BEKLER
Zemheri ayazı vursa da tenimize
Buz tutmuş nehirler akmayı bekler
Karanlık sığmazken artık kinimize
Toprak alttan alta bakmayı bekler
Kuşatılmış yollar, dumanlı dağlar
Gözyaşı dökse de viran olan bağlar
Zulmün çarkı döner, bir devran ağlar
Güneş sönmüş feri yakmayı bekler
Hani bir kıvılcım çakar ya sinede
Hani bir fidan direnir ya bin senede
Yürek atar ya en çıkmaz minvalde
Hayat, ölümü de yıkmayı bekler
Kelimeler dar gelir, susar da diller
Umuda uzanır o yorgun eller
Dinecek elbet bu coşkun seller
Sükût, feryadını çakmayı bekler
Kilitler pas tutsa, kapansa da kapı
Sarsılmaz temelden kutsal bu yapı
Yırtılır zulmün o kanlı kitabı
Mürekkep, gerçeği yazmayı bekler
Ne bahar terk eder ne kuşlar küser
Bir sabah tersinden rüzgârlar eser
Keskin bir ağızla hükmünü keser
Adalet, kınından çıkmayı bekler
Sessizlik sanma ki korku ya da kış
Sabırda gizlidir en derin nakış
Zirveye varınca o mağrur bakış
Zincir, halkasını koparmayı bekler
Tarih uyumaz, şahittir taşlar
Eğilmez önünde o vakur başlar
Kuruyunca bir gün dökülen yaşlar
İntikam, köz olup yakmayı bekler
Zulümler tartılır, Hakkın terazisinde
Hesaplar görülür mahşer yerinde
Zamanın o en dar, en zor gününde
Işık, karanlığı boğmayı bekler
Fatih Mehmet Yiğit
Zemheri ayazı vursa da tenimize
Buz tutmuş nehirler akmayı bekler
Karanlık sığmazken artık kinimize
Toprak alttan alta bakmayı bekler
Kuşatılmış yollar, dumanlı dağlar
Gözyaşı dökse de viran olan bağlar
Zulmün çarkı döner, bir devran ağlar
Güneş sönmüş feri yakmayı bekler
Hani bir kıvılcım çakar ya sinede
Hani bir fidan direnir ya bin senede
Yürek atar ya en çıkmaz minvalde
Hayat, ölümü de yıkmayı bekler
Kelimeler dar gelir, susar da diller
Umuda uzanır o yorgun eller
Dinecek elbet bu coşkun seller
Sükût, feryadını çakmayı bekler
Kilitler pas tutsa, kapansa da kapı
Sarsılmaz temelden kutsal bu yapı
Yırtılır zulmün o kanlı kitabı
Mürekkep, gerçeği yazmayı bekler
Ne bahar terk eder ne kuşlar küser
Bir sabah tersinden rüzgârlar eser
Keskin bir ağızla hükmünü keser
Adalet, kınından çıkmayı bekler
Sessizlik sanma ki korku ya da kış
Sabırda gizlidir en derin nakış
Zirveye varınca o mağrur bakış
Zincir, halkasını koparmayı bekler
Tarih uyumaz, şahittir taşlar
Eğilmez önünde o vakur başlar
Kuruyunca bir gün dökülen yaşlar
İntikam, köz olup yakmayı bekler
Zulümler tartılır, Hakkın terazisinde
Hesaplar görülür mahşer yerinde
Zamanın o en dar, en zor gününde
Işık, karanlığı boğmayı bekler
Fatih Mehmet Yiğit
Yorumlar
Yorum Gönder