TÜRKLERDE EVRENBİLİM (KOZMOLOJİ), ASTROFİZİK VE EVRENİN YARATILIŞI:

"Hunlar önemli işlere girişmeden önce yıldızları ve ayı gözlemlerler; ay doluyken (Dolunayda) saldırır ve savaşırlar, ay zayıflarken geri çekilirler."

Sima Qian'ın "Shiji" (史記) Eseri (MÖ 109-91)

***

"Türkler; sihir, büyü (Böğü: Kam/Şamanlık Bilgisi) ve astronomi (Gök Bilimi: Yıldızlar ve Gezegenlerin hareketleri ve etkileri) ile ilgilenirler."

Fahreddin Mübarekşah Tarihi

***

Türklere ait Gök-Tanrı inanç sisteminde; Tanrısal kuvvet, kudret ve ihtişamın tecellisi olan Gökyüzünün önemi büyüktür. Türkler tarih sahnesine çıktıklarından itibaren gökyüzünü gözlemlemişler astronomi ve kozmoloji ile yakinen ilgilenmişlerdir.

Eski Türk kültür ve inancında Gökyüzü; Tanrı katını sembolize ettiği için Tengri sözcüğü hem gökyüzü hem de Tanrı anlamında kullanılmıştır.

"Tengri" kavramının etimolojik kökenide değerlendirmemize göre ilk oluş'u yani yaratılışı başlatan Uzay-Zaman döngüsünü çeviren yaratıcı güç anlamında yoktan var eden eşi ve benzeri olmayan tek olan Yaratıcıyı ifade açısından "Tengri" denilmiş olabilir. Nitekim eski Türkçede yün eğirtilen çıkrığa "Tengerek" denilmesi de sözcük anlamı Türkçenin ifade gücü açısından: ilk oluşu/yaratılışı başlatan evreni döndürerek  genişleten uzay zaman döngüsünü çeviren yaratıcı gücü anlamamıza yardımcı olmaktadır. Anadolu'da Yörükler"DÖNDÜREN" herşey için TEN/G kökünü kullanılar:
Tengirek - ip eğiren
Tenğirmen - Değirmen gibi örnek çok
ve en ünlüsü TENGRİ yani TANRI "döndüren"

Türkler kainatı Evren kavramıyla tanımlamıştır. Evren kelimesi ise Gök-Türk yazıtlarında geçen "evir" kavramından türetilmiştir. Evir kelimesi ise dönmekte olan anlamına gelmektedir. Çevirmek (döndürmek) kavramıda "evir" kelimesinden türediği gibi Evren kelimesi ise dönmekte evrilmekte olan gökyüzü anlamına gelmektedir. Türkler bu bağı Gök-Çıkrığı, Gök-Çarkı olarak tabir etmişlerdir. Atomaltı parçacıklardan Atomlara, Gezegenlerden Galaksilere her şey bir döngü ile hareket eder. Türkler bu hareketi çıkrığın yün eğirirken dönüşüne benzetmişlerdir. Evrenin bu hareketi Uzay-Zaman Boyutunu sağlar. Türkler, buna; Gök-Çark'ı, Çarkı Felek demişlerdir.

Kırgızistan Saymalıtaş Kaya Resminde Gök-çarkı, Çarkı-Felek, Oz/Öz tamgası

Nitekim Kaşgarlı Mahmud Divanı Lügatit Türk adlı eserinde evrenin yani kainatın yaratılışı ve dönüşünü şu sözlerle ifade eder:
Tengri ajun turüttü: Tanrı Dünyayı/Evreni yarattı
Çığrı udhu tezginür : Gök-Çıkrığı/Çarkı-Felek uğurlu döner
Yıldızlar çerkeşip: Yıldızlar sıralanır
Tün kün üze yürkenir: Gece gündüzü örter.

Yine Yusuf Has Hacib Kutadgu Bilig adlı eserinde evrenin yani kainatın yaratılışı ve dönüşünü şu sözlerle ifade eder:

Bayat atı birle sözüg başladım,
törütgen igidgen keçürgen idim
Bir olan (Tanrı) adı ile söze başladım; o yaratan, yetiştiren ve göçüren rabbımdir.
Törütti tilek teg tüzü âlemığ,
yaruttı ajunka künüg hem ayığ
Bütün âlemi dilediği gibi yarattı; dünya için güneş ve ayı aydınlattı.
Yarattı kör evren tuçı evrilür,
anıŋ birle tezginç yeme tezginür
Bak, Evreni yarattı durmadan döner; onunla birlikte hayat da durmadan devreder.
Yaşıl kök yarattı öze yulduzı,
kara tün törütti yaruk kündüzi
Mâvî göğü ve üzerinde yıldızları yarattı; karanlık geceyi ve aydınlık gündüzü var etti.

Aşık Paşa ise Garibnamesinde şöyle der:

Gök içinde Cerh(çark) sergerdan döner
Daima Hay(hayat) durmadan döner
Yirde aksin gör anun ıy pür-hüner
Dün ve gündüz durmadan daim döner.

Bu döngü ve hareket; Uzay-Zaman Boyutta kaderi meydana getirir. Türklerin kadercilik anlayışında Tanrı, Evreni yaratmış (fizik,doğa ve Evren)yasalarını koymuş her oluş bu yasalar çerçevesinde ölçü ile hareket eder.  

Tanrı/Tengri sözcüğünün ayrıca Denge/Tenge dengeyi ve düzeni sağlayan Denk/Teng yani ölçü ölçüyü ayarlayan anlamı da bulunmaktadır.
Altay Türk Atasözünde söylendiği üzere:"Her şeyin; bir zamanı, ölçüsü ve anlamı vardır.""Oncho kereke boyynyҥ ӧyi, kemi, uchury bar."

Türk inancına göre; Tanrı önce maddenin özünü yani "ışığı" (atomaltı parçacık veya kuantum) karanlıktan yararak var etmiştir. Işık evrile Evrile Evreni oluşturmuştur. Türkler buna "Yaruk" demiştir. Nasıl ki hücreler bölünerek çoğalır, tohum yarılarak filiz verir aynen öyle ilk oluş olan maddenin başlangıcı yarılarak başlamıştır. Bu nedenle Türkler ilk oluş yaratılışı var eden başlangıçı yaruk (aydınlık) sözcüğü ile açıklamış ilk yaratılışta karanlık madde yarılarak aydınlık (büyük patlama) var olmuştur. Tengri-Yaruk tamgası olarak ifade edilen ve "dam" olarak okunan Göğün damı/çatısı yaratılışın/yarılmanın başlangıç noktasını betimleyen daire içerisindeki + artı bu ilk yaratılışı yarılmayı ifade eder.



Kırgızistan Saymalıtaş Kaya Resminde Tengri-Yaruk-Dam tamgası


Hun Türkleri ışığa Totur Teyri (Tanrı enerjisi/parçacığı) demişlerdir.

Her şeyin özünde bu Tanrısal enerjinin bulunduğuna inanmışlardır.Biz buna Tanrısal öz bilinç demekteyiz.
Hun Türkleri dua ederken şöyle derler:
(Tengri) Teyri ongartsın
(Tengri) Teyri angartsın
Toturdan ülüş atsın...
Yani günümüz Türkçesiyle ifade edersek:
" Tanrı iyi yapsın
Tanrı kendine getirsin
Enerjiden ikram etsin"

Bu gün fizikteki sicim teorisi atomaltı parçacıkların bir merkez kuvete olan bağ ile döndüğünü yine bu günkü astronomik gözlemlerde gezegenler ve yıldızların yörüngelerinde döngülerinin merkez kuvvetle döndürülen spiral  bağla döngüsel hareket ettiklerini ispat etmiştir, yine kuantum dolanıklıkta her bir parçacığın birbiri ile bağlı olduğunu ispat etmektedir.

Atomaltı parçacıklardan Atomlara, Gezegenlerden Galaksilere her şey bir döngü ile hareket eder. Türkler bu hareketi çıkrığın yün eğirirken dönüşüne benzetmiş Atomlardan Galaksilere değin var olan bu merkezi kuvvet (Tanrısal öz bilinçtir.) Bu sipiral döngüsel bağ matematikte kendini Altın oranla göstermiştir. Atomlardan, su ve kar moleküllerine, DNA sarmalından, insan bedenine, ağaçlarda, bitkilerde, galatik spiral bağlarda altın oran adı verilen 1.618... sayısı kullanılmıştır.

Türk Bilge Erenlerde Işık kavramını sıklıkla kullanmış yaratılan her eşya ve canlıda Ulu Tanrı'nın bahşettiği bir öz olduğunu eserlerinde ifade etmişlerdir.

Kaygusuz Abdāl eserinde şöyle der:
İmdi ey 'azîz sen bu haberün hakîkatine bir nazar eyle gör ki; 'gör ki cümle nesnede Tanrı mevcûddur. Senün ile olsa onsuz nesne olmaya. Çün cümle nesne anun ile ulaşıkdur.

‘Işkile ‘âlem müdevver (daire,yuvarlak,evrilme,evren) oldı
‘Işkile cihân münevver(aydınlık)oldı
‘Işkile döner bu çerh-i çenber (Gök-Çarkı, Çarkı-Felek, Uzay-Zaman-Boyutu)
‘Işkile yazıldı cümle defter
‘Işkile ‘âlem zuhûra geldi

Yunus Emre şiirinde konuyu şu sözlerle anlatmaktadır:

Ne var eger Yûnus dahı ‘ışk içinde zerreyise
‘Işk odıyla kâyım durur yirile gök çarh-ı felek

Saka-Yakut Türk Kam ve Şamanlar Tanrıya yakarırken şöyle derler:

Ürün Ayıı (Yaratıcı Tanrı)/Ayıı Tanara
Sen Dünyayı yarattın
Her ne varsa canlı ve cansız hepsi senin varlığındır.
Saxa Yakut Türkçesi ile:
Ürün Ayıı
En aan doydunu aybıtın
Üüner-üösküür barıta en ayıın

Yine Saka Yakut Türkleri Tanrı öğretisine göre, Tanrının Evreni yaratışını şu sözlerle ifade etmektedirler:
İlk önce Ürün Ayıı Tanara buyurmuştur.
Onun buyruğuyla 9 katlı Tanrı Göğü yaratılmıştır.
Onun buyruğuyla ilk Dünya yaratılmıştır, orta Dünya oluşmuştur.
Onun buyruğuyla hayvanlar yaratılmıştır, bitkiler yetişmiştir.
Onun buyruğuyla Tanrı insanı var olmuştur.

***

Doğu Türkistan Havzasında bulunan Turfan Yazıtları Türk tarih ve kültür araştırmacıları tarafından üzerinde fazlaca araştırma yapılmayan belgelerdir. Bu belgeler incelendiğinde bu metinlerin o dönemde yaşayan BIRATYA ŞIRI, ATSAN, ASIĞ TUTUN, VAPŞI BAKŞI,  ÇISUYA TUTUN, UPASANÇ SILIĞ TİGİN, QALIM KEYŞİ, QAYA QAL, QAMALA, ANANTA ŞIRI isimli Türk Bilgeler (Astrofizikçiler) tarafınan kaleme alındığı bu görüşlerin UĞANLAR/Oğanlar diye tabir ettikleri M.Ö. 6000 lere kadar dayandıkları Proto-Türk bilginlerine ait olduklarından bahsetmeleri Türk bilim dünyası ve insanlık tarihi açısından üzerinde düşünülmesi gereken husustur.

Nitekim Turfan kazılarında elde edilen yazılı belgeler ile ilgili bir eser neşir eden Reşit Rahmeti ARAT’ta kitabında Uygur kağanlığı dönemine ait yazıtların Mani ve Budizm’den etkilenen metinler olduğunu ancak bu metinlerin içerisinde Proto-Türk dönemine ait bilgiler barındırdığından bahsetmektedir.

Proto-Türk astrofizikçisi Vapşı BAKŞI tarafından yaratılan daha sonraları Çusuya Tutung tarafından kaleme alınan bir “Gevezelik Boyası” adlı şiirsel bir  Turfan yazıtında Atomaltı parçacıklardan, yıdızların ve evrenin oluşumuna, yıldızların sönerek karadeliklerin oluşturmasından,göreceli zaman teorisine değinmektedir. Uzun olan bu şiirin konumuzun anlaşılması açısından kısa bir bölümünü aşağıda iktibas edeceğiz:

Uygur Türkçesi:
öng-i körki ukşadığ-ı aning yok erip.
öküş [tin ]-lig yirtinçü-ler antın belgürer.
ödvi yitvi öçm-e yaruk | top tolup erip.
[üç ] ödki alku tüz-ünler mundin törüyür.
yarup yaşup katçığ-larta boldaçı erip.
yaba yirtinçüg bir yintem ider tuymayur.
yasımuk-ça bodi intin anta yok erip.
yam-a-raça körügin buşdaçı erür.
öçm-e amrılm-a yintem [bir] töz-in tudsar.
üt-ki-e-te kök kalık-ig king booş sigurur.
öz-i-ning ed ed sayu sığmış-ın körser.
[üç] oğuş-ta muni-sız neng [bir] nom
ertingü sansız asanki | paramit-larig.
engrek sokımı yirinte ertürmiş bolur.
ertmiş kelmedük köz-ünür arıg uluş-lar
engeyü öz-te atırdlig köz-ünür.
uşik ekşer sav söz intin yok | erip munda.
ongardgu-ka köp yangşadım tüz-ünüm sanga.
usal bolup simdasar-şen muna bu tuş-ta.
una asting kengrengey-sen çimedm-e manga.
anı üçün bakşı-lartın yang kip boşug kol.
alku ödte bışıg-ta yig yig-te bişig bol.
altı kapıg-ça içtin körgil köşüngey yig yol.
arığ süzük yig mengilig uluş anta ol.

KÖNGÜL TÖZİN UKITTAÇI NOM
<GEVEZELİK. BOYASI İLE GÖKYÜZÜNÜ BOY AMA>

Türkiye Türkçesi ile:
Onun (Atomaltı parçacık veya kuantum) rengi, şekli ve benzeri yoktur,
bütün yaratılmışlar ve dünyalar ondan belirir,
her şeye etki ve nüfuz eden, sakin ışık dop-dolu olup,
her üç zamanın (geçmiş, gelecek, şimdiki zaman) bütün asîlleri bundan türer.
Parlayıp, ışıldayarak, parçacıklarda mevcut olup,
yava dünyayı bir anda süsler, duymaz,
mercimek kadar bodhi kat'îyen onda yoktur, (kütlesi yoktur, Atomun %99 boşluk)
yama-raja (?) görüşünü bozan odur.
Sönme, sükûnet bulma kökünü her vakit bir tutarsa, (yıldızlar sönüp içine çökerek karadeliğe dönüştüğünde)
küçücük deliğe gök yüzünü kolay ve rahatça sığdırır; (çekim alanına giren herseyi yutar)
kendisinin her şeye sığdığını görürse,
her üç zümrede onsuz bir şey, bir töre ve bir yer yoktur.(zamansızlık ve mekansızlık)
Sayısız, hesapsız paramita 'ları
bir parmak ucu kadar yerden geçirmiş olur,
geçmiş, gelecek ve bugünkü temiz memleketler engeyü özte açıkça görünür. (Boyut değiştirir, tüm zamanlar onda hazır olur)
Harfler, sözler, hiç biri burada yoktur,
ey asîlim, sana kolaylaştırmak için, çok gevezelik ettim;
gâfil olup, burada şimdi tembellik edersen,
işte asting kengregeysen çimedme bana.
Onun için Bilgelerden bilgi, erdem,usûl, örnek ve kurtuluş iste,
dâimâ olgunlar arasında çiğ, çiğler arasında olgun ol;
altı kapıdan içeriye bak, en güzel yol görünür,
temiz, duru, üstün huzûr diyârı oradadır.

Vapşı Bakşı* yaratmış HSİN Tözin Ukıttaçı Nom bitiyü tüketi. SHAN TSAİ, sadu bolzun! Çisuya bititim.
Vapşı BAKŞI'nın telif ettiği 'Bilincin Tabiatını Öğreten Kitap' yazılıp (burada) bitti. Hayırlı olsun! Hayırlı olsun! (Ben) Çisuya, (bunu) yazdım.

Açıklama: Bakşı/Baksı: eski Türk kültüründe Kam/Şaman/Herşeyi gören, Bilge anlamına gelmektedir.)

***

HUN/NART BOYU TÜRK MİTOLOJİSİNDE BİG BANG GENİŞLEYEN EVREN VE YILDIZLARIN  YARATILIŞI:

"Eski eski, çok eski zamanlarda
Teyri/Tanrı'nın tepesinde olduğu dokuz-gökte
Bir duman topağı yaşarmış,
Kendi başına yüzer-uçarmış,
Kızdığı zaman gökleri birbirine katarmış,
Göbeğinden de durmadan dönermiş,
Üçten dokuza çoğaltır genişlermiş,
Küçük dumanları durmadan avlarmış
İçine yutarmış . - Öyle de duman, bir zaman, kocaman
Ana Duman'a dönüşmüştü.
Az mı oldu ... Çok mu oldu ...
Ana Duman büyük oldu,
Kenarından parça parça dumanları atar oldu
Parçalar da sarma sarma kendi yolun tutar oldu.
Parçalara bilgi gerek
Toplandılar örek örek,
Kızıştılar, tartıştılar,
Yarış yarış koşuştular,
Büyüklere yapıştılar.
Akın akın toplandılar,
Nefes nefes konuştular,
Göğüs göğüs çatıştılar,
Yavaş yavaş barıştılar ...
Tek başına asılan da,
Toplu fikri paylaşan da,
Kaçıp giden, geri dönen.
Küsen, üzgün, pişman olan
En sonunda sarmaş- dolaş barıştı
Teyri/Tengri'ye gidmek kararlaştı.
Az mı gitti ... Çok mu gitti ...
Duman parçalar dokuz gökün tepesine ulaştı.
Ulaştı da ne yaptı? ..
Onları güneş ışını çarptı. ..
Duman toplar şaşırıp durdu
Göbeğinden yanar oldu,
Bedeninden titir titir titrer oldu,
Alev alev yanar olup zedelendi ...
Etrafından güneş ışınlar bunu sardı,
Üzerisin çize çize iz yaptı,
Bedenine alevlerden öz attı,
Vura vura karan gibi kör etti
Çevire çevire hortum rüzgarı gibi direk etti.
Çok mu sürdü ... Az mı sürdü ...
Etraf ışığa büründü
Tengri ışığı Duman topları çarptı,
Her çarpıtığı da yanar yıldız oldu.
Oldu da nereye gitıi?
Teyri/Tengri'nin gönderdiği yere gitti.
Öyle de Büyük Teyri/Tengri karanlığı Aydınlık etti."

***

Türklerin Kozmoloji ve Astronomi bilimine katkıları:

​On İki Hayvanlı Türk Takvimi (MÖ / Antik Dönem)

Türklerin Güneş yılını esas alarak oluşturduğu 365.242 günlük takvimdir. 12 yıllık döngülerden oluşur; gök cisimlerinin, mevsimlerin ve gezegen hareketlerinin tam hassasiyetle hesaplandığı Türk astronomisinin en eski somut göstergesidir.

12 Hayvanlı Takvimde Güneş (eski Türkçe: Kün) sisteminin esas alınması, her yıla hayvan isimleri verilmesi; bu takvimin yaratıcılarının Gök-Tanrı inancına sahip, Gökyüzü ve Doğayı gözlemleyen Şaman/Kam geleneği ile birlikte, yarı göçebe( konar-göçer) toplum yapısına eski Türk topluluklarına işaret eder.



Gök-Türk Kağanlığı dönemine ait (MS 732) Kül Tigin Yazıtında 12 Hayvanlı Türk Takviminin kullanıldığını gösteren bölüm.




Hoyto Tamır (Tayhar Çuluu), Talas Şine Usu, Yenisey Elegeş gibi Türk Yazıtlarında 12 Hayvanlı Türk Takviminin kullanıldığını gösteren bölümler.
(Kaynak: Eski Türk Yazıtları Hüseyin Namık Orkun, Türk Dil Kurumu Yayınları,1994)

Güneş yılının esas alındığı 12 Hayvanlı Türk takviminde her yıla bir hayvan ismi verilmiştir. Yaşam şekilleri ve inançlarının etkileri bulunan bu takvim her medeniyette olduğu gibi zamanın sabit kurallara göre kullanma ihtiyacından dolayı ortaya çıkmıştır.

 Her yıla bir hayvan isminin verildiği 12 Hayvanlı Türk takvimi ilk defa Türkler tarafından kullanılan güneş yılını esas alan bir takvimdir. Toplamda 12 hayvan bulunan bu takvim, 12 yıl sonra aynı hayvan yılına geri döner. Yıl özellikleri hangi hayvana denk geliyorsa o hayvana göre belirgin özellikleri vardır. İnsanların doğdukları yıllara göre karakterleri üzerinde etkileri olduğuna da inanılır. Bu takvim üzerinde şaman inancının da etkileri görülmektedir. Pek çok Türk devleti tarafından kullanılan bu takvim, yakın zamanda bile kullanan Türk devletlerinin varlığı bilinmektedir.

 Bu takvim ile ilgili ilk araştırmalar M.S 10. Yüzyılda El Biruni tarafından yapılmıştır. Ancak bu araştırmalar yetersiz kalmıştır. Sonrasında Kaşgarlı Mahmud tarafından araştırmalar yapılmış. Uluğ Bey gibi pek çok Türk kaynaklarında da bu takvimin ismi geçmektedir. Ancak ayrıntılı bilgi yer alıyor. Bu takvimin yazılı tarih öncesindeki karanlık dönemlere kadar bir geçmişi bulunduğu tahmin ediliyor.

​Harezmî (780 - 850)

Sıfır (0) rakamını ve cebir bilimini dünya literatürüne kazandıran Harezmî, Bağdat'taki Beytü'l-Hikme bünyesinde astronomik tablolar (Zîc-ül Harezmî) hazırlayarak Güneş ve Ay hareketlerini matematiksel modellerle açıklamıştır.

​Ferğanî / Alfraganus (798 - 861)

Batı dünyasında Alfraganus olarak tanınan Ferğanî, Güneş'in de kendine ait bir yörüngesi olduğunu ve apogee (Güneş'in Dünya'ya en uzak noktası) hareketini ilk keşfeden astronomdur. Yazdığı Usûlü 'İlmi'n-Nücûm adlı dev eser, yüzyıllarca Avrupa üniversitelerinde temel astronomi ders kitabı olarak okutulmuştur.

​El-Biruni (973 - 1048)

Jeodezik çevre hesaplarından hareketle Kristof Kolomb'dan 5 asır önce Atlantik ve Pasifik okyanusları arasında keşfedilmemiş karalar (Amerika Kıtası) bulunması gerektiğini teorik olarak ispatlamıştır. Dünya'nın hem kendi hem Güneş etrafında döndüğünü savunmuş ve Dünya yarıçapını 6.339\text{ km} (\%1 hata payı ile) ölçmüştür. 995 yılında ekliptik eğikliği 23^\circ 27' olarak tespit etmiş; matematiksel trigonometriye sekant, kosekant, kotanjant fonksiyonlarını kazandırmıştır. Ayrıca madenlerin özgül ağırlıklarını hassasiyetle ölçmüştür (Fe = 7.82).

​Ömer Hayyam ve Celali Takvimi (1048 - 1131)

Büyük Selçuklu Sultanı Melikşah adına Isfahan Rasathanesi'ni kurmuş ve yürütmüştür. Hazırladığı Celali Takvimi, günümüzde kullandığımız Gregoryen takviminden bile daha hassas bir Güneş takvimi olup 5000 yılda sadece 1 gün sapma gösterir.

Danişmendliler Dönemi, İbnü’l-Kemâl ve Aynüddevle el-Hasenî (12. Yüzyıl)

Danişmendliler Devleti, Anadolu’da akli ilimler ve astronomi alanındaki ilk kurumsal bilim hamiliğini üstlenmiştir. Kayseri Şehir Muhafızı İbnü’l-Kemâl’in Melik Ahmet Gazi’ye sunduğu Keşfü’l-Akabe, Anadolu’da kaleme alınan ilk astronomi eseridir. Beylik bünyesinde yetişen Aynüddevle el-Hasenî gibi astronomlar ise Kayseri ve Malatya’da gök gözlemleri yürütmüşlerdir.

​Niksar Yağıbasan Medrecesi (1151 - 1152)

Danişmendli Hükümdarı Nizamettin Yağıbasan tarafından yaptırılan ve Anadolu’daki kapalı avlulu medreselerin ilk örneği olan yapı, Anadolu Türk tarihinde tıp, matematik ve astronomi eğitimi veren ilk yükseköğretim kurumlarından biridir.

​Cacabey Medrecesi / Kırşehir (1272)

Selçuklu döneminde yapılan yapı, dünyanın ilk astronomi yüksekokullarından biri olarak kabul edilir. Binasında yer alan gözlem kuyusu ve açık kubbe mimarisi sayesinde gök cisimlerinin hareketleri ile ışık kırılma açıları incelenmiştir.

​Gıyaseddin Cemşid el-Kâşî (1380 - 1429)

Semerkand Rasathanesi'nin ilk müdürüdür. Pi sayısını (\pi) virgülden sonraki 16 basamağına kadar doğru hesaplamıştır. Gezegenlerin yörünge konumlarını mekanik olarak hesaplayan Tebak el-Maneat (Gezegen Tabakası) adını verdiği özel hesap cihazını icat etmiştir.

​Uluğ Bey (1394 - 1449)

Dönemin en gelişmiş gözlemevi olan Semerkand Rasathanesi'ni kurmuş ve 40 metre yarıçaplı dev fahrî sekstantı inşa ettirmiştir. Hazırladığı Zîc-i Uluğ Bey kataloğunda 1018 yıldızın konumunu hatasız saptamıştır. Bir tropikal yılı 365 gün 5 saat 49 dakika 15 saniye olarak (günümüz ölçümlerine göre sadece 25 saniye sapmayla) hesaplamıştır.

​Ali Kuşçu (1403 - 1474)

Semerkand ve İstanbul astronomi ekollerinin bağ kurucusudur. Ay'ın detaylı haritasını çizmiş, bu katkısından ötürü NASA günümüzde Ay'daki bir kratere onun adını vermiştir. Dünya'nın eksen eğikliğini 23^\circ 30' olarak tam hesaplamış ve Fatih Medreseleri'nin astronomi müfredatını hazırlamıştır.

​Takiyüddin Efendi (1526 - 1585)

Sultan III. Murad döneminde İstanbul Rasathanesi'ni kurmuştur. Avrupa'daki Tycho Brahe gözlemevinden çok daha hassas çalışan mekanik duvar saatleri, ekstantlar ve gözlem aletleri geliştirmiştir. Ondalık kesirleri astronomi tablolarında ilk uygulayan bilim insanıdır.

​Kandilli Rasathanesi ve Fatin Gökmen (1911)

Cumhuriyet öncesinde kurulan ve modern Türk astronomisinin kurumsal temelini atan gözlemevidir. Astronom Fatin Gökmen önderliğinde mekanik haritacılık, meteoroloji ve gök gözlem çalışmaları modern standartlara taşınmıştır.

Fatih Mehmet Yiğit 

TÜRKOLOJİ MAKALELERİ
TÜRK MİTOLOJİSİ



















Kaynakça:
-Sima Qian'ın "Shiji" (史記) Eseri (MÖ 109-91)
-Fahreddin Mübarekşah. Târîh-i Mübârekşâh, (Ed. E. Denison Ross), London, 1927.
-Eski Türk Şiiri, Ord. Prof. Dr. Reşit Rahmeti Arat,Türk Tarih Kurumu Yayınları
-UYGURCA TELİF BİR ESER: VAPŞI BAKŞI'NIN KÖNGÜL TÖZİN UĶITTAÇI NOM (BİLİNCİN TABİATINI ÖĞRETEN KİTAP) ADLI ESERİNİN, ÇEVRİYAZI, TERCÜME, AÇILAMALAR, VE TIPKIBASIMI, Şinasi TEKİN
-Prototürk Bilginlerine Göre ASTROFİZİK, Kazım Mirşan, Yeni Çığır A.Ş.
- Nart Boyu Türkleri Hun-Karaçaylıların Mitolojisi, Sofi Tram-Semen, Kaynak Yayınevi
-Kaşgarlı Mahmud. Divânu Lugāti't-Türk, (Çev. Besim Atalay), TDK Yayınları.
-Yusuf Has Hacib. Kutadgu Bilig, (Çev. Reşit Rahmeti Arat), TDK Yayınları.
-Garibname, Aşık Paşa
-​Aydın, Sayılı. The Observatory in Islam and Its Place in the General History of the Observatory, Türk Tarih Kurumu Yayınları, Ankara, 1960.
-​Dizer, Muammer. Ali Kuşçu ve Astronomi Ekolü, Kandilli Rasathanesi Yayınları, 1974.
-​Ihsanoğlu, Ekmeleddin. Osmanlı Astronomi Literatürü Tarihi (OALT), IRCICA, İstanbul, 1997.
-​Sezgin, Fuat. İslam'da Bilim ve Teknik, Türkiye Bilimler Akademisi (TÜBA) Yayınları, 2008.
-​Tekeli, Sevim. 16. Yüzyılda Osmanlılarda Astronomi ve Takiyüddin'in İstanbul Rasathanesi, TDK Yayınları, 1958.
-​Unat, Yavuz. İlkçağlardan Günümüze Astronomi Tarihi, Nobelyum Yayınları, 2001.
-​Bayram, Mikail. Danişmendciler (Danişmendliler) Devleti’nin Bilimsel ve Kültürel Mirası, Nüve Kültür Merkezi Yayınları.
-​Bayram, Mikail. Anadolu’da Telif Edilen İlk Astronomi Eseri: Keşfü’l-Akabe, Selçuk Üniversitesi Selçuklu Araştırmaları Dergisi.
-Yiğit, Fatih Mehmet. Türkoloji Makaleleri: Türk Mitolojisi ve Kozmolojisi.

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar