İSKİT SAKA TÜRKLERİNİN BİR KOLU: FENİKELİLER


M.Ö. XIX-XX Yüzyıllar arasında İskit/Saka Türkleri ismi öz Türkçe olan Tanay Kağan öncülüğünde Kuzey Kafkasyadan Güneye inerek yaptığı akınlarla bugünkü Türkiye (Anadolu, Trakya), Suriye, Mısır ve Filistin'in bir bölümünü fethetmiş, bölgede egemenlik kurmuştur.



İskit Saka Türklerine ait eserler



Romalı Tarihçi Marcus Junianus Justinus Tarih kitabında konuyu şu şekilde anlatmaktadır:



 ( I, 6); 

"Doğrudur, çok eski zamanlarda Mısır kralı Vezosis (Sesostris) ve Skythia kralı Tanay (Tanaus) varmiş: onlardan birincisi sefer düzenleyerek, Pontus'a kadar gelmiş, diğeri ise Mısıra kadar gitmiştir."

[2.1] İskitlerin çok büyük ve görkemli olan   eylemlerini anlatırken kökenlerinden başlamalıyız; 2 çünkü imparatorluklarından daha az ünlü olmayan bir yükselişleri vardı; ne de kadınlarının cesur eylemlerinden çok erkeklerinin yönetimiyle ünlüydüler. 3 Erkekler Partlar ve Baktriyalıların kurucuları olduklarından , kadınlar Amazon krallığına yerleştiler ; 4 Öyle ki, erkek ve dişilerinin işlerini kıyaslayanlar için, hangi cinsin daha seçkin olduğuna karar vermek zordur.

5 İskitlerin ulusu her zaman çok eski olarak kabul edildi;...

[2.2]     Doğuya doğru uzanan L Scythia'nın bir tarafı Öksin Denizi ile çevrilidir; diğer yanda, Rhipaean Dağları tarafından; arkada, Asya ve Phasis nehri tarafından . 2 Hem uzunluk hem de genişlik olarak çok uzaklara uzanır. 3 Halkın herhangi bir işareti yoktur, çünkü ne toprağı ekerler, ne de herhangi bir evleri, meskenleri veya yerleşik bir meskenleri yoktur, ancak her zaman sürüleri ve sürüleri beslemekle ve ekilmemiş çöllerde dolaşarak meşgul olurlar. 4 Karılarını ve çocuklarını yanlarında, yağmura ve soğuğa karşı postlarla kaplandıkları için ev yerine kullandıkları tekerlekli çadırlarda taşırlar. 5Aralarında adalet, yasaların etkisinden çok insanların karakterinde görülür. 6 Onlara göre hiçbir suç hırsızlıktan daha iğrenç değildir; çünkü sürülerini çitsiz ve ormanda barınaksız tutan insanlar arasında, çalmaya izin verilseydi ne güvenli olurdu? 7 Başkalarının onlara göz diktiği kadar, onlar da altını ve gümüşü hor görürler. 8 Süt ve bal ile yaşarlar. 9 Yün ve giysi kullanımı bilinmemekle birlikte, sürekli soğuktan kıvranırlar; bununla birlikte, büyük ve küçük vahşi hayvanların derilerini giyerler. 10Böyle bir perhiz, komşularına ait hiçbir şeye göz dikmedikleri için aralarında adaletin gözetilmesine neden olmuştur; çünkü yalnızca zenginliklerin yararlı olduğu yerde, onların arzusu galip gelir. 11 Ve keşke diğer insanlar da aynı ölçülülüğe ve başkalarının mallarını istemekten özgürlüğe benzer bir özgürlüğe sahip olsalardı! 12 O zaman her çağda ve ülkede kesinlikle daha az savaş olacaktı, 13 ve kılıç kaderin doğal gidişatından fazlasını yok etmeyecekti. 14 Ve doğanın onlara, Yunanlıların bilge adamlarından ve filozoflarının ilkelerinden uzun bir eğitimle elde edemeyeceklerini bahşetmesi son derece harika görünüyor; ve kültürlü ahlakın cilasız barbarlarınkiyle karşılaştırıldığında dezavantaja sahip olması gerektiğini.15 Bir halkta kötülüğün cehaleti, diğerindeki erdem bilgisinden çok daha iyi bir etkiye sahiptir.

[2.3]  Asya'daki en yüksek komutanlığı üç kez arzuladılar; kendileri de her zaman ya herhangi bir yabancı güç tarafından taciz edilmedi ya da fethedilmeden kaldılar. 2 Pers kralı Darius, utanç verici bir kaçışla İskit'ten ayrılmak zorunda kaldılar. 3 Koreş'i bütün ordusuyla öldürdüler. 4 Büyük İskender'in generali Zopyrion'u bütün kuvvetleriyle aynı şekilde kestiler . 5 Romalıların kollarını duydular, ama hiç hissetmediler. 6 Part ve Baktriya güçlerini kurdular. 7Onlar, meşakkatlere ve savaşlara dayanıklı bir millettir; vücut güçleri olağanüstü; Kaybetmekten korktukları hiçbir şeye sahip çıkmazlar ve galip olduklarında şandan başka hiçbir şeye göz dikmezler...

 Açıklamak gerekirse  (II, 3, 7-8):

İskit halkı hem çalışmada, hem de savaşta dirençlidir,  vücudu inanılmaz derecede güçlüdür; o kaybedilecek hiçbir seyi aramaz, galip geldiğinde ise san ve ünden başka hiçbir șey aramaz. İskitlere ilk savaş açan Mısır firavunu Vezosis (Sesostris) olmuştur. Önceden onlara elçi göndererek itaat etmelerini istemiştir. Ancak iskitler, komşularından kralın yaklaştığını öğrenince, elçilere şöyle cevap vermişlerdi: "bunca zengin halkın lideri bu kadar fakir olanlara akılsızca savaş açmakla yanlış yapıyor, çünkü bu savaşın sonucu bilinmez, galip gelseler de kazanacak bir şeyleri olmayacaktır, kaybedecekleri ise bellidir. Bundan dolayı iskitler, düşmanın gelmesini hiç beklemeden, daha fazla ganimet elde etmek üzere (için), kendileri düşmanın üzerine gideceklerdir. Söylediklerini yaptılar. Kral düşmanın böylesine hızlı șekilde yaklaştığını duyunca, savaş için tüm hazırlıkları yapmış olan ordusunu bırakarak kaçtı ve korkusundan kendi ülkesinde gizlendi. Iskitlerin Mısır'ın içine girmelerine bataklıklar engel olmuştur. Geri dönüşte, onlar Asya'yı (Anadoluyu) istila etmişlerdir ve onu (savaştan kaçan Mısır kralını) haraca bağlamışlardır ama haraç miktarını ölçülü tutmuşlardır, fakat bunu galip geldiklerinin bedeli olarak değil, daha çok onlara hükmettiklerinin işareti olarak yapmışlardı. (1)




Herodot Tarihinde İskit/Saka Türklerinin bugünkü Türkiye (Anadolu, Trakya), Mısır ve Filistin'in bir kısmını fethetmesi olayını şu şekilde anlatmaktadır:

 (Her. I, 103-104-105-106): "Ve o (Med kralı Kyaksares (Cyaxares-A.T), Asurluları savaşta yenip Ninovkuşattığı) kuşattığı sırada iskitlerin dev ordusu akıp geldi, onlarnn başında ise İskit kral, Phratotios'unoğuMadyas bulunuyordu; onlar Asya'ya akın ettiler, Kimmerleri Avrupadan çıkardıktan sonra, onlar kovalayarak Med ülkesine kadar geldiler. Yükü olmadan hafifçe yolculuk eden için Meotis gölünden (Azak denizinden) Phasis ırmağına ve Kolkhlar ülkesine (Kolhis) kadar otuz günlük yoldur, yol üzerinde ise tek bir halk vardır Saspeirler; oralardan geçenler kendilerini Med ülkesinde bulurlar. Fakat İskitler bu yolu tutmayıp, yukarıdaki yola sapmışlardı. Bu yol çok uzundur sağında Kafkas Dağları kalır işte burada Medler, İskitlerle savaşa girmişler ve savaşta mağlup olup, iktidarlarını yitirmişlerdi. İskitlerse tüm Asya'yı (Anadolu'yu) ele geçirmişlerdi." Daha sonra Herodot İskitlerin Anadoludan "buradan Mısır'a yürüdüler, Suriye ve Filistin'e ulaştıklarında Mısır Firavunu Psammetikos onları hediyeler ve ricalarla daha fazla ilerlememeleri için rica etti." Diye konuyu anlatır (2) 




Kayserili Eusebius Vakayiname Kuralları adlı eserinde ve EusebiusHieronymus'un fragmanlar ve diğer yazarların belirttikleri tarihlerden bilinen kitabında şunlar yazılıdır:

1- İskitler, Filistin'e kadar egemenlik kurdular

2-İskitler, Filistin'e kadar sokuldular. (3)



 AureliusAugustinus (Saint Augustin) '"Yedi Kitabın Incelenmesinelişkin 7 Kitap' eserinde şunları yazar (VII, 8): Ve İskit şehirlerinden biri olan ManassiyaBetsan't (Bugünkü İsrail'deki BeitShean şehri) devralmadı. Șimdi onun adı Skythopolis'tir. Insan, Skythia' dan bu kadar uzak yerlerde nasıl bir İskit şehri olduğuna şaşırabilir. Bunun gibi Büyük Iskender'in de Makedonya'dan bu kadar çok uzakta iskenderiyesehrini inşa etmesi şaşırtıcı gelebilir. Şüphesiz O böylesine uzak seferler sayesinde bunu yapabilmiştir. Aynı şekilde iskitler de bu şehri, bir zamanlar savaşlarla çok uzaklara kadar ilerlemeleri sayesinde kurabilirlerdi. Halkların tarihinde, İskitlerin hemen hemen tüm Asya'yı egemenlikleri altına aldıklarını okuyabiliriz: bu, hiçbir neden olmaksızın Mısır kralının onlara savaş açtığı zaman olmuştur, üstelik o, İskitlerin yaklaştığını duyunca korkmuş ve ülkesine dönmüştü. (4)


Yahudilerin tarihini anlatan kutsal kitabı Tevrat Yeremya kitabında İskit Akınları şu şekilde anlatılmaktadır:


13 RAB yine, "Ne görüyorsun?" diye seslendi. "Kuzeyden bu yöne bakan, kaynayan[iii] bir kazan görüyorum" diye yanıtladım.

  14 RAB şöyle dedi:

"Ülkede yaşayanların tümü üzerine

Kuzeyden felaket salıverilecek.

  15 Çünkü kuzey krallıklarının bütün halklarını çağırıyorum" diyor RAB.

"Kralları gelip Yeruşalim surlarında,

Bütün Yahuda kentlerinin karşısında,

Yeruşalim'in kapı girişlerinde

Tahtlarını kuracaklar.

Ne acı!


Nasıl da yüreğine işliyor!"


  19 Ah, içim içim!


Acıdan kıvranıyorum.


Ah, yüreğim, yüreğim çarpıyor.


Sessiz duramıyorum!


Çünkü boru sesini, savaş naralarını işittim!


  20 Felaket felaketi izliyor,


Bütün ülke viran oldu.


Bir anda çadırlarım,


Perdelerim yok oldu.


  21 Ne zamana dek düşman sancağını görmek,


Boru sesini duymak zorunda kalacağım?


  22 "Halkım akılsızdır,


Beni tanımıyor.


Aptal çocuklardır,


Akılları yok.


Kötülük etmeyi iyi bilir,


İyilik etmeyi bilmezler" diyor RAB.


  23 Ben Yeremya yere baktım, şekilsizdi, boştu,


Göğe baktım, ışık yoktu.


  24 Dağlara baktım, titriyorlardı,


Bütün tepeler sarsılıyordu.


  25 Baktım, insan yoktu,


Gökteki bütün kuşlar kaçmıştı.


  26 Baktım, verimli ülke çöle dönmüş,


Bütün kentler yıkılmıştı.


Bütün bunlar RAB'bin yüzünden,


O'nun kızgın öfkesi yüzünden olmuştu.


  27 RAB diyor ki:


"Bütün ülke viran olacak,


Ama onu büsbütün yok etmeyeceğim.


  28 Bu yüzden yeryüzü yasa gömülecek,


Gök kararacak;


Çünkü ben söyledim, ben tasarladım.


Fikrimi değiştirmeyecek,


Verdiğim karardan dönmeyeceğim."


  29 Her kentin halkı,


Atlılarla okçuların gürültüsünden kaçıyor.


Kimi çalılıklara giriyor,


Kimi kayalıklara tırmanıyor.


Bütün kentler terk edildi,


Oralarda kimse yaşamıyor.

Yeruşalim Kuşatma Altında


6 "Güvenliğiniz için kaçın, ey Benyamin halkı!

Yeruşalim'den kaçın!


Tekoa'da boru çalın!


Beyt-Hakkerem'e bir işaret koyun.


Çünkü kuzeyden bir felaket,


Büyük bir yıkım gelecek gibi görünüyor.

  22 RAB diyor ki:


"İşte kuzeyden bir ordu geliyor.


Dünyanın uçlarından


Büyük bir ulus harekete geçiyor.


  23 Yay, pala kuşanmışlar,


Gaddar ve acımasızlar.


Atlara binmiş gelirken,


Kükreyen denizi andırıyor sesleri.


Savaşa hazır savaşçılar


Karşına dizilecekler, ey Siyon kızı!”


'Ve işte ben, tüm kuzey krallık kabilelerini buraya çağıracağım, diyor Yahve, ve onlar gelecekler ve hepsi tahtını İyeruselim'in (Yerşalaim-Kudüs) giriş kapısına koyacaklar ve onun duvarları etrafına ve tüm Yahuda şehirlerine yerleştirecekler. 'Yahuda ülkesinde ilan edin ve Kudüs'teki herkese bildirin, yüksek sesle haykının ve borazanları yeryüzünde boru çaldırıp bağırın: "Toplanın hadi, müstahkem kentlere gidelim. Sion'a doğru sancak dikin ve durmayın, koşun, çünkü ben kuzeyden felaket ve büyük katliam getireceğim. Aslan sık ormandan çıkıp, halkları yok etmeye başlıyor: o senin topraklarını boş çöl yapmak için yerinden dışarı çıkıyor, senin şehirlerin harap olacaktır, insansız kalacaklar... Ve oradan benim yanıma, her şeyden daha güçlü olan rüzgâr esecek ve ben onlar hakkında hükmümü vereceğim. İşte o bulutlar şeklinde yükseliyor, onun savaş arabaları firtina gibidir, onun atları kartallardan daha hızlıdırlar; biz mahvolduk! Biz perişan olacağız... Halklara ilan edin, Kudüs'e haber verin ki, çok uzak ülkeden gelip Yahuda şehirlerini kuşatıyorlar ve nara sesleriyle kulakları sağır ediyorlar... Atlıların ve okçuların gürültüsünden tüm şehirlerdeki insanlar etrafa dağılmış olacaklar... 'İşte ben sizin, İsraillilerin evine, diyor Yahve, çok uzaktan güçlü ve kadim bir halkı getireceğim, dilini bilmediğin, ne konuştuğunu anlayamadığın bir kavmi. Onun ok kılıfı açık bir tabut gibidir; hepsi cesur insanlardır. Onlar senin ekip biçtiklerini yiyecekler; onlar senin oğullarını ve kızlarını yutacaklar, onlar senin öküzlerini ve koyunlarını yiyecekler, onlar senin üzümlerini ve incirlerini yiyecekler; onlar kılıçlarıyla senin güvendiğin müstahkem kalelerini yıkacaklar, fakat o günlerde bile, diyor Yahve, ben hepinizi yok etmeyeceğim." Yahve öyle diyor: Sion kızı, işte kuzey ülkesinden bir halk geliyor ve büyük bir halk yeryüzünün kıyılarından ayağa kalkıyor; onlar ellerinde ok ve kısa mızrak tutuyorlar, onlar gaddar ve acımasızdırlar, onların sesi denizin uğultusuna benziyor ve onlar atları üzerinde tek bir kişiymiş gibi saf tutmuş halde uçuyorlar ve seninle savaşmak istiyorlar. Biz onların haberini duyunca, ellerimiz takatsiz kaldı, büyük keder sardı bizi, doğuran kadınlar gibi acı çektik. Tarlaya çıkmayınız, yolda yürümeyiniz, çünkü düşman kılıcıyla her taraftan dehşet saçabilir.(I, 15; IV, 5-7; 12-13, 16, 29; V, 15-18; VI, 22-25)

(5)


Yukarıdaki tarihi kayıtlardan ve anlatılardan anlaşılacağı üzere Fenikeliler; M.Ö. XIX-XX Yüzyıllar arasınsa İskit/Saka Türk Kağanlığı ismi öz Türkçe olan Tanay Kağan öncülüğünde Kuzey Kafkasyadan Güneye inerek yaptığı akınlarla bugünkü Türkiye (Anadolu, Trakya), Suriye, Mısır ve Filistin'in bir bölümünü fetheteden ve bölgede egemenlik kuran İskit Saka Türklerinin bir kolu olan halktır. 



Fenikelilerin tarihi, milattan önce 1500 ile milattan önce 539 yılları aralığına dayanmaktadır. Milattan önce 868 yılında Asurların egemenliğine giren Fenikeliler, milattan önce 573 yılında ise Babillerin egemenliğine girmiştir. Bu önemli uygarlık, ticaret, denizcilik ve kültürel katkılarıyla Akdeniz medeniyetinin önemli bir parçası olmuştur. Fenike; MÖ XX –L .YY (MÖ 2000-50) tarihleri arasında, bugünkü Suriye, Lübnan ve Kuzey İsrail boyunca denize kıyısı olan bağımsız şehir devletleri topluluğudur.


Bereketli Hilal'in Akdeniz'e bakan kıyılarında gelişen bu uygarlık, talassokrasik bir yapıda şekillenmiştir. Fenikeliler, Doğu Akdeniz'den tüm Akdeniz kıyılarına hatta Atlas Okyanusu'na yayılarak en bilineni “Kartaca” olan şehir devletleri kurmuştur. Bir deniz kavmi olarak öncelikle ticaretle uğraşmışlar; gittikleri yerlere zeytin, zeytinyağı, incir, ceviz, badem, nar, erik, hurma, kayısı, kavun, balkabağı, şarap gibi gıda ürünleri; bakır, demir, gümüş, altın gibi madenler; Sedir ağacından kereste; fildişi ve camdan sanatsal nesneler; yün, keten, pamuk ve ipek gibi kumaşlar götürmüşlerdir. Mısırlılardan öğrendikleri cam işleme sanatını ilerleterek, “Sayda”, “Sur” ve “Sarepta” gibi şehirlerde saydam camlar üretmişlerdir. Asıl şöhretlerini ise farklı farklı renklendirdikleri kumaşlar sayesinde edinmişlerdir. MÖ 1570'te bir tür kabuklu deniz canlısı olan “Murex” sayesinde mor renkli kumaşlar elde etmeyi başarmışlar ve sonraki zamanlarda Antik Yunanlar tarafından getirdikleri bu renk kumaşa atfen mor rengin vatanı (Yunanca: “Phoiníkē”) insanları yani Fenikeliler olarak anılmaya başlanmışlardır. Antik Çağ'ın şairi Homeros, Troya'lı Paris'e Helen'e kendisiyle birlikte kaçması için Fenike kumaşı hediye ettiğini söylemiştir. Fenikelilerin en çok bilinen buluşu alfabedir. Fenike alfabesi, günümüz tüm modern alfabelerinin temelini oluşturmaktadır. Alfabeleri, önce Anadolu ve Antik Yunan Uygarlıklarında; sonra Kenan bölgesinde ve Antik Roma'da yaygın olarak kullanılmaya başlanmıştır.

Mor Halk

Mezopotamya kraliyet ailesinin elbiseleri için Tire'de üretilen ve kullanılan mor boya, Fenike'ye bugün bildiğimiz ismini vermiştir (Sur halkı için kullanılan Yunanca Phoinekes'ten gelir) ve ayrıca Fenikeliler, Yunanlar tarafından ''Mor Halk'' (Yunan Tarihçi Herodot'un söylemi) olarak adlandırılmıştır; sebebi ise rengin, işçilerin derisinin üzerinde bir leke gibi kalmasındandır. Herodot Fenike'yi alfabenin doğduğu yer olarak işaret etmiştir. Alfabenin Yunanlara gelişini ise Fenikeli Kadmus'a bağlamış (MÖ 8. yy'dan önce), Kadmus'tan önce Yunanların bir alfabeye sahip olmadığını ifade etmiştir. Fenike alfabesi ise bugünkü batı medeniyetlerinin çoğunun kullandığı alfabenin atasıdır ve Biblos'ta kullanılmaya başlanan alfabe aynı zamanda İncil'e de ismini vermiştir (Yunanca "kitaplar" anlamına gelen "Ta Biblia"dan gelmektedir). Biblos, Antik Mısır ve Yunanlar'da yazmak için kullanılan kağıdın, papirüsün (Yunancada 'bublos') büyük ihracatçılarındadı. Ayrıca birçok antik Yunan tanrısının Fenikeliler'den alındığı; Fenike tanrıları Baal ve Yamm ile Yunan tanrıları Zeus ve Poseidon hakkındaki bazı hikayelerde tartışmasız benzerlikler bulunduğu düşünülmektedir. Diğer yandan, Yeni Ahit'in son kısmı ile ilişkilendirilen Tanrı ile Şeytan arasındaki savaşla, Fenikeli Baal ile Yamm arasındaki savaşın aynısının daha sonraki bir versiyonu olarak geçtiği, aynı mitlerin bu iki durumda da kullanıldığına dair benzerlik dikkate değerdir.(5)

Fenike yerleşimleri ve ticaret yolları haritası


İsim bilim açısından Fenike kültürünü incelediğimizde: Fenike Tanrıları ‘EL’ Türkçede; 1 El 2 İl, Ülke, Yönetim merkezi anlamlarına gelmektedir. ‘Anat veya Anath ile Atargatis’  ise Türkçede; Atargatis sözcüğü Büyük Baba anlamında ATA ile büyük erkek kardeş anlamında Aga sözcüklerinin birleşiminden türetilmiş olabilir. ‘Anat’ sözcüğü ise Türkçede ANA anlamında kullanılmış olabilir. Türkler; Ata ve Analarına yani büyüklerine önem veren, EL'ine  İl ve Ülkesine değer veren bir toplumdur.


Fenike şehirleri: Arados, Byblos, Sidon/Sayda, Tyros/Tire ve Akka dır. ‘Arados’ Türkçede: 1 Ar, Arınma, Arılık, Saflık ve temizlik 2 Ara, mesafe anlamına gelmektedir. Sayda: Say Türkçede;1 Kara taşlık yer 2 Vücuda giyilen zırh 3 Sayı, Saymak, 4 Düz, ince, yassı taş, 5 Saydam (şeffaf içi  görünen) anlamına gelir, ‘Tyros/Tire’ Türkçede; 1 Tr Türk sözcüğünün kısaltmasıdır. 2 Dikişte kullanılan pamuk ipliği, ‘Akka’ Türkçede; 1 Ak (beyaz, parlak) 2 Akka Aga/ eke büyük erkek kardeş Ağabey anlamına gelir.


Fenike Dönemine ait Abibaal, Elibaal/Elibol, Safatba'al yazıtlarında geçen isimler Türkçedir. Ayrıca yazıtlarda Tark ve Türk sözcükleri geçmektedir. 


Yine yazıtlarda geçen ‘Abibaal’ Türkçe; Abi (Büyük erkek kardeş), ‘bal(a)’ ise; 1 Bal 2 çocuk anlamlarına gelmektedir.

Elibaal/Elibol Türkçe; 1 Elibol, Cömert 2 El: il, ülke Bol: Geniş, sayıca çok olan anlamlarına gelmektedir. 


Berlin Müzesinde sergilenen Abibaal Yazıtı ve çevirisi:


(1) [MŠ(?) ZY]B' `BB'L MLK [GBL BYḤMLK (?) [ Bu onun yapması gereken heykel (?) , Abibaʻal, Kral [Yehimelk'in (?) oğlu Byblos'un]

(2a) MLK] GBL BMṢRM LB'L[T GBL ʼDTW [ Kralı ] Byblos, Mısır'dan, Baʻal için [ Leydisi Gebal'da ].

(2b) TʼRK BʻLT GBL YMT ʼBBʻL WŠNTW] 'L GBL [ Baʻalat Gebal, Abibaal'in günlerini ve yıllarını uzatsın ] Byblos üzerinden.


(Donner, Herbert; Rölig, Wolfgang (2002). Kanaanäische und aramäische Inschriften (5 ed.). Wiesbaden: Harrassowitz. p. I, 2.)


Elibaal Yazıtı Yazıtı ve çevirisi:

Eliba'l Yazıtı olarak da bilinen Osorkon Büstü, 19. yüzyılda Byblos'ta (bugünkü Lübnan'da) bulunan Mısır firavunu Osorkon I'in büstüdür . 


Transcription

1. zpfl.

albfl. mlk.gbl.

bcie

1. mš .zpfl. albfl. mlk.gbl. b[n].

2. lb]flt. gbl.adtw. tark. [bflt. gbl

3. ymt]. lbfl. wšntw. fl. g[b]]


Çeviri:

Tanrıçası Byblos için genişleyecek 1 A Yehimilk oğlu Byblos kralı Eli-Baal'in yaptığı Va konuşması 2. Kime 3. -Byblos'ta Baal yılları [kral olarak]


(William F. Albright , Byblus'tan MÖ Onuncu Yüzyıla ait Fenike Yazıtları, JAOS 67 (1947): 153–154. Vriezen, Theodoor Christiaan (1951). Filistin Yazıtları . Brill Arşivi. GGKEY:WGXUQKP9C87)


Safatba'al Yazıtı ve çevirisi:



Beyrut Ulusal Müzesi'ndedir. Bu duvar kral Safatbaal tarafından yaptırılmıştır.


(1)

QR

Z

BNY

ŠPṬB'L

MLK


(2)

GBL

BN

'LB'L

MLK

GBL

Byblos kralı Elibaal'ın oğlu Byblos'tan,


(3)

BYḤMLK

MLK

GBL

LB'LT

Baalat için Byblos kralı Yehimelk'in oğlu


(4)

GBL

'DTW

T’RK

B'LT

GBL

Gebal , Leydisi. Baalat Gebal ömrünü uzatsın


(5)

YMT

ŠPṬB'L

WŠNTW

'Ben

GBL

Safatbaal'ın günleri ve Byblos'taki yılları.

(Donner, Herbert; Rölig, Wolfgang (2002). Kanaanäische und aramäische Inschriften (5 ed.). Wiesbaden: Harrassowitz. p. I, 2.) (7)



Fenike Eserlerinde Türk kültür ve sembolizmine ait ögeler:


Resim: FENiKELiLER, Sabatino Moscati,Dost Kitabevi Yayınları Sayfa:97 (8)


Resimde görüleceği üzere Fenike kabartmasında Türklerin milli sembolü Kün-Ay diğer adıyla Ay-Yıldız sembolü mevcuttur. Bahse konu sembol taht üzerinde oturan ve başında İskit Saka Keçe Külah başlığı bulunan Fenike Kağan/Kral/Yönetici başlığında da bulunmaktadır.


TÜRK BAŞLIĞI 


Ahameniş Tarihi kayıtlarında İskit Türkleri, Sakâ Tigrakhaudâ (Türk başlıklı Sakalar) 'sivri şapkalı okçular' olarak adlandırılırlar.


Gök-Türk Kağanlığı dönemindeki Sui-Şu (Suishu) adlı Çin kayıtlarında Tu-kie sözünün Türk dilinde miğfer/başlık anlamına geldiği şu şekilde belirtilmektedir: Altayların biçimi demir tolgaya benzer, onların dilinde demir tolgaya Tu-kie - Tu jue (Türk) denilir, sonra bu yüzden bu adı benimserler.


Türk adı “miğfer/başlık” anlamında Farsça kaynaklarda ise; “Targ” olarak telaffuz edilmiştir.




Keçe Külah İskit Saka Türk Başlığı ve Türklerin milli sembolü Kün-Ay diğer adıyla Ay-Yıldız 



MÖ 800-600 arası Kıbrıs Fenike heykelinde İskit Saka Türk Başlıklı Atlı savaşçılar (British Museum)



Hayat Ağacı, Kün-Ay ve Ellerini göğe kaldırmış alkış (dua) eden insan betimlemesi




Türk Kültüründe Taşbaba/Balbal adı verilen tarzda Fenike Heykelleri



Sikkede At figürü




Fenike Eserinde Sekiz Köşeli Türk Yıldızı

Sekiz köşeli Türk Yıldızı ile ilgili TÜRKOLOJİ MAKALELERİ kitabım okunabilir.


Uçan Tulpar Üzerinde elinde Yay tutan kral

(Tulpar: Türk Sembolizminde Uçan kanatlı attır. Yay ise Türklerde hakimiyet sembolidir.)


Truva savaşı sonrası Troyadan  Türkçesi ile Truvadan İtalyaya göç eden Truvalılar İtalya'da Etrüsk Türk Devletini kurmuşlardır. Etrüsklerin İtalyaya taşınması ve İtalya'nın fethi Etrüsklerin işbirliği içinde olduğu akraba Proto-Türk soylu ulus hiç şüphesiz Fenikeliler sayesinde gerçekleşmiştir.


TUR-OVALILAR (TRUVALILAR) VE DEVAMCISI ETRÜSKLER DİĞER ADIYLA TURKANALAR (TÜRKANLAR) 

M.Ö.3000 lerden M.S.400 lere kadar Ege ve Trakya'da Egemen olan Troyalılar ve devamcısı olan Traklar (yani Türkler), At yetiştiren Kımız içen Türk soylu Uluslardandır. Troya veya Truva Türkçede TUR-OVA: Turların/Turanlıların(Türklerin) Ovası/Obası/Ülkesi anlamına gelmektedir.


(MÖ 90– MÖ 30, yılları arasında yaşayan)  tarihçi Diodorus Bibliotheke Historike (Tarih Kitaplığı) adlı eserinde  "Truva toprakları üzerinde kral olarak ilk hüküm süren kişi"nin Teucer/Teukros (Türk) olduğunu ifade eder. Ankhises, Aineid'te onu Truvalıların "ilk atası" olduğunu hatırlatır. Teucer,  Okeanos (Okeanidlerin yani Okyanuslar,Denizler ve nehirler hakimi Okların ülkesinden gelen) ve Tethys'in (Nehirlerin annesi) çocuğu Skamander (Saka Türk'ünün) oğludur.Dardanos'un gelişinden önce, Dardanya (ve daha sonra Troad /Troya diye anılan bölge) Teucria (Türkiye) ve sakinleri Teucrians (Türkler) olarak biliniyordu ve isimleri Kral Teucer'den /Teukrostan (Türk'ten) geliyordu.Skamander (İskit/Sakalı), Zeus'un oğlu olan bir nehir tanrısı olarak da tanımlanmaktadır.  


Latin Şair Vergilius'un Aeneis isimli eserinde belirtildiğine göre  Troyalı Aneas, Truva düştükten sonra şehirden kaçıp yeni bir yurt arayan Truvalılara önderlik etti. Önce sağ kurtulanlarla beraber Kaz Dağı'nın güneyindeki Antandros(Altınoluk) kentine gelip buradan gemi ile denize açılmışlardır. Rüzgâr onları Kartaca'ya sürüklemiştir. Kartaca Kraliçesi Dido'nun bir süre misafiri olduktan sonra tekrar yola çıkarlar ve Orta İtalya'da karaya çıkarlar. Aeneas, İtalya’nın Tiber Nehri kıyılarında Etrüsk kolonisini kurar. Burada yörenin kralı Latinus ile dost olur ancak Yunan kolonisinin komutanı Turnus ile dövüşür ve onu yenerek öldürür. Latinus’un kızı Lavinia ile evlenerek Lavinium kentini kurar. Latinler üzerinde Etrüsk Egemenliği sağlanır. Bu kent sonraları Albalonga   adını alacaktır. Nihayet kent Roma adını alarak çok ünlenecek ve tarihte önemli roller üstlenecektir. Aeneas soyu, oğlu Iulus ile devam eder ve bu soydan gelen Rhea Silvia Mars'tan (Ares) ünlü ikizler Remus ve Romulus’u (Remo ve Romolo) doğurur. Troyalı Aneas, Truva'da Hektor'dan sonra en büyük kahraman sayılırdı. Dardanya prensiydi. Torunları Romulus ve Remus, Roma İmparatorluğu'nu kurmuştur. 


Kayıp Uygarlıklar kitabında bu durum şu şekilde anlatılmaktadır:

“Etrüskler (diğer adıyla TURKANALAR/TÜRKANLAR), M.Ö. VII. yüzyılda artık on iki kent - devletten oluşmuş bir federasyon kurmuşlardı. 



Etrüskler, deniz güçlerini Kartacalılarınkiyle birleştirerek, güney İtalya'daki Grek kolonicilerini durdurdular. Grekleri M.Ö. 535'de Alatia'da yapılan savaşta yendiler. Etrüskler güçlerinin doruğuna erişmişlerdi artık. Sonra devlet yavaş yavaş çökmeye başladı. M.Ö. 474'de Etrüsk donanması Grekler tarafından Napoli körfezinde yenilgiye uğratıldı. Cumhuriyetçi Romalılar 396'da Veii'yi, 265'de de Volsinii'yi yıktılar. Böylece İtalya'nın ilk uygarlığı yenildi. Şair Horace'a göre de, "kendilerini yenenleri yendiler onlar."(9)



Makale: Türkolog Fatih Mehmet Yiğit 


KAYNAKÇA:

1-Romalı Tarihçi MarcusJunianusJustinus /PompeiusTrogus/ I, 6- II, 3, 7-8,MarcusJunianusJustinus'unEpitomahistoriarumPhilippicarumPompeiTrogi  (Just. II, 5, 14- 17), https://turkologfatihmehmetyigit.blogspot.com/2021/06/iskitsaka-turklerinin-m.html?m=1

2-Halikarnaslı (Muğla/Bodrumlu) Herodotos ( d.MÖ 484 ö.MÖ 425)/Herodot Tarihi / I, 103-104-105-106

3-İskitlerden Erken Alanlara Kuzey Kafkasya / A.A. Tuallagov/ sayfa:98

4-Aurelius Augustinus (Saint Augustin) /Yedi Kitabın Incelenmesinelişkin 7 Kitap / VII, 8

5-Yahudilerin tarihini anlatan kutsal kitabı Tevrat Yeremya kitabı

6-https://www.worldhistory.org/trans/tr/1-183/fenikeliler---antik-dunyann-tuccarlar/

7-Fenike Dönemine ait Abibaal, Elibaal/Elibol, Safatba'al yazıtları: Donner, Herbert; Rölig, Wolfgang (2002). Kanaanäische und aramäische Inschriften (5 ed.). Wiesbaden: Harrassowitz. p. I, 2., William F. Albright , Byblus'tan MÖ Onuncu Yüzyıla ait Fenike Yazıtları, JAOS 67 (1947): 153–154. Vriezen, Theodoor Christiaan (1951). Filistin Yazıtları . Brill Arşivi. GGKEY:WGXUQKP9C87

8-FENiKELiLER, Sabatino Moscati,Dost Kitabevi Yayınları  

9-Kayıp Uygarlıklar, Rupert Furneux Sayfa:144








Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar