YILDIZLAR VE İNSANLAR:

Alem büyük insandır; insan küçük alemdir.”Farabi
" Yaşam yıldızların oluşumuyla başlar ...
Vücudunuzda ki bütün elementler bir yıldızın kalbinde zamanla meydana geldi.."
(Evren Bir Biyografi, John Gribbin)

"Vücudunuzdaki her bir atom patlamış olan yıldızlardan geldi. Ve muhtemelen sol elinizdeki atomların geldiği yıldız sağ elinizdekilerin geldiği yıldızdan farklı. Bu gerçekten fizik hakkında bildiğim en şiirsel şey: Hepiniz yıldız tozusunuz"
(Lawrence Krauss)

İnsan Vücudunda Bulunan Elementler:
1.Oksijen (65%)
2. Karbon (18%)
3. Hidrojen (10%)
4. Nitrojen (3%)
5. Kalsiyum (1.5%)
6. Fosfor (1.0%)
7. Potasyum (0.35%)
8. Kükürt (0.25%)
9. Sodyum (0.15%)
10. Magnezyum (0.05%)
11. BakırVirÇinkoVirSelenyumVirMolibdenyumVirFlorVirKlorVirİyotVirManganVirKobaltVirDemir (0.70%)
12. LityumVirStrontyumVir AliminyumVir SilikonVirKurşunVirVanadyumVirArsenikVirBrom 
İnsan Vücudunda Bulunan Elementlerin İşleri
O2 - Oksijen (43 kilogram)

Vücudun yaklaşık yüzde 60′lık bölümü oksijenden oluşuyor. Su halinde bulunduğundan vücut ağırlığının yüzde 89′undan sorumlu. İnsan beyni işlevlerini sürdürebilmek için oksijene muhtaç. Beyin hücreleri, oksijen gitmediği taktirde bir dakika içinde ölmeye başlıyor. Yüksek miktarlarda alınan oksijen de eksikliği kadar tehlikeli. Dalgıçların 10 metrenin altında saf oksijeni solumamaları gerekli. Çünkü ciğerlerinde büyük hasara yol açıyor. Bu durum yüzünden boğulan pek çok dalgıç var. Bu nedenle, yükseltilmiş oksijen bileşimi “nitrox” kullanmaları tavsiye ediliyor.

As - Arsenik (7 miligram)

Pisibalığı, istiridye, midye ve karides gibi deniz ürünlerinden çok miktarda yendiğinde, fazlasıyla arsenik alınmış oluyor. Ancak, insanı zehirlemek için yeterli değil. Arsenik uyarıcı görevi üstleniyor ve kurnaz at yarışçıları, bunu doping amacıyla kullanıyorlar. Bir atın idrarında arsenik bulunması, uluslararası kurallar çerçevesinde doping sayılıyor.

19. yüzyılda Avusturyalı köylüler, arsenik için öldürücü doz kabul edilen miktarın iki katını, haftada 2 ya da 3 kez tüketiyorlardı. Bu sayede yüksek tepelerde daha hızlı yürüyorlardı. Arsenik, Charles Dickens da dahil pek çok kişinin afrodizyak amaçlı kullandığı bir element. Günümüzde, Çinli hekimler, hastalarını arsenikle tedavi ediyorlar. ABD’de de, Trisenox adı verilen arsenik hapı, kan kanseri tedavisinde kullanılıyor. Çünkü normal kan hücrelerinin üretimini hızlandırıyor.

Br - Brom (260 miligram)

Brom, bir anti-Viagra hapı gibi değerlendirilebilir. Negatif şekli Bromür (Br-) cinsel güdüleri durduruyor. Bu nedenle, Kraliçe Victoria döneminde cinsel ilişki günah kabul edildiğinden, doktorlar tarafından çok sık reçeteye yazılıyordu. Bromür, psikiyatrik hastalıkların her türünde ve sakinleştirici olarak kullanıldı. Günümüzde toksik madde sayıldığından tercih edilmiyor. Bromürden uzak durmak istiyorsanız, marulla kerevizi azaltın ve bol meyve yiyin. Çünkü meyvede neredeyse hiç bulunmuyor.

Co - Kobalt  (2 miligram)

Sinir sistemini düzenleyen ve B12 vitamininin bir parçası olan kobalta vücudun ihtiyacı var. Hayvan B12 vitaminini üretebiliyor; ancak, insan bunu gerçekleştiremiyor. İnsan, bu vitamini sardalye, somon ve yumurtadan sağlıyor ya da bağırsaklarda yaşayan bakterilerden alıyor. Vücudun günde 1,5 mikrogram kobalta ihtiyacı var; ama bunun B12 vitamini şeklinde olması gerekli. C kategorisindeki en önemli element karbon… Biyolojik moleküllerin her parçasında var olan karbonun vücuttaki miktarı 16 kg. Yine kalsiyum (1,2 kg.), bakır (70 miligram), krom (2 miligram) ve klor (95 gram), elementler tablosunda C harfi ile başlayan simgelerin en yaşamsal olanları.

DNA’mızdaki karbon, dişlerimizdeki kalsiyum, kanımızdaki demir, içtiğimiz sudaki oksijen kendi içine çökmüş bir yıldızda yapılmıştır.
Bu da bizi yıldız tozu yapar.” – Carl Sagan
Dünyadan, çıplak gözle, yaklaşık 6 bin yıldız görülebilir; ama evrendeki her bir galakside, her boyuttan, 100 milyar ila 1 trilyon yıldız bulunur. Yıldızlardaki hidrojen atomlarının çekirdekleri çarpışıp kaynaşarak (termonükleer tepkimeler) sonucu önce helyuma, süreç ilerledikçe de giderek daha ağır elementlerin çekirdeklerine dönüşürler. Enerjisi biten büyük yıldızlar, süpernova denen şiddetli patlamalar ile ömürlerini tamamlarlar ve bu patlama ile yıldızları oluşturan maddelerin bir kısmı uzaya toz olarak saçılır. Sonraki kuşak yıldızlarlar ve onların çevresinde dolanan gezegenler (ki bizim dünyamız da buna dâhildir) süpernovaların ağır elementlerce zenginleşmiş küllerinden doğarlar. Koruyucu uzay tozunun oluşturduğu devasa bir rahmin içinde yaratılmış olan Güneş’imiz ise orta büyüklükte bir yıldızdır. Ölen her yıldız, galaksimize toz yağdırmaya devam etmektedir ve uzay tozlarının yağışı altında kalan dünyamız her gün biraz daha şişmanlamaktadır*. Dolayısıyla cismanî varlığımızın da kökeni, Güneş ve Dünya’mız gibi, kozmik tozdur ve ünlü gökbilimci Carl Sagan “Hepimiz yıldız tozuyuz!” diyerek bu gerçeğin altını çizmek istemiştir.

150 bin yıldız analiz edildi: İnsan vücudunun yüzde 97’si yıldız tozundan oluşuyor
Yeni araştırmalar, bilimin popülerleşmesine büyük katkı sağlayan Carl Sagan'ın söylediğini teyit ediyor: İnsanlar gerçekten "yıldız elementlerinden" oluşuyor - ve artık insanoğlunun elinde bunu ispat edecek haritalar var.
IBTimes’da ve Gizmodo’da yer alan habere göre, New Mexico’daki Sloan Sayısal Gökyüzü Araştırması(SDSS) bölümünde çalışan bir grup astronom, Samanyolu Galaksisi boyunca yaklaşık 150 bin yıldızın bileşimini analiz etmek için APOGEE(Apache Point Observotary Galaktik Evrim Deneyi) spektografını kullandı. Ekip, yıldızların her birinde karbon, hidrojen, azot, oksijen, fosfor ve sülfür olmak üzere “CHNOPS” elementleri miktarını kataloglamış ve galaksideki bu yaşam yapı taşlarının prevalansını(yayılma durumunu) çizmişti.

Araştırmacılar, spektroskopiyi, -madde ve elektromanyetik radyasyon arasındaki etkileşimin ölçülmesi- her bir elementin varlığını hesaplamak için kullandılar ve bir yıldızın içinden geçen her bir element tarafından yayılan kendine has bir ışık dalga boyu bulundu. Oluşturulan kompozisyonu saptamak için yıldızların ışık yelpazesinde parlak ve karanlık yamalar hesaplandı.
APOGEE, Samanyolu Galaksimizdek tozları, kızılötesi dalga boylarını kullanarak görebilir. Bu sayede çok geniş bir dalga boyu aralığını daha ayrıntılı olarak gözlemleyebilir.
SDSS basın bülteninde yer alan açıklamada “Bu alet, elektromanyetik spektrumun yakın-kızılötesi kısmında ışığı toplar ve bir prizmada olduğu gibi, yıldızların atmosferlerinde farklı elementlerin işaretlerini ortaya çıkartmak için onu dağıtır. APOGEE tarafından araştırılan yaklaşık 200.000 yıldızın bir kısmı, potansiyel olarak dünya benzeri gezegenleri bulmak üzere tasarlanan NASA Kepler misyonunun hedeflediği yıldız örnekleri ile örtüşüyor. Günümüzde sunulan araştırma, kayalık gezegen barındırılmasına dair kanıtlar sunan ve APOGEE tarafından araştırılmış 90 Kepler yıldızına odaklanmaktadır” diyor.
Araştırmacılar, Samanyolu Galaksisi merkezinin CHNOPS elementlerinin en bol olduğu bölge olduğunu keşfetti. Ancak, belki de araştırmayı daha da ilginç kılan unsur, birçok yıldızın arasında dağılmış halde bulunan bu çok önemli elementlerin aynı zamanda vücudumuz kütlesinin %97’sini oluşturmasıdır.
Başka bir deyişle, tam anlamıyla hepimiz “yıldızların çocuklarıyız!”
Araştırmanın kendimiz hakkında daha fazla bilgi edinmemize yardımcı olmasına ek olarak, bu yeni harita bizi, Dünya’nın ötesinde gerçekleşen geçmiş ve gelecekteki yaşama doğru yönlendirebilir.
Ohio State Üniversitesi’nden Jennifer Johnson “İnsan vücudunda bulunan yüzlerce binlerce yıldız arasında bulunan tüm önemli elementleri şimdi Samanyolu haritasın altına almamız inanılmaz bir insan hikayesi oluşturuyor. Bu bize, galaksimizdeki gerekli elementlere sahip yaşamın nerede ve ne zaman bir tür “geçici Galaktik yaşanabilir bölge” evrimi sağlayabileceğine dair yer kısıtlaması yapmamıza izin veriyor.” diyor.


Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar