Kayıtlar

Resim
ŞAFAĞA ÖZLEM Şehrin göğe uzanan o kirli elleri, Boğarken içimdeki o mavi düşü, Sevdanı yüreğimde kor gibi sakladım, Hasretinle tutuşan bir çıraydım ben. ​Ayrılık dedikleri, o keskin bıçak, Özlem; içimde kanayan bir uçurum. Sana kavuşmak mı? Yasaklı cennet... Kuşların kanadında bir umuttum ben. Varsın güneş doğmasın pencereme, İçimdeki bahar bana yetecek. Bu zincir, bu duvar vız gelir ömre, Hakikat toprakta elbet gülecek. ​Dağlara sevdalıyım, başı dumanlı, Zirvelerde yankılanan o hür isyan. Zulmün karşısında o dimdik duruş, Başkaldıran çınar, bir kayaydım ben. ​Kırlarda boy veren o narin çiçek, Rüzgârla raks eden, boyun eğmeyen... Ruhum da öyledir, zincir kâr etmez, Hürriyete sevdalı bir deliyim ben. Varsın güneş doğmasın pencereme, İçimdeki bahar bana yetecek. Bu zincir, bu duvar vız gelir ömre, Hakikat toprakta elbet gülecek. ​Beton duvarlar, soğuk demir parmaklık, Güneşi benden çalsa da ne çıkar? İçimdeki özgürlük, içimdeki aşk, Karanlığı boğacak o kutsal güçtür. ​Hoşçakalın; kitapta...
Resim
   HAYAT YORGUNU  Hayatın yorgunuyum, yolların tozunda kaldım, Acıların çığlığıyım, her feryatta kendimi buldum. Sevdanın vurgunuyum, dalgalar vurdukça kıyılarıma, Sessizce eridim, her nefeste biraz daha yoruldum. ​Ömür nasıl geçti, inan ben de anlamadım, Bir rüzgârdı esti, savurdu küllerimi dört yana. Hayat kavgasından derin yaralar aldım, Yoruldum artık, sığmıyor bu can bu bedene. ​Gözlerimde yılların getirdiği o puslu duman, Eski hatıralar zihnimde dertli bir kervan. Ama ne zaman baksam sana, durur sanki zaman, Çünkü sen bu fırtınada sığındığım tek liman. ​Derdimin dermanısın, dermanım sensin, Karanlık gecelerimi aydınlatan fenersin Gönlümün fermanısın, her emrin başım üstüne, Sen bu viran kalbimde çiçek açan tek yersin. ​Canımın cananısın, damarımda akan kanda, Eksiğim ne varsa, tamamlanıyor sende bir anda. Bunca yorgunluktan sonra, bu yalan dünyada, Canımsın sen benim, en kıymetlimsin bu canda. Fatih Mehmet Yiğit 
Resim
  HAYAT YORGUNU  Hayatın yorgunuyum, yolların tozunda kaldım, Acıların çığlığıyım, her feryatta kendimi buldum. Sevdanın vurgunuyum, dalgalar vurdukça kıyılarıma, Sessizce eridim, her nefeste biraz daha yoruldum. ​Ömür nasıl geçti, inan ben de anlamadım, Bir rüzgârdı esti, savurdu küllerimi dört yana. Hayat kavgasından derin yaralar aldım, Yoruldum artık, sığmıyor bu can bu bedene. ​Gözlerimde yılların getirdiği o puslu duman, Eski hatıralar zihnimde dertli bir kervan. Ama ne zaman baksam sana, durur sanki zaman, Çünkü sen bu fırtınada sığındığım tek liman. ​Derdimin dermanısın, dermanım sensin, Karanlık gecelerimi aydınlatan fenersin Gönlümün fermanısın, her emrin başım üstüne, Sen bu viran kalbimde çiçek açan tek yersin. ​Canımın cananısın, damarımda akan kanda, Eksiğim ne varsa, tamamlanıyor sende bir anda. Bunca yorgunluktan sonra, bu yalan dünyada, Canımsın sen benim, en kıymetlimsin bu canda. Fatih Mehmet Yiğit 
