BOZULAN ÜLKEYE
Ey, dağları göklere selâm veren büyük ülke,
Niye senin başında kara bulutlardan bir gölge?
Cennetlerin kevseri gibi dupduru,
Sadeflerdeki inci tanesi gibi tertemiz
Serin sular dağdan aşağı süzülürken,
Damlaları yağmur gibi uçarken,
Niçin ağlar gibi inlerler?
Düşman var mı, diye dört bir yanı dinlerler?
Şakır şakır kaynayarak çıkan bulaklar
Her karanlık, korkunç gecenin çehresinden
Şifa isteyerek gelmesin der, duraklar.
Bu niye?
Anlat bana.
Gömgök, güzel otlakların basılmış,
Üstlerinde ne sürü var, ne yılkı,
Çobanları hangi dara asılmış?
At kişnemesi, koyun melemesi yerine
-Âh, ağlayış,
Bu niye?
Nazarlıklar, hamâyiller takınan,
Tarlalarda lâlelere bürünen,
Dağda taşta oyunlar kuran,
Koşuşan
Güzel kızlar, genç gelinler nerede?
Cevap yok mu göklerden de, yerden de,
Harâb olan ilden de?
At binince kuşlar gibi uçucu,
Erkin erkin havalan kucaklayıcı,
At sürünce uçan kuşu tutucu,
Uçan kuş gibi genç yiğitler nerede?
Dağların sahibi olan kartallar nerede?
Senin sağlam, sert bağrını yıllardan beri ezenler,
Sen bezsen de, lânetlesen de göğsünde gezenler
Senin hür toprağında hiç hakkı olmayan efendiler,
Niye seni bir kul gibi zalimce parçalar?
Niye senin gür sesin "git" demiyor onlara?
Niye senin erkli gönlün erk vermiyor kullara ?
Bundan başka niye vücudunda kamçıların saklayışı
Niye senin hayatında ümitlerin ölüşü?
Niye yalnız kan olmuştur ülüşün?
Niye bunca ümitsizdir duruşun?
Niçin gözlerinde tutuşan bir alev yok?
Niçin gecelerinde börülerin karnı tok?
Niçin gazabını uyandırmaz zehir-ok?
Niçin varlığında bu derece bozgunluk?
Niçin öç bulutu sellerini yağdırmaz?
Niçin güç tanrısı var gücüyle saldırmaz?
Gel, ben sana kısa bir destan okuyayım,
Kulağına eskilerden bir masal dokuyayım,
Gel, gözlerinin yaşını silip alayım,
Gel, yaralı tenlerini sorayım, şefkatle sarayım...
Niçin devrilen, yıkılan
Ağır tacın zehirli oku göğsünde?
Niçin düşmanlannı bir zamanlar
Yok edici demirli öç yok sende ?
Hey, hiçbir esareti kabul etmeyen hür ülke,
Niye senin boğazını sıkıp durur bu gölge?
ŞEHİT ŞAİR ABDÜLHAMİT SÜLEYMAN ÇOLPAN (1897 – 1938)
Türkçü şair Çolpan, Andican’da doğdu. Andican ve Taşkent’te üniversite öğrenimi gördü. Özbek Türkçesinin yanında Türkiye Türkçesini, Arapçayı, Farsçayı, Rusçayı da ileri derecede öğrendi. Doğu ve batı klâsiklerini okudu. İstanbul merkezli Türk edebiyatını yakından takip etti.
Çolpan çok yönlü bir sanatçıdır. Şiir, öykü, roman, tiyatro, gezi yazısı, deneme, makale, eleştiri türlerinde eserler vermiş ve tercümeler yapmıştır.
Çolpan, özgürlük sevdalısı, duygulu, korkusuz bir şairdir. Türk Ulusuna ve ulusal değerlerine bağlılığından, emperyalizme, işgale karşı çıkışından dolayı Sovyetler tarafından halk düşmanlığıyla ve milliyetçilikle suçlanmıştır. Stalin döneminde pek çok Türk aydın gibi Çolpan da tutuklanarak, ağır işkencelerden geçirilmiş kurşuna dizilerek şehit edilmiştir.
Çolpan Batı Türkistan’daki Rus zulüm ve esaretini şöyle dile getirmiştir:
“Gülen başkalarıdır, ağlayan menem.
Oynayan başkalarıdır, inleyen menem.
Hürriyet masallarını işiten başka,
Kölelik şarkısı dinleyen menem.
Hür başkalarıdır, esir menem
Hayvan katarında sürülen menem”
Başlıca Eserleri
Şark Uygangen (Doğu Uyandı), Uyganış (Uyanış), Kuturgen Müstemlekeçiler (Kudurmuş Sömürgeciler), Tang Sirleri (Tan Sırları), Bulakler (Çeşmeler).
Ey, dağları göklere selâm veren büyük ülke,
Niye senin başında kara bulutlardan bir gölge?
Cennetlerin kevseri gibi dupduru,
Sadeflerdeki inci tanesi gibi tertemiz
Serin sular dağdan aşağı süzülürken,
Damlaları yağmur gibi uçarken,
Niçin ağlar gibi inlerler?
Düşman var mı, diye dört bir yanı dinlerler?
Şakır şakır kaynayarak çıkan bulaklar
Her karanlık, korkunç gecenin çehresinden
Şifa isteyerek gelmesin der, duraklar.
Bu niye?
Anlat bana.
Gömgök, güzel otlakların basılmış,
Üstlerinde ne sürü var, ne yılkı,
Çobanları hangi dara asılmış?
At kişnemesi, koyun melemesi yerine
-Âh, ağlayış,
Bu niye?
Nazarlıklar, hamâyiller takınan,
Tarlalarda lâlelere bürünen,
Dağda taşta oyunlar kuran,
Koşuşan
Güzel kızlar, genç gelinler nerede?
Cevap yok mu göklerden de, yerden de,
Harâb olan ilden de?
At binince kuşlar gibi uçucu,
Erkin erkin havalan kucaklayıcı,
At sürünce uçan kuşu tutucu,
Uçan kuş gibi genç yiğitler nerede?
Dağların sahibi olan kartallar nerede?
Senin sağlam, sert bağrını yıllardan beri ezenler,
Sen bezsen de, lânetlesen de göğsünde gezenler
Senin hür toprağında hiç hakkı olmayan efendiler,
Niye seni bir kul gibi zalimce parçalar?
Niye senin gür sesin "git" demiyor onlara?
Niye senin erkli gönlün erk vermiyor kullara ?
Bundan başka niye vücudunda kamçıların saklayışı
Niye senin hayatında ümitlerin ölüşü?
Niye yalnız kan olmuştur ülüşün?
Niye bunca ümitsizdir duruşun?
Niçin gözlerinde tutuşan bir alev yok?
Niçin gecelerinde börülerin karnı tok?
Niçin gazabını uyandırmaz zehir-ok?
Niçin varlığında bu derece bozgunluk?
Niçin öç bulutu sellerini yağdırmaz?
Niçin güç tanrısı var gücüyle saldırmaz?
Gel, ben sana kısa bir destan okuyayım,
Kulağına eskilerden bir masal dokuyayım,
Gel, gözlerinin yaşını silip alayım,
Gel, yaralı tenlerini sorayım, şefkatle sarayım...
Niçin devrilen, yıkılan
Ağır tacın zehirli oku göğsünde?
Niçin düşmanlannı bir zamanlar
Yok edici demirli öç yok sende ?
Hey, hiçbir esareti kabul etmeyen hür ülke,
Niye senin boğazını sıkıp durur bu gölge?
ŞEHİT ŞAİR ABDÜLHAMİT SÜLEYMAN ÇOLPAN (1897 – 1938)
Türkçü şair Çolpan, Andican’da doğdu. Andican ve Taşkent’te üniversite öğrenimi gördü. Özbek Türkçesinin yanında Türkiye Türkçesini, Arapçayı, Farsçayı, Rusçayı da ileri derecede öğrendi. Doğu ve batı klâsiklerini okudu. İstanbul merkezli Türk edebiyatını yakından takip etti.
Çolpan çok yönlü bir sanatçıdır. Şiir, öykü, roman, tiyatro, gezi yazısı, deneme, makale, eleştiri türlerinde eserler vermiş ve tercümeler yapmıştır.
Çolpan, özgürlük sevdalısı, duygulu, korkusuz bir şairdir. Türk Ulusuna ve ulusal değerlerine bağlılığından, emperyalizme, işgale karşı çıkışından dolayı Sovyetler tarafından halk düşmanlığıyla ve milliyetçilikle suçlanmıştır. Stalin döneminde pek çok Türk aydın gibi Çolpan da tutuklanarak, ağır işkencelerden geçirilmiş kurşuna dizilerek şehit edilmiştir.
Çolpan Batı Türkistan’daki Rus zulüm ve esaretini şöyle dile getirmiştir:
“Gülen başkalarıdır, ağlayan menem.
Oynayan başkalarıdır, inleyen menem.
Hürriyet masallarını işiten başka,
Kölelik şarkısı dinleyen menem.
Hür başkalarıdır, esir menem
Hayvan katarında sürülen menem”
Başlıca Eserleri
Şark Uygangen (Doğu Uyandı), Uyganış (Uyanış), Kuturgen Müstemlekeçiler (Kudurmuş Sömürgeciler), Tang Sirleri (Tan Sırları), Bulakler (Çeşmeler).

Yorumlar
Yorum Gönder