SÖZ OLSUN !

Sıkılır yumruklar karanlığın koynunda, 
bir kıvılcım düşer gecenin en sağır yerine. 
Göğsümü tutuşturan bu amansız kor, 
ne eğilir bir rüzgâra ne boyun eğer zamana. 
Kırılır zincirler içimdeki uğultuyla: 
bu suskunluk benim değil, bu teslimiyet bana dar!

Ama ne zaman bir fırtına kopsa, 
söner içimde öfkenin harı, 
düşerim saklı bir sokağın kuytusuna. 
Alev alev yanan o hınç, 
yerini bir fısıltıya bırakır usulca. 
Yüzüme çarpan soğuk rüzgâr, 
senin kokunu taşır uzak şehirlerden; 
kamçı gibi vurur yalnızlığımı yüzüme.

Neredesin? Hangi rüzgâr dağıttı senin kokunu? 
Hangi sokak saklıyor adımının o nazlı sesini? 
Kaç bahar devrildi bu dağların arkasında? 
Kaç takvim yaprağı çürüdü avuçlarımda? 
Hasret ki bir hançer gibi saplı göğsümün ortasında; 
çeksem kanatır, bıraksam çürütür. 
Adını fısıldarım gecenin en zifir vaktinde, 
sesim döner, yırta yırta vurur kendi taş duvarlarıma.

Bir çocuk gibi mahzun özlemek değil bu benimki, 
bir kurdun dolunayda uluması gibi amansız! 
Özlemin dilde ağır bir küfür gibi büyürken, 
diz çökeceğimi mi sanıyor bu koca karanlık? 
İsyanımdır bu geceye, bu mesafelere, 
bizi birbirimizden esirgeyen şu arsız kadere! 
Bizi teğet geçen bu zalim düzene rest çekiyorum!

Geleceksin... 
Ya bir şafak vakti kapımı çalacak sesin, 
ya da ben yıkıp geçeceğim bu yolları! 
Sığmıyor artık bu öfke göğsümün kafesine, 
boğazımda düğümlenen o çığlık fırlıyor gecenin yüzüne!

And olsun ki; ne bu mesafeler bitirecek beni, 
ne de yokluğun soğuk nefesi. 
Bu yangın ya seni getirecek bana, 
ya da yakacak bu dünyayı baştan başa!

Ve eğer bir gün dönersem bu kente, 
ne aynı sokaklar olacak ne aynı ben. 
Çünkü sende biten her şey, 
sende yeniden başlamak zorunda. 
Bu son sözümdür geceye: 
Ya sen geleceksin, ya ben gideceğim sonuna kadar, 
ya da bu dünya tanıyacak gerçek bir isyanın ne demek olduğunu!

Varsın karanlık örtsün yolları, 
varsın kırılsın umudun dalları. 
Güneş doğacak, gün aydınlanacak! 
Söz olsun! Dönmezem yolumdan!

Fatih Mehmet Yiğit


Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar