Kayıtlar

Resim
  Yalnız Seni Ararım  Gözümün daldığı yerde, Yalnız seni ararım. Gönlün olduğu yürekte, Yalnız seni ararım. Şafak söküp gün doğarken, Yağmur ince ince yağarken, Hüzün kalbe dolarken, Yalnız seni ararım. Kervan geçer, toz yükselir, Eski dertler taze gelir. Sükût bile dile gelir, Yalnız seni ararım. Bir yaprak düşse dalından, Haber gelse dost yurdundan, Aşkın o bitmez yolundan, Yalnız seni ararım. Dağlar araya set çekse, Felek boynumu, dert bükse, Gökler yere yaşlar dökse, Yalnız seni ararım. Varlık biter, darlık kalır, Dünya döner, dertler çoğalır, Dilde sadece adın kalır; Yalnız seni ararım. Fatih Mehmet Yiğit 
Resim
  CAHİL İLE DOST OLMA Cahil ile dost olma İlim bilmez, irfan bilmez, Söz bilmez, üzülürsün Saygısızla dost olma Usul bilmez, adap bilmez, Sınır bilmez, üzülürsün Aç gözlü ile dost olma İkram bilmez, kural bilmez, Doymak bilmez, üzülürsün Görgüsüzle dost olma Yol bilmez, Yordam bilmez, Kural bilmez, üzülürsün Kibirliyle dost olma Hal bilmez, ahval bilmez, Gönül bilmez, üzülürsün. Ukalayla dost olma Çok konuşur, boş konuşur, Kem konuşur, üzülürsün. Namertle dost olma Mertlik bilmez, yürek bilmez, Dost bilmez, üzülürsün. .... Bir baş ol ki oğul! Dimdik durasın Çiğnenip ezilmeyesin Bir göz ol ki oğul! İyiliği göresin Peşinden yürüyesin Bir dil ol ki oğul! Zehire bal süresin Bir yürek ol ki oğul! Her zaman Hâk diyesin Ayak olursan oğul Karınca ezmeyesin Vakit kıymetli oğul Sakın boş geçmeyesin... Faydalı ile faydasız olanı ayırmak için bilgi sahibi olmak gerekir.  Bilimden payını almamış olanlar kendilerini ölmüş bilsinler. Kişi, bildiğini öğretecektir. Bildiklerini öğretenler unut...
Resim
  Aynı Göğün Altında Kavuşmak bir kıyıysa, vurduk dalga dalga, İki ayrı ırmaktık, aynı denize sevdalı. Yürüdük tozlu yollardan, ayaklarda dünya ağrısı, Bir gülüşün kuytusunda, o kadim rüya saklı. ​Güneşi ellerimizle bölüştük, sıcaklığı avcumuzda, Ümidin yeşil dalları uzanırdı her sabah bize. Şimdi rüzgâr dindi, sular çekildi sessizce geriye, Kalbe değen o sızı, dünden kalan acı bir hediye. Aynı göğün altında, farklı iklimlere dağıldık, Kime gitsek sonunda, kendi yalnızlığımızda uyandık. Biz o kadim kitabın, ayrı sayfalarında yazılan, Tek kalple okunan, yarım kalmış aynı masaldık. ​Zamanın değirmeninde öğüttük en amansız yolları, Yürekte taşıdık binlerce söylenmemiş mahzun sözü. Bir veda değil bu, sadece bitmek bilmeyen bekleyiş, Toprağın yağmura, gecenin sabaha olan hasreti. ​Gidilecek yollar tükendi lakin menzil hâlâ uzak, Göğsümüzde sakladık aşkı, kurulan her türlü tuzak. Şimdi gölgeler uzadı, puslu bir akşam çöktü şehre, Yüzümüzde o eski demlerin yorgun, kederli izi. Aynı göğün ...
Resim
  Son günlerde Kanuni Sultan Süleyman döneminin Şeyhülislamı Ebussuud Efendi üzerine yapılan yorumlarda, sıklıkla tek taraflı yanlı bir güzelleme yapıldığı görülmektedir. Oysa Ebussuud Efendi’nin fetvaları derinlemesine incelendiğinde; namaz kılmayanların katlinden, Kızılbaş Türkmenlerin mülhid/mürted (dinden çıkmış) kabul edilerek öldürülmelerinin vacip olduğuna, Yunus Emre şiirlerinin okunmasının küfür sayılmasından, müziğin yasaklanması ve men edilmesine kadar pek çok sert hükümle karşılaşılmaktadır.  Hatta bir fetvada Kızılbaş bir Türkmene merhamet gösterilmezken sözkonusu Ermeni olunca affedilmektedir. Gayrimüslimlere gösterilen hoşgörü farklı inançtan bir Türk'e gösterilmemektedir. Osmanlı döneminde Ebussuud gibilerince verilen fetvalar sosyo-ekonomik nedenlerle (yoksulluk, yüksek vergiler, haksızlık gibi nedenlerle) başkaldıran veyahut Osmanlının zorunlu iskan ve sürün politikalarına direnen veyahut Osmanlı açısından ileride kendisine rakip güç olarak görülen birçok Tür...
Resim
  EL GİBİ ​Yüce dağlar başındayım Zemheri’nin kışındayım Ekmek, umut peşindeyim Hayat kavgasındayım ​Ömür geçti yel gibi Dünya bana el gibi ​Hangi yana dönsem duvar Gönlümde bitmez bir ah var Dünya geniş, bize dar Ne zaman gelecek bahar ​Ömür geçti yel gibi Dünya bana el gibi ​Garip kuşun yuvası yok Yaram derin, devası yok Zalimlerin insafı yok Karanlık gecenin sabahı yok ​Ömür geçti yel gibi Dünya bana el gibi ​Gözüm yaşı sele döndü Baharıma boran yağdı Gönül bağım viran oldu Ellerim bak boş kaldı ​Ömür geçti yel gibi Dünya bana el gibi ​Gurbet elde kaldım naçar Her kuş kendi göçün uçar Ecel gelir kapım çalar Garip halimi kim sorar ​Ömür geçti yel gibi Dünya bana oldu el gibi ​Felek büktü belimizi Kimse bilmez halimizi Diken sardı yolumuzu Toprak örter derdimizi ​Ömür geçti yel gibi Dünya bana el gibi ​Hasret tüter ocağımda Yüküm ağır kucağımda Gurbetin bu sıcağında Üşürüm kış ortasında ​Ömür geçti yel gibi Dünya bana el gibi ​Vade dolar, ömür biter Dert üstüne dertler biner Sönme...
Resim
  EL GİBİ ​Yüce dağlar başındayım Zemheri’nin kışındayım Ekmek, umut peşindeyim Hayat kavgasındayım ​Ömür geçti yel gibi Dünya bana el gibi ​Hangi yana dönsem duvar Gönlümde bitmez bir ah var Dünya geniş, bize dar Ne zaman gelecek bahar ​Ömür geçti yel gibi Dünya bana el gibi ​Garip kuşun yuvası yok Yaram derin, devası yok Zalimlerin insafı yok Karanlık gecenin sabahı yok ​Ömür geçti yel gibi Dünya bana el gibi ​Gözüm yaşı sele döndü Baharıma boran yağdı Gönül bağım viran oldu Ellerim bak boş kaldı ​Ömür geçti yel gibi Dünya bana el gibi ​Gurbet elde kaldım naçar Her kuş kendi göçün uçar Ecel gelir kapım çalar Garip halimi kim sorar ​Ömür geçti yel gibi Dünya bana oldu el gibi ​Felek büktü belimizi Kimse bilmez halimizi Diken sardı yolumuzu Toprak örter derdimizi ​Ömür geçti yel gibi Dünya bana el gibi ​Hasret tüter ocağımda Yüküm ağır kucağımda Gurbetin bu sıcağında Üşürüm kış ortasında ​Ömür geçti yel gibi Dünya bana el gibi ​Vade dolar, ömür biter Dert üstüne dertler biner Sönme...
Resim
  EL GİBİ ​Yüce dağlar başındayım Zemheri’nin kışındayım Ekmek, umut peşindeyim Hayat kavgasındayım ​Ömür geçti yel gibi Dünya bana el gibi ​Hangi yana dönsem duvar Gönlümde bitmez bir ah var Dünya geniş, bize dar Ne zaman gelecek bahar ​Ömür geçti yel gibi Dünya bana el gibi ​Garip kuşun yuvası yok Yaram derin, devası yok Zalimlerin insafı yok Karanlık gecenin sabahı yok ​Ömür geçti yel gibi Dünya bana el gibi ​Gözüm yaşı sele döndü Baharıma boran yağdı Gönül bağım viran oldu Ellerim bak boş kaldı ​Ömür geçti yel gibi Dünya bana el gibi ​Gurbet elde kaldım naçar Her kuş kendi göçün uçar Ecel gelir kapım çalar Garip halimi kim sorar ​Ömür geçti yel gibi Dünya bana oldu el gibi ​Felek büktü belimizi Kimse bilmez halimizi Diken sardı yolumuzu Toprak örter derdimizi ​Ömür geçti yel gibi Dünya bana el gibi ​Hasret tüter ocağımda Yüküm ağır kucağımda Gurbetin bu sıcağında Üşürüm kış ortasında ​Ömür geçti yel gibi Dünya bana el gibi ​Vade dolar, ömür biter Dert üstüne dertler biner Sönme...