Kayıtlar

Resim
DERTLİ, DERTLİ... Yüce dağ başında bir duman tüter, Yanar içimde har dertli dertli. Aşık olan gece gündüz düşler, Çeker sinesinde zar dertli dertli. Amman dertli dertli, yanan dertli dertli, Bu nasıl sevdadır, canan dertli dertli... Bülbül konmaz oldu kuru dala, Kısmetinde ne varsa gelir başa. Dostun bir bakışı değer bin yıla, Eser yüreğimde yel dertli dertli. Amman dertli dertli, yanan dertli dertli, Bu nasıl sevdadır, canan dertli dertli... Aşk şerbetinden içen hiç doymadı, Gönül bu sevdadan bıkıp usanmadı Herkes duydu sesim, bir yâr duymadı, Yağar üstümüze kar dertli dertli. Amman dertli dertli, yanan dertli dertli, Bu nasıl sevdadır, canan dertli dertli... Gurbet elde kaldım, yolum dumanlı, Şu fani dünyada başım belalı. Sorarsan halimi gözlerim yaşlı, Geçer ömrümüz gün dertli dertli. Amman dertli dertli, yanan dertli dertli, Bu nasıl sevdadır, canan dertli dertli... Akan sular gibi çağlar yürürüm, Nereye baksam hep seni görürüm. Bir güler, bir ağlar, bir de ölürüm, Tükenir zaman, g...
Resim
​ (MÖ 50.000 YILINA TARİHLENEN) DÜNYANIN BİLİNEN İLK İĞNESİ TÜRK YURDU SİBİRYA ALTAY DENİSOVA MAĞARASI'NDA BULUNDU. DÜNYANIN İLK ÇENE CERRAHİSİ AMELİYATI ALTAY UKOK BÖLGESİNDE (MÖ 500 - MÖ 200 YILLARI ARASINDA) İSKİT/SAKA TÜRKLERİ TARAFINDAN GERÇEKLEŞTİRİLDİ. Sibirya'nın Altay Dağları'nda yer alan, insan evrimi tarihini değiştiren fosillerin bulunduğu dünyaca ünlü bir arkeolojik sit alanı olan Denisova Mağarası'nda bulunan ünlü kemik dikiş iğnesi yaklaşık 50.000 yaşındadır. 2016 yılındaki kazılarda keşfedilen bu eser, kendi türünde dünyanın bilinen en eski dikiş iğnesi olarak kabul edilmektedir. Henüz türü tam tespit edilemeyen büyük bir kuşun (büyük ihtimalle nesli tükenmiş bir türün) kemiğinden yapılmıştır. Boyutları: Tam 7 santimetre uzunluğunda ve 7 milimetre çapındadır. Üzerinde iplik geçirmek için mükemmel şekilde açılmış yuvarlak bir göz (delik) bulunmaktadır. Bu durum, o dönemde yaşayan insanların (büyük ihtimalle Denisovalıların) oldukça gelişmiş bir işleme yet...
Resim
  ÖZLEM Eski Bir Resim Gözlerin aklımda, rengi solmuş bir fotoğraf gibi. Ne tam net, ne tam silik. Sesini hatırlıyorum da, cümlelerin uçup gitmiş. Sadece o kahkahan, duvardaki çatlak gibi duruyor. Sen gideli, zaman ikiye bölündü: senden önce, senden sonra. Arada kaldım, ne birine varıyor ellerim, ne ötekine. Gelmesen de, beklemekten vazgeçmedim. Belki bir gün, aynı rüzgârda savruluruz. Fatih Mehmet Yiğit 
Resim
  ZAMAN Akrep Yelkovan Saat kaç? Ne fark eder ki, zaten hep geç kalıyoruz. Ne sevdaya vakit bulduk, ne kendimize. Zaman akıyor, bir nehir gibi, tutamayız, durduramayız. Sadece izleriz, sessizce. Gençtik bir zaman, koşardık. Şimdi yürüyoruz, hem de ağır ağır. Çünkü zaman, hızlanarak tüketiyor bizi. Dün çocuktuk, bugün büyüdük, yarın yaşlanacağız. Ama içimizde hep bir çocuk kalır, zaman ne kadar alsa da. Belki de zaman, akıp gitmek değil, biriktirmektir. Her anı, bir hazine gibi saklamak. Akrep yelkovan hep döner, ama biz hep aynı yerdeyiz. Çünkü zaman durmaz, biz dururuz. Fatih Mehmet Yiğit 
Resim
  KARACAKURT TÜRKMEN AŞİRETİNİN RAKKA'YA GÖÇÜNÜ ANLATAN RİŞVAN TÜRKMENLERİNİN BİR TÜRKÜSÜ RİŞVAN (TÜRKMENLERİ) AŞİRET TÜRKÜSÜ  BİZE İRİŞVANLI DERLER  İrişvanız şanımız var  Has Türkmenden kanımız var  Hanlar hanı Hanımız var  Bize İrişvanlı derler.  Gezeriz Urum’u, Şam’ı  Han olmuş adamın hamı  Irakka Cerid'in damı  Bize İrişvanlı derler.  Dört bucakta izimiz var  Hakk’a dönük yüzümüz var  Yürecikte sızımız var  Bize İrişvanlı derler.  Bir olsa da iki cihan  Dönmeyiz biz yolumuzdan  Bize kızarsa kızsın  Han Bize İrişvanlı derler.  Soyum Türkmen, atam Oğuz  Fitne, fesatta biz yoğuz  Sandığınızdan da çoğuz  Bize İrişvanlı derler.  Ay şaşırır, gün şaşırır  İte uyar, Han şaşırır  Cerid'e dağlar aşırır  Bize İrişvanlı derler.  Bahar gelir koyun, kuzu  Biz buluruz suyumuzu  Kötülemen soyumuzu  Bize İrişvanlı derler.  Afşar, Beğdili gardaşım...
Resim
MÖ 7200’E DAYANAN PROTO-TÜRK, MOĞOL, TUNGUZ, KORE VE JAPONLARDA TARIM KÜLTÜRÜ İLE ORTAK DİL KÖKENİ VE GÖÇLER ​Nature dergisinde Kasım 2021’de yayımlanan "Triangulation supports agricultural spread of the Transeurasian languages" (Üçleme Yöntemi Transavrasya Dillerinin Tarımsal Yayılımını Destekliyor) başlıklı makale; Proto-Transavrasya topluluğunun izlerinin yaklaşık 9.000 yıl önce (MÖ ~7000) Batı Liao Nehri Bölgesi'nde (Kuzeydoğu Çin) darı yetiştiren Neolitik çiftçilere kadar uzandığını ortaya koymaktadır. ​Söz konusu makaleye göre Türkçe, Moğolca, Tunguzca, Korece ve Japonca (Transavrasya / Altay grubu), tarihsel olarak Proto-Transavrasya adıyla anılan ortak bir ana dilden türemiştir. Bu ortak dil grubunun kökeni günümüzden yaklaşık 9.000 yıl öncesine (MÖ ~7000) dayanmakta; söz konusu diller bu tarihten itibaren çıkış noktasından (Kuzeydoğu Çin'deki Batı Liao Nehir Vadisi) çevre bölgelere doğru yayılarak ayrışmaya başlamaktadır. ​Dil Bilimi, Arkeoloji ve Genetik ...
Resim
YUNAN/GREK MİTOLOJİSİNDE YERALAN PROMETHEUS EFSANESİNİN KÖKENİ İSKİT/SAKA TÜRK EFSANESİNE DAYANMAKTADIR Yunan/Grek mitolojisinde yer alan, tanrılardan ateşi çalarak insanlığa medeniyet ateşini taşıyan Prometheus efsanesi; kökeni İskit-Saka Türklerine dayanan Kafkasya Karaçay-Balkar/Hun-Nart Türklerine ait Sosuruk efsanesinden alıntıdır. ​Türk efsanesine göre kahraman Sosuruk, Kafkasya Elbruz Dağı’ndaki mağaralarda yaşayan Emegen adlı devlerden ateşi çalarak Nart Türklerine getirir. Grek mitolojisinde ise Prometheus, tanrılardan ateşi çalıp insanlığa verdiği için ceza olarak Kafkasya Elbruz Dağı’na zincirlenir. ​Türk efsane kahramanı Sosuruk’un adı Yunan/Grek mitinde Prometheus’a dönüşürken her iki destanda da Kafkasya Elbruz Dağı ortak bir mekân olarak yer almaktadır. ​Rusya Bilimler Akademisi Kabardey-Balkar Tarih, Dil ve Ekonomi Araştırmaları Enstitüsü bu destanları Karaçay-Balkar Türk ozanlarından bizzat dinleyerek derlemiştir. İçerisinde Oğuzname'den izler taşıyan ve arkaik dön...