BAKMA BANA
Hayatın yükü çöktü omuzlarıma,
Ne olur öyle sitemli, bakma bana.
Bir hüzün sardı ki sevdan başıma,
Yeter ki yaşlı gözlerle, bakma bana.
Dök içini, ser gönlünü avuçlarıma,
Anlat ki şifa olayım sızlayan yarana.
Başını yasla şu yorgun omuzlarıma,
Yeter ki böyle kırgın, bakma bana.
Ben toplarım gökyüzünün tüm yıldızlarını,
Sererim ayaklarına geceler boyunca.
Rüzgârla sararım umudun kollarını,
Isıtırım içini tek bir gülüşünle yanınca.
Mavilikler sağarım sabahın koynundan,
Tazelerim ömrünü, sunarım bir yudumda;
Sadece sen gülümse, yeter ki çocukça,
Yeter ki öyle çaresiz, bakma bana.
Gecenin efkarı sarmış başını,
Ne olur öyle boynu bükük, bakma bana.
Gölge düşmesin o güzelim gözlerine,
Yeter ki öyle kederli, bakma bana.
Aç kapını, buyur et beni sevdana,
Rüzgâr olup estir derdini uzaklara.
Sığın şu göğsüme, yaslan bir an olsun bana,
Yeter ki yaşlı gözlerle, bakma bana.
Ben dokurum şafakların en ince ipinden,
Kuşatırım yalnızlığını sıcak bir örtüyle.
Yeryüzünü boyarım neşenin renginden,
Yeter ki sen fısılda o güzel sesinle.
Toplarım dağların en taze baharını,
Sermeğe hazırım yollarına, adım adım.
Silerim geçmişin o sisli efkârını,
Yeter ki sen gülümse, hüzünlü bakma bana...
Fatih Mehmet Yiğit
Hayatın yükü çöktü omuzlarıma,
Ne olur öyle sitemli, bakma bana.
Bir hüzün sardı ki sevdan başıma,
Yeter ki yaşlı gözlerle, bakma bana.
Dök içini, ser gönlünü avuçlarıma,
Anlat ki şifa olayım sızlayan yarana.
Başını yasla şu yorgun omuzlarıma,
Yeter ki böyle kırgın, bakma bana.
Ben toplarım gökyüzünün tüm yıldızlarını,
Sererim ayaklarına geceler boyunca.
Rüzgârla sararım umudun kollarını,
Isıtırım içini tek bir gülüşünle yanınca.
Mavilikler sağarım sabahın koynundan,
Tazelerim ömrünü, sunarım bir yudumda;
Sadece sen gülümse, yeter ki çocukça,
Yeter ki öyle çaresiz, bakma bana.
Gecenin efkarı sarmış başını,
Ne olur öyle boynu bükük, bakma bana.
Gölge düşmesin o güzelim gözlerine,
Yeter ki öyle kederli, bakma bana.
Aç kapını, buyur et beni sevdana,
Rüzgâr olup estir derdini uzaklara.
Sığın şu göğsüme, yaslan bir an olsun bana,
Yeter ki yaşlı gözlerle, bakma bana.
Ben dokurum şafakların en ince ipinden,
Kuşatırım yalnızlığını sıcak bir örtüyle.
Yeryüzünü boyarım neşenin renginden,
Yeter ki sen fısılda o güzel sesinle.
Toplarım dağların en taze baharını,
Sermeğe hazırım yollarına, adım adım.
Silerim geçmişin o sisli efkârını,
Yeter ki sen gülümse, hüzünlü bakma bana...
Fatih Mehmet Yiğit

Yorumlar
Yorum Gönder