CAHİL İLE DOST OLMA
Cahil ile dost olma
İlim bilmez, irfan bilmez,
Söz bilmez, üzülürsün
Saygısızla dost olma
Usul bilmez, adap bilmez,
Sınır bilmez, üzülürsün
Aç gözlü ile dost olma
İkram bilmez, kural bilmez,
Doymak bilmez, üzülürsün
Görgüsüzle dost olma
Yol bilmez, Yordam bilmez,
Kural bilmez, üzülürsün
Kibirliyle dost olma
Hal bilmez, ahval bilmez,
Gönül bilmez, üzülürsün.
Ukalayla dost olma
Çok konuşur, boş konuşur,
Kem konuşur, üzülürsün.
Namertle dost olma
Mertlik bilmez, yürek bilmez,
Dost bilmez, üzülürsün.
....
Bir baş ol ki oğul!
Dimdik durasın
Çiğnenip ezilmeyesin
Bir göz ol ki oğul!
İyiliği göresin
Peşinden yürüyesin
Bir dil ol ki oğul!
Zehire bal süresin
Bir yürek ol ki oğul!
Her zaman Hâk diyesin
Ayak olursan oğul
Karınca ezmeyesin
Vakit kıymetli oğul
Sakın boş geçmeyesin...
Faydalı ile faydasız olanı ayırmak için bilgi sahibi olmak gerekir.
Bilimden payını almamış olanlar kendilerini ölmüş bilsinler.
Kişi, bildiğini öğretecektir. Bildiklerini öğretenler unutulmazlar, hayırla yad edilirler.
Ağaç dikin çünkü ağaç medeniyetin temelidir.
Türk Bilge Eren Edebali
***
Bir haldaşu dâhi var idü Menteş
Evran'a yâr olub hemi de sırdaş.
Kırşehri'de kopdı Sivas'a gitti
Nice leşker ilen görklü cenk itdü.
Şol karındaşun Öyük'de kodı
Hacı Bekdeş idü kim erin adı.
Gidem didü ol eri salmadılar
Her bir yanın yollarun bağladılar.
Hem Ede Balu İnac'ül Gülşehri
Ol hüma olmuşdı Evran'ın yâri.
.............
Yunus bile anınla düşdi yola
Nice âhiyi buluben şad ola.
Türk Bilge Eren Ahi Evren Menâkıbnâmesi (şiirsel, efsanevi, yaşam öyküsü)
Günümüz Türkçesi ile:
Menteş adında bir yoldaşı (haldaşı) daha vardı;
O, hem Ahi Evran’a dost hem de sırdaş olmuştu.
Kırşehir’den ortaya çıkıp (hareket edip) Sivas’a gitti;
Nice askerle birlikte görkemli savaşlar yaptı.
O (Menteş), kardeşini Öyük'te bıraktı;
O er kişinin adı ise Hacı Bektaş idi.
(Menteş) Gitmek istedi ama o eri (Hacı Bektaş'ı) bırakmadılar;
Her bir yandan yollarını bağladılar (engel oldular).
Hem Ede Balı hem İnanç el-Gülşehri,
O "Hüma kuşu" (yüce ruhlu) Ahi Evran’ın yâri (dostu) olmuşlardı.
.............
Yunus (Emre) dahi onunla yola koyuldu;
Nice Ahileri bulup onlarla mutlu/şad olmak için.
Açıklama:
Bu metin, Anadolu’nun manevi mimarları olan Türk Bilge Erenler Ahi Evren, Hacı Bektaş, Yunus Emre, Şeyh Edebali, Gülşehri arasındaki hiyerarşiyi ve dayanışmayı göstermesi bakımından tarihsel bir belge niteliğindedir:
Menteş ve Hacı Bektaş: Metinde Hacı Bektaş-ı Veli'nin kardeşi Menteş ile olan bağına ve Sivas dolaylarındaki faaliyetlerine değiniliyor.
Ahi Evran ve Dostları: Şeyh Edebali (Osmanlı'nın manevi kurucusu) ve Gülşehri gibi isimlerin Ahi Evran ile olan yakınlığı vurgulanıyor.
Yunus Emre: Metnin sonunda Yunus Emre'nin de bu "Ahi" çevresiyle ve bu büyük zatlarla birlikte hareket ettiği, manevi bir yolculuğa çıktığı belirtiliyor.
Hüma: Metinde geçen "Hüma" ifadesi, ulaşılamayacak kadar yüksekte uçan, devlet ve saadet getirdiğine inanılan efsanevi bir kuştur; burada Ahi Evran’ın yüceliğini nitelemek için kullanılmıştır.
Bu dizeler, Anadolu Türk birliğinin sadece askeri değil, aynı zamanda tasavvufi ve Ahilik teşkilatlanması üzerinden nasıl şekillendiğini lirik bir dille anlatmaktadır.
Türkistan Ahmet Yesevi ekolünden gelen ve Anadolu’da Türk birliğini sağlayan Türk Erenleri; özünde Tanrı, doğa ve insan sevgisi olan; Türk töresi ve kültürü etrafında birlik, beraberlik, yardımlaşma ve dayanışma içerisinde, kadın-erkek eşitliğine önem veren Türklere özgü bir din anlayışını yaymışlardır.
Ahi Evran; Anadolu’da Türk Bilge Eren Hacı Bektaş Veli başta olmak üzere Karaca Ahmed, Abdal Musa Sultan, Geyikli Baba, Barak Baba, Karadonlu Can Baba, Kızıl Deli Sultan, Sarı Saltuk Sultan, Kolu Açık Hacim Sultan ve Taptuk Emre gibi birçok Anadolu ereni ile sık sık bir araya gelip "cem" etmiş; Anadolu'yu irşat etmek ve Türk birliğini sağlamak için faaliyet yürüterek Türk Ahilik Teşkilatı’na liderlik etmiştir. Hacı Bektaş'ın Ahi Evran ile irtibatı, onun da Ahilik teşkilatı mensubu olduğunu göstermektedir.
Osmanlı Devleti'nin kuruluşunda önemli roller üstlenen Osman Gazi'nin kayınpederi Şeyh Edebali, Kırşehir’de Ahi Evran'ın yanında yetişmiş bir teşkilat üyesidir. Yine kuruluş aşamasında Hacı Bektaş başta olmak üzere birçok Ahi, Türkmen babası ve gazi derviş; irşat, fetih ve gazalarda aktif rol almıştır.
Ahi Evran, kurduğu Ahilik Teşkilatı ile Türkmenlerin okuryazar olmalarını, ilim tahsil etmelerini ve meslek sahibi olmalarını sağlamıştır. Tarihi kayıtlarda Ahi Evran'ın 32 iş kolunda ocaklar kurduğu, bizzat dericilikle uğraştığı, Karaca Ahmed ile hekimlik yaptığı ve astronomi ile kimya ilimlerine vakıf olduğu sabittir.
Hacı Bektaş ise Anadolu’da kooperatif ve imece sistemini kurarak buğday yetiştiriciliğine öncülük etmiş, kıtlık ve savaş dönemlerinde halkı doyurarak Türkmenlere sığınak olmuştur.
Ahi Evran, "İşsize iş, aşsıza aş" parolasıyla aç ve muhtaçlara aşevleri, hastalara şifahaneler kurmuştur. Anadolu Selçuklu Devleti'nin dağılma sürecinde can ve mal güvenliğini tesis etmeye çalışmıştır. Bağnazlıktan uzak; kadın-erkek eşitliğine, akıl ve bilime önem veren bir bilgedir. Eşi Fatma Hatun liderliğinde Bâcıyân-ı Rûm (Anadolu Türk Kadınlar Teşkilatı) birliğini kurdurarak kadınların askeri, ilmi ve mesleki eğitim almasını sağlamıştır.
Ahi Evran’ın, Türkmenlerce "Ulu Sultan" olarak sevilen Alaeddin Keykubat'ın danışmanı olması ve sultanın oğlu II. Gıyaseddin Keyhüsrev tarafından zehirlenerek şehit edilmesi, Anadolu’da Babai Ayaklanması'na yol açmıştır. Kırşehir Malya Ovası'nda yaşanan savaşta, Selçuklu ordusundaki paralı askerlerin (Gürcü, Frenk vb.) çokluğu nedeniyle büyük bir Türkmen kırımı yaşanmıştır.
Sonraki süreçte Piri Türkistan Ahmed Yesevi ekolünden beslenen Ahi ve Bektaşiler Osmanlı'nın kuruluşunda aktif rol alsa da, bir süre sonra devlet erkanı Türklere özgü bu inanç sisteminden uzaklaşarak daha katı bir yönetim anlayışına evrilmiştir. 16. yüzyıldan itibaren saray ile halk arasında kültürel bir kopuş yaşanmıştır.
Keşke bu yerli ve özgün inanç sistemi korunup Türkmenler desteklenmeye devam edilseydi.
Fatih Mehmet Yiğit
TÜRK BİLGELİĞİ

Yorumlar
Yorum Gönder