Sebep sensin gönülde ihtilâle

Sürüklersin beni sonsuz melâle

Bilirsin müptelâyım ben ezelden

Belâyı âteşe belki hayâle...

(Mustafa Nâfiz Irmak)

***

"Türk İhtilâlinin belirli yönü Türk milliyetçiliğidir. Türk olmaktır. Geçmişi bu prensip temizledi. Yeniliği bu prensip getirdi. Bütün Türk İhtilâli, bütün eserleriyle bu prensibe dayanıyor. Bundan en küçük bir yan çizme geriliğe dönüştür. Ve ölümdür.”

Mahmud Esat BOZKURT

***

Ben milliyetçiliği; ne ilkçağların Sezar ne ortaçağların şövalye ne de son çağların simsar kafasıyla anlarım. Ben temiz kanını taşıdığım, duygularıyla duyduğum, tarihinin yücelikleriyle yaşadığım öz Türk kavmi için milliyetçiyim. 

Öz Türk milletinin varlığı için onun maddi manevi saadeti için milliyetçiyim. Bu saadet, iş hakkının, üretim hakkının korunmasıyla var olacaktır.

Bu saadet 14 milyon öz Türk üreticinin; üzümcü, incirci, pamukçu, tütüncü, fındıkçı, buğdaycı, arpacı vb üreticinin, eski zaman zalimlerinden üstün ve baskın bir kısım tacirlerin elinden kurtarılmasıyla doğacaktır. Ben miliyetçiliği böyle anlıyorum.

- Mahmut Esat BOZKURT

***

Tarihten İbret !

Türk milletini oldu bittileri kabul eder, bunlara baş eğer sananlar; Türk tarihini dikkatle okumalı, ibret örnekleri almalıdır. 

Osmanlı Türkleri tarihinde (Edirne vakası) adıyle anılan ve korkunç bir facia ile biten bir olay vardır. Hezarpare Ahmet Paşa vak'ası yanına bunu da kaydetmeliyiz. 

Bakınız nasıl oldu: II. Mustafa, hocası Feyzullah Efendiyi çok sayardı, onu şeyhülislâm yaptı. Hoca devletin her işine karışmağa başladı. 

Otoritesini kuvvetlendirmek için olacak, hem bütün akrabalarını büyük memuriyetlere tayin ettirir oldu. Bunlar görevi kütüye kullanmanın çeşitlisini yapar oldular. 

Sadrazam bile şımarık hocanın baskısı altında kaldılar. Padişah göz yumuyordu. Bunlar da seslerini çıkaramıyorlardı. 

Günün birinde millet ayaklandı. II. Mustafa tahttan indirildi. Ve hoca yakalanarak işkence içinde öldürüldü: Önce burnu, sonra kulakları ve en sonra dudakları kesildi ve koparıldı, eşeğe ters bindirildi, gem yerine kuyruğu eline verildi, sokak sokak gezdirildikten sonra elleri, bacakları kırılarak kafası kesildi. 

Hoca bu hal ile Edirne caddelerinde sürükleniyordu. Nihayet papazlar getirildi, Hristiyan âyini üzerine ellerinde mumlar olduğu halde hocayı götürmeye başladılar. Bu da kâfi gelmedi. Bir ses yükseldi:

''Bu hainin cesedini vatan toprakları kabul etmez, Meriç'e atınız!'' dedi (1) Ceset Meriç'e atıldı ve Meriç'in suları onu Akdeniz'e balıklara yem olmak üzere sürükledi ve götürdü. 

Dikkat ediniz, Türk milleti o kadar oldu bittilere gelmiyor ki, saati çalınca dini temsilcisi şeyhülislâmı bile yakasından tutarak ondan en korkunç bir tarzda hesap soruyor. 

Sonra dinin en büyük temsilcisi halifeyi makamından indiriyor ve hapis ediyor! İbret!

M.Esat Bozkurt- Atatürk İhtilali ek:VIII.

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar