İSKİT SAKA YÖNETİCİ SİKKELERİNDEKİ TÜRKÇE KÖKENLİ SÖZCÜKLER VE İKONOGRAFİK ÖGELERİN KARŞILAŞTIRMALI ANALİZİ

---

Özet:

Bu çalışmada, Batı Pontus bölgesinde (M.Ö. IV. - II. yüzyıllar arasında) hüküm süren İskit-Saka krallarına ait sikke darpları; Türk dili, kültürü, onomastiği (kişi adları bilimi) ve renk kozmolojisi perspektifinden incelenmiştir. Dimitar Draganov'un tasnif ettiği numismatik malzemeler üzerindeki epigrafik veriler, Eski Türkçe (Orhun, Yenisey, Uygur dönemi) leksikolojisiyle karşılaştırılmış; sikkelerdeki mülkiyet ve egemenlik sembolleri (ok-yay, bağlı at kuyruğu, kurt başlı başlıklar) Türk devlet geleneğindeki yerleri bakımından analiz edilmiştir. Elde edilen veriler, İskit-Saka topluluklarının dil ve kültür haritasının Avrasya bozkır kültür dairesiyle (Proto-Türk/Erken Türk tabakası) olan doğrudan bağını ortaya koymaktadır.

---

1. GİRİŞ

Karadeniz'in kuzeyi ve Batı Pontus (bugünkü Dobruca, Bulgaristan ve Romanya kıyıları) sahası, tarih boyunca bozkır kavimlerinin yerleşik havzalarla temas kurduğu en stratejik coğrafyalardan biridir. M.Ö. IV. yüzyılda Kral Ateas ile zirveye ulaşan Birinci İskit Krallığı ve M.Ö. II. yüzyılda Tanousas, Kanites, Akrosas, Charaspes, Aelis ve Sariakes gibi hükümdarlarca yönetilen İkinci İskit Krallığı, kendi adlarına sikke bastırarak egemenliklerini ilan etmişlerdir. Draganov'un (2010) kapsamlı ikonografi çalışması, bu sikkelerdeki tasvir ve monogram çeşitliliğini sistematik olarak ortaya koymuştur. Geleneksel tarih yazımı bu sikkelerdeki isimleri ve sembolleri Helenistik veya İranî etkilerle sınırlama eğiliminde olsa da, epigrafik metinlerin alt katmanları, renk kozmolojisi ve ikonografik kodlar, doğrudan Türk devlet felsefesine ve dil kökenlerine işaret etmektedir.

---


1.1. Tarihsel ve Etimolojik Temeller: İskitlerin Kurucu Atası "Targitaos" ve Türk Kimliği

Herodot (M.Ö. 5. yy), Strabon (M.Ö. 64/63 – M.S. 24) ve Plinius (M.S. 23–79) başta olmak üzere birçok Eski Çağ tarihçisi ve coğrafyacısı; İskitlerin diğer adının "Saka" olduğunu belirtir. Gaius Plinius Secundus, Naturalis Historia (Doğa Tarihi) adlı anıtsal eserinde bu özdeşliği şu net sözlerle ortaya koyar (Plinius, Natural History, Book 6, sections 19-L/50):

"Ötesinde bazı İskit kabileleri vardır. Persler bunlara Perslere en yakın kabile olan Sacae genel adını vermişlerdir."

Antik Çağ coğrafyacısı Strabon da eserinde İskit-Saka birlikteliği hakkında son derece önemli tespitlerde bulunur ve İskitlerin doğuda kalan uzantılarının Massagetler ve Sakalar adıyla anıldığını kesin olarak belirtir (Strabon, Coğrafya, Kitap XI, Bölüm 8).

---

1.2. Targitaos Efsanesi ve Tarkan Unvanı

Herodot, Tarih (Melpomene) adlı eserinde İskitlerin efsanevi kurucu atasının adının Targitaus olduğunu söyler. Antik Yunancada (Grekçe) Targitaos (Ταργιταος), Latince metninde ise Targitaus olarak geçen bu isim, köken itibarıyla Antik Yunancadaki Tarkāna (Τρακανα) isminden türemiş Türkçe kökenli bir sözcüktür (Herodotos, Tarih, IV.5-7).

Tarkana ismi, Türk dillerinde büyük komutan ve devlet görevlisi unvanı olan, Gök-Türk ve Yenisey yazıtlarında da sıklıkla karşımıza çıkan "Tarkan" sözcüğünün Yunanca ve Latince söyleniş şeklidir. Sergey R. Tokhtasyev'in Eskiçağ Tarihi Dergisi'nde yayınlanan çalışması, bu onomastik bağı doğrulamaktadır (Tokhtasyev, 2013, ss. 193-196).

"Tarkan" sözcüğü Türklerde ve Moğollarda; başkomutan, demirci, demir ustası, devlet görevlisi ve savaşçı/asker anlamlarına gelir. Şamanların (kam) ata mesleği demircilik olup, demirci şamanlar da "Tarkan" ismiyle anılırlar. Bu isim Türk boyları arasında tarih boyunca Tarhan, Targan, Dargan ve Darkan olarak da telaffuz edilmiştir.

İskitlerin Türklerin ataları olduklarına dair deliller Bizans kaynaklarında da vardır. Bu kaynakların en önemlisi, Bizans İmparatoru II. Justinus tarafından M.S. 568'de Batı Göktürk İmparatoru'na elçi olarak gönderilen Zemarkhos'un yolculuğunu ve Türk Kağanı İstemi tarafından kabul edilişini anlatan tarihçi Menandros Protektor'dur. Menandros, İskit Sakalarla Türklerin aynı kavimden olduklarını ifade etmektedir (Menandros Protektor, Tarih, Fragman 10, 1-3, ss. 115-138).

Menandros'un gözlemlerine göre:

· Türkler önceleri "Saka" ismiyle anılmaktadır.
· Gök-Türk Kağanı İstemi'nin Bizans'a gönderdiği mektup "İskit Harfleriyle" (İskitlerin kullandığı Türk Tamga Yazısı/Gök-Türkçe) yazılıdır.

Yine Menandros'un eserinde; Bizans'a Gök-Türk kağanlığı elçisi olarak giden Maniakh'ın ölümü üzerine onun yerine Tagma adlı Tarkhan (Ταρχάν) unvanlı Gök-Türk elçisinin göreve getirildiğinden bahseder. Aynı eserde geçen İskit-Saka Türklerinin bir kolu olan Avar Kağanı Bayan'ın elçisinin adı Targitius'tur (Ταργίτιον). Menandros'a göre Avar Kağanı Bayan, İskit ve Hunların devamcısı olarak gösterilir. Yine aynı eserde, (Oğuz/Oğur Boylarından olan) Kutrigurlar ile Utigurların lideri olarak gösterilir. Kutrigurlardan Hun Kutrigurlar olarak bahsedilir.

Antik Çağ Coğrafyacısı Strabon eserinde İskit-Saka Türkleri ile ilgili önemli tespitlerde bulunur ve İskitlerin doğuda olanlarının; Massagetler ve Sakalar adıyla anıldığını belirtir. Strabon, Coğrafya - Kitap XI, Bölüm 8 Strabon (Yunanca: Στράβων; MÖ 64 - MS 24), 
Yine VI. YY.da yaşayan Bizanslı Tarihçi ve Coğrafyacı Theophanes ise Chronography adlı eserinde İskit-Sakaların bir kolu olan Massagetler'in Türk olduğunu şu sözlerle anlatır: "Tanaid'in (Tanais, Sir-Derya Nehri) doğusunda, kadim zamanlarda adları- na Massagetæ denilen Türkler yaşar." Bu bilgilerden hareketle, Eski Çağ uluslarından olan İskit-Sakaların Ogur/Oğuzlar olduğu ve Türklerin ataları olduğu açıkça görülür.

---

1.3. Herodot Anlatısının Türk Kültür Kodlarıyla Analizi

Herodot'un Tarih eserinde kaydettiği İskit efsanesi şöyledir:

"Skyth'ler (İskitler), kendilerini ırkların en genci sayarlar... Bu ülke boştu, burada ilk olarak Targitaos (Tarkan/Türklerin Atası) adında bir adam doğdu. Bu Targitaos'un babası Zeus, anası da Borysthenes ırmağının kızıymış... Üç çocuğu olmuş: Lipoxais, Arpoxais ve en küçükleri Koloxais. Bunların zamanında Skythia'ya, gökyüzünden altından yapılma zanaat araçları düşüyor: bir saban, bir boyunduruk, bir balta ve bir kupa... Bunları en küçükleri alıp evine götürüyor. Mucizeyi gören büyükler, iktidarı en küçüklerine bırakıyorlar... Tümü de Skolotoi (Saka) diye anılırlar..." (Herodotos, Tarih, IV.5-7).

Bu efsanevi metin, Türk kültür tarihi ve mitolojisiyle tam bir uyum içerisindedir:

1. Irkların En Genci: Herodot'un "Skyth'ler kendilerini ırkların en genci sayarlar" tanımlaması, Divânu Lügati't-Türk'te Kaşgarlı Mahmud'un "Türk" kelimesinin anlamını tarif ederken kullandığı "gençlik, kuvvetlilik ve zindelik" tanımına tam anlamıyla uymaktadır (Kaşgarlı Mahmud, Divânu Lügati't-Türk)
2. Gök-Tanrı Soyu: Türklerin atasının babasının Zeus (Gök Tanrısı) olarak tanımlanması, Orhun Kitabeleri'nde Bilge Kağan Bengü Taşı'nda geçen: "Tengriteg Tengride bolmuş Türk Bilge Kagan: Tanrı gibi Gökte (Cennette) olmuş Türk Bilge Kağanı" ifadesiyle eskatolojik olarak birebir örtüşür.
3. Gökten Düşen Altın Araçlar: Gökten yeryüzüne düşen saban, boyunduruk, balta ve kupa sembolleri; Türklerin dünya tarihinde ilk kez atı ehlileştiren, madeni (özellikle demiri) üstün bir ustalıkla işleyen, aynı zamanda toprağı işleyerek tarım yapan savaşçı ve teşkilatçı bir millet olduğunu simgeler.

---

1.4. Coğrafi Bir İspat: Tarkhankut Burnu

İskit-Saka Türkleri, Latince Targitaus, Türkçe "Tarkan" adıyla anılan kurucu atalarına saygılarından ötürü, antik kaynaklarda "Taurica (Türk)" ismi ile anılan İskit-Saka yerleşim merkezi Kırım Yarımadası'nın Karadeniz'in batısına bakan burnuna, kurucu atalarının adını yaşatmak için Tarkhankut ismini vermişlerdir. Günümüzde bu bölge halen Tarkhankut ismi ile anılmaktadır.

Bu birleşik sözcük tamamen Türkçe kökenlidir:

· Tarkan: Büyük Türk komutanlarına verilen unvan, demir ustası, şaman lideri.
· Kut: Türkçede; Tanrı'dan bahşedilen güç, kuvvet, talih, uğur, yetki, ilahi bir kaynaktan gelen rahmet, bereket; devlet idaresinde güç ve yetki bakımından sahip olunan üstün meşruiyet ve mutluluk anlamına gelmektedir.

---

1.5. Çin Kaynaklarında Maddi ve Yazılı Tanıklıklar: "Sai" (Saka) ve "Tujue" (Gök-Türk) Şeceresi

Geleneksel olarak İskit-Saka medeniyetini sadece Batı (Grek-Latin) ve Ön Asya (Asur-Pers) kaynakları üzerinden okuma hatası, Çin hanedan yıllıklarının (Ershisi Shi) titiz ve sansürsüz etnik kayıtları karşısında çökmektedir. Çin kaynakları, M.Ö. I. binyıldan itibaren Orta Asya ve Çin sınırlarında büyük bir güç oluşturan "Sai" (塞 - Saka) toplulukları ile müttefik ve ardıl İskit-Saka soylu güçler olan Xiongnu (Hun) ve Tujue (突厥 - Gök-Türk) kavimleri arasındaki mutlak kan, soy ve coğrafya birliğini resmi devlet arşivleriyle belgeler.

1.5.1. Sui Shu (Sui Hanedanı Yıllığı) ve Zhou Shu (Zhou Hanedanı Yıllığı) Kayıtları

M.S. 6-7. yüzyıllarda derlenen resmi Çin hanedan kayıtlarından Sui Shu (Cilt 84) ve Zhou Shu (Cilt 50) ile Bei Shi (Kuzey Tarihi), Gök-Türklerin (Tujue) köken şecerelerinden birini aktarırken doğrudan kadim Saka coğrafyasına ve kabile ismine atıf yapar. Çinli tarihçilerin kaydettiği köken efsanesine göre:

"Gök-Türklerin (Tujue) ataları, Hunların (Xiongnu) kuzeyinde bulunan Suo (索) ülkesinden çıkmışlardı. Başlarındaki liderin adı Nişidu (Ni-shu-tu) idi ve kendisi kurttan doğmuştu." (Zhou Shu, Cilt 50, s. 907; Sui Shu, Cilt 84, s. 1864).

1.5.2. "Suo" Teriminin Filolojik ve Coğrafi Karşılığı: Saka

Çin tarihçiliğinde ve tarihsel fonetikte geçen bu "Suo" (索) veya eski telaffuz biçimleriyle "Sop" / "Sai" kelimesi, antik dönemde Tanrı Dağları, İli Havzası ve Pamir bölgesinde yaşayan İskit-Saka (Sacae) topluluklarına Çinlilerin verdiği genel ismin (Sai / Sae) bölgesel diyalekt bükümüdür.

Çinli kronik yazarları, Gök-Türk devletini kuran Aşina soyunun dip etnik hafızasını kaydederken onları doğrudan Hunların kuzeyindeki/batısındaki kadim Saka (Suo) Topluluklarına bağlamaktadır. Bu kayıt, Gök-Türklerin etnik ve kültürel gövdesinin Asya Hunları üzerinden doğrudan İskit-Saka ana köküne bağlandığının Asya kıtasındaki en somut resmi-yazılı belgesidir.

---

1.6. Saka-Gök-Türk Sürekliliği: Tarihsel ve Dilbilimsel Organik Bağ

İskit-Saka dünyasının proto-Türk karakteri, sadece Hun basamağı üzerinden değil, doğrudan Gök-Türk İmparatorluğu dönemine uzanan devlet geleneği, alfabe, tamga ve unvan mirasındaki mutlak aynılıkla da tescillidir. Gök-Türklerin kendilerini "Saka" mirasının doğrudan varisleri ve devamı olarak görmesi, Bizans diplomatik arşivlerindeki en somut karşılığını bulmuştur.

1.6.1. Menandros Protektor'un Tarihi Şahitliği

Bizans İmparatoru II. Justinus tarafından M.S. 568 yılında Batı Gök-Türk İmparatorluğu Kağanı İstemi Yabgu'ya elçi olarak gönderilen Zemarkhos'un seyahat notlarını ve raporlarını aktaran tarihçi Menandros Protektor, İskit-Saka toplulukları ile Türklerin tamamen aynı kavim olduğunu ilan eder (Menandros Protektor, Tarih, Fragman 10, 1-3, ss. 115-138):

1. İsim Aynılığı: Menandros'un gözlemlerine ve antik Bizans devlet hafızasına göre, Doğu Roma sarayında "Türk" olarak adlandırılan bu yeni kudretli güç, antik çağda ve önceleri doğrudan "Saka" ismiyle anılmaktaydı. Bizans kroniklerinde kullanılan "Bizim bugün Türk dediklerimiz, eskiden Saka/İskit adıyla anılan halktır" ifadesi, bu etnik sürekliliğin en açık kanıtıdır.
2. Yazı ve Alfabe Ortaklığı: Gök-Türk Kağanı İstemi Yabgu'nun Bizans İmparatoru'na gönderdiği ve Zemarkhos eliyle Konstantinopolis'e ulaşan diplomatik mektup, Menandros tarafından "İskit Harfleriyle" (Scythian letters) yazılmış olarak tanımlanır. Bu harfler, Karadeniz'in kuzeyindeki İskit-Saka kurganlarında (örneğin Esik Kurganı gümüş çanağındaki runik yazıtlarda) prototipleri bulunan ve Gök-Türk döneminde evrensel bir devlet alfabesine dönüşen Runik Türk Alfabesi'nden başkası değildir.

1.6.2. Unvan ve Kurumsal Süreklilik

Sakaların askeri ve sosyal idare mekanizmasında yer alan unvanların, Gök-Türk idari sisteminde aynen korunmuş olması kurumsal sürekliliğin en büyük delilidir. İskitlerin kurucu atasının adında saklı olan Tarkan (Targitaos) unvanı, Gök-Türk devlet hiyerarşisinde en yüksek askeri-idari rütbelerden biri olarak varlığını sürdürmüştür. Keza, İskit-Saka boylarında görülen "boy sistemine dayalı askeri teşkilatlanma" (On Ok teşkilatı) ve kadim kurt tamgası, Gök-Türk devletinin de kurucu temelidir)

---

1.7. İskit-Saka ve Oğuz/Oğur Türk Boyları Arasındaki Organik Bağ

İskitlerin ve onun doğudaki uzantısı olan Sakaların Türk kökenli olduğu tezi, doğrudan Geç Antikçağ ve Bizans kaynaklarındaki kabile tasnifleriyle sabittir.

1.7.1. Agathias Kayıtlarında Oğuz/Oğur Kabileleri

M.S. 6. yüzyıl tarihçisi ve şairi Myrina'lı Agathias, Historiarum Libri Cinque (Beş Tarih Kitabı) adlı eserinde Hunların kökenini anlatırken, onların "İskitler" genel adıyla anıldığını ve doğrudan Oğur/Oğuz kabilelerinin isimlerini taşıdıklarını şu sözlerle ifade eder (Agathias, V, 11, 1-4):

"Antik çağlarda Hunlar, Don nehrinin kuzeyindeki Maeotis gölünün doğusundaki bölgede, Imaeus Dağı'nın yakın tarafında Asya'ya yerleşen diğer barbar halklar gibi yerleşmişlerdi. Tüm bu halklar İskitler veya Hunlar genel adıyla anılırken, bireysel kabilelerin (Oğur/Oğuz kabileleri) Cotrigurlar, Utigurlar, Ultizurlar, Burugundiler gibi atalarının geleneğine dayanan kendi özel isimleri vardı..."

1.7.2. "İskit" ve "Oğuz" Kelimelerinin Dilbilimsel Eşdeğerliği

· İskit: Grekçe Skuthēs (Σκύθης) kelimesinden gelir ve "okçu" anlamı taşır.
· Oğuz: Dil bilimci J. Nemeth ve Prof. Dr. Faruk Sümer'in çalışmalarında ortaya koyduğu üzere, "Ok + uz" biçiminde tahlil edilir. "Ok" boy/kabile, "z/uz" ise eski Türkçede ikilik/çoğulluk ekidir. Dolayısıyla Oğuz, "boylar birliği" veya "ok boyları" demektir (Nemeth, 1991, ss. 45-47; Sümer, 1980, s. 1).

Batı Gök-Türk devletinin "On-Ok" olarak anılması ve Oğuz elinin "Boz-Ok" ve "Üç-Ok" olarak iki kola ayrılması bu "ok" sisteminin devamıdır. Dil bilimci N. A. Baskakov ise Oğuz ve Oğur kelimelerinin ilişkisini, Türk dillerindeki r ~ z fonetik ses denklemi üzerinden açıklar (Baskakov, 1982, ss. 88-90). Baskakov'a göre Oğuz, Oğur, Uğur, Uygur aynı kökten türeyen kelimelerdir. Eski Rus yıllıklarındaki Uġuz, Uur, Uz kelimeleri Oğuz adının adaptasyonudur. Onogur (On Oğur/Oğuz), Saragur (Sarı Oğur), Kotrigur (Otuz Oğur/Oğuz) kabile isimleri de bu dilsel birliğin sarsılmaz kanıtlarıdır.

Türk destan edebiyatı da bu birliği doğrudan doğrulamaktadır. Oğuz Kağan Destanı'nın en eski nüshasında Oğuz Kağan: "Ben uygurların kağanıyım ve yer yüzünün dört köşesinin kağanı olsam gerektir" (Bang & Rahmeti, 1936, s. 17) diyerek Oğuz-Uygur birliğini vurgular. Reşîdeddin Fazlullah'ın Câmi'üt-Tevarih eserinde naklettiği Oğuz Destanı varyantında ise Oğuz Kağan: "Ben bir otağda doğduğum için adımı Oğura koymak gerekir" (Togan, 1982, s. 18) diyerek ismini doğrudan "Oğur" kelimesiyle ilişkilendirir. Divânu Lügati't-Türk'te bu kelime; vakit, imkân, fırsat, hayır ve bereket anlamlarında "ogur" (uğurlu) sözüyle geçmektedir (Kaşgarlı Mahmud, Divânu Lügati't-Türk, I, 55).

---

1.8. Bizans Savaş Sanatı Kitabında İskit-Saka Türkleri, Avarlar ve Gök-Türkler

Pseudo-Maurice, Strategicon (11, 2) adlı eserinde İskit-Saka Türklerinin, Avarların ve Gök-Türklerin ataları olduğunu şöyle anlatmaktadır (Pseudo-Maurice, Strategicon, 11, 2):

"İskitlerle; yani Avarlarla, Türklerle ve yaşam tarzları buna benzeyen diğerleriyle uğraşmak: İskit Halkları tabiri caizse; yaşam biçimleri ve örgütlenmeleri bakımından birdir. Bu örgütlenme ilkeldir ve birçok halkı içerir (Boylar Birliği). Bu halklardan yalnızca Türkler ve Avarlar; askeri örgütlenmeyle ilgilenir ve bu (örgütlenme) onları meydan savaşları söz konusu olduğunda diğer İskit milletlerinden daha güçlü kılar. Türk Ulusu çok kalabalık ve bağımsızdır. Çoğu insan çabasında çok yönlü veya yetenekli değillerdir ve kendilerini düşmanlarına karşı cesurca davranmaktan başka bir şey için eğitmemişlerdir. Avarlar ise, (savaşta) hilekâr ve askeri konularda çok deneyimlidir."

---

1.9. Geç Dönem Kayıtlarında Süreklilik: Hun, Avar ve Gök-Türklerin İskit Kimliği

İskit-Saka gövdesinin Türk tarihinin ana omurgasını oluşturduğu gerçeği, Geç Antik ve Bizans yazarlarınca hiçbir tereddüde yer bırakılmaksızın savunulmuştur.

M.S. 448 yılında Doğu Roma (Bizans) adına bir diplomatik heyetle Hun İmparatoru Attila'yı ziyaret eden Panium'lu Priscus, yazdığı hatırat ve tarihi parçalarda Avrupa Hun Türklerini doğrudan "İskitler", Başbuğ Attila'yı "İskit Kralı", Hun İmparatorluğu coğrafyasını ise "İskitya" olarak adlandırır (Priscus, Fragments, ed. Blockley, 1983, Fragman 8, ss. 45-60).

---

1.10. Arkeolojik, Kültürel ve Antropolojik Kanıtlar: İskit-Türk Aynılığının Maddi Temelleri

Farklı coğrafyalara dağılan ve zamanla farklı isimler alan bu kollar (Greklerde Skythioi, Perslerde Saka, Asur'da Aşguzai/Gimirrai, Çin'de Sai/Suo), koptukları ana gövdenin maddi kültür genini Asya'dan Avrupa içlerine kadar korumuşlardır.

---

2. EPİGRAFİK VERİLER, ONOMASTİK VE RENK KOZMOLOJİSİ: TÜRKÇE KÖKENLİ SÖZCÜKLER

İskit krallarının bastırdığı sikkelerde unvan, isim ya da darp ibaresi olarak yer alan Grek harfli lejandlar ile monogramlar fonetik ve anlamsal olarak çözümlendiğinde, Erken Türkçe kökenli temel kavramlar ve devlet gelenekleri karşımıza çıkmaktadır. Aşağıda daha önceki analizlere ek olarak Draganov'un çalışmasından tespit edilen yeni bulgular sunulmaktadır.

---

2.1. SARIAKES (Sarı-Aka: Merkez, Altın, İhtişam / Ağabey, Büyük Kardeş, Ulu Lider)

· Sikkelerdeki İzdüşümü: Kral SARIAKES isminin morfolojik yapısı, Eski Türkçe Sarı (Eski Türkçe: Sarığ) ve Aka (Ağa/Büyük kardeş/Ulu) köklerinin birleşimidir. Draganov, bu krala ait sikkelerde tek bir monogram (→) tespit etmiştir (Draganov, 2010, s. 35).
· Karşılaştırmalı Analiz: Türk renk kozmolojisinde "Sarı", dünyanın merkezini, hükümdarlık sarayını ve altını/ihtişamı temsil eder (Esin, 2001, ss. 112-115). Aka ise Eski Türk toplumsal yapısında ve devlet hiyerarşisinde sadece ailevî bir terim değil; koruyucu, yol gösterici, ulu ve sözü geçen lider anlamında bir unvandır. Sarı-Aka (Sarıakes) birleşik sözcüğü, "Merkezin Ulu Lideri", "Kutsal ve Saygın Hükümdar" ya da "Altın Ağabey/Başkan" anlamını taşır.

---

2.2. TANOUSAS (Tanay / Bak: Tan Vakti, Işık, Şafak / Bakmak, Gözetmek, Yönetmek)

· Sikkelerdeki İzdüşümü: TANOUSAS isminin kökü Türkçe Tanay'a (Tan-Ay) dayanır. Türkiye'de ve Kafkasya Türklerinde Tanay adı halen kullanılmaktadır. Tanay isimli kralın sikkelerinde ayrıca BAK monogramının (ΒΑΚ) kullanılması dikkat çekicidir (Draganov, 2010, s. 38).
· Karşılaştırmalı Analiz: Tan sözcüğü Türkçede, şafak vaktini, bereketi, yeniden doğuşu ve aydınlığı temsil eder. Ay ise gök kültünün kutsal ögelerindendir. "Tanay", "şafak vakti doğan ay gibi parlak" anlamına gelir. Monogramdaki BAK kökü, Eski Türkçede bakı- (korumak, gözetmek) veya bak- (yönetmek) fiilleriyle ilişkilidir ve kralın idarî denetimini simgeleyen bir kontrol işareti olabilir (Caferoğlu, 1993, s. 42). Ayrıca BAK, Türkçede "bakmak, görmek" anlamına da gelir.

---

2.3. ATEAS (Ata: Büyük Baba, Atalar, Kurucu Devlet Başkanı)

· Sikkelerdeki İzdüşümü: ATEAS (Ateas/Atas) isminin kökeninde Erken Türkçe Ata sözcüğü yer alır.
· Karşılaştırmalı Analiz: Ata, boyu toplayan, devleti kuran, kutsal "ata ruhlarını" ve egemenlik hakkını elinde bulunduran kurucu lideri ifade eder (Caferoğlu, 1993, s. 27).


İSKİT SAKA TÜRKLERİNİN EFSANEVİ KAĞANI: ATA (ATAİAS)

İskit Türklerinin efsanevi hükümdarı Ataias (MÖ 429 - MÖ 339) Yunan ve Roma kaynaklarında MÖ 339'da Makadenyo'da uğradığı ihanet sonucunda 90 yaşındayken yaşanan çatışmada hayatını kaybeden İskit'in en güçlü kralı olarak tanımlanmıştır. Onun adı ayrıca Ateas,Atheas, Ateia , Ataias ve Ateus olarak geçmektedir. Onun dönemi İskitlerin ikinci dönemidir. Trakya,Anadolu ve Karadeniz havzasının büyük bölümü İskitlerin egemenliği altındadır. Ataias'ın ordusunda 20.000 den fazla atlı Türk kadın savaşçı olduğu rivayet edilir. Ataias'ın ölümü sonrası ikinci İskit Türk Kağanlığı Skilurus dönemine kadar gerileme evresine girmiş daha sonra dağılmıştır.

Romalı Tarihçi Plutarch, Ataias'ın karakteri ve Yunan kültürüne karşı olumsuz tavrı hakkında ki anekdot da göre:  "Ateas, mükemmel kaval çalan Yunan yönetici Ismenias'ı esir aldığında ona kaval çalmasınıı emretti; diğerleri ona hayran olduğunda, bir atın kişneme sesinin daha keyifli olduğuna yemin etti."






Resim: Ataias'a ait madeni paralar Ataias potre olarak tıpkı Hun Kağanı Attilla'yı betimleyen tablolardaki gibi Türklerin özgürlük ve bağımsızlık sembolü olan Başında (Börü)Kurt börkü ile tasvir edilirken paranın diğer yüzünde Türklerin sıklıkla kullandığı kuyruğu bağlı At üzerinde (Hun ve Gök-Türkler gibi uzun saçlı) ok atan savaşçı olarak resmedilmiştir. Para üzerinde Grek alfabesi ile Türkçe "Ataies" yazmaktadır.
Türklerde; Ok ve Yay hakimiyet sembolüdür.

ATA: Türkçe'de büyük baba anlamındadır. Ayrıca Devlet Başkanlarına Türkler Ata demektedir.

---

2.4. KANITES (Kan/Kağan: Hükümdar, Lider, Kanbağı)

· Sikkelerdeki İzdüşümü: KANITES isminde/unvanında Kan / Han / Kağan kökü açıkça izlenir. Draganov, bu krala ait sikkelerde en fazla monogram çeşidinin (7 adet) bulunduğunu belirtmiştir (Draganov, 2010, s. 40).
· Karşılaştırmalı Analiz: "Kan", egemenliğin meşruiyet kaynağını (kut ve kan bağını) ve en üst siyasi lideri tanımlar. Çok sayıda monogram, bu hükümdar döneminde farklı darphanelerin veya otorite merkezlerinin varlığına işaret edebilir.

---

2.5. AKROSAS (Ak - As: Beyaz, Batı, Soyluluk / Yiğit, Alp)

· Sikkelerdeki İzdüşümü: AKROSAS isminin ilk hecesi Ak, sonundaki -AS eki ise Er / Eş ile bağlantılıdır. Draganov, bu krala ait sikkelerde dört farklı monogram (↔, ↓, ΕΥ, ΜΗ) tespit etmiş ve monogramların aynı darphane yetkilisine (magistrat) ait olabileceğini öne sürmüştür (Draganov, 2010, ss. 41-42).
· Karşılaştırmalı Analiz: Ak, Batı yönünü, adaleti ve soyluluğu (Ak kemik) simgeler. As/Eş ise yiğit, denk ve saygın statü anlamlarına gelir. Monogram çeşitliliği, kral adına sikke basan farklı şehir veya yetkilileri işaret ediyor olabilir.

---

2.6. CHARASPES (Kara - As - Pa/Bay: Siyah, Büyük, Kuzey / Yiğit, Alp / Bey, Komutan)

· Sikkelerdeki İzdüşümü: CHARASPES (Karasp) isminin ilk hecesi Kara, sonundaki -PES eki ise As ve Pa/Bay ile bağlantılıdır. Bu kralın sikkelerinde (≡) monogramı, Aelis ile ortak kullanılmıştır (Draganov, 2010, s. 43).
· Karşılaştırmalı Analiz: "Kara" sözcüğü Türkçede; "büyük, azametli, güçlü" anlamlarının yanı sıra Kuzey yönünü temsil eder. Pa/Bay, Eski Türkçede bey, komutan anlamındaki Bay veya Bey ile ilişkilendirilebilir. Monogramın Aelis ile paylaşılması, iki kral arasında siyasî veya idarî bir bağa işaret edebilir.

---

2.7. AELİS / EYALİS (Ey - As: Seslenme Ünlemi / Yiğit, Alp)

· Sikkelerdeki İzdüşümü: AELİS veya EYALİS isminin kökü Ey ve sonundaki -LİS eki As ile bağlantılıdır. Draganov, bu krala ait 6 farklı monogram (↑, ←, ∟, ≡, ...) ve çeşitli tipler (Pan, Helios, Apollon) tespit etmiştir (Draganov, 2010, ss. 44-46).
· Karşılaştırmalı Analiz: Ey, Eski Türkçede kurultaylarda ve askerî nidalarda kullanılan kadim bir seslenme ünlemidir. As/Eş, yiğitlik vurgusu katar. Monogramdaki (≡) işaretinin Charaspes ile ortak olması, bu iki hükümdar arasında özel bir ilişki olduğunu düşündürmektedir.

---

2.8. Ekonomik ve İdarî Terimler: BAK, TOY ve Monogramlar

· Sikkelerdeki İzdüşümü: Draganov'un çalışması, Kanites ve Tanousas sikkelerinde ortak BAK monogramını, Aelis ve Charaspes sikkelerinde ise ortak (≡) monogramını belgelemiştir. Ayrıca Akrosas sikkelerinde görülen ↔ ve ↓ monogramlarının aynı yetkiliyi işaret edebileceğini öne sürmüştür (Draganov, 2010, ss. 38-46).
· Karşılaştırmalı Analiz: Monogramlar, sikke basımını denetleyen yetkilileri (magistrat) veya darphaneleri temsil eder. Eski Türk devlet geleneğinde Bakı (idarî denetim) ve Toy (kurultay/meclis onayı) kavramları, bu monogramlar aracılığıyla sikkelere yansımış olabilir. Ortak monogramlar, farklı krallar arasında devlet geleneğinin ve idarî terminolojinin sürekliliğini gösteren önemli kanıtlardır.

---

2.9. Genişletilmiş Sözcük ve Monogram Analizi Tablosu

İskit Kralı / Sikke Lejandı Saptanan Kök Sözcük Monogram(lar) Eski Türkçe / Mitolojik Karşılığı Devlet Geleneğindeki / Kozmolojideki Anlamı

SARIAKES Sarı - Aka → (1 adet) Sarığ - Aka / Ağa Merkezin Ulu Lideri, Altın unvanlı koruyucu/büyük

TANOUSAS Tan - Ay / Bak BAK (ΒΑΚ) Tan - Ay / Bakı- Şafak aydınlığı, Gök kültü / İdarî denetim, gözetim

KANITES Kan / Han 7 farklı monogram Kan / Kağan Meşru hükümdar, kan bağı, hanlık otoritesi; çoklu darphane

AKROSAS Ak - As (Er/Eş) ↔, ↓, ΕΥ, ΜΗ (4 adet) Ak (Renk ve Yön) / As/Eş Batı yönü, adalet / Yiğit, denk, bey; olası ortak yetkili (↔, ↓)

CHARASPES Kara - As - Pa (Bay) ≡ (Aelis ile ortak) Kara (Renk ve Yön) / As/Eş / Bay Kuzey yönü, büyüklük / Yiğit / Bey, komutan

AELİS / EYALİS Ey - As (Er/Eş) ↑, ←, ∟, ≡ (6 adet) Ey / As/Eş Hitap ve nida ünlemi / Yiğit, alp; Charaspes ile ortak monogram (≡)

ATEAS Ata / Atas Kurucu lider, boy başı, ata ruhu meşruiyeti

BAK Bak ΒΑΚ Bakı- İdarî denetim, gözetim, kontrol

TOY Toy Kurultay Meclisi, devlet erkânı toplantısı
ANA Ana Umay Ana Toprak Ana kutsiyeti, doğurganlık, koruyucu ruh

---

3. İKONOGRAFİK ÖGELER VE TÜRK DEVLET GELENEĞİ

Draganov'un (2010) ikonografi analizi, sikkelerdeki görsel repertuarın zenginliğini ve sistematikliğini ortaya koymaktadır:

---

3.1. Ok ve Yay: Egemenlik ve Hâkimiyet Sembolü

Sikkelerde en sık rastlanan motif, sadak (gorytos), ok ve yay tutan ya da fırlatan süvari tasvirleridir. Draganov, bu motifin özellikle erken dönem İskit sikkelerinde baskın olduğunu belirtir (Draganov, 2010, ss. 30-34).

· Türk Kültüründeki Karşılığı: Ok ve yay, doğrudan bir egemenlik ve hiyerarşi nişanesidir (Oğuz Destanı'ndaki Üç-Ok ve Boz-Ok tasnifi). Yay üstün egemenliği (devleti/kağanı), ok ise tabi boyları ve elçilik yetkisini temsil eder.

---

3.2. Atların Kuyruğunun Bağlı Tasvir Edilmesi

Süvari figürlerinde atların kuyruklarının düğümlenmiş veya bağlanmış olması dikkat çeker.

· Türk Kültüründeki Karşılığı: At kuyruğu bağlama (Kuyruk kutlama), Hunlardan Göktürklere uzanan kadim bir savaş ve cenaze ritüelidir. Savaşa ve ölüme hazır oluşu, adanmışlığı ve askerî disiplini simgeler.

---

3.3. Kurt Başlı Başlıklar (Börkler)

Bazı hükümdar büstlerinde, başlıkların üzerinde kurt başı figürleri veya kurdun anatomik hatlarını andıran kıvrımlar gözlemlenir.

· Türk Kültüründeki Karşılığı: Kurt (Börü), Türk mitolojisinin ana ontolojik simgesidir. Göktürk Hakanlığı'nı koruyan ordunun (Börü) sancaklarının tepesinde altın kurt başı bulunurdu. Çin yazılı kaynaklarında, Türk mit ve destanlarında, Hunlar ve Göktürkler başta olmak üzere Türklerin türeyiş efsanelerinde Gök Börü (Kurt) önemli bir yer tutar.

---

4. DEĞERLENDİRME VE SONUÇ

Dimitar Draganov'un öncü nümismatik çalışmasında kataloglanan sikkeler, salt Helenistik ticaret araçları değil; Avrasya bozkır kültürünün Akdeniz havzası periferisindeki kimlik beyannameleridir.

Sikkelerdeki SARI-AKA, TANAY, BAK, ATA, KAN, AK, KARA, ER/EŞ, EY, PA/BAY gibi Erken Türkçe kökenli kelime, unvan ve renk yapıları ile ikonografideki ok-yay, bağlı at kuyruğu, kurt sembolizmi ve çoklu monogram sistemleri, tesadüfî bir benzerliğin ötesine geçmektedir. Özellikle monogramların krallar arasında paylaşılması (BAK, ≡), idarî geleneğin ve belki de yönetici hanedanlar arasındaki bağın sürekliliğini gösteren güçlü bir kanıttır. Draganov'un tespit ettiği 7 farklı Kanites monogramı, bu kralın geniş bir coğrafyada veya farklı yerel yetkililerle koordineli bir yönetim sistemine sahip olduğunu düşündürmektedir.

Bu veriler bütüncül olarak değerlendirildiğinde, Batı Pontus İskit Krallığı'nın egemenlik felsefesinin, idarî teşkilatlanmasının ve dil altyapısının doğrudan Erken Dönem Türk kültür dairesine (Proto-Türk tabakasına) ait olduğu nümismatik kanıtlarla ortaya konmaktadır.

---

Türkolog Fatih Mehmet Yiğit / 29.06.2026

---

KAYNAKÇA

Birincil Kaynaklar (Antik ve Orta Çağ Metinleri)

· Agathias. (1967). Historiarum Libri Cinque (R. Keydell, Ed.). Berlin: De Gruyter.
· Herodotos. (2006). Tarih (M. Ökmen, Çev.). İstanbul: Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları.
· Menandros Protektor. (1985). The History of Menander the Guardsman (R. C. Blockley, Ed. & Trans.). Liverpool: Francis Cairns.
· Plinius Secundus, G. (1947). Natural History (H. Rackham, Trans.). Cambridge, MA: Harvard University Press.
· Priscus. (1983). Priscus of Panium: Fragmenta (R. C. Blockley, Ed. & Trans.). Liverpool: Francis Cairns.
· Pseudo-Maurice. (1984). Strategicon (G. T. Dennis, Ed. & Trans.). Philadelphia: University of Pennsylvania Press.
· Strabon. (2000). Coğrafya (A. Pekman, Çev.). İstanbul: Arkeoloji ve Sanat Yayınları.
· Sui Shu (隋书 - Sui Hanedanı Yıllığı). (1973). Pekin: Zhonghua Shuju.
· Zhou Shu (周书 - Zhou Hanedanı Yıllığı). (1971). Pekin: Zhonghua Shuju.
· Alram, M. (1986). Nomina propria Iranica in numis: Materialgrundlagen zu den iranischen Personennamen auf antiken Münzen. Wien: Verlag der Österreichischen Akademie der Wissenschaften.
· Bang, W., & Rahmeti, G. R. (1936). Oğuz Kağan Destanı. İstanbul: Türk Tarih Kurumu Yayınları.
· Baskakov, N. A. (1982). Etimologii oguz, oguz-kagan. Sovetskaya Tyurkologiya, 1, 88-90.
· Blockley, R. C. (1983). Priscus of Panium: Fragmenta. Liverpool: Francis Cairns.
· Blockley, R. C. (1985). The History of Menander the Guardsman. Liverpool: Francis Cairns.
· Caferoğlu, A. (1993). Eski Uygur Türkçesi Sözlüğü. İstanbul: Enderun Kitabevi.
· Canarache, V. (1950). Monetele Sciţilor din Dobrogea. Studii şi cercetări de istorie veche, 1(1), 213-257.
· Draganov, D. (2010). The Coinage of the Scythian Kings in the West Pontic Area: Iconography. Archaeologia Bulgarica, 14(3), 29-52.
· Esin, E. (2001). Türk Kozmolojisine Giriş. İstanbul: Kabalcı Yayınevi.
· Golden, P. B. (1992). An Introduction to the History of the Turkic Peoples. Wiesbaden: Harrassowitz.
· Grousset, R. (1980). Bozkır İmparatorluğu: Attila, Cengiz Han, Timur (M. R. Uzmen, Çev.). İstanbul: Ötüken Neşriyat.
· İnan, A. (1986). Tarihte ve Bugün Şamanizm: Materyaller ve Araştırmalar. Ankara: Türk Tarih Kurumu Yayınları.
· Kaşgarlı Mahmud. (2006). Divânu Lügati't-Türk (B. Atalay, Çev.). Ankara: Türk Dil Kurumu Yayınları.
· Nemeth, J. (1991). Türk Halkları ve Dilleri (S. Günay, Çev.). İstanbul: Türk Dünyası Araştırmaları Vakfı.
· Roux, J. P. (2001). Türklerin Tarihi: Pasifik'ten Akdeniz'e İki Bin Yıl (A. Kazancıgil & L. Arslan, Çev.). İstanbul: Kabalcı Yayınevi.
· Sümer, F. (1980). Oğuzlar (Türkmenler) Tarihleri - Boy Teşkilâtı - Destanları. İstanbul: Ana Yayınları.
· Taşağıl, A. (2003). Göktürkler. Ankara: Türk Tarih Kurumu Yayınları.
· Tekin, T. (2006). Orhon Yazıtları. Ankara: Türk Dil Kurumu Yayınları.
· Togan, Z. V. (1982). Oğuzların ve Türklerin Tarihi - Reşîdeddin Câmi'üt-Tevarih Cilt II. İstanbul: Enderun Kitabevi.
· Tokhtasyev, S. R. (2013). Из ономастики Северного Причерноморья. XXI. Τράκανα. Вестник древней истории, 281(1), 193-196.
· Türk Dil Kurumu. (2005). Türkçe Sözlük (10. Baskı). Ankara: TDK Yayınları.


Katalog Resimler:


















Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar