Aynı Göğün Altında
Kavuşmak bir kıyıysa, vurduk dalga dalga,
Kavuşmak bir kıyıysa, vurduk dalga dalga,
İki ayrı ırmaktık, aynı denize sevdalı.
Yürüdük tozlu yollardan, ayaklarda dünya ağrısı,
Bir gülüşün kuytusunda, o kadim rüya saklı.
Güneşi ellerimizle bölüştük, sıcaklığı avcumuzda,
Ümidin yeşil dalları uzanırdı her sabah bize.
Şimdi rüzgâr dindi, sular çekildi sessizce geriye,
Kalbe değen o sızı, dünden kalan acı bir hediye.
Aynı göğün altında, farklı iklimlere dağıldık,
Kime gitsek sonunda, kendi yalnızlığımızda uyandık.
Biz o kadim kitabın, ayrı sayfalarında yazılan,
Tek kalple okunan, yarım kalmış aynı masaldık.
Zamanın değirmeninde öğüttük en amansız yolları,
Yürekte taşıdık binlerce söylenmemiş mahzun sözü.
Bir veda değil bu, sadece bitmek bilmeyen bekleyiş,
Toprağın yağmura, gecenin sabaha olan hasreti.
Gidilecek yollar tükendi lakin menzil hâlâ uzak,
Göğsümüzde sakladık aşkı, kurulan her türlü tuzak.
Şimdi gölgeler uzadı, puslu bir akşam çöktü şehre,
Yüzümüzde o eski demlerin yorgun, kederli izi.
Aynı göğün altında, farklı iklimlere dağıldık,
Kime gitsek sonunda, kendi yalnızlığımızda uyandık.
Biz o kadim kitabın, ayrı sayfalarında yazılan,
Tek kalple okunan, yarım kalmış aynı masaldık.
Cebimizde kırıntısı kaldı o bölüştüğümüz güneşin,
Isınmaya çalışırken üşüdüğümüz o tenha duraklar.
Kimsesiz kuşlar gibi dağıldık hayatın fırtınasında,
Bir yanımız hep eksik kaldı o büyük boşlukta.
Yine de hırçın bir dalga vursa o ıssız kıyıya,
Bil ki beyaz köpüklerde bizden bir hatıra ağlar.
Ve bir gün kalem kırılsa da bu masal bitmeyecek;
Ayrı düşen iki ırmak, o denizde mutlaka birleşecek.
Fatih Mehmet Yiğit
.png)
Yorumlar
Yorum Gönder