Otuz Beş Yaş Yaş otuz beş! Yolun yarısı eder. Dante gibi ortasındayız ömrün. Delikanlı çağımızdaki cevher, Yalvarmak, yakarmak nafile bugün, Gözünün yaşına bakmadan gider. Şakaklarıma kar mı yağdı ne var? Benim mi Allahım bu çizgili yüz? Ya gözler altındaki mor halkalar? Neden böyle düşman görünürsünüz; Yıllar yılı dost bildiğim aynalar? Zamanla nasıl değişiyor insan! Hangi resmime baksam ben değilim: Nerde o günler, o şevk, o heyecan? Bu güler yüzlü adam ben değilim Yalandır kaygısız olduğum yalan. Hayal meyal şeylerden ilk aşkımız; Hatırası bile yabancı gelir. Hayata beraber başladığımız Dostlarla da yollar ayrıldı bir bir; Gittikçe artıyor yalnızlığımız. Gökyüzünün başka rengi de varmış! Geç farkettim taşın sert olduğunu. Su insanı boğar, ateş yakarmış! Her doğan günün bir dert olduğunu, İnsan bu yaşa gelince anlarmış. Ayva sarı nar kırmızı sonbahar! Her yıl biraz daha benimsediğim. Ne dönüp duruyor havada kuşlar? Nerden çıktı bu cenaze? Ölen kim? Bu kaçıncı bahçe gördüm tarum...
Kayıtlar
- Bağlantıyı al
- X
- E-posta
- Diğer Uygulamalar
İSTANBUL'A AĞIT VE AŞK Kız kulesiydi gözlerin, İstanbul kadar eski Geceyi yırtardı bakışın, anî bir yangın gibi Sisler içinde kaybolmuş, vapurların düdüğüyle titreyen Bir rüyaydın, ellerimde kalan tek gerçeklik Günahım kadar sıcak, sevdâm kadar derin. Dolmabahçe'den bir akşam vakti, yorgun denize bakardık Sen İstanbul'u anlatırdın, ben seni dinlerdim Gök yarılsa, şimşekler çaksâ, fark etmezdi bizim için Senin dudağında kızıl bir gül, benim kalbimde isyandı Tütün kokan bir tarih, çayın deminden taşan hüzün. Şimdi sokaklarında kayboluyorum yalnız Her köşede bir anın parıltısı, her duvarda bir çığlık Bana kalan, karanlık iskeleler, veda eden martılar Ve sen, gidenden geriye kalan mavi bir iz Bir akşamüstü özlemi, kırık bir ayna, sönük bir ışık. Ama biliyorum, bir gün yine geleceksin Rüzgârla, yağmurla, bir bahar meltemiyle Ve İstanbul, o eski aşklarını hatırlayacak Bizim hikâyemiz, boğazın sularında yeniden doğacak Yeniden başlayacağız her şeye, sen, ben ve bu şehir Zamanın ...
- Bağlantıyı al
- X
- E-posta
- Diğer Uygulamalar
BİR SES KALDI GERİYE Bir ses kaldı geriye, eski bir türkü gibi, Dolanır boş odalarda, çarpar duvarda; Bu şehrin sokakları artık bana dar, Her taşında bir hatıra, her köşesinde yarım. Ne vapur sesi aşina, ne martı çığlığı, Kaldırımlar yabancı, yüzler silik şimdi. Sen gideli zaman taş kesildi burada, Gökyüzü hep kurşuni, mevsimler dönmüyor. Yürüdüm yollarda, yaktım yıldızları, Yine de değişmedi kaderin rengi; Ellerim boş, cebimde bir tutam kül, Ve adın, dilimde unutulmuş bir dua. Rüzgâr savurdu savurdu gitti izlerimi, Bir çınardım eskiden, şimdi bir toz tanesi; Geceleri dinlerim duvardaki saatin sesini, Ve beklerim ki çalsın o eski nağmeleri… Fatih Mehmet Yiğit
- Bağlantıyı al
- X
- E-posta
- Diğer Uygulamalar
“Macarlar Türklerin soyundan gelir… Macarlar pagandır, ateşe taparlar. Slavlara korsanlık yaparak baskınlar düzenlerler.” Bu alıntı, Endülüs Müslüman gezgini Abū Hāmid al-Gharnāṭī'nin 12. yüzyılda yazdığı seyahatnamesinden alınmıştır. "İbn Fadlan ve Karanlıklar Ülkesi: Uzak Kuzey'deki Arap Gezginler" (Penguin Classics, 2012, çev. Lunde & Stone) adlı kitapta yer almaktadır. Yazar, Saqāliba (Slavlar) arasında Ghūrkūmān'ı (Kiev) ziyaretini anlatmaktadır.
- Bağlantıyı al
- X
- E-posta
- Diğer Uygulamalar
NERELERDESİN? Otogarda, peronda beklerim seni Yağmur yağmur, boranda gözlerim seni Kalmışım bir başıma, özlerim seni Gözlerim yollarda, nerelerdesin? Rüzgâr eser, savurur hatıraları Otobüsler, uzaklara taşır yolcuları Geceleri yanar şehrin ışıkları Bir yol ararım, nerelerdesin? Gece çöker, yollar uzar Radyoda dertli bir türkü çalar Kiminde hasret, kiminde efkar Tanıdık bir yüz ararım, nerelerdesin? Ayrılık yolu; uzun ve kederli Kavuşmak, ayrılmak kader mi? Bir umut saklı, bir sevda gizli Beklerim seni, nerelerdesin? Şehir uyur, yollar uyanır Gözlerimde bir hayal canlanır Her ayrılık içimde yara olur Bir nefes beklerim, nerelerdesin? Sabah olur, molada sessizlik Çayda duman, içimde çaresizlik Her yolculuk başka bir belirs...
- Bağlantıyı al
- X
- E-posta
- Diğer Uygulamalar
NERELERDESİN? Otogarda, peronda beklerim seni Yağmur yağmur, boranda gözlerim seni Kalmışım bir başıma, özlerim seni Gözlerim yollarda, nerelerdesin? Rüzgâr eser, savurur hatıraları Otobüsler, uzaklara taşır yolcuları Geceleri yanar şehrin ışıkları Bir yol ararım, nerelerdesin? Gece çöker, yollar uzar Radyoda dertli bir türkü çalar Kiminde hasret, kiminde efkar Tanıdık bir yüz ararım, nerelerdesin? Ayrılık yolu; uzun ve kederli Kavuşmak, ayrılmak kader mi? Bir umut saklı, bir sevda gizli Beklerim seni, nerelerdesin? Şehir uyur, yollar uyanır Gözlerimde bir hayal canlanır Her ayrılık içimde yara olur Bir nefes beklerim, nerelerdesin? Sabah olur, molada sessizlik Çayda duman, içimde çaresizlik Her yolculuk başka bir belirs...
- Bağlantıyı al
- X
- E-posta
- Diğer Uygulamalar
Kara Sevda Başımda eksik olmaz bela, Gönlümde bir kara sevda. Kalbimde kanayan yara, Aynalar bile küsmüş bana. Ne zalimsin be hayat, Güldürmedin yüzümüzü. Kışa çevirdin yazımızı, Harabeye çevirdin bahtımızı. Ah kara sevda, yaktın sinemi, Küle döndürdün ümitlerimi. Ah kara sevda, yıktın bendimi, Harap ettin, sele verdin sevgimi. Deli bir sevda, içimdeki fırtına, İsyanla çarpar her başkaldırışta. Dağlar yıkılsa, denizler taşsa da, Gönlüm vazgeçmez senden başka. Gecenin koynunda ararım seni, Yıldızlar dökülür avuçlarımdan. Zaman buğulanır eski camlarda, Bir resim kalır geriye hatıralardan. Ah kara sevda, yaktın sinemi, Küle döndürdün ümitlerimi. Ah kara sevda, yıktın bend...