Resim
  VAR EDEP ÖĞREN, EDEP!... Girdim ilim meclisine Eyledim kıldım talep Dediler ilim geride İlla edep illa edep Gel Tanrı’ya olma âsî Tâ gide gönlüm pası Dört kitabın manası Var edep öğren edep Edep gerektir ere Tâ yolu doğru vara Edepsiz olma yere Var edep öğren edep Gaflet içinden uyan Edepsiz olma ey cân Edeptir asl-ı imân Var edep öğren edep Kaygusuz Abdal uyan Aşkı bil aşka boyan Şöyle demiştir diyen Var edep öğren edep Sözler: Yunus Emre & Kaygusuz Abdal  Beste/Müzik: Fatih Mehmet Yiğit 
Resim
    22 Ağustos 1915’te Berliner Illüstrirte Zeitung dergisi ile Alman yazar Armin Wegner’n romanına konu olan, Enver Paşa'nın ÇAVUŞ rütbesi ile ödüllendirdiği ''ÇANAKKALE'DE SAVAŞAN GÖNÜLLÜ BOMBACI 13 YAŞINDAKİ KAHRAMAN ÇOCUK  Asıl adı HÜSEYİN olan, ALİ REŞAD: VATAN SANA MİNNETTARDIR Ruhun şad mekanın Cennet olsun. Birinci Dünya Savaşı yıllarında Almanya’da düzenli haftalık yayın yapan Berliner Illustrirte Zeitung adlı derginin 1915 yılı Ağustos ayında yayınlanan “Çanakkale Özel” sayısında Çanakkale Savaşı’na katılan 13 yaşındaki askeri gönüllü bombacı Ali Reşat Çavuş’un hikayesi aktarılır. İlk düzenli yayın yapan Alman dergilerinden olan Berliner Illustrirte Zeitung‘un 34. sayısı olan 22 Ağustos 1915 tarihli yayınının 9. sayfasında yer alan Almanya’dan gelerek savaşla ilgili izlenimlerini kaleme alan Karl Vollmoeller’in haberine göre  Ali Reşat’ın babası Balkan Savaşı’nda bir Makedonya alayında yüzbaşıydı ve Kumanova’da şehit düşmüştü. Annesi ve kardeşleri, Sırplar ...
Resim
  Kurt; özgür ruhlu ve töreli olduğu için kurttur. Fatih Mehmet Yiğit
Resim
  AZERBAYCAN TÜRKLERİNİN "BÜTÖV/BÜTÜN AZERBAYCAN" HASSASİYETİ: KUZEY VE GÜNEY AZERBAYCAN MESELESİ ​Türkiye Türkleri için Misak-ı Millî ve Kıbrıs davası ne anlam ifade ediyorsa, Azerbaycan Türkleri için de Güney Azerbaycan ve Bütün Azerbaycan meselesi aynı derecede hayati ve önemlidir. Kuzey ve Güney Azerbaycan, aslında tek bir bütünün koparılamaz iki parçasıdır. ​Tarihi süreci kısaca özetlemek gerekirse: ​1. Azerbaycan Coğrafyasında Kesintisiz Türk Egemenliği ​Kuzey ve Güney Azerbaycan toprakları; Büyük Selçuklular, İldenizliler, Safeviler, Avşarlar ve Kaçar Hanedanlığı dönemine kadar kesintisiz bir şekilde Türk egemenliğinde kalmış ve Türk devletlerince yönetilmiş kadim bir Oğuz Türk yurdudur. ​2. Ayrılığın Başlangıcı: Türkmençay Antlaşması (1828) ​Rusya ile Kaçar Hanlığı (İran) arasındaki savaşların ardından imzalanan Türkmençay Antlaşması (1828) ile Aras Nehri sınır kabul edilmiştir. Bu antlaşmayla Azerbaycan toprakları ikiye bölünmüş; Kuzey Azerbaycan Rus egemenliğine gir...