19 Mayıs 1919 sıradan bir gün değildir.
19 Mayıs 1919; yok edilmek istenen Türklüğün yeniden dirilişi, Türklerin ikinci ERGENEKON Destanı'dır.
Bu destan; şehitlerin kanı, Türk milletinin kahramanlığı ve alın teri ile yazılmıştır...
TÜRKLERİN İKİNCİ ERGENEKONU: 19 MAYIS 1919
Karanlık çökmüştü Türk’ün yurduna,
Pay edilmişti vatan, zincir vurulmuştu Türk Ulusuna.
Sönmek üzereyken ocaktaki son ateş,
Göklerden bir muştu gibi doğdu o güneş.
On Dokuz Mayıs günü Samsun’un ufkunda,
Bir vapur yanaştı, umut yüklü adı Bandırma.
Gök gözlü bir Bozkurt ayak bastı karaya,
Merhem olmak için kanayan her yaraya.
Bu çıkış, Türk’ün ikinci Ergenekon’uydu,
Tutsaklık zincirlerini kıran bir muştuydu.
Dağları eriten o eski demirci gibi,
Ateşledi Ata’m Millî Mücadele fikrini.
Amasya, Erzurum, Sivas’ta yankılandı sesi:
"Ya istiklal ya ölüm!" oldu Türk’ün nefesi.
Kurtuluş Savaşı denen o kutsal mahşerde,
Küllerinden doğdu millet, her cephede, her yerde.
Kocatepe’den baktı o çelik bakışlı lider,
Dediler: "Türk bitti", Ata’m dedi: "Geldikleri gibi giderler!"
Gök gözlü Bozkurt’un önderliğinde şahlanan ordu,
Al bayrağın kanıyla yeniden vatan yaptı bu yurdu.
Açtığın bu yolda, yaktığın o kutsal meşaleyle,
Yürüyoruz sonsuza, aynı inanç ve azimle.
On Dokuz Mayıs, Türk’ün diriliş günüdür;
Atatürk, esaret zincirini kıran Türk’ün en büyük önderidir!
İnönü’de, Sakarya’da çelikten bir duvar,
Mehmed’imin göğsünde sarsılmaz bir iman var.
Dumlupınar ufkunda koptu o son kıyamet,
"Ordular, ilk hedef Akdeniz!" dedi nihayet.
Yalın ayak, aç susuz ama başlar hep dik,
Yedi düvel birleşti, biz hepsini yendik.
Çünkü bu kan, Ergenekon’da dağları delen kandı,
Bu ateş, asırlar boyu sönmeyen o kutsal volkandı.
Şimdi bir On Dokuz Mayıs sabahında yeniden,
Güç alıyoruz o mavi gözlerdeki alevden.
Emanetin namustur, yurdun her bir köşesinde,
Yürüyor Türk gençliği Gök Gözlü Bozkurt'un izinde!
Karanlık çökmüştü Türk’ün yurduna,
Pay edilmişti vatan, zincir vurulmuştu Türk Ulusuna.
Sönmek üzereyken ocaktaki son ateş,
Göklerden bir muştu gibi doğdu o güneş.
On Dokuz Mayıs günü Samsun’un ufkunda,
Bir vapur yanaştı, umut yüklü adı Bandırma.
Gök gözlü bir Bozkurt ayak bastı karaya,
Merhem olmak için kanayan her yaraya.
Bu çıkış, Türk’ün ikinci Ergenekon’uydu,
Tutsaklık zincirlerini kıran bir muştuydu.
Dağları eriten o eski demirci gibi,
Ateşledi Ata’m Millî Mücadele fikrini.
Amasya, Erzurum, Sivas’ta yankılandı sesi:
"Ya istiklal ya ölüm!" oldu Türk’ün nefesi.
Kurtuluş Savaşı denen o kutsal mahşerde,
Küllerinden doğdu millet, her cephede, her yerde.
Kocatepe’den baktı o çelik bakışlı lider,
Dediler: "Türk bitti", Ata’m dedi: "Geldikleri gibi giderler!"
Gök gözlü Bozkurt’un önderliğinde şahlanan ordu,
Al bayrağın kanıyla yeniden vatan yaptı bu yurdu.
Açtığın bu yolda, yaktığın o kutsal meşaleyle,
Yürüyoruz sonsuza, aynı inanç ve azimle.
On Dokuz Mayıs, Türk’ün diriliş günüdür;
Atatürk, esaret zincirini kıran Türk’ün en büyük önderidir!
İnönü’de, Sakarya’da çelikten bir duvar,
Mehmed’imin göğsünde sarsılmaz bir iman var.
Dumlupınar ufkunda koptu o son kıyamet,
"Ordular, ilk hedef Akdeniz!" dedi nihayet.
Yalın ayak, aç susuz ama başlar hep dik,
Yedi düvel birleşti, biz hepsini yendik.
Çünkü bu kan, Ergenekon’da dağları delen kandı,
Bu ateş, asırlar boyu sönmeyen o kutsal volkandı.
Şimdi bir On Dokuz Mayıs sabahında yeniden,
Güç alıyoruz o mavi gözlerdeki alevden.
Emanetin namustur, yurdun her bir köşesinde,
Yürüyor Türk gençliği Gök Gözlü Bozkurt'un izinde!
Fatih Mehmet Yiğit













Yorumlar
Yorum Gönder