HOŞÇA KAL 

Bu bir veda havasıdır;
Hayatın en derin yarasıdır.
Hoşça kal canımın içi,
Hoşça kal bahar gözlüm, hoşça kal…

Kapılar kapanır ardımdan usulca,
Anahtarlar susar, eşikte bir yalnızlık.
Sesin hâlâ odalarda dolanır,
Her köşede bir izin, her duvarda bir boşluk.

Sokaklar senden sorar şimdi,
Rüzgâr adını fısıldar geceye.
Elimde son sigaram, dudağımda yarım bir türkü,
Her nefes biraz daha uzaklaştırır seni benden.

Hatıran bir hançer gibi saplanır sabaha,
Güneş doğarken kanar içimdeki yara.
Gülüşün kalmış avuçlarımda,
Bir çığlık boğulur sessizliğin koynunda.

Zaman durur, akrep ile yelkovan şaşar,
Her saniye bir ömür kadar ağır.
Veda değil bu, bir yangının külüne sarılmak,
Bir denizin ortasında susuzluğa ağıt.

Giderken ardında bıraktığın boşluk,
Dolmayacak bir kadeh gibi durur masamda.
Adını fısıldarım aynalara,
Yankısı kaybolur uzak bir şehirde.

Şimdi her şey bir hüznün çizdiği dairede,
Döner durur, başlangıca varır hep.
Hoşça kal, dediğin her yerde yanarım,
Hoşça kal, bahar gözlüm, hoşça kal…

Gidişin bir sessiz çığlıktır gecede,
Sokaklar üşür, yağmur yağmaz gönlüme.
Hatıran göğsümde bir hançer gibi,
Her nefes alışta biraz daha derinde.

Son sözün değil, suskunluğun vurur beni,
Gözlerinle bıraktığın o derin denizde.
Ne bir dalga diner, ne kıyı görünür,
Ve ben hep o dalgada boğulurum geri geri.

Yıldızlar söner mi sandın ardından?
Ben hep o yarım kalmış türküyü söylerim.
Her akşam alacakaranlığa inat,
Rüzgâra fısıldarım adını, usul usul…

Gökyüzüne bakıp bir bulut ararım,
Yağmurun her damlasında seni sorarım.
Bu veda değil, belki bir kavuşmanın rüyası,
Ama şimdilik, hoşça kal canımın içi…

Geceleri sayamadığım yıldızlar var,
Her biri bir ah çeker göğe doğru.
Sana çıkan yollarda yürürken,
Ayaklarım kanar, ama durmam,
Çünkü her adım biraz daha vedaya dönüşür.

Bir uçurum kenarında durup haykırsam,
Sesim dağlara çarpar, geri dönmez.
Senin adın bir yankı gibi kalır boşlukta,
Ve ben o boşluğa sarılıp uyurum.

Zaman akar, ben dururum,
Saatler durur, ben geçerim.
Bu veda bir nehir gibi derin,
Bir uçurum kadar sessiz,
Bir şiir kadar kanayan…

Hoşça kal, gözlerinde bahar saklanan,
Hoşça kal, adın dudaklarımda büyüyen,
Hoşça kal, hayatın en ince yarası olan…
Hoşça kal…

Fatih Mehmet Yiğit 
---

HOŞÇA KAL (2)

Gidişin bir nehir ki, akar durur geceme,
Her damlasında boğulur umutlarım sessizce.
Teninin kokusu sinmiş yastıklara,
Her sabah uyanırım, yokluğun başucumda.

Aynalarda gördüğüm ben değil artık,
Gözlerin çizilmiş perde perde camlara.
Sanki bir hayaletin gölgesinde yaşıyorum,
Adını koyamadığım bu yangınla sınanıyorum.

Saatler geceyi deler geçer,
Her tik-tak biraz daha koparır ipimi.
Vusatın düşüyle avunurken kendimi,
Hicran vurur alnımdan, düşerim dip dibime.

Ellerim boş, avuçlarım üşür,
Sıcaklığın kalmış sanki parmak uçlarımda.
Bir nefes alıp versem, dağılır mı hayalin?
Yoksa her rüzgârda biraz daha mı çoğalırsın aramızda?

Sokak lambaları sararır akşamüstü,
Her ışık bir hatıra yakar sessizce.
Yürüdüğüm kaldırımlar keskin bir bıçak,
Her adımda kanar, her adımda sızlar içim.

Sana dair ne varsa, bir fotoğraf karesi kadar dar,
Ama o karede bir ömür saklı, koskoca bir yar.
Bakıp bakıp sildiğim, sildikçe çoğalan bir iz,
Her silgim, her dokunuş, yeniden canlandırır seni biraz.

Uykularımda dolaşır hayalin dört bir yanımda,
Rüyalarım sende başlar, sende biter amansızca.
Uyanınca yastığım ıslak, göğsüm dağlanır,
Senin olmayan her sabah, yeniden ölümdür aslında.

Kuşlar göç eder mi sandın sen gidince?
Her martı, senin haykırışın gibi çığlık çığlığa.
Deniz dalgaları hep kıyıya vurur,
Ama benim dalgalarım hep içime çarpar, hep içime.

Bir mektup yazsam, adresin yok,
Kelimeler dökülür dudaktan, bir anlamı yok.
Cümleler kurarım, virgüller sende kalır,
Her nokta, her hece, bir yarım kalmışlıktır.

Yağmur yağsa, ıslanır mı yokluğun?
Her damla, tenine dokunmak ister gibi düşer.
Rüzgâr esse, dağılır mı hüznün?
Her esinti, sesini getirir, ama bir daha gidersin.

Bir yangın yeriyim ben, küllerim savrulur,
Alevlerinle yanar, dumanınla boğulurum.
Veda dediğin ne ki, ateşin başka bir adı,
Sen gittin ya, en kor ateş oldu bu şehir.

Karanlık çöktüğünde, gözlerin bir yıldız olur,
Ama o yıldız bile bana küser her gece.
Uzanırım tutamadan kaybolan ışığına,
Ellerim havada kalır, avuçlarım bomboş.

Ve ben, bu veda şarkısının son mısrasında,
Sana açılmış bir kapı gibi beklerim.
Her sabah yeniden doğsan da uzaklarda,
Ben hep o ilk bakışında kalmışım derinden.

Hoşça kal, sessizliğin en dokunaklı tınısı,
Hoşça kal, her şiirde yeniden yazılan hikâyem.
Hoşça kal, içimde büyüttüğüm o sonsuz bahar,
Hoşça kal… belki bir gün yeniden, belki hiç ama yine de hoşça kal…

Fatih Mehmet Yiğit 

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar