Türk Kamlar (Şamanlar) tarihin en eski şifacılarıdır.
Anadolu'da 10.000 yıl öncesinde kafatası açma (trepanasyon) ve beyin ameliyatı yapılıyordu
Sümer/Kenger Yazılı Tabletleri İnsanlık tarihini daha doğrusu Uygarlık tarihini (MÖ bilinmeyen tarihde gercekleşen Büyük Tufan öncesi) 349.200 ila 241.000 yılları öncesine kadar götürür. Tabletlerdeki farkın nedeni ise; büyük Tufan sonrası dönemin hesaplanması ile alakalıdır.
Sümer Kral Listelerinin yazılı olduğu çivi yazılı Tabletlerde uygarlık tarihi:
"Krallık Gökten indirildiğinde" sözü ile başlar. Sümer Kral isimlerinin çoğu Türkçe kökenli sözcüklerden oluşmaktadır.
İnsanlık ve Uygarlık tarihi bilinenden daha eski olabilir.
Fatih Mehmet Yiğit
TÜRK MİTOLOJİSİ
DÜNYA'NIN İLK BEYİN AMELİYATININ M.Ö. 10.000 İLE 200 YILLARI ARASINDA TÜRKİYE'NİN DEĞİŞİK BÖLGELERİNDE YAPILDIĞINI BİLİYOR MUSUNUZ?
Anadolu’da en eski ameliyatlı kafatası(trepanasyon) Aşıklıhöyük’te (Aksaray) bulunmuştur. 10 bin yıllık 20-25 yaşlarında bir kadın kafatasında çok düzgün biçimde açılmış bir deliğe rastlanmıştır. Kafatasındaki deliğin düzgünlüğü ve görülen iyileşme izleri bu kişinin ameliyattan sonra yaşamını sürdürdüğünü göstermektedir.
Anadolu’da bulunan bir başka örnekte de kafatasının bregma (alın kemiğiyle her iki yan kafa kemiğinin birleştiği yer) bölgesinde gerçekleştirilen ameliyat sırasında, 13 küçük delik açılarak elips şeklinde bir parça çıkarılmış. Çıkarılan parça ameliyattan sonra yeniden aynı bölgeye konmuş. Bu da ameliyatın tedavi amacıyla yapıldığının göstermektedir.
Bu ameliyatlarda obsidiyen (volkanik bir cam türü), çakmak taşı, bakır, demir, gümüş gibi madenlerden yapılan “trepan” adı verilen aletler kullanılmıştır. Ayrıca arkeolojik kazılarda ilaç ölçeği, küret (enfeksiyonlu derilerin kazınmasında) olarak kullanılan kaşıklar, kulak içindeki yaraların, yabancı cisimlerin temizlenmesinde kullanılan kulak sondaları, cımbız, bistüri, bıçak, dağlama aletleri, merhem sürücüler, bakım setleri ve iğneler gibi çok çeşitli tıbbi araç gereçler de bulunmuştur. (Bilim ve Teknik dergisi, Mayıs 2008)
Muğla'nın Milas ilçesindeki Euromos Antik Kenti'nde yürütülen arkeoloji kazılarında bulunan bir erkek kafatasını inceleyen arkeologlar, 2 bin 200 yıl önce beyin ameliyatı geçirdiğini belirledi. Arkeologlara göre bazı mezarlarda tıp aletleri ele geçmesi de Euromos'un beyin ameliyatını gerçekleştirebilecek düzeyde doktorların varlığını gösteriyor.
Milas'ın Selimiye Mahallesi'ndeki antik kentte, Türkiye'nin yanı sıra yurt içi ve yurt dışından akademisyen ve öğrenciler, Muğla Sıtkı Koçman Üniversitesi Dr. Öğretim Üyesi Abuzer Kızıl başkanlığında arkeolojik kazı çalışması gerçekleştiriyor.
Antik dönemin en iyi korunmuş tapınaklarından Zeus Lepsynos'un da içinde olduğu Euromos Antik Kentinde yürütülen kazının başkanı Kızıl, Euromos'un kendi döneminde Mylasa'dan sonra gelen en önemli kent olduğunu söyledi.
Euromos'un konumu itibarıyla Anadolu'nun en şanslı antik kentleri arasında yer aldığını aktaran Kızıl, buranın Karya Krallığı'nın önemli merkezlerinden biri olduğunu belirtti.
Arkeolojik kazılarda 20'ye yakın mezar bulundu
Kentte yürütülen kazı ve bilimsel çalışmalarda, Euromos halkına dair önemli bilgiler ortaya çıkardıklarını belirten Kızıl, karşılama merkezine elektrik hattı döşenmesi için yürütülen çalışmalar sırasında mezarlara rastlandığını hatırlattı.
Kızıl, arkeologlar tarafından gün yüzüne çıkarılan 20'ye yakın mezardan elde edilen arkeolojik buluntu ve iskeletlerin, bilim insanları tarafından incelemeye alındığını bildirdi.
Çalışmalarda iskelet ve kemikler üzerindeki incelemelerde önemli bilgilere ulaşıldığını vurgulayan Kızıl, şunları kaydetti: "İskeletler üzerine yoğun bir çalışma yürüterek Euromos halkının ölüm nedeni, sağlık problemleri ve anatomik bilgileriyle ilgili çok önemli verilere ulaştık. Genel anlamda Euromosluların salgın hastalıklar hariç, sağlıklı, güçlü kuvvetli insanlar olduğunu söyleyebiliriz. Gaziantep Üniversitesi Antropoloji Bölümünden Nazlı Aktaş, iskeletler üzerinde çalışmalar sürdürüyor. Bu çalışmalar esnasında Euromos halkının ölüm nedenleri, sağlık problemleri ve anatomik bilgileriyle ilgili çok önemli sonuçlar elde edildi. Euromos'taki mezarlarda bir kafatasında görülen ameliyat izinin ve tıp aletlerinin, kentin 2 bin 200 yıllık tıp tarihine ışık tuttuğunu söyleyebiliriz. Beyin ameliyatı gerçekleştirilen kafatası yetişkin bir erkek bireye ait. Bu ameliyatın, bir baş ağrısıyla ya da kafatasındaki bir problemle ilgili olduğunu düşünüyoruz."
Bazı mezarlarda tıp aletleri ele geçmesinin Euromos'un beyin ameliyatını gerçekleştirebilecek düzeyde doktorların varlığını gösterdiğini anlatan Kızıl, kentte bu anlamda önemli çalışmalar yapıldığını görebildiklerini dile getirdi.
- "Euromoslu iki kadın doğum sırasında ölmüş olabilir"
Euromos halkının o dönemki antropolojik yaşantısıyla ilgili de çok önemli veriler elde edildiğini belirten Kızıl, "Enfeksiyona bağlı hastalıklar sebebiyle kadınların ve çocukların genç yaşta öldüklerini tespit ettik. Diğer önemli veriler, 20’ye yakın mezar içerisinde iki cenin iskeletine rastlanması ve bazı kadınların genç yaşta hayatlarını kaybetmesi. Bu iki unsuru birleştirdiğimizde, Euromos'ta yaşayan iki genç kadın doğum esnasında yaşamlarını yitirmiş olabilir." diye konuştu.
(https://www.arkeolojikhaber.com/haber-milasta-2200-yil-once-beyin-ameliyati-yapildigi-anlasiliyor-22682/#.XUQlDxYG6jM.facebook)
2019 yılında Bursa UNESCO Derneği ve BUSİAD’ın düzenlediği söyleşiye “uzman antropolog ve tarihçi” sıfatıyla çağırılan Dr. Levent Sevik, 14 bin yıl önce dünyanın ilk -beyin- ameliyatının Göbekli Tepe’de yapıldığını iddia etmiştir.
Trepanasyon nedir: Baş delgi ameliyatı ya da tıp dilindeki adıyla trepanasyon kafatasında seçilen bir bölgede, baş derisi kaldırıldıktan sonra bir parçanın belirli bir teknik ve amaç doğrultusunda beyin ile dura matere zarar verilmeden çıkarıp alınması demektir. Trepanasyon sadece yaşayan değil, daha önceden ölmüş birinin kafatasında da gerçekleştirilir. Bu operasyon sırasında kullanılan alete, hangi maddeden yapılmış olursa olsun trepan adı verilir. Başta gerçekleştirilen trepanasyon, eğer yaşayan birinin başında yapılmış ise cerrahi bir müdahale sayılır. Trepanasyon çeşitli kültürlerde rastlanması ve tarihsel bir geçmişi olması nedeniyle, aynı zamanda kültürel bir boyut da içermektedir.
Muğla'nın Milas ilçesindeki Euromos Antik Kenti'nde yürütülen arkeoloji kazılarında bulunan bir erkek kafatasını inceleyen arkeologlar, 2 bin 200 yıl önce beyin ameliyatı geçirdiğini belirledi. Arkeologlara göre bazı mezarlarda tıp aletleri ele geçmesi de Euromos'un beyin ameliyatını gerçekleştirebilecek düzeyde doktorların varlığını gösteriyor.
Milas'ın Selimiye Mahallesi'ndeki antik kentte, Türkiye'nin yanı sıra yurt içi ve yurt dışından akademisyen ve öğrenciler, Muğla Sıtkı Koçman Üniversitesi Dr. Öğretim Üyesi Abuzer Kızıl başkanlığında arkeolojik kazı çalışması gerçekleştiriyor.
Antik dönemin en iyi korunmuş tapınaklarından Zeus Lepsynos'un da içinde olduğu Euromos Antik Kentinde yürütülen kazının başkanı Kızıl, Euromos'un kendi döneminde Mylasa'dan sonra gelen en önemli kent olduğunu söyledi.
Euromos'un konumu itibarıyla Anadolu'nun en şanslı antik kentleri arasında yer aldığını aktaran Kızıl, buranın Karya Krallığı'nın önemli merkezlerinden biri olduğunu belirtti.
Arkeolojik kazılarda 20'ye yakın mezar bulundu
Kentte yürütülen kazı ve bilimsel çalışmalarda, Euromos halkına dair önemli bilgiler ortaya çıkardıklarını belirten Kızıl, karşılama merkezine elektrik hattı döşenmesi için yürütülen çalışmalar sırasında mezarlara rastlandığını hatırlattı.
Kızıl, arkeologlar tarafından gün yüzüne çıkarılan 20'ye yakın mezardan elde edilen arkeolojik buluntu ve iskeletlerin, bilim insanları tarafından incelemeye alındığını bildirdi.
Çalışmalarda iskelet ve kemikler üzerindeki incelemelerde önemli bilgilere ulaşıldığını vurgulayan Kızıl, şunları kaydetti: "İskeletler üzerine yoğun bir çalışma yürüterek Euromos halkının ölüm nedeni, sağlık problemleri ve anatomik bilgileriyle ilgili çok önemli verilere ulaştık. Genel anlamda Euromosluların salgın hastalıklar hariç, sağlıklı, güçlü kuvvetli insanlar olduğunu söyleyebiliriz. Gaziantep Üniversitesi Antropoloji Bölümünden Nazlı Aktaş, iskeletler üzerinde çalışmalar sürdürüyor. Bu çalışmalar esnasında Euromos halkının ölüm nedenleri, sağlık problemleri ve anatomik bilgileriyle ilgili çok önemli sonuçlar elde edildi. Euromos'taki mezarlarda bir kafatasında görülen ameliyat izinin ve tıp aletlerinin, kentin 2 bin 200 yıllık tıp tarihine ışık tuttuğunu söyleyebiliriz. Beyin ameliyatı gerçekleştirilen kafatası yetişkin bir erkek bireye ait. Bu ameliyatın, bir baş ağrısıyla ya da kafatasındaki bir problemle ilgili olduğunu düşünüyoruz."
Bazı mezarlarda tıp aletleri ele geçmesinin Euromos'un beyin ameliyatını gerçekleştirebilecek düzeyde doktorların varlığını gösterdiğini anlatan Kızıl, kentte bu anlamda önemli çalışmalar yapıldığını görebildiklerini dile getirdi.
- "Euromoslu iki kadın doğum sırasında ölmüş olabilir"
Euromos halkının o dönemki antropolojik yaşantısıyla ilgili de çok önemli veriler elde edildiğini belirten Kızıl, "Enfeksiyona bağlı hastalıklar sebebiyle kadınların ve çocukların genç yaşta öldüklerini tespit ettik. Diğer önemli veriler, 20’ye yakın mezar içerisinde iki cenin iskeletine rastlanması ve bazı kadınların genç yaşta hayatlarını kaybetmesi. Bu iki unsuru birleştirdiğimizde, Euromos'ta yaşayan iki genç kadın doğum esnasında yaşamlarını yitirmiş olabilir." diye konuştu.
(https://www.arkeolojikhaber.com/haber-milasta-2200-yil-once-beyin-ameliyati-yapildigi-anlasiliyor-22682/#.XUQlDxYG6jM.facebook)
2019 yılında Bursa UNESCO Derneği ve BUSİAD’ın düzenlediği söyleşiye “uzman antropolog ve tarihçi” sıfatıyla çağırılan Dr. Levent Sevik, 14 bin yıl önce dünyanın ilk -beyin- ameliyatının Göbekli Tepe’de yapıldığını iddia etmiştir.
Trepanasyon nedir: Baş delgi ameliyatı ya da tıp dilindeki adıyla trepanasyon kafatasında seçilen bir bölgede, baş derisi kaldırıldıktan sonra bir parçanın belirli bir teknik ve amaç doğrultusunda beyin ile dura matere zarar verilmeden çıkarıp alınması demektir. Trepanasyon sadece yaşayan değil, daha önceden ölmüş birinin kafatasında da gerçekleştirilir. Bu operasyon sırasında kullanılan alete, hangi maddeden yapılmış olursa olsun trepan adı verilir. Başta gerçekleştirilen trepanasyon, eğer yaşayan birinin başında yapılmış ise cerrahi bir müdahale sayılır. Trepanasyon çeşitli kültürlerde rastlanması ve tarihsel bir geçmişi olması nedeniyle, aynı zamanda kültürel bir boyut da içermektedir.
Evrimcilerin açıkladığının aksine ilk insanlar ilkel değil Bilge kişilerdi.
Fatih Mehmet Yiğit
***
Van’da 3.200 Yıllık Nekropolde Kafatası Delinmiş İskeletler Bulundu
Van’ın Çatak ilçesindeki 3.200 yıllık nekropolde bulunan 400 iskeletten 30’unun kafatasında beyin ameliyatı izleri bulundu.
Van’da, Uzuntekne Mahallesi, İçimli mezrası, Kaniya Bekan mevkisinde iki yıl önce yürütülen yüzey araştırmaları sırasında belirlenen nekropol alanında arkeolojik kazılar yürütülüyor. Yapılan çalışmalarda, nekropol alanının günümüzden yaklaşık 3.200 yıl öncesine ait olduğu anlaşıldı.
Yüzüncü Yıl Üniversitesi’nden Doktor Öğretim Üyesi Gulan Ayaz’ın bilimsel danışmanlığında kazıları yürütülen nekropol, “Kaniya Bekan Nekropolü” olarak adlandırıldı.
Kazılarda, duvarları taşlarla örülmüş üç oda ve dört örme mezar tespit etti. Bu mezarlarda yaklaşık 400 insan iskeleti ortaya çıkarıldı. 400 iskeletten 30’unun kafatasında ise, trepanasyon adı verilen beyin ameliyatı izleri tespit edildi.
Bilimsel danışman Gulan Ayaz, Demir Çağının ölü gömme geleneklerini yansıtan yedi mezar açtıklarını belirterek, mezarların üçünün dromoslu oda, dördünün ise örme mezar şeklinde yapıldığını söyledi.
Bu mezarlara çok sayıda insan gömülmüştü. Ayrıca gömülen kişilerin yanlarına çanak çömlekler içinde yemekler bırakılmıştı. Süs eşyalarıyla birlikte gömülen insanların arasında bir köpek gömütü de ortaya çıkarıldı.
Ayaz, “Mezar girişlerinde küçükbaş hayvan iskeletlerine rastlamamız akla adak sunma geleneğini getiriyor. Alandaki çalışmalarımız devam edecek.” diyor.
Yüzüncü Yıl Üniversitesi’nden Doç. Dr. Hakan Yılmaz, nekropolde ortaya çıkarılan yedi mezarda yaptıkları araştırmada, ameliyat edilmiş yaklaşık 30 kafatası bulduklarını ve bunun o dönemde yaşanmış bir salgına işaret edebileceğini söylüyor.
“Antik çağlarda kafatası ameliyatlarında oluk açma, kesme, delme ve kazıma yöntemleri kullanılıyordu. Bu nekropolde dört tekniğin de kullanıldığını tespit ettik. Bizim için çok önemli. Bölgede beyinle ilgili nörolojik bir hastalık ya da salgın yaşanmış olabilir. Bireyler dört yöntemle ameliyat edilmiş. Ameliyat olanların yüzde 60’ı iyileşmiş. Bu da ameliyatların çok başarılı yapıldığını gösteriyor.”
“Türkiye’de bu kadar çok kafatası ameliyatının yapıldığı tek yerin Kaniya Bekan Nekropolü olduğunu söyleyebiliriz. Hastalara gerekli önem verilmiş. Ameliyatların genelde kafatasının sağında, solunda ve ensede yapıldığını gördük.”
Mezarlardan çıkarılan kemiklerin, ilerleyen zamanlarda laboratuvar ortamında detaylı olarak incelenmesi ve bu kişilerin yaş, cinsiyet ve hastalıkları hakkında bilgi edinilecek.
Arkeofili-27 Kasım 2023
Van'ın Çatak ilçesindeki Kaniya Bekan Nekropolü’nde devam eden kazılarda 400 iskeletten 30'unun kafatasında beyin ameliyatı izleri (trepanasyon) tespit edildi. Kazılar, Kültür ve Turizm Bakanlığının izni ve Van Müze Müdürlüğünün başkanlığında, Yüzüncü Yıl Üniversitesi (Van YYÜ) Arkeoloji Bölümü Doktor Öğretim Üyesi Gulan Ayaz'ın bilimsel danışmanlığında devam ediyor. Nekropol alanında duvarları taşlarla örülmüş 3 oda ve 4 örme mezar gün yüzüne çıktı. Demir Çağ'ın ölü gömme geleneklerini yansıtan 7 mezar açtıklarını kaydeden Ayaz, “Mezarların 3'ü dromoslu oda, 4'ü de örme mezar şeklinde. Çok sayıda gömünün olduğunu, ölüye çanak veya çömlek içinde yemek bırakıldığını, süs eşyalarıyla gömüldüklerini tespit ettik. Mezarlarda aynı zamanda insan iskeletleriyle karışmış köpek gömüsü gördük. Mezar girişlerinde küçükbaş hayvan iskeletlerine rastlamamız akla adak sunma geleneğini getiriyor” dedi. Van YYÜ Arkeoloji Bölümü Öğretim Üyesi Doç. Dr. Hakan Yılmaz ise “Antik çağlarda kafatası ameliyatlarında oluk açma, kesme, delme ve kazıma yöntemleri kullanılıyordu. Bu nekropolde 4 tekniğin de kullanıldığını tespit ettik. Bizim için çok önemli. Bölgede beyinle ilgili nörolojik bir hastalık ya da salgın yaşanmış olabilir. Bireyler 4 yöntemle ameliyat edilmiş. Ameliyat olanların yüzde 60'ı iyileşmiş. Bu da ameliyatların çok başarılı yapıldığını gösteriyor. Türkiye'de bu kadar çok kafatası ameliyatının yapıldığı tek yerin Kaniya Bekan Nekropolü olduğunu söyleyebiliriz. Ameliyatların genelde kafatasının sağında, solunda ve ensede yapıldığını gördük” şeklinde konuştu. Kaynak: AA
***
SİBİRYA'DA TÜRK ŞAMAN/KAMLARIN UYGULADIĞI 3000 YILLIK BEYİN AMELİYATLARI:
Sibirya Şamanlarının 3.000 Yıllık Beyin Ameliyatları
Trans dansı gibi Şaman uygulamalarının amacı hastanın bilincini kaybetmesini sağlayarak acıyı ameliyat gerçekleştirmeyi mümkün kılacak boyutta azaltmaktı.
Fotoğraf: Vera Salnitskaya
Çalışma kenevir, sihirli mantar ve kendinden geçirici dansın (trans halinde oynanan oyun) eski zamanlarda anestezik olarak kullanılmış olduğunu ileri sürdü.
Arkeologlar bu antik kafatasındaki izlerin dini ayinler yüzünden değil cerrahi bir müdaheleden kaynaklandığı konusunda eminler.
Fotoğraf: Sergey Slepçenko
Bronz Çağı hekimlerinin Sibirya’da baş delgi ameliyatlarını nasıl gerçekleştirmiş oldukları hakkındaki araştırma Krasnoyarsk bölgesindeki Kansk’ın güneydoğusundaki Anzhevsky arkeoloji bölgesindeki Nefteprovod II mezarlığında geçen yıl bulunan erkek kafatasına bakılarak gerçekleştirildi.
Arkeologlar, 30 ve 40 yaşları arasında ölmüş olan bir hastanın kafatasındaki izleri dini törenler sırasında değil tıbbi müdahale sırasında edindiği konusunda hemfikir.
Kalıntıları bükülmüş bir bıçakla gömülen bu adamın ameliyattan sonra bir süre yaşadığına inanılıyor. Kafatasının sol kemiğinde kemiğin iyileştiğine dair belirgin izlere sahip olan bir deliğin yanında bir de kemik katmanlarında iltihaplanma belirtileri tespit edildi.
Kafatası sahibinin ölümüne ameliyat sonrası iltihaplanmanın sebep olduğu konusunda kuşkulanılıyor. Ama bu adamın kafatası Sibirya’daki baş delgi işleminin bilinen en eski örneğini teşkil ediyor değil. Mesela Cilalı Taş devrine dayananları var.
Fotoğraflar: Anton Vibornov, The Siberan Times
Eski cerrah ve şimdilerde Arkeoloji ve Etnografı Enstitüsünde araştırmacı olan Dr Sergey Slepçenko ‘’Başarılı bir ameliyatın sırrı hastanın cerraha güveninin tam olması ve cerrahın böyle bir ameliyatı gerçekleştirebilecek gerekli becerilere ve bilgiye sahip olduğuna dair kararlılığıdır. Cerrah muhtemelen hastanın sol tarafında onun yüz hizasında duruyordu. Ya da cerrah hastanın başını sol koluyla ya da dizlerinin arasında sağ eliyle ameliyat etmiş olabilir. Çalışma arkadaşlarımızla yaptığımız çıkarımlar cerrahın deriyi keserken birinin de yardımcı olarak yaranın çevresinden deriyi tutarak gerdirdiğini ve araç gereçleri cerraha uzattığını gösteriyor. Uzmanlar kemiğe doğru deri ve dokular boyunca geniş bir kesiğin gerçekleştirildiğine inanıyorlar. Bu kesik açma yöntemi bu Sibiryalının söz konusu ameliyatından 600 yıl sonra Hipokrat’ın eserinde açıklanmıştır. ’’ açıklamalarında bulundu.
Slepçenko ve çalışma arkadaşları yerliler tarafından bilinç kaybı amacıyla kullanılan bitkileri teşhis etti. Mesela, bazı etnik topluluklar ardıç ve kekiği Şamanların uygulamalarında kullanırlardı, Nivkiler biberiye çubuklarını ve yapraklarını yakarlardı, kuzey yerlileri güçlü bir halüsinojen olan sinek mantarını kullanırlardı. Tabii bunlar içinde en öne çıkanı kenevirdi.
Fakat mantar tüketiminin ve trans dansı gibi Şaman uygulamalarının amacı hastanın bilincini kaybetmesini sağlayarak acıyı ameliyat gerçekleştirmeyi mümkün kılacak boyutta azaltmaktı.
Fotoğraflar: Sergey Slepçenko
Dr Slepçenko, ‘’’’ dedi.
Fotğraf: Anton Vibornov
Slepçenko ‘’Deri ve aponöroz (ak örtü) derinin hemen altındaki kemik üzerinden sıyırılmış. Daha sonra kemik kazıma aşamasına geçilmiş. İyileşme sonrasında kemikte kalan değişimler ameliyatın tam olarak hangi alet ile yapıldığını ve aletin nasıl yapılmış olduğunu anlamamızı engelliyor. Bu ameliyatın özel bir alet kullanılarak gerçekleştirilmiş olduğunu kesin olarak belirtemeyiz. Ama o dönemde Sibirya’da birtakım tıbbi alet edevatlar varmış ve otopsi için yaygın bir biçimde kullanılmaktaymış. İşbu aletler baş delgi işlemi için kullanılmış olabilir. Deliğin şekline bakarak kullanılan aletin bir bıçaktan ziyade bir kazıma aleti olduğunu ileri sürmekteyim. Kazıma işlemine dura mater (beyin dokusunu ve omuriliği çevreleyen dokunun en kalın ve en dıştaki katmanı) görününceye kadar devam edilmiş ki bu durum oyulan bölgenin genişletilebileceği fakat derinleştirilemeyeceği anlamına geliyor. Eski çağlarda gerçekleştirilen baş delgi işlemlerinden sağ çıkanların sayıca çok olması işlemlerin çoğunlukla ekstradüral (dura materin üstünde, bu tür işlemlerde dura matere inilmemiştir) olduğu gerçeğiyle açıklanabilir. Dura matere müdahale durumunda beyin ve omurilik zarları arasında kanama olur ve bu intrakraniyal hematom oluşumuna yol açar. Dura matere müdahale edilmemiş olması bu hasta dahil ameliyatı geçiren kişilerde işlemden sonra iyileşmeye dair güçlü belirtilerin oluşmasına sebebiyet vermiştir. Açıklık ameliyat bittikten sonra deri parçasıyla kapatılmış. Kan pıhtılaşıp diploe noktasında (diploe: kafatasındaki sert kemiğin iç ve dış katmanlarını birbirinden ayıran süngerimsi kemik) oluşabilecek olası bir kanamayı engellediği için dura mater ve aponörozun iç yüzeyi arasındaki bölgeye dolmuş. Dura matere dokunulmaması çok önemlidir çünkü dokunulduğu takdirde hemen alt katmanlarında bulunan sagittal venöz sinüste zedelenmeler ortaya çıkabilir. Kanamanın şiddetini ve ağrıyı azaltmak için işlem yetenekli bir cerrah tarafından olabildiğinde hızlı bir şekilde gerçekleştirilmek zorundaydı. Baş delgi işleminin en olası ve en tehlikeli güçlükleri arasında kanama vardır ki bu cilde kesik atıldıktan hemen sonra gerçekleşir. Kemiğin kazınmasının bir sonucu olarak kan damarlarından kanama baş gösterir ve onu diploe kemiğini kanaması takip eder. Söz konusu baş delgi işlemi ardından kanamayı nasıl durdurduklarını bilmiyoruz. ” cümleleriyle açıklamalarına devam etti. Bu konuya ilişkin bir kayıt yok fakat uzmanlar kanamayı durdurmak için bitkilerin kullanıldığını ya da kızgın metallerin yaranın üzerine basıldığını tahmin ediyor.
Enfeksiyon oluşması ihtimalini azaltabilmek için yaranın sıkı sıkıya kapatılmamış olması gerekiyordu. Yaraya dikiş ya da bandajlarla müdahale edilip edilmediği ve nasıl temizlendiği bilinmiyor. Fakat bazı etnografik bulgular şu aşağıdaki bazı basit araçların işlem sırasında kullanılmış olduğu hakkında kanıtlar sunuyor.
Eski çağlarda ameliyatlarda kullanıldığına inanılan Minusinski tarih müzesinde sergilenmekte olan gümüş Tagar bıçaklarının bazıları.
Fotoğraf: Tatyana Çikişeva
Karasuk kültürü Aral denizinden kuzeydeki Yenisey’e ve güneydeki Altay dağlarıyla Tiyen Şen’e uzanan milattan önce yaklaşık 1500 ile 800 yılları arasında var olmuş bir Tunç Çağı topluluğudur. Karasuklar büyük ölçüde metal işçiliğiyle uğraşmış çiftçilerdi. Atları binek araç olarak ilk kullanan topluluk oldukları düşünülmektedir. Bilim adamları ameliyatı geçirmiş hastanın benzer yaşam tarzına sahip bilinmeyen bir topluluktan geldiğine inanıyorlar.
Kafataslarının bulunduğu mezar antik zamanlarda soyguna uğramış. Mezarda bulunanlar kafatası değil ama üst kol ve kaburgalara ait tübüler kemiklerin ek parçalarıydı.
Aleksey Krivoşapkin’in eski çağ yöntemlerini taklit ederek üzerinde işlem gerçekleştirdiği kafatası. (üstteki modern, alttaki eski çağdan kalan kafatasıdır)
Fotoğraflar: Aleksey Krivoşapkin
Geleneksel bir Karasuk tarzı bıçak mezarda bulundu ama bunun ameliyat sırasında kullanılan araçlardan biri olduğuna dair bir iddia yok. Mezarda ayrıca iki tane taştan ok başları vardı.
Kaynak: Anna Liesowska, Reconstructing brain surgery as it was conducted around 3,000 years ago, Siberian Times
Çeviri: Melike Sönmez
Bilimdili.com
Aralık 25, 2016
***
Tunç Çağı'nda tıp: İkiztepe'de kafatası ameliyatları » [İkiztepe Höyüğü, Milliyet Arkeoloji'nin 53. sayısında.] İkiztepe Höyüğü'nde bulunan 13 iskelette trepanasyon yani kafatası ameliyatı yapıldığı anlaşılmış. Kazı Başkanı Doç. Dr. Aslıhan Beyazıt, "Kafataslarından birinde tümör olduğu, onu çıkarmak için ameliyat yapıldığı tespit edildi"
***
Arkeologlar 4000 yıl önce 5 boyutlu bir çocuğun beyin ameliyatının yapılabileceğine dair kanıtları ortaya çıkardı.
Günümüz Özbekistan'daki Djarkutan'ın Bronz Çağı bölgesinde, araştırmacılarda, kartlarda bir delik kesilen ya da kazındığı bir prosedür olan bir öğrenmenin gerçekleştirildiğini keşfederler. MÖ 2000 yıllarına kadar, Orta Asya'da bilinen en eski ameliyatlar ve tüm Asya'daki ilk örneklerden biridir.
Çocuk, bir zamanlar Oxus Uygarlığı'nın bir parçası olan şehirleri, tarım ve ticaret ağlarıyla belirgin değişen bir kültür olan bir yerde küçük bir çocuğun içinde gömülüdü. Araştırmacılar, prosedürün taş veya kemik aletleri kullanılarak yapıldılar, ancak neden gerçekleştirildiği bilinmiyor.
Araştırmacılar, çocuğun ameliyattan sağ kurtulup kurtulmadığını henüz belirleyemedi. Açılış çevresinde iyileşme sistemleri ortaya çıkıyor, ancak bu sonuçlar yayınlanıyordu.
Keşfi özellikle dikkat çekici kılan şeylerin yaşıdır. 5 yaşında bir çocukta beyin ameliyatına ilişkin kanıt mevcut olan Bronz Çağı toplumlarının 4.000 yıllık önceki tedavi bilgisi ve cerrahi tedaviler hakkında yeni araştırmalar neden oluyor.
📸: Özbekistan'daki İtalyan Arkeoloji Misyonu

























.jpg)







Yorumlar
Yorum Gönder