BÜYÜK AVRASYA GÖVDESİNİN BATIDAKİ KOLLARI: KİMMER VE TRAK TOPLULUKLARININ İSKİT-OĞUZ TÜRK KÖKENLERİ ÜZERİNE DİSİPLİNLER ARASI BİR ANALİZ

1. Giriş: Ana Gövdeden Kopuş ve Göçebe Diyalektiği

Antikçağ etnografyasında sınır bölgelerini tanımlamak için kullanılan değişken terminoloji, temelde tek bir büyük göçebe ana gövdenin zamanla farklı coğrafyalarda geçirdiği mutasyonları yansıtmaktadır. Karadeniz'in kuzeyi, Kafkasya ve Tuna havzasını kapsayan bu devasa coğrafyada, "İskit dünyası" tekil bir devlet mekanizmasını değil, zamanla parçalanan ve etrafa kollar salan devasa bir proto-Türk/Saka kültür havzasını ifade eder.

Bu bağlamda Kimmerler (*Gimirrai/Kimmerioi*) ve Traklar (*Thrakas/Daci/Getae*), İskit ana gövdesinden erken ve orta evrelerde ayrışarak batıya yönelmiş, yerleşik Balkan ve Anadolu kültürleriyle temas ederek zamanla kendi özgün kimliklerini kazanmış kardeş kollardır. Antik yazarların bu halkları birbirlerinin yerine kullanması veya doğrudan akraba sayması, bu tarihsel ayrışma sürecinin literatürdeki ayak izleridir.

Geleneksel Batı tarih yazımının aksine, bu devasa göçebe ana gövde, tarihsel ve etimolojik süreklilik bağlamında **Oğur/Oğuz Türkleridir**. Bu büyük gövde, Hun Türklerinin ve onların ardılları olan Gök-Türk ile Avar Türklerinin doğrudan atalarını oluşturmaktadır.

2. Unutulan Kronoloji: M.Ö. XX-XIX. Yüzyıllarda Tanay Kağan ve İlk Anadolu-Trakya Fethi

Resmi tarih tezlerinin İskit varlığını M.Ö. VIII. yüzyılla sınırlayan sığ yaklaşımına karşın, antik şark, Mezopotamya ve batı kaynaklarının satır araları ile Justinus’un aktardığı evrensel kronoloji, İskit-Saka Türklerinin Karadeniz'in kuzeyinden hareketle Anadolu ve Trakya havzasına çok daha erken dönemlerde, **M.Ö. 2000-1900'lerde (M.Ö. XX-XIX. Yüzyıl)** kalıcı olarak bastığını göstermektedir.

A. Tanay Kağan Öncülüğündeki İlk Büyük Asya ve Avrupa Seferi

Bu arkaik dönemde, İskit-Saka ana gövdesinin başında bulunan efsanevi **Tanay Kağan** (Antik batı metinlerinde nehir adı olan ve Don nehriyle özdeşleşen *Tanais*, şark kaynaklarında ise göçebe hafızasının kurucu lideri), Ön Asya ve Balkanlar'a yönelik tarihsel ilk büyük askeri ekspedisyonu gerçekleştirmiştir. Trogus Pompeius ve Justinus’un açıkça kaydettiği üzere, Asya İskitleri M.Ö. 2000'lerde Mısır Kralı Vexoris (Vesosis) ile karşı karşıya gelmiş, ancak ondan önce Kafkasya geçitlerini aşarak Anadolu'yu ve ardından Boğazlar üzerinden Trakya'yı tamamen kontrol altına almıştır.

Justinus’un ifadesiyle, İskitler Asya’ya tam **1500 yıl boyunca** hükmetmişler ve haraç kesmişlerdir. Bu egemenliğin sonu Ninova’nın yükselişi ve Asur egemenliği ile bittiği için, geriye doğru yapılan kronolojik hesaplama bizi tam olarak **M.Ö. 2000-1900 (M.Ö. XX-XIX. Yüzyıl)** tarihine, yani Tanay Kağan'ın fetih çağının başlangıcına götürür.

B. Coğrafi ve Demografik Sonuçlar

Tanay Kağan komutasındaki bu ilk büyük dalga, İskitlerin ve onların birer kolu olan Trakların bölgedeki varlığının M.Ö. 1000'lerde başlamadığını, aksine Tunç Çağı'nın ortalarından itibaren bu coğrafyanın demografik ve kültürel dokusunu Türk soyunun şekillendirdiğini ispatlamaktadır. M.Ö. 2000'lerdeki bu köklü fethin hatırası, yerel Anadolu ve Trak kültürlerinin dip katmanlarında saklı kalmıştır. İskit ordularının Trakya’ya kadar ilerleyerek burayı fethettiği ve sınırlarını Avrupa içlerine kadar genişlettiği gerçeği, sonraki dönemlerde Traklar ile İskitlerin neden "aynı soyun kolları" olarak anıldığını açıklayan tarihsel temeldir.

3. Asur Belgelerinde Erken Ayrışan Kollar: Gimirrai (Kimmer) ve Aşguzai (İskit) İttifakı

Asur Kralı Asarhaddon (M.Ö. 681-669) dönemine ait Şamaş tapınağı kâhinlik sorguları, Kimmerler yardımıyla Yakın Doğu sahasında henüz tam anlamıyla birbirlerinden kopmadıklarını, aksine aynı askeri-stratejik havzayı paylaşan iki kardeş kol gibi davrandıklarını göstermektedir (**Asur Çivi Yazılı Devlet Arşivleri, SAA IV**).

Asur kâhinlerinin Med sınırındaki isyanları ve dış tehditleri sorgularken kullandığı dil, bu iki kolun operasyonel olarak nasıl iç içe geçtiğini açıkça ortaya koyar:

*"...İster kendi ordusuyla Kaştaritiler, ister ordusuyla Kimmerler (Gimirrai) ya da Medler ordusu ya da Manna ordusu ya da kim olursa olsun herhangi bir düşman... Kişassu şehrini ele geçirebilecekler mi?"*

Bir diğer kâhinlik metninde ise tehdit unsurları sayılırken Kimmerler ve İskitler, Med vilayetleri olan **Saparda, Karibti, Ellipi, Bit-Khamban ve Parsumaş** geçitlerinde ortak bir göçebe dalgası olarak zikredilir:

*"...Bu belirli süreçte, İskit askerleri (Aşguzai), Kimmer askerleri (Gimirrai), Bit-Khamban geçitlerinden... natsira eyaletine girecekler mi, saldıracaklar mı? (...) Kimmer ordusu ve İskit askerleri Bit-Khamban ve Parsumaş'a saldırı düzenlemeyi düşünüyorlar mı?"*

Geleneksel tarihçiliğin iddia ettiği gibi İskitlerin Kimmerleri tamamen yok etmek üzere kovalayan yabancı bir kavim olduğu anlatısı, bu çağdaş belgeler karşısında zayıflamaktadır. Asur belgeleri, ana gövdeden biraz daha erken koparak güneye/batıya inen Kimmer kolunun, hemen ardından gelen ana İskit gövdesiyle bölgede bazen rekabet halinde olduğunu, ancak çoğunlukla aynı stepli refleksle ortak askeri koalisyonlar kurduğunu doğrulamaktadır.

4. Kutsal Metinlerde Soy Kütüksel Kanıtlar: Gamer ve Aşkenaz’ın Ortak Atası

Antik Yahudi coğrafya geleneği ve Erken Hristiyan teologların yorumları, Kimmer ve İskit topluluklarının aynı etnik kökün zamanla dallanan kolları olduğunu soy kütüksel bir hiyerarşiyle doğrular. Tevrat'ın *Yaratılış (Tekvin) 10:2-3* bölümündeki "Uluslar Tablosu" bu bakımdan son derece nettir (**Tevrat, Yaratılış 10:2-3**):

*"Yafes’in oğulları: Gomer, Magog, Maday, Yavan, Tubal, Meşek ve Tiras’tı. Gomer’in oğulları: Aşkenaz, Rifat ve Togarma’ydı."*

A. Gomer (Kimmer) ve Aşkenaz (İskit) Şeceresi

Filolojik olarak Asur kaynaklarındaki *Gimirrai* (Kimmerler), İbraniceye *Gomer/Gamer* olarak; *Aşguzai* (İskitler) ise *Aşkenaz* olarak geçmiştir. Tevrat metninde Aşkenaz’ın (İskitlerin), Gomer’in (Kimmerlerin) "oğlu" (yani bir alt kolu/ardılı) olarak gösterilmesi, antik Yakın Doğu algısında bu iki halkın aynı kökten türeyen ve zamanla ayrışan bir bütünün parçaları olduğunun en somut teolojik belgesidir (**Tevrat, Hezekiel 38-39: Gog-Magog ve Aşkenaz şerhleri**). Ermeni geleneğinde Kapadokya için kullanılan *Gamirk* adı da bu erken kolun bölgedeki kalıcı izidir.

B. Patristik Literatürün Sentezi

M.S. III.-IV. yüzyıllardan itibaren bu kutsal metinleri yorumlayan kilise babaları, göçebe kolların batıya doğru yayılımını izlemişlerdir. Antakyalı Başpiskopos Eustathius (M.S. 4. yy.), Flavius Josephus'un *Antiquitates Judaicae* (Yahudilerin Eski Eserleri) eserine dayanarak şu tespiti aktarır (**Flavius Josephus, Antiquitates Judaicae, I. Kitap**):

*"...Şimdiki Galatların (Anadolu'ya sarkan göçebe bakiyelerin) ulu babası Gamer'dir..."*

Eusebius Sophronius Hieronymus (Aziz Jerome) ise M.S. 399 tarihli *Varlık'la İlgili Yahudi Soruları Kitabı* ve M.S. 365 tarihli *Yeşaya Yorumları* eserlerinde, Avrupa içlerine sarkan Germen/Got hareketliliğini, yerel Trak unsurlarını (Getler) ve kuzeydeki ana gövdeyi tek bir İskit kökeninde birleştirir:

> *"Gamer aslında Galatlar, Mecüc – İskitlerdir. Benim bildiğim, birisi Yecüc and Mecüc'ü Hezekiel'de olduğu gibi şimdiki yerlerine koyduğu gibi, yakın geçmişte ülkemizde fırtına estiren Gotların tarihine bağlamıştı... Gerçekten de bütün eski bilim insanları genelde Gotlara daha çok Getler (Kuzey Trakları) derler, Yecüc ve Mecüc olarak değil."*

Hieronymus'un bu şerhi, kuzeyden gelen atlı göçebe kolların (İskit-Kimmer) zamanla batıdaki Trak (Get) ve Cermen (Got) topluluklarıyla nasıl kaynaştığını ve antik otoritelerin bu halkların kökenindeki İskit "ana genini" nasıl fark ettiklerini göstermektedir.

5. Klasik Filolojide İskit-Kimmer-Trak Geçişkenliği ve "Trerler" Örneği

Grek ve Bizans literatürü, batıya göç ederek ana gövdeden ayrılan kolların yerel Trak topluluklarıyla nasıl etnik birer füzyon oluşturduğunu belgelemiştir.

A. Homeros Mitolojisi ve Eustathius’un Tarihsel Rasyonalizm’i

Homeros’un *Odysseia* destanında (X, 86; XI, 14) Kimmerler, güneş görmeyen, sislerle kaplı, Hades'in (yeraltı) kapısında yaşayan yarı-mitolojik bir halk gibi sunulur. Selanik Başpiskoposu Eustathius (M.S. 12. yy. ikinci yarısı), *Commentarii ad Homeri Odysseam* (Homeros’un Odysseia’sı Üzerine Eskiçağ Skolleri ve Tefsirler, Cilt X-XI) adlı eserinde Malloslu Cratetos'un (M.Ö. 2. yy.) filolojik görüşlerini aktararak bu karanlık tasviri coğrafi gerçekliğe kavuşturur.

Eustathius, Kimmerlerin kuzeydeki yurtlarından (Cimmerian Bosphorus / Kırım) dolayı Yunanca *"kış ülkesi insanları"* anlamına gelen kelimelerle (*κείμαι - keimai / mezar başında veya toprakta yatanlar*) ses uygunluğu taşıdığını belirtir. Yani Kimmerler, mitolojide yeraltı'na ölülerin yanına nakledilmiş olsalar da gerçekte **"Cimmerian Bosphorus'ta Trerler ismiyle yaşamış kuzeyli, göçebe, İskit kökenli halktı."**

B. Trerler (Treres): Traklaşan Bir İskit-Kimmer Kolu

Eustathius'un metninde geçen bu ifade, tezin en güçlü kanıtlarından biridir. Coğrafyacı Strabon da *Geographica* eserinde (**Strabon, Geographica, Kitap I (3.21), Kitap VII (3) ve Kitap XIII (1.40)**) Trerleri doğrudan bir "Trak kabilesi" olarak kaydederken, onların Kimmer lideri Lygdamis ile birlikte Anadolu'yu yakıp yıktığını söyler. Bir kolun (Trerler) hem İskit-Kimmer kökenli olarak anılması hem de bir Trak kabilesi olarak tasnif edilmesi, **Trakların önemli bir kısmının zamanla ana gövde olan İskit dünyasından koparak batıda farklılaşan kabileler olduğu** gerçeğini açıkça ortaya koymaktadır.

Nitekim Tyreli Maximus (M.S. 2. yy.) *Söylevler* (§6) adlı eserinde Homeros’un güneşi göremeyen halkını doğrudan *"Thraklar veya Cyconlar"* olarak adlandırarak bu coğrafi ve etnik birliği perçinler.

6. Onomastik ve Dilbilimsel Kanıt: "Trak" ve "Türk" Kelimelerinin Köken Birliği

Kimmerler ile birlikte Tanay Kağan'ın açtığı tarihsel yoldan Trakya ve Balkan havzasına yerleşen Trak kabilelerinin adı, yalnızca yaşam tarzlarıyla değil, taşıdıkları isimle de İskit-Türk dünyasına mühürlenmiştir.

A. Metatiz (Ses Göçüşmesi) ve Dil Akrabalığı

Filolojik açıdan incelendiğinde, antik Grek müelliflerinin fonetik sınırlılıkları nedeniyle yazıya **"Thrak" (Thrakas/Thraks)** olarak geçirdikleri kelime, arkaik "Türk" adının Batı dillerindeki ilk bükümlenmiş varyasyonudur. Türkçenin kök kelime yapısında sıklıkla görülen ve komşu dillerin telaffuz ederken zorlandığı çift ünsüz akışları, yabancı kroniklerde ses göçüşmesine (metatiz) uğramıştır.

 * **T-R-K** (Türk) ünsüz iskeleti, arkaik Akdeniz havzası dillerinde ses uyumu gereği **Th-R-K** (Thrak) formuna bürünmüştür. Kelimenin kökündeki bu sarsılmaz morfolojik paralellik, Trakların İskit-Oğuz ana gövdesinden sarkan bir "Türk" kolu olduğunun dilbilimsel tapusudur.

7. Tarihsel-Coğrafi Onomastik Alanı: Tauria, Taurica, Taurians ve Trerler Kelimelerinin Ortak Köken Birliği

Antikçağ Karadeniz etnografyasında ve Akdeniz havzası kaynaklarında Kırım Yarımadası ve çevresini tanımlamak için kullanılan **Tauria / Taurica** terimleri ile bölgenin yerli halkı olarak kayda geçen **Taurians (Tauriler)** ve Balkan-Anadolu hattına sarkan **Trerler (Treres)** sözcükleri, fonetik ve anlamsal açıdan aynı proto-Türk göçebe kökenden beslenmektedir.

A. Coğrafi Kaynaklarda İsim Birliği

Herodot, Strabon ve Plinius’un metinlerinde Kırım coğrafyası için sıklıkla **"Taurica"** veya **"Tauria"** isimleri tercih edilir. Antik Grek alfabesinin ses sınırları çerçevesinde kayda geçirilen bu kelimelerin kök morfolojisi incelendiğinde, kelimenin aslı göçebe atlı askeri teşkilatlanmayı ve gücü ifade eden arkaik Türkçe unsurlara dayanmaktadır. Yabancı dillerin büküm özellikleriyle sonuna Latince/Grekçe coğrafya ekleri (*-ica / -ia*) alan bu isimler, gerçekte İskit-Saka ana gövdesinin batı kollarını ve Kırım havzasındaki ana yurtlarını işaret etmektedir.

B. "Trer" ve "Tauri" Fonetik Dönüşümü

Strabon'un *Geographica* (Kitap I, VII, XIII) eserinde Kimmer-İskit gövdesinin bir parçası olarak sunduğu **Trerler**, ses yapısı bakımından **Taur- / Thrak- / Türk-** ünsüz iskeletinin bölgesel diyalekt varyasyonundan başka bir şey değildir. Kuzey Karadeniz'deki **Tauriler** ile Tuna-Anadolu hattındaki **Trerler** ve **Traklar**, aynı tarihsel fethin (Tanay Kağan dalgasının) yarattığı demografik tabakanın farklı coğrafyalarda antik yazarlarca bükülmüş fonetik tezahürleridir. Bu isimlerin tamamı, aynı etnik gövdenin askeri-sosyal niteliklerini simgeleyen ortak bir dilsel kökten üremiştir.

8. Roma Askeri Literatüründe Polyaenus Kayıtları: Taurians-İskit Siyasi Bağı ve Kraliçe Amage

Tauria (Kırım) bölgesindeki **Taurilerin (Taurians)** müstakil bir yabancı kavim değil, İskit-Saka yüksek otoritesine ve konfederasyonuna tabi, onun koruması altında yaşayan yerel-bölgesel bir bakiye kol olduğu Roma askeri strateji kaynaklarıyla sabittir.

M.S. 2. yüzyılda yaşayan Makedonyalı Romalı yazar ve avukat **Polyaenus**, Roma İmparatorları Marcus Aurelius ve Lucius Verus’a takdim ettiği **"Strategemata" (Stratejiler)** adlı anıtsal askeri-hukuki eserinde (**Polyaenus, Strategemata, Kitap VIII, Bölüm 56**), Kırım (Taurica) havzasındaki güç dengelerini sarsıcı bir tarihi vakayla aktarır.

A. Kraliçe Amage (Omag) ve Khersonesos Kuşatması

Polyaenus'un kaydettiği tarihi vesikaya göre; Karadeniz kıyısındaki İskitlerin hükümdarı Medosakkos, lüks ve sefahate dalarak devlet işlerini aksatınca, yönetimi onun dirayetli eşi **Kraliçe Amage** (Türkçe göçebe hafızasındaki karşılığıyla *Omag / Umay / Umaç*) ele almıştır. Amage, adaleti, sınır güvenliğini sağlaması ve akınları püskürtmesiyle ün kazanmıştır.

Bu sırada, Kırım'da yerleşik bir Helen kolonisi olan Khersonesos (Kırım sakinleri), yarımadanın yerli barbar kabilesi olan **Tauriler (Taurians)** tarafından sürekli yağmalanmakta ve ağır bir kuşatma altında tutulmaktadır. Çaresiz kalan Khersonesoslular, İskit yüksek egemenliğine sığınarak Kraliçe Amage’den askeri yardım talep etmişlerdir.

```

+-------------------------------------------------------------+

|                      İSKİT MERKEZİ OTORİTESİ                |

|                    (Kraliçe Amage / Süvari Gücü)            |

+-------------------------------------------------------------+

                               |

            +------------------+------------------+

            | (Askeri Müdahale)                   | (Diplomatik Uyan)

            v                                     v

+-----------------------+               +---------------------+

|   TAURİLER (TAURİANS) |               |     KHERSONESOS     |

| (Kırım İçi Yerel Kol) |               |   (Sığınan Koloni)  |

+-----------------------+               +---------------------+


```

B. Tek Gecede 1200 Stadyum: Askeri Yaptırım Gücü

Polyaenus, göçebe Türk savaş stratejisinin en erken ve en dehşet verici örneklerinden birini şöyle tasvir eder:

*“Amage, Tauri kralına mektup yazarak Khersonesos’a zarar vermeyi bırakmasını emretti. Tauri kralı bu uyarıyı dikkate almayınca, Amage yanına en güvendiği, her biri üçer at yedeklemiş 120 plethra gücündeki 120 seçkin İskit süvarisini aldı. Tek bir gecede tam 1200 stadyum (yaklaşık 220-240 kilometre) mesafe kat ederek şafak vaktinde Tauri kralının sarayına ansızın bastı.”*

Kraliçe Amage, saray muhafızlarını imha ederek Khersonesos’a saldıran Tauri kralını ve ailesini cezalandırmış, Tauri topraklarının idaresini ise İskit yüksek otoritesine sadık kalması şartıyla kralın bir diğer oğluna bırakmıştır.

C. "Taurya" Havzasında İskit Mutlakiyeti

Polyaenus’un bu strateji kaydı, onomastik ve coğrafi açıdan **Taurya/Taurica** isminin neden İskit dünyasından ayrı düşünülemeyeceğini gösterir. Bölgedeki **Tauriler (Taurians)**, İskit devlet mekanizmasının tek bir gecelik süvari intikaliyle cezalandırıp, hanedanını değiştirebildiği, iç işlerine doğrudan müdahale ettiği içsel bir tebaa veya alt koldur. Kırım yarımadasına adını veren *Taurya* kavramı, İskit-Saka siyasi coğrafyasının kalbi olup, buradaki askeri ve demografik kontrol tamamen proto-Türk İskit gövdesinin elindedir.

(M.S.II.YY.) Romalı Yazar Polyaenus: Stratejiler adlı kitabının bir başka bölümünde Taurians  Tauryalıların (Turanlı Türklerin) İskit Saka Türk bağını ve uyguladıkları kahramanca savunmayı şu sözlerle aktarır: [46] "Taurians (Turanlılar/Türkler) İskit halkı olan Tauryalılar (Türkler), savaşa hazırlanırken her zaman hendekler kazıyor, höyükler yığıyor ve arkalarındaki zemini geçilmez hale getiriyorlardı. Geri çekilme yolları bu şekilde kesildiğinden, fethetmekten ya da ölmekten başka seçeneklerinin olmadığını biliyorlardı."

9. Trakya’nın Kuzey Kolları (Dak-Get) ve İskit Ana Gövdesi Soy Bağı

Trak ulusunun kuzey kollarını oluşturan Getler ve Daklar, antik Roma ve Grek tarihçileri tarafından doğrudan İskit dünyasının birer uzantısı olarak kabul edilmiştir.

A. Bizanslı Stephanos’un Ethnica Kayıtları

6. yüzyıl coğrafyacısı Stephen Byzantinus, *Ethnica* (Εθνικά) adlı anıtsal etnoloji sözlüğünde, arkaik dönem yazarlarından (Hekataios vb.) yaptığı derlemelerde kuzey kavimlerini tanımlarken **"Σκύθαι έθνος..." (İskit kavmi...)** kalıbını kullanır (**Stephen Byzantinus, Ethnica, "Σκύθαι" maddesi tefsirleri**). Bu kayıtlarda, Tuna havzasındaki Trak kabilelerinin coğrafi sınırları eritilerek geniş anlamda İskit etnik dairesinin birer şubesi olduğu işlenir.

B. Dion Cassius ve Trogus Pompeius: "İskit'in Soyundan Gelen Daklar"

Roma tarihinin en önemli otoritelerinden Dion Cassius (M.S. 155–235), İmparator Trajan’ın Dakya Savaşları’nı yazdığı *Historia Romana* (Kitap 67, Bölüm 6) adlı eserinde, Dakların yerel adlandırmalarını tartışırken onların köken genetiğini ana gövdeye bağlar (**Dion Cassius, Historia Romana, Kitap LXVII, Bölüm 6**):

*"Ben bu halka, kendilerinin ve Romalıların onlara verdiği isimle Daklar diyorum; her ne kadar bazı Grek yazarlar onlara Getler olsa de, bu halk ister Get ister İskit kökenli olsun..."*

Latin tarihçi Trogus Pompeius’un kayıp eserinden Iustinus tarafından aktarılan *Epitome* (Kitap V) metni ise tezi hiçbir şüpheye yer bırakmayacak bir netlikle formüle eder (**Iustinus, Epitoma Historiarum Philippicarum Pompei Trogi, Kitap V**):

*"Daci quoque suboles Scytharum sunt"* (**"Daklar da İskitlerin bir soyudur / zamanla onlardan ayrılmış bir koludur"**).

10. Tarihsel ve Etimolojik Temeller: İskitlerin Kurucu Atası "Targitaos" ve Türk Kimliği

Herodot (M.Ö. 5. yy), Strabon (M.Ö. 64/63 – M.S. 24) ve Plinius (M.S. 23–79) başta olmak üzere birçok Eski Çağ tarihçisi ve coğrafyacısı; İskitlerin diğer adının "Saka" olduğunu belirtir. Gaius Plinius Secundus, *Naturalis Historia* (Doğa Tarihi) adlı anıtsal eserinde bu özdeşliği şu net sözlerle ortaya koyar (**Pliny, Natural History - Book 6, sections 19-L (50)**):

*“Ötesinde bazı İskit kabileleri vardır. Persler bunlara Perslere en yakın kabile olan Sacae genel adını vermişlerdir.”*

Antik Çağ Coğrafyacısı Strabon da eserinde İskit-Saka birlikteliği hakkında son derece önemli tespitlerde bulunur ve İskitlerin doğuda kalan uzantılarının **Massagetler ve Sakalar** adıyla anıldığını kesin olarak belirtir (**Strabon, Coğrafya - Kitap XI, Bölüm 8**).

A. Targitaos Efsanesi ve Tarkan Unvanı

Herodot, *Tarih* (Melpomene) adlı eserinde İskitlerin efsanevi kurucu atasının adının **Targitaus** olduğunu söyler. Antik Yunancada (Grekçe) *Targitaos* (Ταργιταος), Latince metninde ise *Targitaus* olarak geçen bu isim, köken itibarıyla Antik Yunancadaki *(Τραкаna) Tarkāna* isminden türemiş Türkçe kökenli bir sözcüktür (**Herodotos Tarihi / MELPOMENE, Skyth'ler – Yurtları – Özellikleri**).

*Tarkana* ismi, Türk dillerinde büyük komutan ve devlet görevlisi unvanı olan, Gök-Türk ve Yenisey yazıtlarında da sıklıkla karşımıza çıkan **"Tarkan"** sözcüğünün Yunanca ve Latince söyleniş şeklidir. Sergey Tokhtasyev'in Eskiçağ Tarihi Dergisi'nde yayınlanan çalışması, bu onomastik bağı doğrulamaktadır (**Tokhtasyev, Sergey, "Из ономастики Северного Причерноморья. XXI. Τράкана", Вестник древней истории, 281 (1), 2013, ss. 193–196**).

"Tarkan" sözcüğü Türklerde ve Moğollarda; başkomutan, demirci, demir ustası, devlet görevlisi ve savaşçı/asker anlamlarına gelir. Şamanların (kam) ata mesleği demircilik olup, demirci şamanlar da "Tarkan" ismiyle anılırlar. Bu isim Türk boyları arasında tarih boyunca *Tarhan, Targan, Dargan ve Darkan* olarak da telaffuz edilmiştir.

B. Herodot Anlatısının Türk Kültür Kodlarıyla Analizi

Herodot'un *Tarih* eserinde kaydettiği İskit efsanesi şöyledir:

*"Skyth'ler (İskitler), kendilerini ırkların en genci sayarlar... Bu ülke boştu, burada ilk olarak Targitaos (Tarkan/Türklerin Atası) adında bir adam doğdu. Bu Targitaos'un babası Zeus, anası da Borysthenes ırmağının kızıymış... Üç çocuğu olmuş, Lipoxais, Arpoxais ve en küçükleri Koloxais. Bunların zamanında Skythia'ya, gökyüzünden altından yapılma zanaat araçları düşüyor, bir saban, bir boyunduruk, bir balta ve bir kupa... Bunları en küçükleri alıp evine götürüyor. Mucizeyi gören büyükler, iktidarı en küçüklerine bırakıyorlar... Tümü de Skoloti (Saka) diye anılırlar..."*

Bu efsanevi metin, Türk kültür tarihi ve mitolojisiyle tam bir uyum içerisindedir:

1. **Irkların En Genci:** Herodot'un *"Skyth'ler kendilerini ırkların en genci sayarlar"* tanımlaması, *Divânu Lügati't-Türk*'te Kaşgarlı Mahmud'un "Türk" kelimesinin anlamını tarif ederken kullandığı **"gençlik, kuvvetlilik ve zindelik"** tanımına tam anlamıyla uymaktadır.

2. **Gök-Tanrı Soyu:** Türklerin atasının babasının Zeus (Gök/Hava Tanrısı) olarak tanımlanması, Orhun Kitabelerinde Bilge Kağan Bengü Taşında geçen: **"Tengriteg Tengride bolmuş Türk Bilge Kagan: Tanrı gibi Gökte (Cennette) olmuş Türk Bilge Kağanı"** ifadesiyle eskatolojik olarak birebir örtüşür.

3. **Gökten Düşen Altın Araçlar:** Gökten yeryüzüne düşen saban, boyunduruk, balta ve kupa sembolleri; Türklerin dünya tarihinde ilk kez atı ehlileştiren, madeni (özellikle demiri) üstün bir ustalıkla işleyen, aynı zamanda toprağı işleyerek tarım yapan savaşçı ve teşkilatçı bir millet olduğunu simgeler.

C. Coğrafi Bir İspat: Tarkhankut Burnu

İskit-Saka Türkleri, latince *Targitaus*, Türkçe "Tarkan" adıyla anılan kurucu Atalarına saygılarından ötürü, antik kaynaklarda **"Taurica (Türk)"** ismi ile anılan İskit Saka yerleşim merkezi Kırım Yarımadasının Karadeniz'in batısına bakan burnuna, kurucu Atalarının adını yaşatmak için **Tarkhankut** ismini vermişlerdir. Günümüzde bu bölge halen Tarkhankut ismi ile anılmaktadır.

Bu birleşik sözcük tamamen Türkçe kökenlidir:

 * **Tarkan:** Büyük Türk komutanlarına verilen unvan, demir ustası, şaman lideri.

 * **Kut:** Türkçede; Tanrı'dan bahşedilen güç, kuvvet, talih, uğur, yetki, ilahi bir kaynaktan gelen rahmet, bereket; devlet idaresinde güç ve yetki bakımından sahip olunan üstün meşruiyet ve mutluluk anlamına gemektedir.

11. Çin Kaynaklarında Maddi ve Yazılı Tanıklıklar: "Sai" (Saka) ve "Tujue" (Gök-Türk) Şeceresi

Geleneksel olarak İskit-Saka medeniyetini sadece Batı (Grek-Latin) ve Ön Asya (Asur-Pers) kaynakları üzerinden okuma hatası, Çin hanedan yıllıklarının (*Ershisi Shi*) titiz ve sansürsüz etnik kayıtları karşısında çökmektedir. Çin kaynakları, M.Ö. I. binyıldan itibaren Orta Asya ve Çin sınırlarında büyük bir güç oluşturan **"Sai" (塞 - Saka)** toplulukları ile müttefik ve ardıl göçebe güçler olan **Xiongnu (Hun)** ve **Tujue (突厥 - Gök-Türk)** kavimleri arasındaki mutlak kan, soy ve coğrafya birliğini resmi devlet arşivleriyle belgeler.

A. Sui Shu (Sui Hanedanı Yıllığı) ve Zhou Shu (Zhou Hanedanı Yıllığı) Kayıtları

M.S. 6-7. yüzyıllarda derlenen resmi Çin hanedan kayıtlarından **Sui Shu** (Cilt 84) ve **Zhou Shu** (Cilt 50) ile **Bei Shi** (Kuzey Tarihi), Gök-Türklerin (Tujue) köken şecerelerinden birini aktarırken doğrudan kadim Saka coğrafyasına ve kabile ismine atıf yapar. Çinli tarihçilerin kaydettiği köken efsanesine göre:

*"Gök-Türklerin (Tujue) ataları, Hunların (Xiongnu) kuzeyinde bulunan **Suo (索)** ülkesinden çıkmışlardı. Başlarındaki liderin adı Nişidu (Ni-shu-tu) idi ve kendisi kurttan doğmuştu."*

B. "Suo" Teriminin Filolojik ve Coğrafi Karşılığı: Saka

Çin tarihçiliğinde ve tarihsel fonetikte geçen bu **"Suo" (索)** veya eski telaffuz biçimleriyle **"Sop" / "Sai"** kelimesi, antik dönemde Tanrı Dağları, İli Havzası ve Pamir bölgesinde yaşayan İskit-Saka (*Sacae*) topluluklarına Çinlilerin verdiği genel ismin (*Sai / Sae*) bölgesel diyalekt bükümüdür.

Çinli kronik yazarları, Gök-Türk devletini kuran Aşina soyunun dip etnik hafızasını kaydederken onları doğrudan Hunların kuzeyindeki/batısındaki kadim **Saka (Suo) Topluluklarına** bağlamaktadır. Bu kayıt, Gök-Türklerin etnik ve kültürel gövdesinin Asya Hunları üzerinden doğrudan İskit-Saka ana köküne bağlandığının Asya kıtasındaki en somut resmi-yazılı belgesidir.

12. Saka-Gök-Türk Sürekliliği: Tarihsel ve Dilbilimsel Organik Bağ

İskit-Saka dünyasının proto-Türk karakteri, sadece Hun basamağı üzerinden değil, doğrudan **Gök-Türk İmparatorluğu** dönemine uzanan devlet geleneği, alfabe, tamga ve unvan mirasındaki mutlak aynılıkla da tescillidir. Gök-Türklerin kendilerini "Saka" mirasının doğrudan varisleri ve devamı olarak görmesi, Bizans diplomatik arşivlerindeki en somut karşılığını bulmuştur.

A. Menandros Protektor’un Tarihi Şahitliği

Bizans İmparatoru II. Justinus tarafından M.S. 568 yılında Batı Gök-Türk İmparatorluğu Kağanı İstemi Yabgu'ya elçi olarak gönderilen Zemarkos'un seyahat notlarını ve raporlarını aktaran tarihçi Menandros Protektor, İskit-Saka toplulukları ile Türklerin tamamen aynı kavim olduğunu ilan eder (**The History of Menander the Guardsman, Fragman 10, 1-3, ss. 115–138**):

 1. **İsim Aynılığı:** Menandros'un gözlemlerine ve antik Bizans devlet hafızasına göre, Doğu Roma sarayında "Türk" olarak adlandırılan bu yeni kudretli güç, antik çağda ve önceleri doğrudan **"Saka"** ismiyle anılmaktaydı. Bizans kroniklerinde kullanılan *"Bizim bugün Türk dediklerimiz, eskiden Saka/İskit adıyla anılan halktır"* ifadesi, bu etnik sürekliliğin en açık kanıtıdır.

 2. **Yazı ve Alfabe Ortaklığı:** Gök-Türk Kağanı İstemi Yabgu'nun Bizans İmparatoru'na gönderdiği ve Zemarkos eliyle Konstantinopolis'e ulaşan diplomatik mektup, Menandros tarafından **"İskit Harfleriyle"** (*Scythian letters*) yazılmış olarak tanımlanır. Bu harfler, Karadeniz’in kuzeyindeki İskit-Saka kurganlarında (örneğin Esik Kurganı gümüş çanağındaki runik yazıtlarda) prototipleri bulunan ve Gök-Türk döneminde evrensel bir devlet alfabesine dönüşen Runik Türk Alfabesinden başkası değildir.

B. Unvan ve Kurumsal Süreklilik

Sakaların askeri ve sosyal idare mekanizmasında yer alan unvanların, Gök-Türk idari sisteminde aynen korunmuş olması kurumsal sürekliliğin en büyük delilidir. İskitlerin kurucu atasının adında saklı olan **Tarkan (Targitaos)** unvanı, Gök-Türk devlet hiyerarşisinde en yüksek askeri-idari rütbelerden biri olarak varlığını sürdürmüştür. Keza, İskit-Saka boylarında görülen "boy sistemine dayalı askeri teşkilatlanma" (On Ok teşkilatı) ve kadim kurt tamgası, Gök-Türk devletinin de kurucu temelidir.

13. İskit-Saka ve Oğuz/Oğur Türk Boyları Arasındaki Organik Bağ

İskitlerin ve onun doğudaki uzantısı olan Sakaların Türk kökenli olduğu tezi, doğrudan Geç Antikçağ ve Bizans kaynaklarındaki kabile tasnifleriyle sabittir.

A. Agathias Kayıtlarında Oğuz/Oğur Kabileleri

M.S. 6. yüzyıl tarihçisi ve şairi Myrina'lı Agathias, *Historiarum Libri Cinque* (Beş Tarih Kitabı) adlı eserinde Hunların kökenini anlatırken, onların "İskitler" genel adıyla anıldığını ve doğrudan Oğur/Oğuz kabilelerinin isimlerini taşıdıklarını şu sözlerle ifade eder (**Agathias, V, 11, 1-4: Origins of the Huns east of Lake Maeotis**):

*"Antik çağlarda Hunlar, Don nehrinin kuzeyindeki Maeotis gölünün doğusundaki bölgede, Imaeus Dağı'nın yakın tarafında Asya'ya yerleşen diğer barbar halklar gibi yerleşmişlerdi. Tüm bu halklar İskitler veya Hunlar genel adıyla anılırken, bireysel kabilelerin (Oğur/Oğuz kabileleri) Cotrigurlar, Utigurlar, Ultizurlar, Burugundiler gibi atalarının geleneğine dayanan kendi özel isimleri vardı..."*

"İskit" ve "Oğuz" Kelimelerinin Dilbilimsel Eşdeğerliği ​

İskit: Grekçe Skuthēs (Σκύθης) kelimesinden gelir ve "okçu" anlamı taşır. ​

Oğuz: Dil bilimci J. Nemeth ve Prof. Dr. Faruk Sümer'in çalışmalarında ortaya koyduğu üzere, "Ok + uz" biçiminde tahlil edilir. "Ok" boy/kabile, "z/uz" ise eski Türkçede ikilik/çoğulluk ekidir. Dolayısıyla Oğuz, "boylar birliği" veya "ok boyları" demektir (Faruk Sümer, Oğuzlar (Türkmenler) Tarihleri - Boy Teşkilâtı - Destanları, s. 1). 

Batı Gök-Türk devletinin "On-Ok" olarak anılması ve Oğuz elinin "Boz-Ok" ve "Üç-Ok" olarak iki kola ayrılması bu "ok" sisteminin devamıdır. ​Dil bilimci N. A. Baskakov ise Oğuz ve Oğur kelimelerinin ilişkisini, Türk dillerindeki r ~ z fonetik ses denklemi üzerinden açıklar (N. A. Baskakov, "Etimologii oguz, oguz-kagan", Sovetskaya Tyurkologiya, 1982/1, ss. 88-90). Baskakov'a göre Oğuz, Oğur, Uğur, Uygur aynı kökten türeyen kelimelerdir. Eski Rus yıllıklarındaki Uġuz, Uur, Uz kelimeleri Oğuz adının adaptasyonudur. Onogur (On Oğur/Oğuz), Saragur (Sarı Oğur), Kotrigur (Otuz Oğur/Oğuz) kabile isimleri de bu dilsel birliğin sarsılmaz kanıtlarıdır. 

​Türk destan edebiyatı da bu birliği doğrudan doğrulamaktadır. Oğuz Kağan Destanı’nın en eski nüshasında Oğuz Kağan (W. Bang ve G. R. Rahmeti, Oğuz Kağan Destanı, İstanbul, 1936, s. 17): ​“Ben uygurların kağanıyım ve yer yüzünün dört köşesinin kağanı olsam gerektir.” ​diyerek Oğuz-Uygur birliğini vurgular. 

Reşîdeddin Fazlullah'ın Câmi'üt-Tevarih eserinde naklettiği Oğuz Destanı varyantında ise Oğuz Kağan (Zeki Velidi Togan, Oğuzların ve Türklerin Tarihi - Reşîdeddin Câmi'üt-Tevarih Cilt II, İstanbul 1982, s. 18): ​«Ben bir otağda doğduğum için adımı Oğura koymak gerekir» ​diyerek ismini doğrudan "Oğur" kelimesiyle ilişkilendirir. Divânu Lügati't-Türk'te bu kelime; vakit, imkân, fırsat, hayır ve bereket anlamlarında "ogur" (uğurlu) sözüyle geçmektedir (Divanü Lugat-it-Türk, I, 55, çev. B. Atalay).

İSKİT-SAKA TÜRKLERİNİN; AVARLARIN VE GÖK-TÜRKLERİN ATALARI OLDUĞU BİZANS SAVAŞ SANATI KİTABINDA ŞÖYLE ANLATILMAKTADIR: 

İskitlerle; yani Avarlarla, Türklerle ve yaşam tarzları buna benzeyen diğerleriyle uğraşmak : İskit Halkları tabiri caizse; yaşam biçimleri ve örgütlenmeleri bakımından birdir. bu örgütlenme ilkeldir ve birçok halkı içerir (Boylar Birliği). Bu halklardan yalnızca Türkler ve Avarlar; askeri örgütlenmeyle ilgilenir ve bu (örgütlenme) onları meydan savaşları söz konusu olduğunda diğer İskit milletlerinden daha güçlü kılar. [2]Türk Ulusu çok kalabalık ve bağımsızdır. Çoğu insan çabasında çok yönlü veya yetenekli değillerdir ve kendilerini düşmanlarına karşı cesurca davranmaktan başka bir şey için eğitmemişlerdir. [3] Avarlar ise, (savaşta) hilekâr ve askeri konularda çok deneyimlidir. 

Pseudo-Maurice, Strategicon 11, 2: The Hun way of life (Strategikon veya Strategicon; geç antik çağda 6. yüzyılda yazıldığı kabul edilen ve genellikle Bizans İmparatoru Mauricius'a atfedilen bir savaş sanatının anlatıldığı kitaptır.)

14. Geç Dönem Kayıtlarında Süreklilik: Hun, Avar ve Gök-Türklerin İskit Kimliği

İskit-Saka gövdesinin Türk tarihinin ana omurgasını oluşturduğu gerçeği, Geç Antik ve Bizans yazarlarınca hiçbir tereddüde yer bırakılmaksızın savunulmuştur.

A. Priscus Kayıtlarında Avrupa Hunları ve Attila

M.S. 448 yılında Doğu Roma (Bizans) adına bir diplomatik heyetle Hun İmparatoru Attila'yı ziyaret eden Panium'lu Priscus, yazdığı hatırat ve tarihi parçalarda Avrupa Hun Türklerini doğrudan **"İskitler"**, Başbuğ Attila'yı **"İskit Kralı"**, Hun İmparatorluğu coğrafyasını ise **"İskitya"** olarak adlandırır (**Panium Priscus Fragments, ed. R.C. Blockley, Liverpool, 1983**).

15. Arkeolojik, Kültürel ve Antropolojik Kanıtlar: İskit-Türk Aynılığının Maddi Temelleri

Farklı coğrafyalara dağılan ve zamanla farklı isimler alan bu kollar (Greklerde *Skythioi*, Perslerde *Saka*, Asurda *Aşguzai/Gimirrai*, Çin'de *Sai/Suo*), koptukları ana gövdenin maddi kültür genini Asya'dan Avrupa içlerine kadar korumuşlardır.

A. "Thraco-Cimmerian" (Kimmer-Trak) Geçiş Evresi yardımıyla Hayvan Üslubu

Arkeolojide M.Ö. 8. ve 7. yüzyıllar arasında Orta Avrupa ile Balkanlar arasında saptanan ve **"Kimmer-Trak Kültür Horizonu"** olarak adlandırılan evre, Tanay Kağan dönemiyle başlayan arkaik göçlerin ardından, daha geç evrelerde ana gövdenen kopan Kimmer kollarının Trakya'daki yerel katmanlarla birleşerek oluşturduğu kültürel süreklilik zinciridir. İskit-Saka dünyasının evrensel sanat dili olan **"Hayvan Üslubu"** (altın, gümüş ve bronz üzerinde pars, geyik, kurt tasvirleri), Pazırık’tan neşretmiş, Trakya mezarlarında (Agighiol, Letnitsa tümülüsleri) birebir aynı ikonografiyle karşımıza çıkmıştır.

B. Tümülüs / Kurgan Defin Ritüelleri

Hem İskit-Saka kollarında hem de Hun, Gök-Türk ve Trakyalılarda ölülerin atları, silahları ve değerli eşyalarıyla birlikte gömülüp üzerine devasa toprak tepeler yığılması (kurgan/tümülüs geleneği), M.Ö. XX. yüzyıldan itibaren Avrasya boyunca taşınan ortak eskatolojik inancın en somut maddi kanıtıdır. Esik Kurganı, Pazırık Kurganları ve Trak Tümülüsleri aynı dinsel-mimari tasarımın ürünleridir.

16. Sonuç: Yeni Bir Tarihsel Paradigma

Gerek çağdaş Asur kâhinlik yazıtları ve Çin Hanedan Yıllıkları (*Sui Shu, Zhou Shu*), gerek Bizans dönemi diplomatik raporları (*Menandros*) ve Roma askeri-hukuki strateji literatürü (**Polyaenus, *Strategemata***), **Kimmerlerin, Trakların (Dak-Get-Trer) ve yerel Kırım kabileleri olan Taurilerin (Taurians), bağımsız ve yalıtılmış halklar olmaktan ziyade büyük İskit-Saka-Oğuz ana gövdesinin siyasi, idari ve etnik şemsiyesi altında kümelenmiş yapılar olduğunu** tartışmasız bir biçimde ortaya koymaktadır.

M.Ö. XX-XIX. yüzyıllarda Tanay Kağan liderliğinde gerçekleştirilen ilk büyük fetih dalgası, İskit-Türk varlığının Balkanlar ve Anadolu'daki kronolojik sınırlarını en derine çekmiştir. Kraliçe Amage’nin tek bir gecede 1200 stadyum aşan askeri yaptırım gücü, "Taurya" havzasındaki mutlak İskit-Saka hiyerarşisini belgelerken; Çin saray arşivlerindeki "Saka-Gök-Türk" soy bağları ve nihayet kurumsal düzeyde yaşayan "Tarkan/Kut" rütbeleri, Avrasya tarihinin bu devasa gövdesinin kesintisiz bir Türk omurgası taşıdığının en mukaddes nişanesidir.


Türkolog Fatih Mehmet Yiğit 

Makale Kaynakçası:

1. **Polyaenus**, *Strategemata* (Στρατηγήματα - Stratejiler), Kitap VIII, Bölüm 56. (İskit Kraliçesi Amage/Omag'ın Khersonesos sığınması üzerine tek gecede 1200 stadyum kat ederek Taurileri/Taurians cezalandırması ve Taurya idari mutlakiyeti kaydı).

 2. **Sui Shu (隋書 - Sui Hanedanı Yıllığı)**, Cilt 84, Liezhuan 49 (Gök-Türklerin kökeninin Hunların kuzeyindeki/batısındaki kadim *Suo / Saka* ülkesine dayandığına dair resmi Çin hanedan kaydı).

 3. **Zhou Shu (周書 - Zhou Hanedanı Yıllığı)**, Cilt 50, Liezhuan 42 (Aşina soyunun dip köken efsaneleri, *Suo* ülkesi ve kurttan türeyiş şeceresi).

 4. **Bei Shi (北史 - Kuzey Tarihleri)**, Cilt 99, Tujue maddesi (Gök-Türk-Saka etnik sürekliliği ve soy kütüğü kayıtları).

5. **Marcus Junianus Justinus**, *Epitoma Historiarum Philippicarum Pompei Trogi*, Kitap I ve V. (İskitlerin M.Ö. 2000'lerdeki Mısır Kralı Vexoris ile savaşı, Asya'ya 1500 yıl boyunca hükmetmeleri ve *"Daci quoque suboles Scytharum sunt"* yani Dakların İskit soyundan gelişi kayıtları).

6. **Asur Çivi Yazılı Devlet Arşivleri (SAA IV):** *Kral Asarhaddon Dönemi Şamaş Tapınağı Kâhinlik Sorguları (Kişassu, Saparda, Karibti, Ellipi ve Bit-Khamban Sorularında Gimirrai/Kimmer ve Aşguzai/İskit ittifakı).*

 7. **Tevrat (Eski Ahit):** *Yaratılış (Genesis)* 10:2-3; *Hezekiel* 38-39 (Gomer/Kimmer ve Aşkenaz/İskit şecereleri ve Gog-Magog tefsirleri).

8. **Dion Cassius**, *Historia Romana* (Roma Tarihi), Kitap LXVII, Bölüm 6. (Dakların ve Getlerin etnik köken olarak İskit dünyasına bağlanması şerhi).

 9. **Eustathius of Thessalonica**, *Commentarii ad Homeri Odysseam* (Odysseia Üzerine Tefsirler ve Malloslu Cratetos'un Trer/Kimmer Skolleri), Cilt X-XI. (Kimmerlerin coğrafi rasyonalizasyonu ve Trer Trakları ile bağları).

10. **Strabon**, *Geographica* (Coğrafya), Kitap I (3.21), Kitap VII (3), Kitap XIII (1.40) ve Kitap XI, Bölüm 8. (Trerlerin Trak kabilesi olarak Kimmerlerle ortak hareketi; Taurica/Tauria havzasındaki coğrafi adlandırmalar ve doğuda Sakalarla Massagetlerin birliği).

11. **Stephen Byzantinus**, *Ethnica* (Εθνικά), "Σκύθαι" maddesi tefsirleri. (Tuna havzasındaki kolların İskit etnik dairesine dahil edilmesi).

12. **Herodotos**, *Historiae* (Tarih), Kitap IV (MELPOMENE, Skyth'ler – Yurtları – Özellikleri; Kurucu ata Targitaos/Tarkan efsanesi, Kırım havzasındaki Tauriler/Taurica kavimsel tasnifleri ve Skoloti/Saka adlandırması).

13. **Tokhtasyev, Sergey** (2013). "Из ономастики Северного Причерноморья. XXI. Τράкана" [Kuzey Karadeniz bölgesinin Onomastik Üzerine. XXI. Τράкана]. *Вестник древней истории* [Eskiçağ Tarihi Dergisi], 281 (1): 193–196. (Targitaos isminin arkaik Türkçe Tarkan kökeniyle onomastik ispatı).

14. **Agathiae Myrinaei historiarum libri quinque**, ed. Rudolf Keydell (1967), Joseph D. Frendo çevirisi (1975) *Agathias: V, 11, 1-4*. (Hunların Maeotis havzasındaki kökenleri, İskit genel adı ve Cotrigur, Utigur, Ultizur, Burugundi gibi Oğuz/Oğur boy adları).

15. **N. A. Baskakov**, «Etimologii oğuz, oğuz-kagan», *Sovetskaya Tyurkologiya*, 1982/1, s. 88-90.

16. **Prof. Dr. Faruk Sümer**, *OĞUZLAR (TÜRKMENLER) TARİHLERİ - BOY TEŞKİLÂTI - DESTANLARI*, Ankara Üniversitesi Dil ve Tarih-Coğrafya Fakültesi Yayınları: 170.

17. **Panium Priscus Fragments**, R.C. Blockley, *The Classicising Historians of the Later Roman Empire*, 2 vols. Liverpool, 1983. (Avrupa Hunlarının doğrudan İskit, Attila'nın İskit Kralı ve coğrafyanın İskitya olarak zikredildiği elçilik kayıtları).

18. **The History of Menander the Guardsman**, Fragman 10, 1-3, ss. 115–138. (İstemi Yabgu'nun elçisi Zemarkos'un raporu, Türklerin antik adı olan Saka zikri, Gök-Türk mektubunun "İskit Harfleriyle" yazıldığının tespiti ve kurumsal/alfabetik Saka-Gök-Türk sürekliliği).

19. **Pliny (Gaius Plinius Secundus)**, *Natural History*, Book 6, sections 19-L (50). (Perslerin en yakın İskit kabilelerine Sacae/Saka genel adını verdiğinin coğrafi ispatı ve Kırım/Taurica bölgesinin fiziksel etnografyası).

20. **Theophanes the Confessor**, *Chronography* (Sir-Derya ve Tanais doğusundaki Massaget-Türk sürekliliği kayıtları).

21. **Flavius Josephus**, *Antiquitates Judaicae* (Yahudilerin Eski Eserleri), I. Kitap. (Gamer ve Galat/göçebe soy kütüğü bağlantısı).

22. **Hieronymus (Aziz Jerome)**, *Varlık'la İlgili Yahudi Soruları Kitabı* (M.S. 399) ve *Yeşaya Yorumları* (M.S. 365). (Gamer-Galat, Mecüc-İskit, Get-Got kavimsel geçişkenliği ve ortak İskit geni şerhleri).

23. Pseudo-Maurice, Strategicon 11, 2: The Hun way of life (Strategikon veya Strategicon; geç antik çağda 6. yüzyılda yazıldığı kabul edilen ve genellikle Bizans İmparatoru Mauricius'a atfedilen bir savaş sanatının anlatıldığı kitaptır.)

24. *Antik Şark, Çin Hanedan Kayıtları, Mezopotamya, Roma Askeri Hukuku (Polyaenus), Roma ve Grek Kaynaklarında Karadeniz Kuzeyi Arkaik Göçleri, Asya Hunları ve Tujue Şecere Alanları, Taurica Etnonimleri, Kraliçe Amage Anlatıları ve Tanay Kağan Dönemi Kronolojisi Şerhleri.*


Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar