Kayıtlar

Mayıs, 2026 tarihine ait yayınlar gösteriliyor
Resim
Hakikat Yolu Erkek dişi sorulmaz, muhabbetin dilinde, Hakk’ın yarattığı her şey yerli yerinde. Bizim nazarımızda, kadın erkek farkı yok, Noksanlık da, eksiklik de; senin görüşlerinde. Sevgi muhabbet kaynar, yanan ocağımızda, Bülbüller şevke gelir, gül açar bağımızda. Hırslar, kinler yok olur, aşkla meydanımızda, Aslanlarla ceylanlar, dosttur kucağımızda. Dostumuzla beraber, yaralanır kanarız, Her nefeste aşk ile yaradanı anarız. Erenler meydanına, vahdet ile gir de gör, Kırk budaklı şamdanda kırkımız bir yanarız. Cem erenlerindir, Hakk'ı görenlerindir, O kutsal meydana eğriler girmez, Yolumuz, doğru gelip ikrar verenlerindir. Edep, erkâna bağlıdır, ayağımız başımız, Güllerden koku almıştır, toprağımız taşımız. Soframızda bulunan, lokmalar hep helâldir, Yiyenlere nur olur, ekmeğimiz aşımız. Hararet nârdadır, bil ki sacda değildir, Keramet sendedir, baştaki tâcda değildir. Her ne arar isen, dönüp kendinde ara, Kudüs’te, Mekke’de, ya da Hâc’da değildir. Hikmet arar isen, önce özüne bi...
Resim
  VAİZ: Öteki Mehmet Akif  "Bana anlat bakayım şimdi; şu biçare ocak  Zorbalar saltanatından ne zaman kurtulacak Hiç bu mantıkla a divane, hükümet mi yürür Bir cemaat ki,erenler işi yumrukla görür Ya kuzum, zaptiye ruhuyla hükümet sürenin  Yeri altındadır, üstünde değil kürenin" (Mehmed Akif Ersoy) 
Resim
  ÖZÜNÜ DOĞRU TUT Her yerde daima adaletli davran Eline, diline, beline; sahip çık her zaman. Bir olan Ulu Tanrı’ya kalpten inan Kula kulluk etme, hak yoluna dayan. İline, yurduna sarıl, töreni canla yaşat, Yaratılan her canlıyı sevgi, şefkatle kuşat. Doğaya zarar eyleme, incitme karıncayı, Gönül yıkma bu dünyada, yıkılanı eyle şad. Kin, haset ve gıybet ile kirletme hiç kalbini, Yalandan ve riyadan çek, temiz eyle dilini. Sözün namusundur senin, ahde vefa gösterip, Emanete hıyanetle harcatma kendini. Cömertlikte akarsu ol, gururdan kaç, alçak uç, Büyüklere saygılı ol, küçüğe sevgini saç. Ayıpları örtücü ol, vurma hatayı yüze, Dar günde yoldaş olana, muhabbetle kucak aç. Akıl ve bilimin yolu, rehberindir her zaman, Bildiğini öğret dostum, bilmeyince sus aman! Ustadan, alimden ders al, işinde ehil olasın, Alın teri dökerek kazan, helal olsun her lokman. Kul hakkına el uzatma, tamah edip kör olma, Alan değil veren el ol, yıkan değil yapan ol. Şu fani dünya içinde, Hakka, hukuka sarıl,...
Resim
NEMİZ VAR? Her bir söze sakin (sakın) dilin uzatma Doğru söyleyene dilde nemiz var Aybın görüp elin gıybetin etme Kendimiz görelim ilde nemiz var Nadana söz atıp dile getirme Cahile uyup kendini yitirme Her ağaç dibine varıp oturma Meyvesi olmayan dalda nemiz var İhtilaf çoğaldı okur kitaptan Her bağa girilmez oldu gazelden Ayırma gönlünü sen de sohbetten Halk içinde kıyl-ü kalde nemiz var Herkese kaş çatıp fena söyleme Helalden gayrıya minnet eyleme Her güle gül diye hizmet eyleme Dikende açılan gülde nemiz var Olur olmaz yerde çok sır verilmez Cümle bir sıfattır kamil bilinmez Her akan sulardan abdest alınmaz Yuvarlanıp akan selde nemiz var Sakın bir kimsenin metaın satma Bülbül gibi bezm-i gülşende ötme Her gördüğün bala parmağın batma Lezzeti çıkmayan balda nemiz var Kul Himmet'im der ki bu sır Ali'nin Pirim Hünkar Hacı Bektaş Veli'nin Kurbanıyım erkanının yolunun Kırmızılar geydik alda nemiz var Türkmen Ozan Kul Himmet Nefes, Türkü, Beste, Müzik: Fatih Mehmet Yiğit 
Resim
  "Gök ağlamadan, yer gülmez..." Türk Atasözü
Resim
  ES DELİ RÜZGÂR ES! ​Kayıp bir pusula şimdi ellerin, Tenimde eskiyen o sert kış. Topladım tüm gitmeleri, Bölündüm bin parçaya; Çıkan sonuç: Biraz kül, biraz sen. ​Karanlık sarnıçlarda yankılanan O son gülüşün yankısı; Zamanın dişlerinde öğütülen Sevdalı bir deliyim artık. ​Yürüdüğüm sokaklar sessiz bir tanık, Adımlarım boşlukta asılı kalan birer ah. Hangi kıyıya vursam, Deniz seni kusuyor üzerime. ​Tuzun yakıyor eski yaralarımı, Martı çığlıklarında senin adın... Anladım ki; İnsan en çok kaçtığı yere En derin köklerini salarmış. ​Şimdi sustuğum her kelime, Senin için biriktirdiğim bir çığlık. Hükmü yok artık mevsimlerin, Takvimler hep o kışta takılı. ​Ben ki, kendi yangınından sağ çıkmış Ama külüne sevdalı o rüzgâr; Bir ömür boyu dağılmaya, Hep sana doğru esen Deli bir rüzgârım artık. ​Es deli rüzgâr es! Al götür ne varsa; Umuda ve yarına... Fatih Mehmet Yiğit 
Resim
  ES DELİ RÜZGÂR ES! ​Kayıp bir pusula şimdi ellerin, Tenimde eskiyen o sert kış. Topladım tüm gitmeleri, Bölündüm bin parçaya; Çıkan sonuç: Biraz kül, biraz sen. ​Karanlık sarnıçlarda yankılanan O son gülüşün yankısı; Zamanın dişlerinde öğütülen Sevdalı bir deliyim artık. ​Yürüdüğüm sokaklar sessiz bir tanık, Adımlarım boşlukta asılı kalan birer ah. Hangi kıyıya vursam, Deniz seni kusuyor üzerime. ​Tuzun yakıyor eski yaralarımı, Martı çığlıklarında senin adın... Anladım ki; İnsan en çok kaçtığı yere En derin köklerini salarmış. ​Şimdi sustuğum her kelime, Senin için biriktirdiğim bir çığlık. Hükmü yok artık mevsimlerin, Takvimler hep o kışta takılı. ​Ben ki, kendi yangınından sağ çıkmış Ama külüne sevdalı o rüzgâr; Bir ömür boyu dağılmaya, Hep sana doğru esen Deli bir rüzgârım artık. ​Es deli rüzgâr es! Al götür ne varsa; Umuda ve yarına... Fatih Mehmet Yiğit 
Resim
  Ulusal Kurtuluş Savaşımızın başlangıcı sayılan 19 Mayıs 1919 günü sadece Atatürk'ü Anma, Gençlik ve Spor Bayramı olarak değil; "Türklüğün Yeniden Dirilişi, Türklerin Ergenekon'dan İkinci Çıkış Bayramı" olarak da kutlanmalı. Fatih Mehmet Yiğit
Resim
  Yurtsever olmak; sadece yurdun bütünlüğünü korumak değildir; yer altı ve yer üstü kaynaklarını, doğayı ve çevreyi korumaktır aynı zamanda. Doğa Ana'ya sahip çıkmak yurda sahip çıkmaktır. Doğasına, ülkesinin yer altı ve yer üstü kaynaklarına sahip çıkmayandan vatansever olmaz. Fatih Mehmet Yiğit 
Resim
  İstanbul'dan çıkmadan önce düşündüğümüz ve 19 Mayıs 1919'da Samsun'da Anadolu topraklarına ayak basar basmaz uygulamaya başladığımız karar: Ulus egemenliğine dayanan, tam bağımsız yeni bir Türk devleti kurmaktı. Bu kararın dayandığı en sağlam düşünüş ve mantık şu idi: Temel ilke, Türk ulusunun onurlu ve şerefli bir ulus olarak yaşamasıdır. Bu, ancak tam bağımsız olmakla sağlanabilir. Ne denli zengin ve gönenmiş olursa olsun, bağımsızlıktan yoksun bir ulus, uygar insanlık karşısında uşak durumunda kalmaktan öteye gidemez. Yabancı bir devletin koruyuculuğunu ve kollayıcılığını istemek insanlık niteliklerinden yoksunluğu, güçsüzlüğü ve beceriksizliği açığa vurmaktan başka bir şey değildir. Gerçekten bu aşağılık duruma düşmemiş olanların, isteyerek başlarına yabancı bir efendi getirmeleri hiç düşünülemez. Oysa, Türkün onuru, kendine güveni ve yetenekleri çok yüksek ve büyüktür. Böyle bir ulus, tutsak yaşamaktansa yok olsun, daha iyidir. Öyleyse, ya İstiklal, ya ölüm! *Gazi Mu...
Resim
  19 Mayıs 1919 sıradan bir gün değildir. 19 Mayıs 1919; yok edilmek istenen Türklüğün yeniden dirilişi, Türklerin ikinci ERGENEKON Destanı'dır. Bu destan; şehitlerin kanı, Türk milletinin kahramanlığı ve alın teri ile yazılmıştır... TÜRKLERİN İKİNCİ ERGENEKONU: 19 MAYIS 1919 Karanlık çökmüştü Türk’ün yurduna, Pay edilmişti vatan, zincir vurulmuştu Türk Ulusuna. Sönmek üzereyken ocaktaki son ateş, Göklerden bir muştu gibi doğdu o güneş. On Dokuz Mayıs günü Samsun’un ufkunda, Bir vapur yanaştı, umut yüklü adı Bandırma. Gök gözlü bir Bozkurt ayak bastı karaya, Merhem olmak için kanayan her yaraya. Bu çıkış, Türk’ün ikinci Ergenekon’uydu, Tutsaklık zincirlerini kıran bir muştuydu. Dağları eriten o eski demirci gibi, Ateşledi Ata’m Millî Mücadele fikrini. Amasya, Erzurum, Sivas’ta yankılandı sesi: "Ya istiklal ya ölüm!" oldu Türk’ün nefesi. Kurtuluş Savaşı denen o kutsal mahşerde, Küllerinden doğdu millet, her cephede, her yerde. Kocatepe’den baktı o çelik bakışlı lider, Dedi...