ANTİK VE ORTA ÇAĞ KAYNAKLARI IŞIĞINDA BİR İSKİT-SAKA TÜRK BOYU: ALANLAR

Özet

Bozkır medeniyetlerinin tarihi teşekkülünde İskit-Saka toplulukları, Orta Asya’dan Doğu Avrupa’ya kadar uzanan geniş coğrafyada anahtar bir role sahiptir. Antik Çağ ve Erken Orta Çağ tarihçilerinin aktardığı etnografik veriler; Massagetler, Sakalar, Hunlar ve Alanlar arasında sarsılmaz bir soy, kültür ve coğrafya sürekliliği olduğunu göstermektedir. Bu araştırmada; Josephus, Strabon, Ammianus Marcellinus, Jordanes, Vegetius, Dio Cassius ve Byzantionlu Theophanes gibi birinci el Klasik Batı ve Bizans kaynaklarının verileri ışığında Alanların İskit-Saka Türk boyları arasındaki yeri, Massaget bağlamı ve Türk etnogenezindeki tarihsel konumu incelenmiştir. Ayrıca, Alanların Türk kökenli olduğu tezi; filolojik veriler, Arap coğrafyacılarının kayıtları, arkeolojik bulgular, İskit-Saka-Oğuz sürekliliği ve modern akademik çalışmalarla da desteklenmektedir.

1. Giriş ve Etimolojik Arka Plan

Alan adı, Türk dilinin tarihsel morfolojik yapısı ve bozkır boy adlandırma gelenekleriyle doğrudan örtüşmektedir. Türkçe "al-" (almak, fethetmek, zabtetmek) fiilinden türeyen "Alan" kelimesi, "fetheden, alan, üstün gelen" anlamını taşımaktadır. Bozkır topluluklarında boy adlarının askeri meziyetler, idari yetiler veya hakanın unvanlarından türetilmesi sıkça rastlanan bir gelenektir. Alan etnoniminin Osetçe değil Türkçe olduğu ve "oğlan" anlamına geldiği de bilim adamlarınca aktarılmaktadır. Bazı bilim insanları, Alan etnoniminin Türkçe "oğul" anlamına gelen "Yas" sözcüğüyle ilişkili olduğunu ve "As" sözcüğünün Alan etnoniminin devamı olduğunu belirtmektedir.

Tarih sahnesinde Karadeniz’in kuzeyi, Kafkaslar ve Hazar Denizi çevresinde aktif rol oynayan Alanlar, Klasik Çağ metinlerinde tekil bir topluluktan ziyade konfederasyon yapısındaki büyük bir İskit-Saka boyu olarak kaydedilmiştir. Oğuz Kağan destanının Reşidüddin ve Ebülgazi varyantlarında Alan adı geçmekte ve her ikisinde de Yazır boyuna bağlanmaktadır (Togan, 1982, s. 139). Bu, Alanların Türk destan geleneğindeki yerini açıkça ortaya koymaktadır.

2. Antik Kaynaklarda Alan-İskit Bağlantısı ve Massaget Kimliği

2.1. Flavius Josephus (MS 1. Yüzyıl)

Yahudi tarihçi Josephus, Yahudi Savaşları (Bellum Judaicum, Kitap VII, Bölüm 4) adlı eserinde Alanların etnik menşeini tereddüde yer bırakmayacak şekilde açıklar. Josephus, Alanları "İskitlerin bir boyu" (a race of the Scythians) olarak tanımlayarak, Tanais (Don Nehri) ve Maeotis (Azak Denizi) çevresinde yaşadıklarını, askeri fetihleri ve Kafkas geçitlerini aşarak gerçekleştirdikleri seferleri detaylandırır.

2.2. Strabon (MÖ 64 – MS 24)

Antik Çağ coğrafyasının en büyük otoritesi kabul edilen Strabon, Geographika (Coğrafya, Kitap XI, Bölüm 8) adlı eserinde Asya İskitlerini tanımlarken doğudaki İskit-Saka topluluklarının Massagetler ve Sakalar adıyla bilindiğini belirtir. Strabon’un tespiti, Alanların tarihsel ve coğrafi arka planında yatan Massaget varlığının doğrudan İskit-Saka konfederasyonunun ana omurgasını oluşturduğunu kanıtlamaktadır.

2.3. Ammianus Marcellinus ve Dio Cassius (MS 3. – 4. Yüzyıl)

4. yüzyılın önemli Romalı tarihçisi Ammianus Marcellinus, Res Gestae adlı eserinde Alanların geçmişine ışık tutarak "Alanların eskiden Massagetler olarak adlandırıldığını" (iuxta Massagetas quos Alanos hoc tempore dicimus) açıkça kaydetmiştir. Roma tarihçisi Dio Cassius da benzer şekilde "Onlar Massagetlerdir" ifadesiyle Alan-Massaget özdeşliğini doğrular.

Ammianus Marcellinus'un Alanların kökenine dair şu ifadesi ise son derece kritiktir: "Halani (çeşitli halklarını saymaya gerek yok) iki parçaya bölünmüştür... zamanla tek bir isim altında birleşmişlerdir ve kısa adıyla hepsi Halani olarak adlandırılır". Bu, Alan kimliğinin tek bir kabileden ziyade, birçok topluluğun birleşmesiyle oluşan bir üst kimlik olduğunu göstermektedir.


3. İskit-Saka-Oğuz Sürekliliği ve Alanların Türk Etnogenezindeki Yeri

3.1. İskit-Saka Türklerinin Oğur/Oğuz Kimliği

İskit-Saka Türklerinin antik çağda yaşayan Oğur/Oğuz Türkleri olduğu ve Hun Türklerinin ataları olduğu, MS 6. yüzyıl tarihçisi Myrina'lı Agathias'ın eserinde açıkça görülmektedir. Agathias, "Antik çağlarda Hunlar, Don nehrinin kuzeyindeki Maeotis gölünün doğusundaki bölgede... Asya'ya yerleşen diğer barbar halklar gibi yerleşmişlerdi. Tüm bu halklar İskitler veya Hunlar genel adıyla anılırken, bireysel kabilelerin (Oğur/Oğuz kabilelerinden bahsetmekte) Cotrigurlar, Utigurlar, Ultizurlar, Burugundiler gibi atalarının geleneğine dayanan kendi özel isimleri vardı" demektedir. Agathias ayrıca Onoguris şehrinin adının "geçmişte bir Hun boyu olan Onoguriler" ile ilişkili olduğunu belirtmektedir.

Oğuz sözcüğü "Ok-uZ" (Okların Birliği/Boyların Birliği) anlamına gelmektedir. Oğuz, Oğur, Uğur, Uygur aynı kökten türeyen Türkçe sözcüklerdir. Prof. Dr. Faruk Sümer, Oğuz adının menşei hakkında J. Nemeth'in Oğuz sözünü ok+uz şeklinde tahlil ettiğini ve bunun "boylar" anlamına geldiğini belirtmektedir. N. A. Baskakov ise Oğuz-Ogur adının r~z fonetik karşılığı üzerine ayırt edilen aynı sözün türlüsü olduğunu açıklamaktadır.

3.2. Oğuz Kağan Destanı ve İskit Bağlantısı

Oğuz Kağan Destanı'nın İskitlere ait olduğu yönünde önemli akademik bulgular mevcuttur. Yapılan araştırmalarda, Oğuz Kağan'ın tarihsel serüvenlerinin onun bir İskit hükümdarı olduğuna ve İskit topluluğunu temsil ettiğine işaret ettiği ortaya konmuştur. Oğuz Kağan'ın Saka kralı Skilurus ile güçlü bir benzerlik taşıdığı tespit edilmiştir. Bu bağlamda, "Oğuz Kağan Destanı aslında İskitlere aittir" tezi, karşılaştırmalı tarihsel analizlerle desteklenmektedir.

Seyth, İskit, Shkuda, Ashguz, İshkuzai, Ashguzai etnonimlerinin temelinde Türk etnonimi Guz (Oğuz) ile aynı fonetik seslenme bulunduğu ve Türkçede İskit olarak kullanılan etnonimin Guz (Oğuz) etnoniminden başka bir şey olmadığı ileri sürülmektedir. Bu fonetik ve etimolojik bağ, İskit-Oğuz özdeşliğini dilbilimsel düzlemde de desteklemektedir.

3.3. Alan-Oğuz Bağlantısı

Alanlar ile Oğuzlar arasındaki bağlantı, tarihsel kaynaklarda da kendini göstermektedir. 9. yüzyılın sonundan 11. yüzyılın başına kadar Peçeneklerin Doğu Avrupa bozkırlarında yaşadığı dönemde, Oğuz ve Sarmat kökenli toplulukların torunları olan Alanların Türkçe konuşan nüfus haline geldiği kaydedilmiştir. Alan-Oğuz ilişkileri, Selçuklu istilası öncesinde ve sırasında (10. – 12. yüzyıllar) Avrasya bozkırlarında devam etmiştir.

Dede Korkut Kitabı'ndaki destanların alt tabakasını oluşturan "İskit/Saka-Hun-Kanglı-Usun Tabakası" ve "Oğuz Tabakası"nın varlığı, İskit-Saka-Oğuz sürekliliğinin destan geleneğindeki yansımasıdır. Guz/Kuz/Kaz adının ve hatıralarının tarihi süreç içerisinde İskitler/Sakalar ve Oğuzlarda devam ettiği görülmektedir.

4. Hun-Alan Birleşmesi ve Bizans Kaynaklarında Massaget-Türk Özdeşliği

4.1. Vegetius ve Jordanes (MS 4. – 6. Yüzyıl)

4. yüzyılın sonlarında Romalı askeri yazar Vegetius, Epitoma Rei Militaris adlı incelemesinde Hunlar ile Alanları etno-kültürel ve askeri açıdan birleştirerek "Hunnorum Alannorumque natio" (Hunlar ve Alanlar ulusu) ifadesini kullanır ve Got, Hun ile Alan kavimlerini aynı askeri grupta değerlendirir.

5. yüzyıl tarihçisi Jordanes ise Getica adlı eserinde Alanlar ile Hunların askeri yetenekler bakımından eşit, yaşam tarzı ve medeniyet özellikleri açısından bir bozkır uyumu içinde hareket ettiklerini kaydeder.

4.2. Byzantionlu Theophanes (MS 6. Yüzyıl)

Alanların etnik aidiyetini gösteren zincirin en kritik halkası 6. yüzyıl Bizanslı tarihçi ve diplomat Byzantionlu Theophanes’in (Theophanes Byzantios) Chronography (veya Tarih Özetleri) metninde yer almaktadır. Theophanes, Göktürk elçilik heyetlerinin İstanbul’a gelişi ve Doğu bozkırlarındaki kavimlerin durumu hakkında bilgi verirken şu ifadelere yer verir:

"Tanaid'in (Tanais/Sır-Derya veya Don Nehri) doğusunda, kadim zamanlarda adlarına Massagetæ denilen Türkler yaşar." (The Turks, formerly called Massagetae...)

Bu tarihi kayıt metin analizi açısından incelendiğinde doğrudan şu mantıksal zinciri ortaya koymaktadır:

· Bizantionlu Theophanes: Massagetler = Türklerdir.

· Ammianus Marcellinus & Dio Cassius: Alanlar = Eskiden Massagetler olarak anılan topluluktur.

· Flavius Josephus & Strabon: Alanlar ve Massagetler = İskit-Saka boylarıdır.

· İskit-Saka-Oğuz Sürekliliği: İskit-Sakalar = Oğur/Oğuz Türkleridir.

· Sonuç: Alanlar, İskit-Saka Türk boylar birliğinin ve Türk etnogenezinin tarihsel bir parçasıdır.

4.3. Kalankatlı Moses (MS 7. Yüzyıl)

Kalankatlı Moses, Alban Tarihi adlı eserinde (1-21) Haylandurklardan bahseder. Kaynakta Albanya hükümdarı II. Vaçe’nin isyan ettiği ve Sasanilerin isyanı bastırmak için Haylandırkları davet ettiği, Haylandırkların Alan (Daryal) kapısından gelip Albanya’da bir yıl savaştıkları yazılır. Ziya Bünyadov, isyanın 457-463 arasında olduğunu söyler. Bu duruma göre Haylandırkların üç adı olmaktadır: 1. Haylandurk, 2. Hun, 3. Os. Haylandurk kavmi; 1. Gerçek Hunlar, 2. Os (yani Aslar), 3. Alanlardan müteşekkil bir kavimdir. Yani Haylandırklarla Oslar aynı kavimdir. Haylandırkların As+Alanlar olduğu görülmektedir. Dolayısıyla Haylandurk = Os aynılaştırması aynı zamanda Hun-As-Alan kaynaşmasını gösterir.

5. Arap ve İslam Kaynaklarında Alanlar

5.1. İslam Kaynaklarında Alanlar

İslam kaynaklarında Alanlar "el-Lân" olarak geçmektedir. Arapça "Bâb wa'l-Abwâb" (Demir Kapı) olarak bilinen Derbent geçidi, Alanların yaşadığı bölgenin stratejik önemini göstermektedir. Ayrıca kaynaklarda Alanların kökeninin "Duxs-As" isimli bir kabileden geldiği de verilmektedir. Bu, Alanların As (Türk) kökenli bir kavimle doğrudan bağlantılı olduğunu göstermektedir.

5.2. El-Biruni (MS 10. – 11. Yüzyıl)

Ünlü İslam bilgini El-Biruni, Harezm bölgesinde Peçenek Türkleriyle birlikte Alan ve As kavimlerinin oturduğunu kaydetmiştir. Biruni'ye göre bu Alan-Aslar, Şimalî Kafkasya'da yaşayan Alanların doğusunda bulunan bir kısmıdır. Bu kayıt, Alanların Türk kavimleriyle (Peçenekler) aynı coğrafyada, iç içe yaşadıklarını ve aynı etnik-kültürel daireye mensup olduklarını göstermektedir.

5.3. El-Magribi (13. Yüzyıl)

13. yüzyıl yazarı el-Magribi, Alanları "Hristiyanlaşmış Türkler" arasında saymakta ve onların yanına "Türklerden As" kavmini yerleştirmektedir. Bu, Alanların İslam coğrafyacıları tarafından da Türk olarak görüldüğünü kanıtlamaktadır. El-Magribi, Alanları Hristiyanlaşmış Türkler olarak nitelendirirken yanlarına "Türklerden As" kavmini yerleştirmektedir. Cevdet Paşa da 19. yüzyılda, Alanların kökeni hakkında hiçbir tartışma yokken, onları Türkler olarak kaydetmiştir.

5.4. Yosef Ben Gorion (9. Yüzyıl)

9. yüzyıl yazarı Yosef Ben Gorion da Alanları Türk olarak kabul etmiştir. Bu, Alanların Türk kökenli olduğu yönündeki görüşün sadece Müslüman coğrafyacılarla sınırlı olmadığını, aynı dönemde Yahudi kaynaklarında da yer aldığını göstermektedir.

6. Filolojik ve Dilbilimsel Kanıtlar

6.1. Osetçedeki Türkçe Alıntılar

Oset dilbilimci Vasilii Abaev'in çalışmaları, Osetçenin temel yapısı Doğu İran dili olsa da, kelime dağarcığının %60-80'inin Türk dilleri, Kuzeydoğu Kafkas dilleri ve Kartvel dillerinden alındığını ortaya koymuştur. Bu bulgu, Alanların oluşumunun çok etnikli ve asimilasyonist bir süreç olduğunu göstermektedir. Osetçenin tarihi-etimolojik sözlüğünü yazan V. İ. Abayev, Osetçedeki alınma sözlerin birinci sırasında Türkçe kökenli sözlerin olduğunu belirtir. Bu bulgu da Osetlerin içerisinde Hun-As Türk unsurunun eridiğini göstermektedir.

6.2. İskitçe Kelimelerin Etimolojisi

İskit-Sakalar, Sarmatlar, Alanlar, Kuşanlar hatta Azlar gibi Hunlara kadarki Türk kavimlerinin ister tarih isterse de dil materyalleri İranist bilim adamları tarafından araştırılmıştır. Bu bilim adamlarının (V. Miller, V. Abayev, G. Bongard-Levin, E. Grantovskiy vb.) büyük ve faal etimolojik araştırmaları sonucunda yukarıda isimleri zikredilen kabileler Hint-Avrupa veya İranî halklar olarak takdim edilmiştir. Ancak Karpat dağlarından Altay’a kadar olan alanda İranlıların M.Ö. 2. bin yılında yaşadığını kanıtlayacak ne tarihi belge ne de arkeolojik buluntular mevcuttur. Bulunan arkeolojik bulgular ve dil malzemeleri bugünkü İran kavimlerine ait olmayıp, Türk boylarına aittir.

6.3. Alan Adının Türkçe Kökeni

Alan etnoniminin Osetçe değil Türkçe olduğu ve "oğlan" anlamına geldiği bilim adamlarınca aktarılmaktadır. Ayrıca, Gürcü Mengrell halkı bugün Karadeniz kıyısında yaşayan Karaçay Türklerine "Alan" demektedir. Bu, Alan adının Türk topluluklarıyla doğrudan ilişkili olduğunu göstermektedir. Alan adı, Türk dilinin tarihsel morfolojik yapısı ve bozkır boy adlandırma gelenekleriyle doğrudan örtüşmektedir. Türkçe "al-" (almak, fethetmek, zabtetmek) fiilinden türeyen "Alan" kelimesi, "fetheden, alan, üstün gelen" anlamını taşımaktadır. Bozkır topluluklarında boy adlarının askeri meziyetler, idari yetiler veya hakanın unvanlarından türetilmesi sıkça rastlanan bir gelenektir.

7. Arkeolojik Bulgular

7.1. Katakomb Mezar Geleneği

Arkeolog V. A. Kuznetsov, farklı mezar tiplerinin farklı etnik gruplarla tanımlanabileceğini savunmuştur. Kuznetsov'a göre yerli Kuzey Kafkas kabileleri ölülerini taş sandıklara, mezarlara veya kriptlere gömerken, Alanlar "katakomb ritüeli"ni kullanmışlardır. Kuznetsov, bu tür mezar geleneğinin M.S. 4. yüzyılın sonu ve 5. yüzyılın başında Kuzey Kafkasya'da ortaya çıktığını ve bunun Don bozkırlarından Alan mültecilerinin göçünün kanıtı olduğunu belirtmiştir.

7.2. Saltovo-Mayaki Kültürü

Alanlar ve Bulgarlar, Saltovo-Mayaki kültürünün temsilcileri olarak belirgin bir grup içi heterojenlik göstermektedir. Erken dönem Kuzey Kafkasya Alan örnekleri (M.S. 2-4. yüzyıl), Geç İskit ve Sarmat örnekleriyle aynı kümede yer almakta olup, Alanların Sarmat gruplarından çıktığı hipoteziyle tutarlıdır.

7.3. Kurgan Kültürü ve İskit-Arkeolojik Sürekliliği

Kuzey Karadeniz'den Altay Dağları'na kadar olan bölgede kurgan kültürü yalnızca Türk milletlerde görülmektedir. Eğer İskit kavimleri Hint-Avrupai olsaydı, bu bölgede Hint-Avrupai dil veya İrani dilin korunması lazım gelmeliydi. Kafatası deformasyonu geleneği, İskit enarelerin isimlerinin ve kısa kılıçlarının isimlerinin Türkçe yerine Farsça olması, cenazede at kurbanı, cenaze töreninde saç, sakal, yüz ve kulak memesi kesmek geleneğinin Göktürklerden Osmanlılara kadar Türkler'de görülmesinin yerine İranlılar'da görülmesi lazım gelmesi gerekirdi. Arkeolojik veriler Alanların ve atalarının Türk dilli oldukları yönündeki tezi desteklemektedir.

8. Karaçay-Malkar Türkleri ile İlişki

8.1. Alanların Türk Kökenli Kısmı

Birçok bilim insanı, Alanların Türk kökenli bir kavim olduğunu ve bugünkü Karaçay-Malkar Türklerinin ataları olduğunu belirtmektedir. İspanyol Etnograf Hose Manuel Thomas Tabenara ve Kazanlı Profesör M. Z. Zakiyev gibi bilim adamları Alanların Türk kökenli bir kavim olduklarını ve bugünkü Karaçay-Malkar Türklerinin ataları olduklarını söylemektedirler. The Karachays are a Turkic people descended from the Turkic-speaking part of the Alans. Alania devleti Orta Çağ'da kurulmuş ve başkenti Maas olmuştur; bazı yazarlar burayı bugün Karaçayların yaşadığı dağlık bölgede bulunan Arkhyz olarak konumlandırmaktadır.

U. B. Aliyev, M. A. Habiçev, H. M. Hacilayev, Ş. H. Akbayev gibi Karaçay-Malkarlı bilim adamlarına göre ise Alanlar, Türk ve İrani kökenli kavimlerden oluşmakta; Türk olan kısmı Karaçay-Malkar Türklerinin atası, İrani kısmı ise Osetlerin atalarıdır.

8.2. B. A. Alborov'un Görüşü

20 yıla yakın bir süre Alanlarla ilgili araştırma yapan ve bin kadar kitap, makale ve harita inceleyen B. A. Alborov'a göre Alanlar çok eski dönemlerden itibaren iki ayrı halk olmaya başlamışlardır:

· İrani kökenli Alanlar: Kafkasya'da M.S. 7. yüzyıla kadar yaşamıştır. Bunlar Osetlerin atasıdır.

· Türk kökenli Alanlar: Kıpçaklar ile birlikte M.S. 5. yüzyılda Kafkasya ve Avrupa'ya gitmişlerdir. Bunlar da Karaçay-Malkar Türklerinin atasıdır.

8.3. Osetlerin Karaçay-Malkarlılara "As" Demesi

İrani bir dil konuşan Osetler bugün bile en yakın komşuları Balkarlılara "As" demektedirler. "Balkaria" yerine ise "Assiag" demektedirler. Karaçay ülkesine ise "Stur-Assiag" (Büyük Asya) derler. Osetler eğer Aslar iseler, neden Karaçay ve Malkarlılara "As" demektedirler? Bu büyük bir çelişkidir. Bunun mantıklı açıklaması, Asların Osetlerin değil, Karaçaylıların ataları olduğu gerçeğidir.

Ufuk Tavkul'a göre, Karacaylılar bugün Kafkasya'da Gürcü-Mingrel halkı tarafından "Alan" adıyla tanınırlar. Osetler de Malkarlılara "As", Malkar bölgesine "Asiya", Karaçay'a ise "Ustur Asiya" (Büyük Asiya) adını verirler. "As", bilindiği gibi Alanların diğer bir adıdır. Bazı bilim adamları Alan adının "oğlan" anlamında olduğunu, bu Alan etnoniminin Osetçe değil Türkçe olduğunu aktarmaktadır.

9. Modern Akademik Literatürdeki Destekler

Alanların ve İskit-Saka topluluklarının Türklüğü tezi, modern Türk ve yabancı Türkoloji/Tarih literatüründe de geniş yankı bulmuştur:

B. G. Niebuhr: İskitlerin sosyal yaşam, örf, adet ve yaşam tarzları bakımından doğrudan Türk-Tatar kavimleriyle özdeş olduğunu ileri süren ilk Batılı tarihçilerdendir.

Prof. Dr. İlhami Durmuş: İskitler ve Sakalar üzerine yaptığı derinlemesine araştırmalarda, İskit-Saka boy birliği içerisinde yer alan toplulukların (Alanlar, Massagetler, Dahalar) Orta Asya bozkır kültürünü (atlı-göçebe yaşam, hayvan üslubu, kurgan geleneği) temsil eden Türk unsurlar olduğunu arkeolojik ve filolojik kanıtlarla ortaya koymuştur.

İ. Pyankov: Massagetleri "gerçek Türkler" olarak isimlendirmektedir.

G. Geybullayev: Saka, İskit ve Kimmerlerin Ön Asya'ya seferleri sırasında bağımsız etnonim olduklarını kaydetmiştir.

Hayrettin İvgin: İskitler Oğuz Türkleridir adlı çalışmasında İskitlerin Oğuz Türkleri olduğunu ortaya koymuştur.

Fatih Şengül: 2024 yılında Journal of Old Turkic Studies'te yayımlanan çalışmasında, 12. yüzyıl Bizans yazarı John Tzetzes'in eserindeki yeni kanıtlar ışığında İskitlerin ve Alanların gerçek kimliğini ortaya koymayı amaçlamıştır. Bu çalışma, İskitlerin Hint-Avrupa kökenli olduğu görüşünün yazılı kaynaklara dayanmadığını, sadece kişi adlarının keyfi açıklamalarına ve Osetler-Alanlar arasında kurulan akrabalık ilişkisine dayandığını ortaya koymaktadır. Şengül, 2026 yılında yayımlanan "The Identity of Oghuz (Ogur) Khagan in the Light of New Evidence" başlıklı çalışmasında ise Oğuz Kağan Destanı'nın İskitlere ait olduğunu ve Oğuz Kağan'ın Saka kralı Skilurus ile özdeşleştirilebileceğini ortaya koymuştur.

10. Sonuç

Filolojik, etimolojik ve birinci el Antik/Bizans kaynaklarının karşılaştırmalı analizi; Alanların İskit-Saka bozkır kültürünün doğrudan bir devamı olduğunu kanıtlamaktadır. Josephus’tan Strabon’a, Ammianus Marcellinus’tan Theophanes’e uzanan tarihsel silsile; Alan-Massaget-İskit eşitliğini ve bu silsilenin Türk etnogenezi içindeki kopmaz bağını net bir şekilde gözler önüne sermektedir.

Buna ek olarak; İskit-Saka Türklerinin Oğur/Oğuz Türkleri olduğu ve Hun Türklerinin ataları olduğu (Agathias), Oğuz Kağan Destanı'nın İskitlere ait olduğu ve Oğuz Kağan'ın Saka kralı Skilurus ile özdeşleştirildiği, Osetçedeki %60-80 oranındaki Türkçe alıntılar, Arap coğrafyacılarının Alanları Peçenek Türkleriyle aynı coğrafyada göstermesi, El-Biruni'nin Alan-Asları Türk kavimleriyle ilişkilendirmesi, Kalankatlı Moses'in Haylandurk = Hun-As-Alan denklemi, Karaçay-Malkar Türklerinin Alanlarla olan soy bağı ve Osetlerin Karaçay-Malkarlılara "As" demesi gibi bulgular, Alanların Türk kökenli olduğu tezini çok yönlü olarak desteklemektedir.

Türkolog Fatih Mehmet YİĞİT -03.10.2026

KAYNAKÇA

Antik ve Orta Çağ Kaynakları

· Agathias (Myrina'lı Agathias). Historiarum Libri Quinque, (ed. Rudolf Keydell, çev. Joseph D. Frendo, 1975).

· Ammianus Marcellinus. Res Gestae (Rerum Gestarum Libri XXXI), Kitap XXXI.

· Cassius Dio. Historia Romana (Roma Tarihi).

· El-Biruni. El-Asâru'l-Bâkiye (Maziden Kalanlar).

· Flavius Josephus. De Bello Judaico (Yahudi Savaşları), Kitap VII, Bölüm 4.

· Herodot. Tarih (Historiai), Melpomene.

· Jordanes. De Origine Actibusque Getarum (Getica / Gotların Doğuşu ve Eylemleri).

· Kalankatlı Moses. Alban Tarihi.

· Strabon. Geographika (Coğrafya), Kitap XI, Bölüm 8.

· Theophanes Byzantios. Chronography / Historiæ Fragments, (ed. Karl Müller, Fragmenta Historicorum Graecorum).

· Vegetius (Flavius Vegetius Renatus). Epitoma Rei Militaris (Askeri Meselelerin Özeti).

Modern Araştırmalar

· Abaev, Vasilii. Osetçenin Tarihi-Etimolojik Sözlüğü (aktaran: The North Caucasian Kingdom of Alania, 850–1240, Cambridge University Press).

· Alborov, B. A. Alanlar üzerine araştırmalar (aktaran: Ufuk Tavkul, Karaçay-Malkar Türkçesi Sözlüğü, Türk Dil Kurumu Yayınları).

· Alemany, Agustí. Sources on the Alans: A Critical Compilation, Brill, 2000.

· Bayat, Fuzuli. "Bazı İskit/Saka Kelimelerinin Etimolojisi Üzerine", Karadeniz Araştırmaları, Sayı 7 (Güz 2005), s. 1-10.

· Durmuş, İlhami. İskitler (Sakalar), Akçağ Yayınları, Ankara / Kronik Kitap.

· İvgin, Hayrettin. "İskitler Oğuz Türkleridir", Türk Dünyası Tarih ve Kültür Dergisi, 2003-2 (204, Aralık 2003), ss. 27-29.

· Kuznetsov, V. A. Alan-Arkeolojik kültür çalışmaları (aktaran: The North Caucasian Kingdom of Alania, 850–1240, Cambridge University Press).

· Şengül, Fatih. "The Origin of the Scythians and the Identity of the Scythians and the Alans in John Tzetzes' Work", Journal of Old Turkic Studies, Cilt 8, Sayı 1, 2024, ss. 104-129.

· Şengül, Fatih. "The Identity of Oghuz (Ogur) Khagan in the Light of New Evidence: Equivalence of Oghuz Khagan, Alan Gua and Scilurus", Anemon Muş Alparslan Üniversitesi Sosyal Bilimler Dergisi, Cilt 14, Sayı 1, 2026, ss. 598-618.

· Tavkul, Ufuk. Karaçay-Malkar Türkçesi Sözlüğü, Türk Dil Kurumu Yayınları.

· Tavkul, Ufuk. "Karacay-Malkar Dili ve Edebiyatı", Türkler, Cilt 20, Yeni Türkiye Yayınları, Ankara, 2002, s. 976.

· Tavkul, Ufuk. "Kafkasya ve Çevresindeki Türk Toplulukları", Türkler, Cilt 20, Yeni Türkiye Yayınları, Ankara, 2002, s. 833.

· Togan, Zeki Velidi. Umumi Türk Tarihine Giriş, İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Yayınları, İstanbul, 1982.

· Zakiev, M. Z. Problemı Yazıka i Proishojdenie Voljskih Tatar, Kazan, 1986.

. Yiğit, F.M. Türk Mitolojisi, Gece Kitaplığı, (İskit-Sakalar Hun, Avar ve Gök-Türklerin ataları Oğur/Oğuzlardır: https://turkologfatihmehmetyigit.blogspot.com/2025/07/iskit-saka-turkleri-ogur-oguzlardir-hun.html)

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar