Kayıtlar

Resim
  Ömür Törpüsü ​Adım adım tükettim, bitmez dedikleri yolu, Kırıldı kanadım kolum, hayat dertlerle dolu. Hangi kapıyı çalsam, hep suratıma kapandı, Meğer benim kaderim, çilelerle bağlandı. ​Dost elinden zehir içtim, bal niyetine, Ömrümü feda ettim, elin saadetine. Geceler sırdaşım oldu, kaldırımlar yatağım, Söndü umut ışığım, viran oldu ocağım. ​Bir umut ektim de hüsran biçtim her mevsim, Silindi tozlu raflardan, hem suretim hem ismim. Ben hayata el açtım, hayat bana sırt döndü, Bir yangın yeriyim ki, içinde ruhum söndü. ​Sorun beni dertlerden, sorun beni geceden, Kurtuluş yok biliyorum, bu kanlı bilmeceden. Vefasız bir rüzgârdı, esti geçti gençliğim, Meçhule giden yolda, bitti artık her şeyim. ​Aynadaki bu yüzü, tanıyamaz oldum ben, Ruhum çekildi gitti, bir boşluk kaldı bedenden. Sevda dedikleri yük, meğer bir idam ipi, Kurtulmak istedikçe, düğüm olur derinden. ​Yalan dolan sofrasında, hep acıya doydum ben, Şu koca yeryüzünde, kendime sığamadım ben. Dizlerimde derman yok, gözlerimd...
Resim
  "Sak" sözcüğü; "Er Erdemi" denilen Eski Türk Savaş Sanatında uyanık, gözü açık, etrafı kolaçan eden ve tetikte bekleyen gözcülere verilen askerî bir terim ve komuttur. Bu sözcük, aynı zamanda "dağ yamacı" anlamına da gelir. ​"Saka" kelimesi, bir yönüyle "gözü açık, uyanık savaşçı" anlamlarını da ihtiva eder; Dîvânu Lugâti't-Türk'te de bu şekilde belirtilir. İskit Türklerinin diğer adı Sakalar'dır. Yani demem o ki; İskit Saka Türklerinin çocukları; kurt gibi zeki ve uyanık, dağ gibi ulu, çetin ve sağlam olmalıdır. Fatih Mehmet Yiğit   “Türklerin uzak ataları, muhtemelen, yalnızca demiri, çeliği ve bilumum metalleri ilk defa işleyen millet değil, aynı zamanda yazıyı da bulan ve Asya'nın batısına götüren millettir. Bilinen en eski çiviyazısı tabletler Turanî bir dille yazılmıştır ve bunların ihtiva ettiği ilme komşu hükümdarlar o derece kıymet vermişler ki bunları Sami diline tercüme ettirmişlerdir. İşte o dönemde Yunanla...