(MÖ 50.000 YILINA TARİHLENEN) DÜNYANIN BİLİNEN İLK İĞNESİ TÜRK YURDU SİBİRYA ALTAY DENİSOVA MAĞARASI'NDA BULUNDU. DÜNYANIN İLK ÇENE CERRAHİSİ AMELİYATI ALTAY UKOK BÖLGESİNDE (MÖ 500 - MÖ 200 YILLARI ARASINDA) İSKİT/SAKA TÜRKLERİ TARAFINDAN GERÇEKLEŞTİRİLDİ.



Sibirya'nın Altay Dağları'nda yer alan, insan evrimi tarihini değiştiren fosillerin bulunduğu dünyaca ünlü bir arkeolojik sit alanı olan Denisova Mağarası'nda bulunan ünlü kemik dikiş iğnesi yaklaşık 50.000 yaşındadır. 2016 yılındaki kazılarda keşfedilen bu eser, kendi türünde dünyanın bilinen en eski dikiş iğnesi olarak kabul edilmektedir. Henüz türü tam tespit edilemeyen büyük bir kuşun (büyük ihtimalle nesli tükenmiş bir türün) kemiğinden yapılmıştır. Boyutları: Tam 7 santimetre uzunluğunda ve 7 milimetre çapındadır. Üzerinde iplik geçirmek için mükemmel şekilde açılmış yuvarlak bir göz (delik) bulunmaktadır. Bu durum, o dönemde yaşayan insanların (büyük ihtimalle Denisovalıların) oldukça gelişmiş bir işleme yeteneğine ve kıyafet dikme becerisine sahip olduğunu gösterir.

Bu da o bölgede yaşayan Proto-Türklerin 50.000 yıl öncesinden milimetrik çapta kemikten iğne yapıp dikiş diktiklerini göstermesi açısından önemli bir bulgudur.

(https://www.arkeolojisanat.com/blogs/arkeoloji-ve-sanat-haberleri/sibiryada-denisovalilarin-yaptigi-50000-yillik-igne-bulundu)

Türklerin ata yurdu Altay Dağları'nın donmuş topraklarında 2.500 yıldır saklı kalan olağanüstü bir keşif, antik dönem tıp tarihine dair bildiklerimizi baştan yazdı. Novosibirsk Devlet Üniversitesi ve Rusya Bilimler Akademisi Sibirya Şubesi Arkeoloji ve Etnografya Enstitüsü araştırmacıları, İskit/Saka Pazırık kültürüne mensup genç bir kadının kafatasında dünyanın belgelenmiş en eski milimetrik düzeyde çene rekonstrüksiyonu ve cerrahi ligatür operasyonunu gün yüzüne çıkardı.

Ukok Platosu'ndaki Verkh-Kaldzhin-2 (Üst Kaljin-2) kurgasında bulunan bu kalıntılar, radyokarbon tarihlendirmesi ve tipolojik bulgulara göre MÖ 5. yüzyıl ile MÖ 3. yüzyıl arasına (MÖ 500 – MÖ 200 yılları) tarihlendirilmektedir.

Keşif Alanı ve Hastanın Durumu

İncelemeye konu olan kafatası, ilk olarak 1994 yılında Ukok Platosu’nda yer alan Verkh-Kaldzhin-2 (Üst Kaljin-2) kurganında yürütülen kazılarda bulundu. Yaşadığı dönemde 25-30 yaşlarında olduğu tahmin edilen kadının kafatası, üzerini kaplayan kurumuş mumya derisi nedeniyle uzun yıllar detaylıca analiz edilemedi. Ancak gelişen Bilgisayarlı Tomografi (CT) teknolojisi sayesinde kemik dokusu katman katman incelendiğinde, kadının sağ şakak kemiğinde ve sağ çene ekleminde (temporomandibular joint - TMJ) ağır bir travma izi tespit edildi. Muhtemelen bir at düşmesi veya şiddetli darbe sonucu oluşan bu yaralanma, kadının çene fonksiyonunu tamamen yitirmesine ve müdahale edilmediği takdirde açlıktan ya da enfeksiyondan hayatını kaybetmesine yol açacak nitelikteydi.

Normal şartlarda böylesine ciddi bir travma, 2.500 yıl önce kesin ölüm anlamına gelirdi; ancak Pazırık halkı tıp alanında zamanına göre oldukça gelişmişti. Bilim insanları, bu topluluğun kafatasına delik açarak basıncı azaltmayı veya yaralanmaları tedavi etmeyi içeren kranial trepanasyon yöntemini uzun zamandır bildiklerini aktarmaktadır. Bununla birlikte, araştırmacıların kadının kafatasında keşfettiği cerrahi müdahale kanıtı antik tıp için tam anlamıyla çığır açıcı bir nitelik taşımaktadır.




2.500 Yıl Önceki Cerrahi Müdahale

Antik cerrahların uyguladığı yöntem, günümüz modern ortopedisinde kullanılan eklem sabitleme (ligatür) tekniklerinin bilinen ilk örneğidir:

 * Hassas Delik Kanalları: Çene kemiğine 1,5 milimetre çapında iki ince kanal açılmış ve bunlar kemik dokusu içinde dik açıyla birleştirilmiştir.

 * Organik Bağ Doku (Ligatür): Açılan bu deliklerden, muhtemelen at kılı veya hayvan tendonu olan esnek bir organik malzeme geçirilerek hasar görmüş çene kemiği birbirine ve kafatasına bağlanmıştır.

 * İşlevsel Protez ve Ağrı: Rus Bilimler Akademisi'nden Profesör ve Hekim Andrey Letyagin, "Böyle bir cerrahi işlemin kanıtını ilk kez keşfetmiş olabiliriz" diyerek durumu şöyle özetlemektedir: "Bu ilkel protez, eklem yüzeylerini bir arada tutarak hastanın çenesini hareket ettirmesine olanak sağladı. Eklem işlevini yerine getiriyordu, ancak hasta şiddetli ağrı nedeniyle yaralı tarafta yemek çiğneyemiyordu."

 * Hayatta Kalma Belirtisi (Osteofit): Deliklerin etrafında oluşan dairesel kemik dokusu büyümesi (osteofit), hastanın operasyon sırasında canlı olduğunu ve ameliyat sonrasında dokuların iyileşmesine yetecek kadar (aylar ya da yıllar boyunca) yaşamaya devam ettiğini kesin olarak kanıtlamıştır.

 * Çene Adaptasyonu: Hastanın sol azı dişlerinde görülen yoğun aşınma, kadının iyileşme sürecinden sonra ağrıyı hafifletmek ve işlevselliği sağlamak adına besinleri tek taraflı çiğnediğini göstermektedir.

Toplumsal ve Kültürel Değeri

Ağaç yetişmeyen Ukok Platosu'nun çetin şartlarında, bu kadın için topluluk üyeleri tarafından devasa karaçam kütüklerinin taşınarak ahşap bir mezar odası (kurgan) inşa edilmiş olması, toplumsal statüsünü ve halkı için ne denli kıymetli olduğunu ortaya koymaktadır. Bu çalışma, Demir Çağı İskit/Saka Türklerinin sadece savaşçı nitelikleriyle değil, tıp ve cerrahi alanda ulaştıkları şaşırtıcı uzmanlık seviyesiyle de tarihe damga vurduklarını göstermektedir.

Araştırma ve Derleme: Fatih Mehmet Yiğit

KAYNAKÇALAR

 * Novosibirsk Devlet Üniversitesi (NSU) & Rusya Bilimler Akademisi Arkeoloji ve Etnografya Enstitüsü Araştırma Raporları (Prof. Dr. Natalia Polosmak ve Dr. Andrey Letyagin incelemeleri).

 * ZME Science: This 2500-Year-Old Siberian Mummy Underwent a Shocking Jaw Surgery — İlgili Makale Linki

 * Gizmodo: Iron Age Surgeons Fixed a Woman's Shattered Jaw With Primitive Ligature — İlgili Makale Linki

 * Greek Reporter: Ancient Siberian Skull Shows Advanced Jaw Surgery 2,500 Years Ago — İlgili Makale Linki

 * All That's Interesting: Skull Found In Russia Underwent Jaw Surgery 2,500 Years Ago — İlgili Makale Linki

 * ResearchGate (Akademik Arka Plan): Trepanation among the Early Nomads of Gorny Altai: A Multidisciplinary Study — İlgili İnceleme Linki

***

AÇIKLAMA: 

TARİHİ ÇİN KAYNAKLARINDA ALTAY DAĞLARI VE ÇEVRESİ TÜRK YURDU OLARAK GEÇMEKTEDİR:

1. 《隋書》 (Sui Shu) - “北狄·突厥傳”

· Orijinal Metin (古典漢語):

  突厥之先,平涼雜胡也,姓阿史那氏。後魏太武滅沮渠氏,阿史那以五百家奔茹茹,世居金山,工於鐵作。金山狀如兜鍪,俗呼兜鍪為「突厥」,因以為號。

· Türkçe Çevirisi:

Türklerin ataları, Pingliang bölgesindeki karışık Hunlardandır, soyadları Aşina'dır. Kuzey Wei hanedanından İmparator Taiwu, Juqu (Kuzey Liang) hanedanını yok edince, Aşina beş yüz aileyle birlikte Rouran'lara (Jurjur) sığındı. Nesiller boyu Altay/Altın Dağ'da (金山) yaşadılar ve demircilik işiyle uğraştılar. Altın Dağ'ın şekli miğfere (兜鍪) benziyordu; yerel dilde miğfere “Türk” dendiği için bu adı aldılar.

· Açıklama: Bu kayıt, Türklerin demir işçiliğiyle uğraştığı “金山” (Altay) bölgesindeki yaşamını doğrular.

---

2. 《北史》 (Bei Shi) - “突厥傳”

· Orijinal Metin (古典漢語):

  世居金山之陽,為蠕蠕鐵工。金山形似兜鍪,俗號兜鍪為突厥,因以為號。

· Türkçe Çevirisi:

  Nesiller boyu Altay/Altın Dağ'ın güney yamacında (金山之陽) yaşadılar ve Rouran (蠕蠕) için demirci olarak çalıştılar. Altay/Altın Dağ'ın şekli miğfere benzediği için, halk arasında miğfere verilen ad olan “Türk” ile anıldılar.

· Açıklama: 《周書》 ve 《隋書》 ile benzer içerikte olup, Türklerin Rouran egemenliği altında “demirci” (锻奴) olarak çalıştığını belirtir.

---

3. 《新唐書》 (Xin Tang Shu) - “突厥傳”

· Orijinal Metin (古典漢語):

  突厥阿史那氏,蓋古匈奴北部也。居金山之陽,臣於蠕蠕,種裔繁衍。

· Türkçe Çevirisi:

  Türk Aşina boyu, eski Hunların (匈奴) kuzey kesiminden gelmektedir. Altay/Altın Dağ'ın güney yamacında yaşadılar, Rouran (蠕蠕) tebaası oldular ve soyları çoğaldı.

· Açıklama: Bu kayıt, Türkleri doğrudan “Eski Hunların kuzey kolu” olarak tanımlayarak iki halk arasındaki bağı vurgular.

---

4. 《太平寰宇記》 (Tai Ping Huan Yu Ji)

· Orijinal Metin (古典漢語):

  突厥之先平涼雜胡也,蓋匈奴之别種,姓阿史那... 阿史那以五百家奔蠕蠕,代居金山,工于鐵作。金山状如兠鍪,鍪為突厥,因以為號。

· Türkçe Çevirisi:

  Türklerin ataları Pingliang'daki karışık Hunlardır, Hunların bir koludur, soyadları Aşina'dır... Aşina beş yüz aileyle Rouran'a sığındı, nesiller boyu Altay/Altın Dağ'da yaşadı ve demircilik yaptı. Altın Dağ'ın şekli miğfere benzediği için “Türk” adını aldı.

· Açıklama: Bu coğrafya eseri, konuyu özetleyerek Türklerin Hun kökenine ve Altay'daki varlığına işaret eder.

---

5. 《欽定古今圖書集成》 (Qinding Gujin Tushu Jicheng)

· Orijinal Metin (古典漢語):

  居金山之陽,為茹茹鐵工。金山形似兜鍪,其俗謂兜鍪為「突厥」,遂因以為號焉。

· Türkçe Çevirisi:

  Altay/Altın Dağ'ın güney yamacında oturdular ve Rouran (茹茹) için demirci oldular. Altay/Altın Dağ'ın şekli miğfere benzediği için, onların dilinde miğfere “Türk” denir, bu nedenle bu adı aldılar.

· Açıklama: Ansiklopedik bir eser olup, önceki ana kaynaklardan derlenen bilgileri tekrar eder.

 


Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar