma yazılarımdan yararlanabilirsiniz. Aşağıdaki linklerden de okuyabilirsiniz.https://turkologfatihmehmetyigit.blogspot.com/2024/07/kirkizlar-iskit-saka-turk-amazon-kadin.html?m=1)
3. TROYA – İSKİT VE TÜRK SOYBAĞI: ANTİK VE ORTA ÇAĞ KAYNAKLARI
Antik Metinlerde İlk Atalar ve Soy Kronolojisi
Antik tarihçi Diodorus (Bibliotheke Historike), Truva topraklarında hüküm süren ilk kralın Teucer / Teukros olduğunu belirtir. Vergilius’un Aeneid eserinde de Ankhises, Teucer’i Truvalıların "ilk atası" olarak anar.
- Teukros / Teucri ve Sakalar: Teucer, Okeanos ve Tethys’in çocuğu olan Skamander’in (Saka/İskit nehir tanrısı betimlemesi) oğludur. Dardanos’un bölgeye gelişinden önce Troya yöresi Teucria, halkı ise Teucrians olarak anılmaktaydı. Latin kaynaklarında geçen Teucri ile Turci (Türk) kelimeleri arasındaki etimolojik ve fonetik bağlantı, Antik Çağ yazarlarınca sıklıkla kaydedilmiştir.
- Herodot’ta Targitaos Efsanesi: Tarihin babası Herodot (M.Ö. 484-425), İskitlerin kökenini anlatırken ilk insan ve ata olarak Targitaos’tan bahseder. Targitaos’un babası Zeus, anası Borysthenes (Dinyeper) nehrinin kızıdır. Targitaos ismi, Türk devlet geleneğindeki Tarkan / Tarhan unvanı ile doğrudan örtüşmektedir.
- (Ayrıntılı bilgi için TÜRK MİTOLOJİSİ kitabım, makalelerim ve araştırma yazılarımdan yararlanabilirsiniz. Aşağıdaki linklerden de okuyabilirsiniz.https://turkologfatihmehmetyigit.blogspot.com/2025/07/iskit-saka-turkleri-ogur-oguzlardir-hun.html?m=1)
Avrupa Kroniklerinde Troya-Türk Özdeşliği
Türklerin Troya kökenli olduğuna dair tezler Orta Çağ Avrupa düşüncesinde genel kabul görmüş bir olgudur:
- Fredegar Kroniği (7. Yüzyıl): Frank rahibi Hieronymus/Fredegaire kayıtlarında, Troya’nın düşüşünden sonra halkın ikiye ayrıldığı, bir kolun Ren nehrine giderek Frankları, diğer kolun Tuna boylarında kalarak kendilerine Turcoth / Torquotus adında bir kral seçtiği ve Turqui / Turci (Türk) adını aldığı aktarılır.
- Vincent de Beauvais (Speculum Historiale, 13. Yüzyıl): Fransa Kralı IX. Louis’ye sunulan eserde, Troyalıların Hektor’un torunu Francon’u izleyenler (Franklar) ve Troilus’un torunu Turkus’un peşinden gidenler (Türkler) olarak ikiye bölündüğü sarih bir dille ifade edilir.
- Andrea Dandolo (1354): Venedik Doçu ve tarihçisi Dandolo, Türklerin ata yurdunun Kafkasların arkasında olduğunu, kökenlerinin Priamos’un oğlu Troilos’un soyundan gelen Turkos’a dayandığını ve kent düştükten sonra Kafkasya/Saka yurtlarına sığındıklarını yazar.
- Katolik Dünyası ve Fatih Sultan Mehmet: İstanbul’un fethinden önce Petro Tafur, Cyriac of Ancona ve Kardinal Isidore gibi isimler Türkleri "Troyalıların çocukları" ve "Hektor’un öcünü alacak soy" olarak nitelemişlerdir. Fatih Sultan Mehmet’in 1462’de Çanakkale’ye geçerek Troya ören yerini ziyareti ve Kritovulos Tarihi’nde geçen "Tanrı bu şehrin ve sakinlerinin öcünü almayı bana nasip etti... biz Asyalılara yapılan haksızlığı telafi ettim" sözleri, bu tarihsel bilincin Doğu’daki karşılığıdır.
İskandinav Efsaneleri: Edda Sagas ve Odin Kağan
İzlandalı tarihçi Snorri Sturluson (1178-1241) tarafından derlenen Prose Edda (Giriş / Prologue bölümü), İskandinav mitolojisinin temelini oluşturan Odin’in kökenini açıkça Anadolu ve Türk eline bağlar:
"Dünyanın ortasının yakınlarında bizim Turkland (Türk Ülkesi) dediğimiz yere en gösterişli kent kuruldu; buraya Troja (Truva) dendi... Burada Munon/Mennon isimli bir kral vardı, Krallar Kralı Priamus’un kızı Troan (Turan) ile evlendi... Buradan kuzeye göç eden Odin ve kavmi İskandinavya’ya yerleşti."
4. BATI ANADOLU’DA TRUVALI BİR TÜRK KRALI: TARKASNAWA VE MİRA KRALLIĞI
M.Ö. 1315-1190 yıllarında Batı Anadolu’da egemen olan Arzawa konfederasyonu üyesi Mira Krallığı, Troya ile aynı kültür havzasını paylaşmaktadır. İzmir Nif Dağı Karabel kaya kabartmasında yer alan Luvi hiyeroglifli yazıt, Doğu-Batı epigrafik bağını doğrudan kanıtlar:
- Tarkasnawa (Tarkan) İsmi: David Hawkins (1998) tarafından "Mira Ülkesi Kralı Tarkasnawa" şeklinde okunan isim, Öz Türkçe Tarkan / Tarhan (komutan, demirci ulu kişi, seçkin bey) unvanının Ön-Asya’daki çivi yazılı ve hiyeroglif belgelerdeki doğrudan yansımasıdır. Aynı isim Boğazköy Hitit arşivlerinde Tarkondemos mührü olarak da bilinmektedir.
- Alantalli ve Kuş-Li: Tarkasnawa’nın babası Kral Alantalli’dir (Alan: Türkçe fetheden, alan kişi). İkinci varyant okumalarda geçen Kuş-Li ismi ise Öntürkçedeki Kuş/Kuşlu boy adlarıyla ve Kuzey Hindistan’daki Saka-Kuşan (Kushan) hanedanlığı ile eşseslidir.
- Görsel Ve İkonografik İnceleme: Karabel kabartmasındaki kral figürü, elinde Türk hakimiyet sembolü olan Yay tutmakta, başında ise sivri külah (Tigrakhauda) taşımaktadır. Ahameniş (Pers) kabartmalarında Sakalar tam da bu başlıkla (Sakâ Tigrakhaudâ - Sivri başlıklı Sakalar) resmedilmiştir.
5. ETRÜSK (TURKAN) – ROMA KURULUŞU VE TÜRK KÜLTÜR BAĞI
Aeneas Göçü ve İtalya’da Etrüsk Mayası
Vergilius’un Aeneis destanına göre, Troya’nın düşüşüyle Dardanya Prensi Aeneas ve beraberindekiler Antandros’tan (Altınoluk) gemilerle açılarak Orta İtalya’daki Tiber nehri kıyılarına ulaşmış, burada Etrüsk kolonisini kurarak Latinlerle karışmışlardır. Aeneas’ın soyundan gelen Rhea Silvia, Savaş Tanrısı Mars’tan ikiz çocuk doğurmuştur: Romulus ve Remus.
Dişi Kurt Efsanesi ve Etrüsk-Roma Sikkeleri
Roma’nın kuruluş miti (Romulus ve Remus’un sepetle Tiber nehrine bırakılması, bir dişi kurt -Lupa- tarafından sudan çıkarılıp emzirilmesi ve büyütülmesi), Türklerin Bozkurt / Türeyiş / Ergenekon destanlarıyla birebir aynı kurgusal motife sahiptir.
- Etrüsk Sanatçısı Vulka ve Kapitol Kurdu: Roma Museo dei Conservatori'de bulunan meşhur bronz Dişi Kurt heykeli, bir Etrüsk kenti olan Veii'den getirilmiş olup Etrüsk sanatçısı Vulka tarafından yapılmıştır.
- Sikkeler ve Kün-Ay Sembolü: İlk dönem Antik Roma ve Etrüsk sikkelerinde dişi kurttan süt emen ikizlerin yanı sıra, Türklerin kadim kozmolojik sembolü olan Kün-Ay (Ay-Yıldız) motifi yer almaktadır.
- Tarkun / Tarquinius Hanedanı: Etrüsklerde en saygın boy ve yönetici unvanı Tarkun’dur. W. Taylor (Etruscan Researches), Tarkun unvanını Sibirya Türk uruklarındaki Depsi-Tarkhan-Tegin ile bağdaştırır. Etrüsk hükümdar ailesi olan Tarquin’ler (Tarkanlar), M.Ö. 616-509 yılları arasında Roma’yı bizzat yönetmiş; kanalizasyon sistemleri (Cloaca Maxima), surlar (Tarquinius agger) ve tapınaklar inşa ederek Roma uygarlığının temelini atmışlardır. M.Ö. 509’da Latinlerin darbesiyle bu egemenlik sona ermiştir.
TRUVALI TÜRKLERLE, İSKİT SAKA TÜRKLERİNİN BİRLİKTE; ETRÜSK TÜRK MEDENİYETİNİ KURMALARI İLE ETRÜSK TÜRKLERİNİN ROMA DEVLETİNİ KURMASI VE ROMA'DAKİ TÜRK HAKİMİYETİ DÖNEMİ:
Hitit, Mitanni ve III. Babil devletlerinin yıkılmasına neden olan Ege Göçlerine bir çok Ege ve Akdeniz kavmi iştirak etmiş olup, bunlardan biri de Turşalar'dır yani Troyalılar'dir. Ege Göçleri'nin her iki aşamasına da iştirak eden Troyalılar, bu göç hareketinden istedikleri neticeyi alamayınca zorunlu olarak yurtlarına dönmüşlerdir. Ancak onların yurtları ardı ardına iki büyük felaket (Troya savaşları ve Ege göçleri) yayaşadığı için oturulamaz durumdaydı. Bu durumda onların kendilerine yeni bir yurt bulmaları kaçınılmaz gibi görünüyordu. Işte bu yüzdendir ki Troyalılar, bir müddet Batı Anadolu'da oturduktan sonra, deniz yoluyla İtalyaya göç etmişlerdir. Fakat bu göç, iki aşamada gerçekleşmiş gibi görünmektedir. Arkeolojik buluntulardan anlaşıldığına göre, bu göçlerin birinci aşaması MO. 10. yüzyılda, ikinci aşaması ise MÖ. 8. yüzyılda cereyan etmişti.
Troyalıların İtalya kıyılarına ayak bastıkları bu ikinci göç hareketinin cereyan ettigi sıralarda Avrasya steplerinden gelerek Kafkaslar üzerinden Doğu Anadolu'ya giren iki Türk kavmi ile karşılaşıyoruz: Bunlar Kimmer ve Iskit kavimleridir. Kimmerler, Anadolu'da Frig devletini yıkarak yaklaşık bir asır bu ülkede egemen olmuşlar, sonra da Lidyalılar tarafından ortadan kaldırılmışlardır. İskitler ya da diğer adıyla Sakalar denilen Türk kavmi ise 28 yıl Doğu Anadolu'ya hükmettikten sonra, Kimmerler'in boşalttğı Güney Rusya'ya yerleşerek orada Büyük İskit Imparatorluğu'nu vücuda getireceklerdir. Fakat bir kısım Sakalar, Güney Rusya'ya dönmek yerine batıya doğru yürümeye devam ederek, Anadolu'yu baştan başa geçtikten sonra deniz yoluyla İtalyaya gelmişlerdir. Işte Sakaların bu grubu ile daha önceden İtalyaya göç etmiş olan Batı Anadolulu Troyalılar, İtalya'da karışıp kaynaşarak, bizim Etrüskler ya da Tursakalar dediğimiz kavmi meydana getirmişlerdir.
Bir başka deyişle, Etrüskler adı verilen kavim, Troyalılar ile Sakaların birleşmesiyle oluşmuş yeni bir Türk topluluğudur. Dolayısıyla bu yeni kavmin kökeni hem Anadolu'ya hem de Orta Asya'ya dayanmaktadır. Onların Orta Asya kökenli olduğunu gösteren başka deliller de vardır. Bunlardan biri kurt motifidir. Romulus ve Romus kardeşleri emziren dişi kurt motifi, belli ki, Etrüsklerin Orta Asya ile irtibatlı olduklarnın en önemli işaretlerinden biridir. Etrüsk krallarnın asalarında yer alan kartal motifinin de Asya kökenli olduğuna şüphe yoktur. Zira çift başlı kartala tarihte ilk kez Sümerler'de rastlanmaktadır ki, bu kavim Mezopotamya' ya Orta Asya'dan gelmiştir. Sümer çivi yazısı ile yazılmış tabletlerde "imdigud" denilen çift başı kartal, Orta Asya Türklerinden olan Göktürklerde ve daha sonraları Selçuklularda da görülmektedir ki, bütün bu kavimlerin kökeni aynı yere dayanmaktadır.
Dolayısıyla Etrüskleri oluşturan iki toplumdan (Troyalılar + Sakalar Etrüskler) en azından birinin (Sakalar) Orta Asya kökenli olduklarına şüphe kalmamaktadır. Etrüsklerin Türk olduklarnı işaret eden bir başka delil de, kırmızı rengin, bütün Türklerde olduğu gibi, Etrüsklerde de kutsal renk olarak kabul edilmesidir. Kabartmalar üzerindeki Etrüsk tasvirleri de, bu insanların tıpkı Türkler gibi, orta boylu, geniş omuzlu ve yuvarlak kafalı olduklarını ortaya koymaktadır, Görülüyor ki, Etrüsklerin Türk kökenli bir kavim olduğu nu kabul etmemek için hiçbir neden yoktur. Etrüsklerin tarihine gelince, yukarıda da ifade ettiğimiz gi bi, MO. 10. ve 8. yüzyıllarda olmak üzere iki göç dalgası halinde Italya'ya gelen Etrüskler önceleri Tiber irmağının sağ sahili ile Arnus ırmağının sol sahili arasında kalan bölgeye yerleştiler. Etrüsklerin doğrudan doğruya buraya yerleşmelerinde belki de buraların maden, özellikle de bakır bakımındaKişilernliği rol oynamış olabilir. Herhalde gemici ve muharip kişiler olarak buralara gelen Etrüskler, bölgenin yerli ahalisinide kendilerine tâbi yapmışlar ve bunların efendileri olarak birlikte yaşamaya başlamışlardır. Etrüskler o zamana kadar köy kültürünü yaşamakta olan İtalya'ya, Anadolu ve Ege kıyılarının şehir kültürünü getirmişlerdir. Çağdaş kavimlerden çok daha yüksek bir hayat standardına sahip olan Etrüskler, kısa zamanda bölgedeki diğer kavimleri egemenlikleri altına almışlardır. Etrüskler Italya'ya sadece şehir hayatını getirmekle kalmamışlar, ziraati ve madenciliği de geliştirmişlerdir. İtalya'da bağcılığı ve zeytinciliği bunların ilerlettiği söylenmektedir. Deniz ticaretini de kısa zamanda geliştiren Etrüskler, uzun müddet Akdeniz ticaretini ellerinde tutmuşlardır.
Bu cümleden olmak üzere onlar, Atlas Okyanusu kıyısında Tanca (Tengiz) limanını da kurmuşlardır. Yukarı da belirttiğimiz gibi Hellenler onları Tyrhenler (yani Turhanlar) diye isimlendirmişti. İşte bu isme izafeten Hellenler Akdenizin batı kısmına Turhan Denizi (Tiren Denizi) adını vermişlerdi. Zamanla bu isim diğer milletler tarafından da benimsenmiştir. Turhan ismi, bizde "Turan" kelimesini çağrıştırmaktadır ki, İranlılar Türklere Turanlılar ismini vermişlerdi. Demek oluyor ki Hellenler vermiş olduğu isimle Turhan Denizi, aslında "Turan Denizi" yani "Türk Denizi" anlamına geliyordu. Etrüsklerin ya da diğer adıyla Tursakaların Ítalya'da yoğun olarak yerleştikleri ve egemen oldukları coğrafi bölge ise tarihe ETRURIA ya da TOSCANA olarak geçmiştir. Etruria'nin başkenti TARKINYA, zenginliği ve güzelliği ile yabancılarin hayranlığını uyandırıyordu.
MÖ. 753 yılında, dünya tarihinin önemli olaylarından biri olur: Tursaka (Etrüsk) krallarından birinin torunu olan ROMULUS'un yeni bir şehir ve yeni bir krallık kuracağı tutar. Topladığı maceraperest arkadaşlarıyla beraber, Etruria'nın guneyine doğru yürüyerek, Latin'lerin yaşadığı bölgenin sınırına yakın bir yeri kuracağı şehir için beğenir. Romulus, başkent Tarkinya'daki Etruria devlet başkanından gereken izin ve talimatı aldıktan sonra, Tursaka, yani eski Türk gelenek ve usullerine göre (Lâtincesi: "etrusca ritu") ROMA şehrini kurar.
Lâtin tarihçileri ne derlerse desinler, MÖ. 753 ile MO. 509 arasında Roma tahtı üzerinde hüküm sürmüş olan bütün krallar Etrüsk kralları idi. Bu zaman dilimi, Etrüskler (Tursakalar) için siyasi prestij, refah ve zenginlik dönemi olmuştur. Bu arada Etrüsk şehirlerinden her biri ekonomik açıdan o kadar gelişmiş, mimari ve sanat eserleriyle o kadar dolup taşımışlardır ki, Etruria'nın başkenti Tarkinya'ya karşı bir çeşit özerklik taslamağa başlamışlardır. Esasen bu dönem dünya tarihinde bir siteler dönemidir. Yalnız Etruria'da değil, Yunanistan, Mezopotamya gibi zamanın diğer medeni ülkelerinde de, siyasi hayat şehirler etrafında toplanmış, yani her şehir bir küçük devlet halini almıştı. Bu arada Roma şehri de, Etrüsk krallarının gayretleri ile genişlemekte, gelişmekte idi.
MÖ. 753 de kurulan Roma kennin ahalisi, az zamanda çoğalmıştı. Bu nüfus artışı, şehrin urucusu Romulus'un aldığı bir tedbir sayesinde gerçekleşmiştir ki, bu tedbir aynı zamanda büyük bir hata olmuştur: Ulus, diğer Etrüsk şehirleri ile italik şehirlerden herhangi bir sebeple kovulmuş kimselere sığınma hakkı tanıyacağını ilân etmişti. Başka şehirlerde barınamayan başıboş ve maceracı adamlar Roma'ya akın etti. Bunlar Roma dışında, fakat yakınında hazırlanmış bir karantina yerinde kırk gün beslenerek, sağlık ve ahlâk bakımından sınavdan geçiriliyor ve memnuniyet verici netice alanlar vatandaşlığa kabul ediliyordu. Roma'ya sığınma hakkı arayarak gelenlerin pek azı Etrüsk şehirlerindendi. Buna karşılık çoğunluğu Roma şehrine oldukça yakın bir mesafede bulunan "Latium" bölgesinden gelenler, yani Lâtinler teşkil etmişti.
"Roma vatandaşlığı" hakkını elde eden Latinler, zamanla "Senato" denilen Yaşlılar Meclisi'ne de üye olmuşlar ve Lâtinlik şuurunu koruyarak, politik güçlerini kullanmağa önem vermişlerdir. İtalya çizmesinin güneyinde Küme denilen yerde, öteden beri bir Hellen kolonisi bulunuyordu. Buradaki Hellenler (Yunanlılar), Etrüsklerin siyasi gücünü, gelişmiş dış ticaretini ve sanat alanndaki şöhretlerini çekemiyorlardı. Roma şehrine tüccar sıfatıyla girip çıkan Hellenler, Lâtinleri devamlı olarak Etrüskler aleyhine kışkırtıyor ve başlarından Etrüsk sülalesini atmalarını tavsiye ediyorlardı. MÖ. 509 yılında, Lâtinler Senatoda çoğunluğu sağlayınca, Yunan Lâtin projesi, gerçekleşmek için elverişli zemini buldu: Kralın şehir dışında bulunmasından da yararlanılarak hazırlanan senaryo gereğince, kulaktan kulağa bir dedikodu yayıldı. Güya kralın oğullarından biri, bir aile kadınına zorla tecavüz etmişti. Bu haber dalga dalga yayıldı, ardından da şehirde muazzam bir protesto gösterisi düzenlendi. Öte yandan olağanüstü toplantıyı çağrılan Senato meseleyi ele alarak bu durumdan kralın sorumlu tutulması gerektigine karar verdi. Latin üyelerin etkisi altında olan Senato, ayrıca mantik, adalet ilkelerini hiçe sayarak krala sürgün cezasını layık gördü. En büyük suçlulara verilen bu ceza, kralın Roma'ya sokulmaması anlamına geliyordu. Nitekim, küçük bir atlı müfreze ile gittiği yerden döndüğünde, İkinci Tarhan (II. Tarquinius) Roma'nın kapılarını yüzüne kapalı buldu. Roma'da Etrüsk dönemi son bulmuş, Lâtin dönemi başlamış bulunuyordu. MÖ. 509 yılında Roma'da krallık rejimi yıkılıp Cumhuriyet bu dönemi başlayıncaya kadar iş başında kalan Etrüskler, bu tarihten itibaren siyaset arenasından çekilmekle birlikte, etnik olarak mevcudiyetlerini yüzyıllar boyunca sürdürmüşlerdir. Özellikle Roma medeniyeti üzerindeki Etrüsk gölgesi hiçbir zaman ortadan kalkmamıştır.
(Kaynak eser: Eski Çağ Tarihi Uzmanı Prof.Dr.Ekrem MEMİŞ, Troya ve Troyalılar / Troyalılar Türk müdür?, Çizgi Yayınevi, Sayfa: 127-133 arası)
***
AENEİD DESTANI
***Troya’dan Roma’ya***
VERGİLİUS -VİRJİL (Publius Vergilius Maro M.Ö.70-19)
Vergilius tarafından yazılmış olan Aeneid, Troialı kahraman Aeneas’ın efsanesidir.
Kitabı oluşturan oniki bölümde, Troialı kahraman Aeneas’ın Troia savaşından babası, oğlu ve savaştan sağ kurtulanlar ile birlikte kaçtıktan, Roma yakınlarına varıp yerleştikleri zamana kadar başlarından geçen olaylar anlatılmaktadır.
Aslında kitap onların Troia’dan yola çıkışlarından yedi yıl sonra Sicilya’da başlar. Aeneas yedi yıl sonunda Kartaca’ya varır ve başlarından geçenleri kraliçe Dido’ya anlatır. Yani olaylar Vergilius tarafından geri dönüşlerle aktarılır.
Tahta atın içeri alınması, Laokoon’un öldürülmesi, Aeneas’ın, babası Ankhises, oğlu Askanius ve Troia’nın kutsal heykeli Palladion’u alarak Antandros’a kaçması gibi İlyada sonrası efsanelerin çoğu bu destanda anlatılmıştır.
Aeneas Kimdir?
Aeneas, Troia kraliyet ailesinden Ankhises ve tanrıça Aphrodite’nin (Venüs) oğludur. Troia savaşında Hektor’dan sonra en büyük kahraman odur. Hatta zaman zaman Priamos’un oğlu, büyük Troialı kahraman Hektor’a bile öğüt verir. Aeneas’ın görevi Troia’dan ayrılıp, yeni bir yurt kurmak; böylece Troia soyunu yeni kuracağı topraklarda yüzyıllar boyu devam ettirmektir.
Troia’dan Kaçış ve Antandros
Troialı kahraman Aeneas, annesinin; yani Aphrodite’nin koruması altında, omuzlarında babası Ankhises, elinden tuttuğu oğlu Askanius ile birlikte Troia yangınından kaçarak kurtulur. Beraberindeki Troialılar ile birlikte İda Dğı’nın eteklerindeki Antandros’a gelir. Aeneas’ın liderliği altında kendilerine yeni bir vatan aramaya hazırdırlar. Antandros’da gemiler inşa ederler. Antandros kıyısından, 20 gemi ile bahar ayı başlarında ayrılırlar.
Thrakia
Birkaç gün süren yolculuğun ardından Thrakia sahiline varırlar. Thrakia, önceleri Priamos ile dost bir yerdir. Hatta Priamos, oğlu Polydoros’u koruması için Trakia kralı Lykurgos’a verir. Fakat Lykurgos çocuğu Yunanlılara vererek barışı satın alır ve çocuk Troia surları altında, babasının gözü önünde öldürülür. Aeneas tam olarak nerede karaya çıktığını bilmez ve sevinçle kendilerine evler inşa etmeye başlarlar. Şehre de Aeneas ismini verir.Aeneas, yakınlardaki kızılcık ve mersinlerle kaplı bir tepeciğin yanına Annesi Aphrodite (Venüs) ve büyük tanrı Zeus’a (Jüpiter) boğa kurban etmek üzere gider. Çimen sunakları hazırlamaya koyulur ve ne zaman bir çalıyı köklese simsiyah kan damlaları çimenlerin üzerine sıçrar. Bir çalı daha koparırken inlemeler yükselir ve Polydoros’un sesi Aeneas ile konuşur. Troia surları önünde öldürüldüğünü, merhametli Thrakialıların onun kemiklerini buraya gömdüğünü, bu toprakların uğursuz olduğunu ve bu topraklardan ayrılmaları gerektiğini söyler. Aeneas olanları babası ve beraberindekilere anlatır. Polydoros için bir cenaze töreni yaptıktan sonra Thrakia kıyısından ayrılırlar.
Delos
Aeneas ve beraberindekiler Apollon’un tapınağının olduğu kutsal Delos adasına varırlar. Aeneas, tapınak önünde dua eder ve tanrı Apollan’a nereye gitmeleri gerektiğini danışır. Tapınağın içindeki ses “Cesur Dardanos soyu! Ataların kökeninden öte sizi ilk sırtında taşıyan toprak alacak bir tek, verimli bağrına yine. Arayın bu eski anatoprağı! Aeneas’ın evi orada egemen olacak bütün dünyaya, sonra çocuklarının çocukları ve onlardan doğacak çocuklar da! dedi.
Girit
Kehaneti yorumlayan Anchises, “Soyumuzun babası Teucer Girit’den geldi, orada da tıpkı Troia’nın önemli dağı gibi adayı çaprazlama kaplayan sıradağların adı İda Dağı’dır der. Göçmenler yola koyulular ve üçüncü gün Girit’e varırlar. Kıyıda onları dostça karşılarlar. Aeneas ve beraberindekiler yeni evler inşa etmeye başlarlar; göçmenlerle yerliler evlenirler, topraklar paylaşılır, kanunlar oluşturulmaya başlar. Yeni kentin adı Pergama koyulur. Fakat yeni bir felaket ortaya çıkar. Çok sıcak bir yaz tarlaları yakıp kavurur, bitkiler kurur ve insanlar ölmeye başlar. Ankhises nereye gitmeleri gerektiğini danışmak için tekrar Delos’a gitmeyi önerir.
Ocak Tanrıları Apollon’un Kehanetini Aeneas’a Bildiriyor
Girit kıyısında gece Aeneas’ın önünde Apollon’un kehanetini söyleyen Phrygia ocak tanrıları belirir ve ona bu kıyıdan ayrılıp İtalya’ya gitmeleri gerektiğini, ataları olan Dardanos ve İasios’un bu topraklardan geldiğini söyler. Aeneas gördüklerini koşarak babasına anlatır. Ankhises o zaman Priamos’un kahine kızı Kassandra’nın anlattıklarını hatırlar. Kassandra: “Soyumuzun Hesperia veya İtalya denen bir ülkeye gideceğini söylemiş. Troia soyu iki kişiye ve yere dayanır: Dardanos ve Teucer. Dardanos İtalya’dan gelmiş, Teucer Girit’den. Demek ki İtalya’ya gitmeliymişiz.” der.
Girit’den Ayrılış Harpyler’in Yaşadığı Topraklara Varış
Aeneas ve beraberindekiler Girit’den İtalya’ya gitmek üzere yola çıkarlar. Denizde üç gün süren bir fırtınaya yakalanırlar. Fırtına sonrası ilk gördükleri topraklar Strophades kıyılarıdır. Burada vahşi Celaeno ve diğer Harpyler oturmaktadır. Harpiyalar genç kız yüzlü, kuş gövdeli yaratıklardır. Gittikleri her yeri pislikleri ile batırırlar. Aeneas ve arkadaşları limana girer girmez karada otlayan keçi ve sığır sürüleri görürler. Hemen Zeus için kurban keserler ve kendilerine de yemek hazırlarlar. Daha ağızlarına bir lokma koymadan Harpiyalar üstlerine üşüşür ve her yeri kokan nefes ve pislikleri ile kirletirler. Adamlar kılıçlarını çekip kuşları öldürmeye çalışsalar da tüylerine kılıç işlemez. Kuşlardan biri dışında diğerleri kaçarlar. Celaeno adlı kuş; “Apollon’un bana açıkladığı ve şimdi size intikam almak için söyleyeceğim kehaneti dinleyin. İtalya’ya gidip oraya ulaşmayı başaracaksınız, limanı sizi dostça karşılayacak; ama size vaat edilen şehrin surlarını ancak korkunç bir açlık sizi kendi masalarınızı kemirip yemeye zorladığında inşa edebileceksiniz. Bu bize yaptığınız insafsızlığın cezasıdır.” der.
Harpy Topraklarından Ayrılış
Harpyler’in topraklarından ayrıldıktan sonra sırasıyla Zachynthos, Dulichium, Same, Neritos Ddası, İthaca’dan geçerler. Sonra Leucate Dağı’nın dumanlı doruğunu görürler. Apollon tapınağına ulaşırlar, yorgun argın yanaşırlar küçük bir kente. Burada Zeus’a sunular yaparlar. İlerlemeye devam ederler, Phaec kalelerini geride bırakırlar. Epirus kıyılarından geçerler, Chaonia limanından Bouthrotium’a varırlar.
Bouthritium
Burada Priamos’un oğlu Helenos’un Yunan kentlerini ele geçirdiğini ve Hektor’un eşi Andromakhe ile evlendiğini duyarlar, bunların doğru olup olmadığını anlamak için dolaşmaya çıkarlar. Aeneas dolaşırken Andromakhe ile karşılaşır. Andromakhe Aeneas’ın duyduklarını doğrular, Helenos buradaki topraklara avda ölen sevdiği arkadaşı Chaon’un adına ithafen Chaonia adını vermiş ve burada küçük bir Troia kenti kurmuştur. Andromakhe ve Helenos, Aeneas ve adamlarını saraylarında konuk ederler. Günler sonra yola çıkma vakti gelmiştir. Aeneas Apollon rahibine danışır ve kehanet alır. Rahip yolculuk sırasında başlarına gelecek bazı olayları, karşılaşacakları yerleri aktardıktan sonra şu önemli kehaneti bildirir; “Issız bir ırmağın kıyısında otururken meşeliğin dibinde iri bir yaban domuzu ve otuz yavru görünce kentini kurup çilelerin son bulacağı yer burasıdır.”
Andromakhe Aeneas ve beraberindekileri uğurlarken onlara pek çok hediye verir. Bu hediyelerden Ascanius’a verdikleri altın telle işlenmiş giyisiler ve Phrygia tipi bir üstlük tür. Aeneas da ayrılırken oradakilere şu anlamlı sözleri söyler: “Siz artık huzura ulaşmışsınız kentinizi kurmuşsunuz bizim bulmamız gereken topraklar var. Gün olup ulaşırsam Thybris’e, ya bu ırmağa yakın ovalara, soyuma ayrılmış surları görürsem bir gün, dilerim kan kardeşi çift kenti, eskiden birbirine yakın iki kardeş halkı birleştirelim yüreğimizde tek yurt olsunlar. Hesperia ile Epirus tek olsun bizim için, ikisinin de atası Dardanos’dur, mademki ikisinin de başına gelen benzemektedir, torunlarımız da bu duyguda olsun bizimle!”
Ceraunia
Bouthrrutium’dan ayrılır ayrılmaz deniz onları Ceraunia yakınlarına atar. Buradan deniz yoluyla İtalya’ ya varış çok kısadır. Yıldızlar görünüp hava uygun olunca hemen toparlanıp gemilere binerler ve açılırlar denize yeniden.
Castro III.530 VD.
Uzun zaman yol aldıktan sonra, tan yeri ağarırken kahraman Akhates İtalya diye bağırır. Ankhises kadehini şarapla doldurur, geminin kıç güvertesinde durup yalvarır tanrılara elverişli bir rüzgâr ve kolay bir yolculuk için. Karşıda yay gibi kıvrılan bir liman, kalenin üzerinde Athena tapınağı görünür. Üst üste dizilmiş kayalardan oluşan bir duvar sağ ve soldan denizin içine kadar uzanır. Bu kayalar her iki yandan tapınağı gizler. Kıyıda otlayan dört beyaz at görürler. Ankhises önce bu atların savaş anlamına geldiğini söyler, ama ardından barış umuduna da işaret olabilir der. Tanrıça Hera için adaklar sunduktan sonra çok güvenilir bulmadıkları bu topraklardan yani Castro’dan ayrılırlar.
Doç Dr. Yasemin POLAT
Ege Üniversitesi, Edebiyat Fakültesi, Klasik Arkeoloji Bölümü Öğretim Üyesi
***
ETRÜSKLER DİĞER ADIYLA TURKANALAR (TÜRKANLAR)
Altın süsler ve heykellerle dolu olan, fresklerle bezenmiş, prenslere layık mezarlar, Arno ve Tiber Nehriyle, Apenin Dağları ve Tirenien Denizi arasındaki bölgede zenginliğin müthiş bir şekilde artmış olduğunu gösteriyordu. Etrüskler (diğer adıyla TURKANALAR/TÜRKANLAR), M.Ö. VII. yüzyılda artık on iki kent - devletten oluşmuş bir federasyon kurmuşlardı.
Veii, Caere, Tarqunii, Vulci, Rusellae, Vetuloni, Solsinii, Clusium, Xerugia, Cortona, Arretium ve Volateera'da kurulduğu sanılan bu kent-devletleri birbirlerine siyasal çıkarlardan çok din birliği bağlıyordu. Etrüskler, bir dizi fetih 'sonucu topraklarını genişleterek, Latin'ler de dahil olmak üzere İtalya'daki öteki kavimleri emirleri altına aldılar.
Etrüsk hükümdar ailesi olan Tarquin'ler (Türkçede Türk soylusu, komutan ünvanı olan TARKAN'lar), Roma'yı M.Ö. 616'dan 509'a kadar yönettiler.
Etrüskler, deniz güçlerini Kartacalılarınkiyle birleştirerek, güney İtalya'daki Grek kolonicilerini durdurdular. Grekleri M.Ö. 535'de Alatia'da yapılan savaşta yendiler. Etrüskler güçlerinin doruğuna erişmişlerdi artık. Sonra devlet yavaş yavaş çökmeye başladı. M.Ö. 474'de Etrüsk donanması Grekler tarafından Napoli körfezinde yenilgiye uğratıldı. Cumhuriyetçi Romalılar 396'da Veii'yi, 265'de de Volsinii'yi yıktılar. Böylece İtalya'nın ilk uygarlığı yenildi. Şair Horace'a göre de, "kendilerini yenenleri yendiler onlar."(Kayıp Uygarlıklar, Rupert Furneux Sayfa:144)
6. MİTOLOJİK KARŞILAŞTIRMALAR VE DİLSEL BAĞLANTILAR
Etrüsk, İskit, Ege ve Grek mitolojileri arasındaki katmanlar incelendiğinde, temel anlatıların Doğu’dan (Avrasya stepleri ve Ön-Anadolu) Batı’da Akdeniz havzasına taşındığı görülür.
1. Basat – Tepegöz ile Odysseus – Kyklop (Polyphemus)
Homeros’un Odysseia destanı ile Dede Korkut Kitabı’ndaki Basat’ın Tepegöz’ü Öldürdüğü Boy arasındaki parallelsellikler:
- Devin Gözünün Kör Edilmesi: Odysseus, Kiklops Polyphemus’u kızgın ahşap kazıkla kör eder; Basat ise ateşte kızdırdığı demir mil ile Tepegöz’ün gözünü oyar.
- Mağaradan Kaçış: Odysseus koyunların karın altına tutunarak, Basat ise koyun/koç postuna bürünerek mağaradan kaçar.
- Yurduna Dönüş ve Yay Sınavı: Odysseus’un 20 yıl sonra İthaka’ya ozan/dilenci kılığında dönüp dev yayı germe sınavını kazanması; Bamsı Beyrek’in 16 yıl esaretten sonra ozan kılığında dönüp ok-yay sınavı ile nişanlısı Banu Çiçek’e kavuşması birebir aynı motiftir.
2. Apollon (Apulu) ve Deli Dumrul Anlatısı
Etrüsklerde Apulu olarak geçen Apollon mitolojisinde; Apollon’un doğduğunda hızla büyüyüp "bacaklarını saran kumaşları yırtması", Türkçedeki gürbüz, iri bacaklı çocukların adımlamasını simgeleyen "Apul apul yürümek" ikilemesi ve uzuv anlamındaki Apul sözcüğü ile doğrudan ilişkilidir.
- Can Yerine Can Verme Motifi: Apollon’un hizmet ettiği Kral Admetus’un ölümü yaklaşınca, kader tanrıçaları Admetus’un yerine başka birinin can vermesini ister. Yaşlı anne ve babası canlarını vermeyip eşi Alcestis canını adar. Bu kurgu, Dede Korkut’taki Deli Dumrul’un Azrail ile mücadelesinde anne ve babasının canını vermeyip eşinin kendi canını teklif etmesi anlatısının Akdeniz versiyonudur.
3. Taurica Artemis (Ertemis / Erdem)
Antik dönemde İskit başkenti Kırım Taurica Chersonnesus olarak anılırdı. Buradan yayılan Tauran (Turanlı) Artemis mitinde; Artemis’in ok-yay kullanması, bakir kadın savaşçı olması (Amazonlar) ve geyik دونuna (şekline) girmesi Türk şamanik ritüelleriyle örtüşür. "Artemis" kelimesi, Eski Türkçe yazıtlarda sıkça geçen bilge, töreli, adil usta savaşçı anlamındaki Erdem / Ertemis kavramının fonetik dönüşümüdür.
4. Sosuruk (Prometheus) ve Alp Er Tunga (Madyes) Motivik İzleri
Nart destanlarında ateşi devlerden çalarak insanlara getiren Sosuruk ile Grek mitolojisindeki Prometheus anlatısı doğrudan örtüşür. Benzer şekilde İskit Başbuğu Madyes / Alp Er Tunga'nın Ön Asya seferleri ve uğradığı suikast, Heredot Tarihi ile Divânu Lugāti't-Türk'teki Alp Er Tunga Sagu'su arasında tarihsel ve edebi bütünlük sağlar.
7. ETRÜSK PANTEONU VE TÜRKÇE KÖKENSEL (ETİMOLOJİK) DEĞERLENDİRME TABLETİ
Etrüsklerin kendilerine verdiği Rasenna ismi, Türk türeyiş destanlarındaki dişi kurt Asena / Aşina boy adı ile doğrudan ilişkilidir. Yenisey-Tuba dikilitaşlarında geçen Etrük (E-50 yazıtı) veya Ertürk (iş başaran, savaşçı Türk) kavramı Etrüsk adının öz biçimidir.
Etrüsk Mitlerinde yeralan tanrı isimlerinin Türkçe etimolojik çözümleme önerileri aşağıda Tablo formatında sunulmuştur:
| Etrüsk Tanrı / Figür Adı | Etrüsk Mitolojisindeki İşlevi | Muhtemel Türkçe Etimoloji ve Kültürel Bağlantı |
|---|---|---|
| Rasenna | Etrüsklerin Öz Adı | Asena / Aşina (Türeyiş destanındaki dişi kurt / hanedan adı). |
| Tarchon (Tarχun) | Etrüsk Kurucu Kahramanı | Tarkan / Tarhan / Targan (Komutan, demirci ulu kişi). |
| Turan | Aşk, Bereket ve Canlılık Tanrıçası | Turan (Türklerin ata yurdu, yaşam alanı); Türk kültüründe yurt özlemini simgeleyen Turna / Kuğu kuşu sembolizmi. |
| Artume (Aritimi) | Bereket, Orman ve Doğa Tanrıçası | Erdem / Ertemis (Savaşçı ahlakı, bilgelik, törelilik). |
| Apulu (Aplu) | Gök Gürültüsü, Işık ve Yay Tanrıçası | Apul / Apul Apul (Gürbüz, iri bacaklı; bacaklarını açarak salına salına yürüyen). |
| Cel (Ati Cel / Apa Cel) | Arz / Toprak Tanrısı | Çel / Çöl / Yer / Çala (Eski Türkçe toprak, arazi, yer yüzü). Ati (Ata/Baba), Apa (Epe/Abla/Ana). |
| Calu | Kurt Görünümlü Yeraltı Tanrısı | Börü / Kurt / Qalbı (Şamanik yeraltı bekçisi ruhlar). |
| Culsans / Culsu | Kapı, Geçit ve Eşik İfriti/Tanrısı | Kulıs / Kilit / Qol (Eşik, kapı kolu, koruyucu engel). |
| Thesan | Şafak ve Hayat Tanrıçası | Tañ / Tan / Tañ Sökülmesi (Erken sabah, şafak vakti). |
| Usil | Güneş Tanrısı | Işık / Yışık / Isı / Isığ (Sıcaklık ve ışık kaynağı). |
| Maris | Tarım, Bereket ve Savaş Tanrısı | Bars / Pars (Türk-Moğol kozmolojisinde güç ve savaş simgesi simge hayvan). |
| Laran | Savaş Tanrısı | Eren / Yalaz / Yaran (Savaşçı yiğit, alevli alp). |
| Tiv / Tivr | Ay İlahı | Tengri / Tegri / Tib (Gök ve gök cismi ilahı). |
| Kharun (Karun) | Yeraltı Bekçisi, Çekiçli İfrit | Karangut / Karanlık / Qarun (Yeraltı zifiri ortamı, Erlik Han'ın hizmetkarları). |
ETRÜSK MİTOLOJİSİNDE AŞK, BEREKET TANRIÇASI OLARAK TANIMLANAN "TURAN" SÖZCÜĞÜ YENİSEY BARLIK TÜRK YAZITINDA GEÇMEKTEDİR.
8. ARKEOLOJİK, EPİGRAFİK VE GENETİK BULGULAR
- Lemnos (Limni) Steli ve Tyrrhen Dili: 1885 yılında Limni adasında bulunan ve M.Ö. 6. yüzyıla tarihlenen yazıt, Etrüsk diliyle yazılmıştır. Bu durum Etrüsklerin Ege adaları ve Batı Anadolu üzerinden İtalya’da yerleştiklerinin açık arkeolojik delilidir.
- Etrüsk Yazısının Alfabesi ve Runik Bağlantı: Etrüsk alfabesi, Göktürk ve Yenisey Orhun runik alfabesiyle karakter yapıları, ses değerleri ve damga (tamga) mürfakatları açısından şaşırtıcı benzerlikler gösterir. Kazakistan’daki Esik Kurganı (Altın Elbiseli Adam) tabağındaki M.Ö. 5. yüzyıl runik yazısı, Talas ve Bömbögör yazıtları ile Etrüsk epigrafisi aynı Ön-Türk alfabetik kökenin kollarıdır. Türkolog Firudin Ağasıoğlu veAzerbaycanlı dilbilimci ve tarihçidir (Profesör, Filoloji Bilimleri Doktoru)Cengiz Garaşarlı (Çingiz Garaşarlı) ve İtalyan dilbilimci Mario Alinei'nin çalışmaları; Etrüskçe ve Türkçe arasındaki bağı açıkça ortaya koymaktadır.
- Mezar Mimarisi (Kurgan ve Tumulus): Etrüsklerin İtalya’da (özellikle Cerveteri ve Tarquinia) inşa ettikleri kubbeli mezar odaları (Tholos ve Tumulus), Avrasya steplerindeki Altay, Pazırık ve İskit Kurgan mimarisinin birebir kopyasıdır.
- Tersine Ölü Yerme (Cenaze Törenleri / Yuğ Törenleri): Etrüsk mezar fresklerinde görülen cenaze yarışları, güreşler, kurban ritüelleri ve ağıt yakma törenleri, Türklerdeki Yuğ törenleri ile aynı işlevselliğe sahiptir.
- Genetik ve Antropolojik İncelemeler: Prof. Alberto Piazza (Torino Üniversitesi, 2007) ve Antonio Torroni liderliğinde yürütülen mitokondriyal DNA (mtDNA) araştırmaları, Murlo ve Volterra bölgelerindeki yerli Etrüsk soyundan gelen popülasyonun genetik kodlarının Batı Anadolu (Ege) ve Doğu Akdeniz topluluklarıyla %95 oranında örtüştüğünü ortaya koymuştur. Ayrıca Etrüsk sığır türlerinin (Chianina) DNA’sının Anadolu sığır genetiğiyle eşleşmesi göçün biyolojik kanıtıdır.
Modern Araştırmalar ve Bilimsel Çalışmalar
9. SONUÇ
Tarihsel kronikler, arkeolojik mühürler (Tarkasnawa / Karabel), epigrafik yazıtlar (Yenisey Etrük metinleri), mimari kurgan yapıları, mitolojik motifler ve genetik veriler bütünsel bir disiplinlerarası yaklaşımla incelendiğinde; M.Ö. 3000’lerden itibaren Troya, Trakya ve Ege havzasında varlık gösteren toplulukların Ön-Türk kültür dünyasıyla kesintisiz bir bağ içinde olduğu görülmektedir. Troya’nın yıkılışı sonrası İtalya’ya göç eden Etrüskler (Turkanlar), taşıdıkları Tarkan yönetici geleneği, Dişi Kurt türeyiş mitosu ve diliyle Antik Roma uygarlığının gerçek kurucu iradesini oluşturmuşlardır.
Makale: Türkolog Fatih Mehmet Yiğit - 11.09.2026
KAYNAKÇA
- Ağasıoğlu, F. (2013). Etrüsk-Türk bağı (Çev. H. Adıgüzel). Bilgeoğuz Yayınları. (Orijinal eser 2011 yılında yayımlanmıştır), 9 Bitik külliyatı
- Alinei, M. (2013). Gli Etruschi erano Turchi: Dalla scoperta delle affinità genetiche alle conferme linguistiche e culturali. Edizioni dell'Orso.
- Asena, G. A. (2014). Turkanlarda (Etrüsk) tanrı, ruh ve ölüm. Altınordu Yayınları.
- Atabinen, R. S. (1943). Türklerin Avrupalı’larla müşterek Troya menşeleri efsanesi üzerinde araştırma. III. Türk Tarih Kongresi Bildirileri içinde (s. 543-556). Türk Tarih Kurumu Yayınları.
- Ayda, A. (1992). Etrüskler (Tursakalar) Türk idiler. Türk Kültürünü Araştırma Enstitüsü Yayınları.
- Diodorus Siculus. (b.t.). Bibliotheke historike (Tarih kitaplığı).
- Dupleix, S. (1619). Mémoires des Gaules depuis le déluge jusqu’à l’établissement de la monarchie française.
- Garaşarlı, Ç. (2014). Troialılar ve Etrüskler Türk idiler (Çev. S. Yavuzaslan). Kömen Yayınları.
- Gray, E. C. (1843-1868). The history of Etruria (Cilt 1-3). London.
- Hawkins, J. D. (1998). Tarkasnawa King of Mira: 'Tarkondemos', Boğazköy seals and Karabel. Anatolian Studies, 48, 1-31.
- Herodot. (2006). Tarih (Çev. M. Ökmen). Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları.
- Homeros. (2014). İlyada (Çev. A. Erhat & A. Kadir). Can Yayınları.
- Homeros. (2014). Odysseia (Çev. A. Erhat & A. Kadir). Can Yayınları.
- Justinus. (b.t.). Epitome of the Philippic history of Pompeius Trogus.
- Kantarcı, A. Ş. (2014). Tarihte ilk Doğu-Batı çatışması olarak görülen Troia Savaşı’nın tarafları üzerine psikopolitik bir değerlendirme: Batı düşününde Troialılar ve Akhalar. Akdeniz İİBF Dergisi, (28), 1-25.
- Memiş, E. (2009). Troya ve Troyalılar / Troyalılar Türk müdür? (s. 127-133). Çizgi Kitabevi.
- Orkun, H. N. (1987). Eski Türk yazıtları. Türk Dil Kurumu Yayınları.
- Piazza, A. et al. (2007). Mitochondrial DNA patterns in Etruscan origins. European Society of Human Genetics.
- Polat, Y. (b.t.). Aeneid Destanı: Troya’dan Roma’ya. Ege Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Klasik Arkeoloji Bölümü.
- Poucet, J. (b.t.). Le mythe de l'origine troyenne au Moyen Age et à la Renaissance: Un exemple d'idéologie politique.
- Renfrew, C., Cavalli-Sforza, L. L., Camporeale, G. et al. (b.t.). Etrüsk DNA araştırmaları.
- Sturluson, S. (1987). The Prose Edda (Trans. A. Faulkes). Everyman's Library.
- Şahin, H. (2014). Troyalılar Türk müydü? Bir mitosun dünü, bugünü, yarını. Troya Yayıncılık.
- Taylor, I. (1874). Etruscan researches. Macmillan and Co.
- Türk Akademisi. (b.t.). Türk bitig yazıtları katalogu. Türk Akademisi Yayınları.
- Yiğit, F.M. Türk Mitolojisi, Gece Yayınları, Araştırma yazıları
- https://turkologfatihmehmetyigit.blogspot.com/2025/07/iskit-saka-turkleri-ogur-oguzlardir-hun.html?m=1
- https://turkologfatihmehmetyigit.blogspot.com/2025/10/iskitler-turk-mu-iskit-saka-turkleri.html
- https://turkologfatihmehmetyigit.blogspot.com/2026/06/iskit-saka-yonetici-sikkelerindeki.html?m=1
- https://turkologfatihmehmetyigit.blogspot.com/2026/06/yok-sayilan-iskit-saka-turk-tarihi-ve.html?m=1
- https://turkologfatihmehmetyigit.blogspot.com/2024/07/kirkizlar-iskit-saka-turk-amazon-kadin.html?m=1
- https://turkologfatihmehmetyigit.blogspot.com/2026/06/buyuk-avrasya-govdesinin-batidaki.html
- https://turkologfatihmehmetyigit.blogspot.com/2020/10/azerbaycandan-anadoluya-anadoludan.html?m=1
- https://turkologfatihmehmetyigit.blogspot.com/2022/10/truvalilarin-turklugu-ve-turk-bati.html?m=1
- https://turkologfatihmehmetyigit.blogspot.com/2019/06/roma-imparatorlugunu-kuran-iki-etrusk.html?m=1
- https://turkologfatihmehmetyigit.blogspot.com/2026/07/antik-donem-tarihcilerinin-kaytlar-ve.html?m=1
- https://turkologfatihmehmetyigit.blogspot.com/2024/04/iskit-saka-turklerinin-bir-kolu.html?m=1
- https://turkologfatihmehmetyigit.blogspot.com/2024/10/iskit-saka-turklerinin-bir-kolu.html?m=1


















Yorumlar
Yorum Gönder