Kayıtlar

Resim
  SEVDALI  Kuşlar gökyüzüne sevdalı,   Kurtlar özgürlüğe,   Toprak yağmura,   Ben de sana... Deniz ufka sevdalı,   Rüzgâr dağlara,   Ateş karanlığa,   Ben de sana...   Güneş sabaha sevdalı,   Ay geceye,   Yıldızlar sonsuzluğa,   Ben de sana...   Göç yolları özleme sevdalı,   Türküler hatıraya,   Sessizlik yaraya,   Ben de sana...   Çocuklar oyuna sevdalı,   Âşıklar kavuşmaya,   Sürgünler dönüşe,   Ben de sana...   Uykular düşe sevdalı, Düşler gerçeğe, Gerçekler emeğe, Ben de sana... Ayrılık hasrete sevdalı, Yollar kavuşmaya, Sabahlar bekleyişe, Ben de sana... Geceler yıldıza sevdalı, Bulutlar rüzgâra, Yağmur damlası çiçeğe, Ben de sana... Zaman an’a sevdalı, Anılar yüreğe, Yürek sevdiğine, Ben de sana... Fatih Mehmet Yiğit 
Resim
  SEVDALI  Kuşlar gökyüzüne sevdalı,   Kurtlar özgürlüğe,   Toprak yağmura,   Ben de sana... Deniz ufka sevdalı,   Rüzgâr dağlara,   Ateş karanlığa,   Ben de sana...   Güneş sabaha sevdalı,   Ay geceye,   Yıldızlar sonsuzluğa,   Ben de sana...   Göç yolları özleme sevdalı,   Türküler hatıraya,   Sessizlik yaraya,   Ben de sana...   Çocuklar oyuna sevdalı,   Âşıklar kavuşmaya,   Sürgünler dönüşe,   Ben de sana...   Uykular düşe sevdalı, Düşler gerçeğe, Gerçekler emeğe, Ben de sana... Ayrılık hasrete sevdalı, Yollar kavuşmaya, Sabahlar bekleyişe, Ben de sana... Geceler yıldıza sevdalı, Bulutlar rüzgâra, Yağmur damlası çiçeğe, Ben de sana... Zaman an’a sevdalı, Anılar yüreğe, Yürek sevdiğine, Ben de sana... Fatih Mehmet Yiğit 
Resim
  UNUTAMAM SENİ... Umrumda değil gündüz ya da gece, Aşkın çözülmez bir sır, bir bilmece. Seni düşünüp dururum delice, Kalbimi söksem bile unutmam seni. ​Bir anda silinir mi yılların hatırası? Unutmak mümkün mü yaşanan anıları? Ne zaman iyileşir bu kalp ağrısı? Yanar tutuşur içimde sevda yangını. ​Sensiz geçen her an ağır bir yük, Hatıralar sende kalmış, ben hep eksik. Her şey küçülür, sevdan öyle büyük, Kaybettim sen olmadan varımı yoğumu. ​Zaman akar ama içimde durur acısı, Her gün yeniden başlar yalnızlık sancısı. Belki bir gün diner aşkın fırtınası, İçimde kanar durur gönül yarası. ​Unutamam, ne seni ne de o sevgiyi, Söküp atamam, içimdeki derinliği. Gözlerim seni arar, o eski günleri, Unutamam, unutamam seni… Herşeyi unuturum  Bütün dertlerimi En çok da kendimi Unutamam, unutmam seni… Fatih Mehmet Yiğit 
Resim
  KİMLİĞİM BİR GÜL DALI  Yitip giden bir bahar   İçimde deli bir rüzgâr   Peşimde karanlık adamlar   Sevdamı kurşunlar   Gölgeler uzar sokaklarda   Adımlar yankılanır yollarda   Bir çığlık saklıdır dudaklarda   Karanlığa sorular     Kurşunlar düşse de sevdamın üstüne   Yıkılmaz kalbim, dağlar gibi yine   Aşkım bir ateş, geceyi yakar   Özlemim rüzgâr, zincirleri kırar   Kız Kulesi bakar geceye   Martılar kanat çırpar hüzne   Rüzgâr taşır eski söze   Yüreğimde yaralar   Bir köprü yıkılır, taşları kanar   Üstünden geçmez artık insanlar   Sürgünüm kendi şehrimde ben   Sevdamı kurşunlar     Kurşunlar düşse de sevdamın üstüne   Yıkılmaz kalbim, dağlar gibi yine   Aşkım bir ateş, geceyi yakar   Özlemim rüzgâr, zincirleri kırar   Sensiz dü...
Resim
  Otuz Beş Yaş Yaş otuz beş! Yolun yarısı eder. Dante gibi ortasındayız ömrün. Delikanlı çağımızdaki cevher, Yalvarmak, yakarmak nafile bugün, Gözünün yaşına bakmadan gider. Şakaklarıma kar mı yağdı ne var? Benim mi Allahım bu çizgili yüz? Ya gözler altındaki mor halkalar? Neden böyle düşman görünürsünüz; Yıllar yılı dost bildiğim aynalar? Zamanla nasıl değişiyor insan! Hangi resmime baksam ben değilim: Nerde o günler, o şevk, o heyecan? Bu güler yüzlü adam ben değilim Yalandır kaygısız olduğum yalan. Hayal meyal şeylerden ilk aşkımız; Hatırası bile yabancı gelir. Hayata beraber başladığımız Dostlarla da yollar ayrıldı bir bir; Gittikçe artıyor yalnızlığımız. Gökyüzünün başka rengi de varmış! Geç farkettim taşın sert olduğunu. Su insanı boğar, ateş yakarmış! Her doğan günün bir dert olduğunu, İnsan bu yaşa gelince anlarmış. Ayva sarı nar kırmızı sonbahar! Her yıl biraz daha benimsediğim. Ne dönüp duruyor havada kuşlar? Nerden çıktı bu cenaze? Ölen kim? Bu kaçıncı bahçe gördüm tarum...
Resim
  İSTANBUL'A AĞIT VE AŞK Kız kulesiydi gözlerin, İstanbul kadar eski Geceyi yırtardı bakışın, anî bir yangın gibi Sisler içinde kaybolmuş, vapurların düdüğüyle titreyen Bir rüyaydın, ellerimde kalan tek gerçeklik Günahım kadar sıcak, sevdâm kadar derin. Dolmabahçe'den bir akşam vakti, yorgun denize bakardık Sen İstanbul'u anlatırdın, ben seni dinlerdim Gök yarılsa, şimşekler çaksâ, fark etmezdi bizim için Senin dudağında kızıl bir gül, benim kalbimde isyandı Tütün kokan bir tarih, çayın deminden taşan hüzün. Şimdi sokaklarında kayboluyorum yalnız Her köşede bir anın parıltısı, her duvarda bir çığlık Bana kalan, karanlık iskeleler, veda eden martılar Ve sen, gidenden geriye kalan mavi bir iz Bir akşamüstü özlemi, kırık bir ayna, sönük bir ışık. Ama biliyorum, bir gün yine geleceksin Rüzgârla, yağmurla, bir bahar meltemiyle Ve İstanbul, o eski aşklarını hatırlayacak Bizim hikâyemiz, boğazın sularında yeniden doğacak Yeniden başlayacağız her şeye, sen, ben ve bu şehir Zamanın ...
Resim
  BİR SES KALDI GERİYE Bir ses kaldı geriye, eski bir türkü gibi, Dolanır boş odalarda, çarpar duvarda; Bu şehrin sokakları artık bana dar, Her taşında bir hatıra, her köşesinde yarım. Ne vapur sesi aşina, ne martı çığlığı, Kaldırımlar yabancı, yüzler silik şimdi. Sen gideli zaman taş kesildi burada, Gökyüzü hep kurşuni, mevsimler dönmüyor. Yürüdüm yollarda, yaktım yıldızları, Yine de değişmedi kaderin rengi; Ellerim boş, cebimde bir tutam kül, Ve adın, dilimde unutulmuş bir dua. Rüzgâr savurdu savurdu gitti izlerimi, Bir çınardım eskiden, şimdi bir toz tanesi; Geceleri dinlerim duvardaki saatin sesini, Ve beklerim ki çalsın o eski nağmeleri… Fatih Mehmet Yiğit