AĞLAMA YURDUM Ağlama yurdum, bu gününde yoksa bahar, Gelecek günlerinde baht yıldızı elbet doğar. Karanlığın bağrını delip geçer bir kutlu ışık, Gece boyu susan kuş, şafak vakti yine öter. Dağlarında dolaşan şu sis bir gün dağılır, Toprağa düşen tohum sabır ile yeşerir. Hazan vurmuş dalların sanma ki ebedî kurur, Bu çetin kışın ardından yine bir bahar gelir. Gözyaşın birikir de umut olur yarına, Yiğitlerin baş koyar toprağına, taşına. Eğme o mağrur başı, dökme yaşını boşa, Güneş doğar elbet yurdumun ufkuna. Asırların yüküdür göğsünde taşıdığın, Küllere sığmaz senin hürriyet yaktığın kor. Rüzgâr esti diye sönmez bu kutlu meşale, Zaman boyun eğer de, eğilmez başın yere. Ne fırtınalar gördü bu asırlık çınarın, Kökü derindedir senin, sarsılmaz surların. Yarınlar müjde getirecek elbet bu yurda, Yeniden yankılanır hür türkülerin dağında. Dualar yükselirken gecenin ayazından, Kırılır zincirlerin, kurtulursun yasından. Gülümse ey aziz yurt, ufukta gün belirir, Anka gibi kendi külle...