YOK SAYILAN İSKİT-SAKA TÜRK TARİHİ VE İSKİT-SAKA TÜRKLERİNİN (MÖ XX-XIX. YY) TÜRKİYE'DEKİ VARLIĞI

​Uydurma Hint-Avrupa merkezci herhangi bir tarih kitabını okusanız veya Vikipedi sayfasına girseniz; İskitlerin (diğer adıyla Sakaların) MÖ 8. yüzyıl ile MS 3. yüzyıl arasında Doğu Avrasya ve Orta Asya'da yaşadıklarını, Doğu İrani bir dile sahip olduklarını görürsünüz. Oysa İlk Çağ, Roma, Bizans (Doğu Roma), Gürcü ve Pers kaynakları; İskit-Sakaların, başta Hunlar, Göktürkler ve Avarlar olmak üzere Türklerin ataları ve öncüleri Oğuzlar diğer tabirle Oğurlar olduğunu açıkça belirtir. (İskit Sakaların Oğuz/Oğur Türkleri olduğunu birçok kez tarihi kaynakları ile paylaştım.)

​Yine bu uydurma Hint-Avrupacı tarihçiler, İskit-Sakaların Anadolu'daki varlığından neredeyse hiç söz etmezler. Oysa başta Romalı tarihçi M. Iustinus (Justinus) olmak üzere dönem kaynakları; Mısır Kralı Vezosis'in (Sesostris) İskitya'yı fethetme girişimine değinir. Bu hamle üzerine İskit-Sakaların, MÖ XX-XIX. yüzyıllar arasında (günümüzden 3900-4000 sene önce), ismi öz Türkçe olan Tanay (Tanaus) Kağan öncülüğünde Kuzey Kafkasya'dan güneye inerek akınlar yaptığını anlatır. 

Bu akınlarla bugünkü Türkiye (Anadolu, Trakya), Suriye, Mısır ve Filistin'in bir bölümünü fethederek bölgede egemenlik kurduklarını; daha sonra İskitlerin zayıflaması ve saldırıya uğramasıyla erkeksiz kalan İskit-Saka kadınlarının, Samsun/Terme ve Sinop merkezli "Amazonlar" adıyla bir yönetim teşkil ettiğini aktarır. Kaynaklar; bu kadınların Anadolu ve Trakya'yı uzun yıllar yönettiğini, İzmir ve Efes gibi şehirlerin kurucularının da İskitler olduğunu ve yaklaşık 1500 yıl boyunca İskitlerin bu bölgeden vergi aldıklarını yazar.

Anadoluda Kırkkızlar efsanesinin kökeni de Amazonlar'ın efsanesine dayanır.

​Ne hikmetse İskit-Sakaların MÖ XX-XIX. yüzyıllara dayanan köklü tarihi, Türklerin ataları olduğu gerçeği ve Anadolu'daki varlığı, Hint-Avrupacı tarihçiler tarafından sansürlenmekte ve görmezden gelinmektedir. Neyse ki İlk Çağ dönem tarihçilerinin eserleri elimizde mevcut da birçok gerçeği doğrudan kaynağından öğrenebiliyor, uydurma Hint-Avrupacıların yüzlerine bu tarihi gerçekleri vurabiliyoruz.

Fatih Mehmet Yiğit 
(Kaynakları ile detaylı bilgi: "TÜRK MİTOLOJİSİ" kitabımızdadır.)


İSKİT-SAKA TÜRKLERİNİN MÖ XIX-XX. YÜZYILLAR ARASINDA TANAY KAĞAN ÖNCÜLÜĞÜNDE BUGÜNKÜ TÜRKİYE (ANADOLU, TRAKYA), SURİYE, MISIR VE FİLİSTİN'İ FETHETMESİ

​MÖ XIX-XX. yüzyıllar arasında İskit-Saka Türkleri, ismi öz Türkçe olan Tanay Kağan öncülüğünde Kuzey Kafkasya'dan güneye inmiştir. Düzenledikleri bu büyük akınlarla bugünkü Türkiye (Anadolu, Trakya), Suriye, Mısır ve Filistin'in bir bölümünü fethederek bölgede güçlü bir egemenlik kurmuşlardır.

​Romalı tarihçi Marcus Junianus Justinus, tarih eserinde bu konuyu şu sözlerle aktarmaktadır:
​(Justinus, I, 6):
​"Doğrudur, çok eski zamanlarda Mısır Kralı Vezosis (Sesostris) ve Skythia (İskidya) Kralı Tanaus (Tanay) yaşamıştır. Bunlardan birincisi sefer düzenleyerek Pontus'a kadar gelmiş, diğeri ise Mısır'a kadar ilerlemiştir."

​Konuyu detaylandırmak gerekirse (Justinus, II, 3, 7-8):
​"İskit halkı hem çalışmaya hem de savaşa karşı dirençlidir; vücut yapıları inanılmaz derecede güçlüdür. Onlar kaybedecekleri hiçbir şeyi aramazlar; galip geldiklerinde ise şan ve şereften başka bir şey gözetmezler. İskitlere ilk savaşı açan, Mısır Firavunu Vezosis (Sesostris) olmuştur. Önceden onlara elçi göndererek itaat etmelerini istemiştir. Ancak İskitler, komşularından kralın yaklaştığını öğrenince elçilere şöyle cevap vermişlerdir:

​'Bunca zengin bir halkın lideri, bu kadar yoksul olanlara akılsızca savaş açmakla hata yapıyor. Çünkü bu savaşın sonucu bilinmez; galip gelseler de kazanacakları bir şey olmayacaktır ama kaybedecekleri şeyler bellidir.'

​Bundan dolayı İskitler, düşmanın gelmesini hiç beklemeden, daha fazla ganimet elde etmek için kendileri düşmanın üzerine yürümüşlerdir. Söylediklerini de yaptılar. Kral, düşmanın böylesine hızlı yaklaştığını duyunca, savaş için tüm hazırlıkları yapmış olan ordusunu bırakarak kaçtı ve korkusundan kendi ülkesinde gizlendi. İskitlerin Mısır'ın içlerine girmesine ise yalnızca bataklıklar engel olabildi.

​Geri dönüş yolunda Asya'yı (Anadolu'yu) istila ettiler ve savaştan kaçan Mısır kralını haraca bağladılar. Ancak haraç miktarını ölçülü tuttular; bunu galip geldiklerinin bir bedeli olarak değil, daha çok onlara hükmettiklerinin bir nişanesi olarak yaptılar. İskitler, Asya'yı ele geçirmek için 15 yıl harcadılar (Burada aslında Anadolu'ya 15 yıl boyunca mutlak şekilde hükmettikleri anlatılmaktadır).

​Ancak tam o sırada (15 yıl sonra), geride kalan eşleri İskitleri geri çağırdı. Kadınlar, elçiler vasıtasıyla şu mesajı iletmişlerdi: 'Eğer dönmezseniz, eşleriniz komşularından çocuk doğuracaktır. Kadınlar yüzünden İskit soyunun tükenmesine izin vermeyin.' Asya, bin beş yüz yıl boyunca İskitlere haraç ödemeye devam etti. Bu haraç ödeme düzenine ise ancak Asur Kralı Ninus son verdi."

​Justinus, İskit-Saka Türklerinin Amazon kraliçeleri dönemindeki Anadolu faaliyetlerini ise şöyle sürdürür (Justinus, II, 5, 14-17):

​"Avrupa'nın büyük bir kısmını ele geçirdikten sonra bazı Asya devletlerini de hakimiyetleri altına aldılar. Orada Efes'i ve başka şehirleri kurduktan sonra, askerlerinin bir kısmını muazzam ganimetlerle ülkelerine geri gönderdiler. Ordunun Asya üzerindeki hakimiyetini korumak için bölgede kalan diğer kısmı ise (İskit-Saka Türk Amazon Kraliçesi) Kraliçe Marpesia ile birlikte imha edildi. Marpesia'nın yerine krallığı kızı Sinope devraldı."

​Sicilyalı tarihçi Diodorus Siculus da Bibliotheke Historike (Tarih Kitaplığı) adlı eserinde İskit-Saka Türklerinin bahse konu seferlerinden şu şekilde bahsetmektedir (Diodorus Siculus, II, 43-44):

​"Bir süre sonra bu kralların nesilleri, üstün cesaretleri ve stratejik yetenekleri sayesinde yönetimleri altındaki toprakları genişlettiler. Tanais (Don) Irmağı'ndan Thrakia'ya (Trakya) kadar uzanan geniş arazileri kendilerine bağladılar. Askeri harekatı farklı istikametlere de yönlendirerek hakimiyetlerini Mısır'ın Nil Irmağı'na kadar genişlettiler."

​Kayserili Eusebius Vakayiname Kuralları (Chronicon) adlı eserinde ve Eusebius Hieronymus'un fragmanları ile diğer yazarların belirttikleri tarihlerden derlenen kitapta şunlar yazılıdır:

​İskitler, Filistin'e kadar egemenlik kurdular.
​İskitler, Filistin'in içlerine kadar sokuldular.

​Aurelius Augustinus (Aziz Augustin), De Civitate Dei (Tanrı Şehri / Yedi Kitabın İncelenmesine İlişkin Eser) adlı çalışmasında şunları yazar (Augustinus, VII, 8):

​"Ve İskit şehirlerinden biri olan Manassiya, Betsan'ı (Bugünkü İsrail'deki Beit Shean şehri) devralmadı. Şimdi onun adı Skythopolis'tir. İnsan, Skythia'dan bu kadar uzak yerlerde nasıl bir İskit şehri olduğuna şaşırabilir. Tıpkı Büyük İskender'in de Makedonya'dan bu kadar uzakta İskenderiye şehrini inşa etmesinin şaşırtıcı gelmesi gibi... Şüphesiz o, böylesine uzak seferler sayesinde bunu yapabilmiştir. Aynı şekilde İskitler de bu şehri, bir zamanlar savaşlarla çok uzaklara kadar ilerlemeleri sayesinde kurmuşlardır. Halkların tarihinde, İskitlerin hemen hemen tüm Asya'yı egemenlikleri altına aldıklarını okuyabiliriz; bu durum, hiçbir neden olmaksızın Mısır kralının onlara savaş açtığı zaman gerçekleşmiştir. Üstelik o kral, İskitlerin yaklaştığını duyunca korkmuş ve ülkesine kaçmıştır.”

Fatih Mehmet Yiğit 



















Yorumlar