Kırık Pusula

​Zaman bir uçurumsa, düştük derinliğine,
İki yabancı olduk, aynı dertle yaralı.
Sığındık gecelerin o dilsiz serinliğine,
Yüreğimiz doğuştan, bin yerinden karalı.

​Bir sükûtun içinde, bin feryadı sakladık,
Gökyüzünü kiralık, yıldızları ebedi sandık.
Hangi kapıyı çalsak, gurbeti durakladık,
Kendi yalanımıza, en çok bizler inandık.

​Vuslat bir masalmış da, anlatılınca bitmiş,
Biz o masalın yalnız, sönen kandiliymişiz.
Okyanus bildiğimiz, bir damla suda yitmiş,
Kendi denizimizde, en büyük gemiymişiz.

​Yorgunluk hürriyetse, hürüz artık nihayet,
Sen bir duman gibisin, bense sönmüş bir ocak.
Kime baksak bir hüzün, kime gitsek emanet,
Kimse bilmez bu yollar, daha kaç kez sapacak.

​Eskimiş duvarlara, adımızı kazıdık,
Yağmur yağdı ve sildi, ne ad kaldı ne anı.
Bir avuç toprak için, koca ömrü kazıdık,
Gördük ki boşluktaymış, bu dünya imtihanı.

​Şimdi her şey bir tortu, dünün kalıntısından,
Ne bir liman bekleriz, ne bir gemi gözleriz.
Geçtik aşkın o sonsuz, o boş kalıntısından,
Kendi gölgemizi de, karanlığa ekleriz.

Fatih Mehmet Yiğit 

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar