BEKLER Zemheri ayazı vursa da tenimize Buz tutmuş nehirler akmayı bekler Karanlık sığmazken artık kinimize Toprak alttan alta bakmayı bekler Kuşatılmış yollar, dumanlı dağlar Gözyaşı dökse de viran olan bağlar Zulmün çarkı döner, bir devran ağlar Güneş sönmüş feri yakmayı bekler Hani bir kıvılcım çakar ya sinede Hani bir fidan direnir ya bin senede Yürek atar ya en çıkmaz minvalde Hayat, ölümü de yıkmayı bekler Kelimeler dar gelir, susar da diller Umuda uzanır o yorgun eller Dinecek elbet bu coşkun seller Sükût, feryadını çakmayı bekler Kilitler pas tutsa, kapansa da kapı Sarsılmaz temelden kutsal bu yapı Yırtılır zulmün o kanlı kitabı Mürekkep, gerçeği yazmayı bekler Ne bahar terk eder ne kuşlar küser Bir sabah tersinden rüzgârlar eser Keskin bir ağızla hükmünü keser Adalet, kınından çıkmayı bekler Sessizlik sanma ki korku ya da kış Sabırda gizlidir en derin nakış Zirveye varınca o mağrur bakış Zincir, halkasını koparmayı bekler Tarih uyumaz, şahittir taşlar Eğilmez ...
Kayıtlar
- Bağlantıyı al
- X
- E-posta
- Diğer Uygulamalar
BEKLER Zemheri ayazı vursa da tenimize Buz tutmuş nehirler akmayı bekler Karanlık sığmazken artık kinimize Toprak alttan alta bakmayı bekler Kuşatılmış yollar, dumanlı dağlar Gözyaşı dökse de viran olan bağlar Zulmün çarkı döner, bir devran ağlar Güneş sönmüş feri yakmayı bekler Hani bir kıvılcım çakar ya sinede Hani bir fidan direnir ya bin senede Yürek atar ya en çıkmaz minvalde Hayat, ölümü de yıkmayı bekler Kelimeler dar gelir, susar da diller Umuda uzanır o yorgun eller Dinecek elbet bu coşkun seller Sükût, feryadını çakmayı bekler Kilitler pas tutsa, kapansa da kapı Sarsılmaz temelden kutsal bu yapı Yırtılır zulmün o kanlı kitabı Mürekkep, gerçeği yazmayı bekler Ne bahar terk eder ne kuşlar küser Bir sabah tersinden rüzgârlar eser Keskin bir ağızla hükmünü keser Adalet, kınından çıkmayı bekler Sessizlik sanma ki korku ya da kış Sabırda gizlidir en derin nakış Zirveye varınca o mağrur bakış Zincir, halkasını koparmayı bekler Tarih uyumaz, şahittir taşlar Eğilmez ...
- Bağlantıyı al
- X
- E-posta
- Diğer Uygulamalar
İSTEMEM Sırtımda bin yıllık bir ahın yükü, Yorulmam bu yolda, derman istemem. Dilimde kadim bir sevda türküsü, Dönersem, kimseden aman istemem. Gök çöksün üstüme, yer yarılsın da, Ruhum Kaf Dağı’na sarılsın da, Kalbim bin parçaya kırılsın da, Zalimden lütuf ve aman istemem. Gül kurur dalında, öz gizli kalır, Aşığın muradı göz gizli kalır, Söz biter, sinede köz gizli kalır, Sönmesin bu ateş, duman istemem. Pusatlandım dertle, kuşandım çile, Vursunlar kellemden bin türlü hile, Düşsem de dillerden düşsem de dile, Yârsız geçen bir an, güman istemem. Ürüye dursunlar kapı önünde, Gözüm yok dünyanın hırsında, ününde, Hesap sorulacak mahşer gününde, Hakk’ın divanında yalan istemem. İğde kokusunda saklıdır izim, Toprağa düşse de sızlamaz dizim, Bir yüce davaya mühürdür sözüm, Vatandan gayrısına mekan istemem. Şafak söker iken dar ağacında, Bir huzur bulurum aşkın ocağında, Ölüm ki vuslattır can otağında, Gayrı bu dünyadan ihsan istemem. Fatih Mehmet Yiğit
- Bağlantıyı al
- X
- E-posta
- Diğer Uygulamalar
DÖNMEM Sussun dünya, benim feryadım yeter, Bir ulu sevdaya baş koydum, dönmem. Külüm savrulsa da dumanım tüter, Ateşi bağrımda taş koydum, dönmem. Zaman dokuz başlı ejderha olsa, Yollarım kapansa, dert ile dolsa, Gül yüzlü hayalin sönüp de solsa, Gözüme kanlı bir yaş koydum, dönmem. Gelsin felek vursun sitem okunu, Erenler bağında bittim, dönmem. Silerim ruhumdan dünya kokunu, Bir gerçek ikrara yettim, dönmem. Kimi taş savurur, kimi dil eyler, Kimi bu sevdamı bir masal eyler, Hükmü veren varsın, dar ağacı eyler, Canımı meydana attım, dönmem. Gönlümün Kâbesi bellidir artık, Gözümün perdesi hallidir artık, Bu yollar çakıllı, bellidir artık, Aşkın şerbetini tattım, dönmem. Geceyi kuşatmış yedi başlı dev, İster kuyuya at, ister nâra sev, Yürekte tüterken o mukaddes ev, Ben nefsi ateşe sattım, dönmem. Arkasız yiğidin dert olur ahı, Sırtımda taşıdım bunca günahı, Beklerim şafakta doğan o şahı, Zulmetin içinde battım, dönmem. Varsın köpekler üresin ardımdan, Vazgeçer mi kart...
- Bağlantıyı al
- X
- E-posta
- Diğer Uygulamalar
SIZI İçimde yokluğunun ince sancısı, Ne zaman diner bu ayrılık sızısı? Mevsim döner, gölgen uzanır bende, Yitik bir atlas gibi dağılır yollar. Ömrümüz eksiklerin toplamıdır yar, Kırık bir kadeh, sönük fener gibi... Boşlukta bir dayanak arayıp durma, Gün çekilir, dağlar kararır elbet. Geçmez dokunuşunun açtığı boşluk, Ayaz olur yalnızlık, her gece cinnet. Sustuğum her meydan adınla mühürlü, Ben yürürüm, sokağı devriyeler basar. Dinsin artık bu sessiz kuşatma, bu hüzünlü savaş, Hasret taş oldu içimde, sesim deli bir yağmur. Yollar yitik bir atlas, her adımda bir telaş, Sığındığım her kıyı artık seninle mühürlüdür. Bir de yokluğun eklenir kanayan yüreğime, Her gece yeni bir firar başlatır. Hasret taş olur, taş dilsiz bir nehir, Tutunduğum her kıyı isminle mühürlü. Ben susarım, sözlerimi yasaklar basar, Uzaklarda bir teselli arayıp durma. Yaprak döküp rüzgâr üşür de gidilir, Dinmez bakışının bıraktığı sızı. Dinsin artık bu sessiz kuşatma, bu hüzünlü savaş, Hasret taş oldu içimde, sesim...
- Bağlantıyı al
- X
- E-posta
- Diğer Uygulamalar
KARA YAZI Dağlar içinde kaldım, yolum bilinmez, Karanlık çöker geceme, ay görünmez. Bir kara yazılıyım, talihim dönmez, İnsan olan sevdiğini, incitip üzmez Yaralarım kanar, acılarım dinmez, Bu garip halimi, kimseler bilmez, İçim kan ağlar, yüzüm hiç gülmez, Gönül sevdiğini, bırakıp gitmez Bir mahzun türküyüm, sesim duyulmaz Arar dururum, yârim bulunmaz Belalı başımdan, dert eksik olmaz Neler çektiğimi, kimseler anlamaz Fatih Mehmet Yiğit
- Bağlantıyı al
- X
- E-posta
- Diğer Uygulamalar
YÜREĞİM YANGINLARDA TUTSAK Ne sen sor ne ben söyleyeyim Yaşayamadığımız yılları Talan olmuş bir yürektir vurgun yediğimiz Alev alev yükselirken ağıtlar Katran karası şehirlerden Terk etmek zordur Yaşamadığımız, fakat acısına katlandığımız Bahar tadı sevdaları Ve verdiğimiz kavgaları Ve yediğimiz kurşunları Bir of bile çekmediğimiz Derin bir ah demediğimiz Sevgilinin kömür karası gözlerine Aldırış bile etmeden Hoşçakal bile diyemeden Yüreğimizi rehin bırakıp Terk ediyorduk bu şehri Katlanmak zordu ayrılığa, Dayanmak zordu yalnızlığa, Yinede hayattan yılmıyorduk, yıkılmıyorduk Ölümüne seviyorduk ölümüne… Fatih Mehmet Yiğit