Türkolog, Şair, Yazar, biraz Ozan, biraz Kam (Şaman)
Bağlantıyı al
Facebook
X
Pinterest
E-posta
Diğer Uygulamalar
Oğuz- Bozok- Beğdili- Danişmendli Karacakurt Türkmenlerinin Rakka'ya sürgünü ile başlarından geçen olayları anlatan XVII.YY şairi Karacakurt Türkmeni Ozan Budala'dan şiirler:
BEĞDİLİ KARACAKURT TÜRKMENLERİNİN SÜRGÜN VE GÖÇ TÜRKÜSÜ
Seksen bin haneyle isyan edince Anadolu benim derdi Beğdili Kadıoğluyla Yusuf Paşa gelince Paylı Mamalı'yı vurdu Beğdili
Kara bayrak salak, kanlı salaca Aşiretin ucu vardı Maraş'a Yetişti imdada beğ Kurd Karaca Zorunan yollara durdu Beğdili
Gök-Türklerin menşei ile ilgili Çin yazılı kaynaklarında Türklerin Aşina ( Dişi Kurt) soyundan oldukları ile ilgili şu efsane anlatılır. Tarihin eski zamanlarında Türkler büyük bir saldırıya maruz kalır kadın,erkek, çoluk çocuk demeden tüm Türkler katledilir. Katliamdan yalnızca bir erkek çocuk kurtulur. Efsaneye göre kolları ve bacaklarından yaralanan erkek çocuğu ölmesi için bir bataklığa bırakılır. Tanrı bu çocuğa acır ve kurtulması için çocuğun yardımına dişi bir Kurt gönderir. Kurt yaralı çocuğu mağraya getirir sütü ile besler ve büyütür. Bu çocuğun soyundan Türkler türeyip ve çoğalarak saklandıkları dört yanı dağlarla çevrili Ergenekondan demir dağı eriterek yeniden tarih sahnesine çıkar ve Hun Kağanlığı gibi büyük imparatorluklar kurar. Türkler kendilerini sütü ile besleyip büyüten Aşinaya (Dişi kurt) minnettarlık duyarak Tuğ ve Bayraklarında kurtbaşını sembol olarak kullanır. Yine bu sebeble Gök-Türklerin Muhafız birliğine Börüler (Bozkurt) ismi verilmiştir. Başta Çinliler olmak üzere diğer kavimlerce Türkler Aşinanın ( Dişi kurt) çocukları olarak anılır.
Bahse konu efsanenin bir benzeri 1694te Anadoluda yaşanmıştır. Rivayet ve tarihi vesikalara göre Osmanlı Devleti kendisine tehdit olarak gördüğü ve giderek güçlenmekte olan Dulkadiroğulları/Danişmendli Türkmenlerini ağır vergilere tabi tutar ve Suriyeye sürgün etmek ister. Buna başkaldıran Türkmen beyleri isyan eder. İsyanı bastırmak üzere Türk olmayan Devşirme Yusuf paşa Anadolu Türkmenlerinin üzerine gönderilir ve binlerce Türkmen kadın, erkek, çoluk, çocuk demeden katledilir. Yakalanan Otuz Türkmen Beyi ise idam edilir. Bu sırada kocası İdam edilen (Danişmendli Türkmeni) Beydili aşiret reisinin hanımı üçüz oğlan doğurmuştur. Çocuklarının öldürüleceğinden endişe eden kadın, sürgüne gitmeden önce çocukları dağdaki bir mağaraya götürür, bırakır. Bir kaç yıl sonra Beydili aşireti sürgünden eski yurtlarına döner. Hizmetçisi kadınla birlikte çocukları bıraktığı mağaraya giden anne gördüğü manzara karşısında gözlerine inanamaz. Üç oğlu da ellerinin baş parmağını emerek sıhhatlice yaşamaktadırlar. Çocukların kimler tarafından korunup beslendiğini öğrenmek isteyen anne, bir kenara gizlenir beklemeye başlar. Gün batarken bir kurt ağzında yiyecekle gelir ve çocukları besler. Üç oğlunu alıp çadırına dönen anne, karayağız oğluna Kurt Karaca, ince uzun sırım gibi oğluna Cerid, kafası iri boynu ince oğluna Boynuince, diye isim verir. Bu katliamdan kurtulan ve sürgünden geri dönen Türkmenlere bu uç çocuğun adı boy adı olarak verilir ve bu Türkmen boyları Anadolu da Karacakurt ismi ile anılır. Bahse konu Türkmen boyu bazı Osmanlı vesikalarında Ekrad (Karaca Kürd) olarak isimlendirilse de gerçekte bahse konu Karacakurt Türkmen aşiretinin gerçek ismini yukarıda arz ettiğimiz olaydan alır.
Peki kimdir bu Karacakurtlar menşei nedir? Diye sorulacak olursa tarihi kaynaklara göre Karacakurtların kökeni Danişmendli Türkmenlerine dayanır. Danişmendli Türkmenleri ise Oğuzların Bozok kolunun Yıldızhan Beğdilli boyundandır.
Beğdilli Oğuzlarca Ulular Ulusu, Azizler Azizianlamında kullanılmaktadır. Kaşgarlı Mahmut'un «Oğuzlar'ın» listesinde 7. Oğuz boyu olarak «Beğdili/Bedilli» olarak geçer. «Reşidüddin'in» Oğuzlar listesinde, Bozoklardan, Yıldız Han neslinden (Avşar, Kızık, Karkın'da bu boydandır) gösterilmektedir. «Yazıcıoğlu'nun» Oğuzlar boyu listesinde de yine aynı Boz-Oklar'a bağlı olarak gösterilmiş büyük bir Türk boyudur.Bu boy, «Reşidüddin Oğuz-namesinde Hükümdarlar çıkaran beş boydan biri olarak da zikredilmektedir.XIV. yüzyılın ikinci yarısında yazılmış olan «İnşa» kitabında Türkmen boyları ve ailelerine ait listede yine de Beğdilliler geçmektedir. İran'daki Türk - Safevi devletinin kuruluşuna Beğdilli boyu'nun büyük bir katkısı olmuştur.
Türklerce Beğdilli boyundan Bilge, Ulu insanlar çıktığına inanılır. Bu nedenle Beğdillikavramı Oğuzlarca Ulular Ulusu, Azizler Azizi anlamında kullanılmaktadır.
Beğdilli boyunun Ongunu (Avcı kuş sembolü) Avrupa Hun Akıncılarının kullanmış olduğu Altın Kartaldır. Oğuzların Beğdilli boyu; Anadolu ya ilk olarak Anadolunun Fatihi Seyyid Battal Gazi ve onun torunu olan Danişmend Ahmet Gazi ile birlikte gelerek. Anadolunun fethinde ve Anadolunun Türk-İslam yurdu olmasında aktif rol oynamıştır.
Melik Danişmend Gazi Resulun neslidir.
Müslüman kişidir, Türklük onun aslıdır.
(Danişmend Gazi Destanından)
Beğdilli boyu boy beyi Danişmend Ahmet Gazi nedeniyle boy beyi ismi olarak Anadolu da ki Beğdilli Türkmenlerine Danişmendli Türkmenleri denmiştir. Bu sebeble Danişmendli Türkmenleri Seyyid Battal Gazinin torunu Danişmend Ahmet Gazinin öz evlatlarıdır. Gerek Battagazi Destanı (Battalname) gerekse Danişmend Ahmet Gazi Destanı ( Danişmendname) günümüze kadar ulaşmıştır. Danişmendli Türkmenleri Selçuklu sultanı Alparslanın Anadoluyu fethinde aktif olarak görev almış kimi kaynaklarda Danişmend Ahmet Gazinin Sultan Alparslanın Danışmanı olduğu ve Malazgirt zaferinde aktif rol oynadığı tarihi vesikalarda geçmektedir.
MALAZGİRT SAVAŞINDA VE ANADOLU'NUN FETHİNDE DANİŞMENDLİ KARACAKURT TÜRKMENLERİNİN ROLÜ:
Karacakurt Türkmenlerinin büyük Atası Anadolunun fatihi Seyyid Battal Gazi'nin torunu (Danişmend İbn-i Ali Taylu et Türkmanî) Danişmend Ahmed Gazi Selçuklu Sultanı Başbuğ Alparslan'ın Danışmanı olup, Malazgirt savaşına Danişmendli Türkmenlerinin boy beyi olarak boyu ile birlikte katılmıştır.Reşidüddin'in Cami'ut-tevarih adlı eserinde; Danişmend Gazinin Malazgirt Savaşına da katılarak zaferin kazanılmasında tavsiyeleriyle manevi bakımdan önemli rol oynadığı kaydedilmiştir. Kaynağa göre; Sultan Alp Arslan'ın barış teklifinin Bizans İmparatoru Romanos Diogenes tarafından reddedilmesi üzerine Artuk, Saltuk, Mengücük, Danişmend, Çavlı ve Çavuldur adlı emirleriyle yüksek bir yerden Bizans Ordugahını gözetledikten sonra savaşla ilgili olarak onların görüşlerini sormuş, bunun üzerine Danişmend: "Bu gün çarşambadır, saadetle geri dönelim.Bu gün ve yarın silahlarımızı hazırlamakla geçirelim. Elbiselerimizi temizleyip zemzemle yıkanmış kefenlerimizi hazırlayalım.Cuma günü hatiplerin minberlerde " Ya Rabbi,İslam ordularını mansur ve muzaffer eyle" diye dua ettikleri zaman samimiyetle tekbir getirip kafirlerin üzerine saldıralım; eğer şehitlik saadetine erişirsek bu ne güzel mükafat ve eğer galip ve muzaffer olursak bu ne büyük başarıdır."Dediğini ve bu veciz sözlerden sonra Sultan Alparslan ve Beğlerin Danişmend Gazinin görüşünü beğenerek geri döndükleri, savaş hazırlığı yapıldıktan sonra kararlaştırılan zaman geldiğinde tekbir getirerek düşmanın üzerine saldırarak galip geldikleri ifade edilmektedir.(Reşidüddin'in Cami'ut-tevarih sayfa:33/34) Urmanus (Romen Diyojen) denilen Rum krallarından biri, Ermeni, Gürcü, Frenk ve Rumlardan oluşan bir topluluğu bir araya getirdi. İstanbul’da büyük kilise Ayasofya’da kendi batıl zanları üzere dua etti ve 456 yılında yola çıktı.
Bu lanetli, Nasârâ’nın kâfirlerinden 400 bin kişi ve cephane yüklü 2400 arabayla Malazgirt’e geldi ve İslam ülkelerine ayakbastı. Sultan Alparslan Tebriz’de Muşta denilen bir yerdeydi ve askeri de dağınık durumdaydı. Yanında yalnızca on dört bin kişiden oluşan bir ordu bulunuyordu. Alparslan, Urmanus’un Malazgirt’e geldiğini duyunca, veziri Nizâmü’l-mülk ve oğlu Melikşah’ı ve çoluk çocuğunu Hemedan’a gönderdi. Kendisi az bir toplulukla Van’a yöneldi. Bitlis ve Ahlât arasındaki Urfa’ya gelince, askeriyle istişare etti ve şöyle dedi:
“Kâfirler çoktur, bizim onlara ansızın saldırmamız gerekir”. Bunun üzerine, ardında namaz kıldığı imam ona işaret ederek: “Yarın Cuma günüdür; Cuma vaktinde bütün İslam beldelerinde sana dua olunsun. Sen de bu vakitte savaş dedi”.
Alparslan bu tavsiyeye uydu, on dört bin kişiden oluşan bir orduyla harekete geçti ve Malazgirt’te kâfir askerlerine Cuma vaktinde ulaştı ve onlar üzerine hücum etti. Düşman askerlerini vurdular ve kılıçtan geçirdiler. Daha sonra Müslümanların bulunduğu tarafa rüzgâr esti ve üzerilerine kumlar saçtı. Bu nedenle onlar neredeyse yenileceklerdi. Bunun üzerine Sultan atından indi, namaz kıldı ve Allah Teala’ya tazarruda bulundu ve bu konudaki içtenliğini ortaya koydu. Allah rüzgârın yönünü değiştirdi, savaş düşmanın aleyhine döndü, sonra onlar kâfirlere karşı galip geldiler, onları öldürdüler ve esir ettiler, yanlarında bulunan şeyleri de aldılar. Kralları Urmanus da esir alınanlar arasındaydı. Sonra onu serbest bıraktılar ve onunla cizye verme ve büyük kaleleri Müslümanlara teslim etme karşılığında sulh yaptılar.
Sonra Sultan Danişmend Gazi, yanında Türklerden büyük bir toplulukla burada yerleşti. Kendisinden sonra oğlu Melik Gazi ve ondan sonra da oğlu Yağıbasan Gazi, Niksar, Tokat, Amasya beldeleri ve civarlarında yerleşti. Selçuklu sultanlarının babası Dav Gazi Rum’da Konya, Adana, Tarsus ve Kütahya’da oturdu, hatta tedrici olarak bu beldeleri fethettiler ve fetihleri İznik, Bursa ve onu takip eden yerlere kadar ulaştı. (Vânî Mehmed Efendi, Arâisü’l-Kur’ân syf:545-546)
Danişmend Ahmed Gazi'nin Malazgirt zaferinden sonra 20.000 den fazla askeriyle Sivas'ı fethettiği burada Danişmendli hanedanını (Selçukluya bağlı boy beyliği) kurarak daha sonra Sivas'ı üs olarak kullanarak Çavuldur, Tursan(Turasan), Karadoğan, Osmancık, İltegin ve Karategin adlı emirleriyle Amasya, Tokat, Niksar, Kayseri, Zamantı, Kırşehir, Nevşehir, Yozgat, Elbistan, Develi ve Çorum'u zaptederek Danişmendli topraklarına katmıştır. (Cami'üd-düvel sayfa:131, Zahiruddin Nişaburi,Selçukname sayfa:25,Reşidüddin'in Cami'ut-tevarih sayfa:38)
Gerek Seyyid Battal Gazi gerekse torunu Danişmend Ahmet Gazi Beğdilli oğuz boyu ile birlikte Selçukluların Anadoluyu fethinden (1071 Malazgirt zaferinden) önce Anadolu ya akınlarda bulunmuş bir çok şehri zapt ve fethetmiştir.
Dānishmend Torkmānlar için "Evlâd-ı Sultan Seyyid Gazı" şeklinde ifade edilmiştir.
______________
D.BSM nr. 197, s. 17; MAD nr. 5910, s. 32.
Fotoğraf Arşivi Ali Saim Ülgen, Seyyid Battal Gazi Külliyesi, Eskişehir
Nitekim Seyyid Battal Gazi Malatyayı fethetmiş onun torunları olan Danişmend Ahmet Gazi Sivas, Amasya, Çorum ve Tokatı fethederken diğer torunu olan Turasan ise Kayseri, Nevşehir ve Kırşehir bölgesinde fetihlerde bulunmuştur.
Şeyh Turasan Velinin Türbesi ve tekkesi Kayserinin İncesu ilçesinde yüksekçe bir tepenin üzerindedir. Bahse konu türbede Anadolunun ilk akıncılarından şehit olan birçok Beğdilli Türkmen savaşçının kabri bulunmaktadır. Yine Kayseride Seyyid Battal Gazinin Kayseriyi muhasarası sırasında kullanmış olduğu Battal Mescidi avlusunda da bir çok Türkmen Alperene ait Şehit kabristanı bulunmaktadır. Bu açıdan her iki yerde Anadolunun ilk şehitliklerindendir.
Büyük Selçuklu Sultanı Alparslanın 1071de Anadoluyu fethetmesi ile birlikte. Büyük Selçuklu İmparatorluğu bünyesinde faaliyet gösteren Danişmendli Türkmenleri Büyük Selçuklu Devletinin dağılması ile birlikte Danişmend Oğulları Beyliği olarak faaliyet göstermiştir.
DANİŞMENDLİLER BEYLİĞİ
Danişmend'in kelime anlamı Farsçada "bilgili adam"olup, İbnü'l-Esîr gerçek adı Taylu olan gazinin Türklere muallimlik yaptığı için danişmend unvanı alıp melikliğe dek yükseltildiğini bildirmiştir. Dönemin kaynaklarında tam adı "Melik-i Muazzam Danişmend Ahmed Gazi b. Ali et-Türkmani"şeklinde zikredilmektedir.
Danişmendli Beyliği, 1080–1178 yılları arasında Sivas merkez olmak üzere Çorum, Tokat, Niksar, Amasya, Malatya, Kayseri , Kırşehir şehirleri civarında kurulmuş bir Anadolu beyliğidir. II. Kılıçarslan tarafından yıkılmıştır. Anadolu Selçuklu Devleti'ne katılan ilk Türk beyliğidir.
Kaynaklarda adı Melik-i Muazzam Dnişmend Ahmed Gazi b. Ali et-Türkmani şeklinde geçen Danişmend Ahmed Gazi, Sultan Alparslan'ın 1064 yılında çıktığı Kafkasya seferi sırasında orduya katılmış ve bu tarihten itibaren Alparslan'ın hizmetine girmiştir. Malazgirt Savaşı'na da katılan Danişmend Gazi, zaferin kazanılmasında önemli rol oynadı. 1080 yılında Bizanslılardan Sivas'ı aldı ve Danişmentli Hanedanını kurdu.Sivası bir üs olarak kullanan Danişmend Gâzi; Çavuldur, Tursan, Kara Doğan, Osmancık, Iltekin ve Karatekin adlı emirleriyle Amasya, Tokat, Niksar, Kırşehir Kayseri, Zamantı, Develi ve Çorumu fethederek, beyliğine kattı. I. Haçlı seferi'nde başkenti İznik'i kaybederek Anadolu içlerine çekilen I. Kılıçarslan'ın yardımına koştu. I. Kılıçarslan'a Haçlılarla yaptığı Eskişehir Savaşı'nda destek sağladı. Haçlılar bu savaşı kazanarak Anadolu içlerine ilerlemeye devam ettiler. Ancak Danişmendlilerin ve Anadolu'daki diğer Türk birliklerinin saldırıları sonucu Haçlı orduları kuvvetlerinin büyük bir bölümünü kaybettiler.Danişmentliler 1100 yılında Bizans Devletinden bağımsız olan hüküm süren Malatya'yı kuşattılar. Antakya'yı ele geçirerek Antakya Prensliği'ni kurmuş olan Haçlı hükümdarı Tarantolu Boemondo Malatya'nın yardımına koştu. Ancak yenilerek Danişmentlilerin eline tutsak düştü. Malatya 1103 yılında Danişmentlilerin eline geçti. Danişment Gazi, elinde esir bulunan Boemondoyu iki yüz altmış bin dinar karşılığı serbest bıraktı. Ancak bu hareketi, I. Kılıçarslanla arasını açtı. Maraş civârında yapılan savaşta yenilen Danişment Gazi, 1104 yılında vefat etti. Beyliğin başına oğlu Melik Gazi geçti.
1074-1178 yılları arasında önce Malatya, 1095'ten sonra da Niksar merkez olmak üzere Çorum, Tokat, Niksar, Amasya, Malatya, Kayseri, Kırşehir şehirleri civarında kurulmuş bu Anadolu beyliğini yöneten beyler hükümdar oldukları yıllar itibarıyla şu şekildedir:Danişmend Gazi (1074-1084)Gümüştekin Gazi bin Danişmend (1084-1104)Emir Gazi bin Gümüştekin (1104-1134)Melik Muhammed bin Gazi (1134-1142)Melik Nizameddin Yağıbasan bin Gazi (1142-1164)Melik Şemseddin İsmail (1164-1171)Melik İmadeddin Zünnun (1171-1174/1178)[1]
Malatya'da beylik sürenler:Melik Aynüddevle bin Gazi (1135-1152)Melik Alaüddin Zülkarneyn (1152-1162)Melik Nasırüddin Mehmed (1162-1170)Melik Fahrüddin Kasım (1170-1171)Melik Efridûn (1171-1175) [2]
Danişmendli mimari eserleri şunlardır:Kayseri Ulu CamiiNiksar Ulu CamiiKayseri Gülük Camii ve medreseleriAmasya Halifet Gazi TürbesiNiksar Melik Gazi türbesiTokat Yağıbasan Medresesi (Çukur Medrese)Niksar Yağıbasan Medresesi Kırşehir (Cacabey camii olarak bilinen) Gök Bilimleri Medresesi
Anadolu Selçuklu Devletinin dağılmasından sonra Danişmendli Türkmenleri Dulkadiroğulları Beyliği olarak faaliyet göstermiştir.
DULKADİROĞULLARI BEYLİĞİ
Dulkadiroğulları Devleti (Beyliği), II. Dönem Anadolu Beylikleri'den biridir. 1298-1522 yılları arasında Anadolu'nun güneyinde, Elbistan merkez olmak üzere kurulmuşlardır. Bir Türkmen Devletidir. Dulkadiroğulları Oğuzlar'ın Bozok kolundandır.İlk reisi Zeyneddin Karaca Bey'dir.Osmanlı İmparatorluğu ve Memlükler arasında mücadelelere neden olan devlet, Turnadağ Muharebesi'yle (1515) yıkılarak Osmanlı İmparatorluğu'na bağlandı.Osmanlı sarayına çeşitli dönemlerde toplam beş adet gelin göndermiş olan Dulkadirli hanedanı böylece Osmanlı hanedanıyla akraba olmuştur. Yıldırım Beyazıd'ın eşi, Çelebi Mehmed'in eşi, II.Murat'ın annesi ve eşi, Fatih'in annesi, Fatih'in babaannesi ve Yavuz Sultan Selim'in annesi Dulkadir Sultanlarının kızlarıdır. Dulkadiroğlu Devleti Osmanlı Devleti'ne bağlandıktan sonra Dulkadiroğlu Hanedanının şehzadeleri Osmanlı Devleti içinde Beylerbeyi, Sancakbeyi, Tımarlı Sipahi Alaybeyleri olarak önemli görevlerde bulunmuşlardır.
Sultan Alaüddevle Bozkurt Han'ın oğlu Şehzade Şahruh Mehmed Bey'in torunu olan Şehzade Davut Bey 1580 yılında Kayseri Sancak Beyi olmuş 1610 yılına kadar bu görevde bulunmuştur. Davut Bey'in devlet görevi bittiğinde kendisine Has olarak Kayseri'nin 357 köyünü kapsayan, Tomarza, Bünyan, Develi, Sarız, Pınarbaşı, Akkışla ilçelerini de kapsayan Zamantı Bölgesi verilmiştir. Davut Bey'in Tımarlı Sipahi Alaybeyi olan oğulları bölgeyi Gülveren Köyü'nden yönetmişlerdir. Babadan oğula Osmanlı sarayından tasdikle devam eden bu görev Sultan Abdülmecîd Hanın 19 Ocak 1841 fermanı ile kalan son tımarlı sipahileri tımarlarına ölene kadar sahip olmak şartıyla emekliye sevk etmesi ile Büyük Selçuklu döneminden beri Anadolu ve Ön Asya Türklüğünün idari ve askeri aristokrasisi ve bürokrasisini oluşturan tımarlı sipahi sınıfı resmen sona erdi. Bu bağlamda Gülveren'den bölgeyi yöneten Dulkadiroğlu Mehmed Sipahi Bey'in 1899 yılındaki vefatına kadar bu görev sürmüş oldu. Bu tarihten sonra Asakiri Nimazı Şahane adı ile oluşturulan yeni bir askeri sistemde Dulkadiroğlu hanedanı mensupları askeri görevlerini bu çatı altında sürdürerek yönetimde oldular. Dulkadiroğlu Hanedanı mensuplarının Tımarlı Sipahi Alaybeyleri bölgede Alaybeyler Sipahiler olarak bilinmekle birçok mühim işlere imza atmışlardır. Bu hanedan Gülveren başta olmak üzere, Harsa, Bel ve Alaybeyli köylerinde yaşamlarını sürdürmüşlerdir. Soyları günümüzde de sürmektedir. Kırşehir,Kayseri,Malatya gibi illerde de bu hanedana bağlı aileler varlıklarını devam ettirmektedir.
Dulkadiroğulları Beyleri- Hüküm Süresi
Zeyneddin Karaca Bey 1339-1353 Beyliğin kurucusu
.Garseddin Halil Bey 1353-1386
Şaban Süli Bey (Sevli Bey) 1386-1398
Sadaka Bey 1398-1399
Nâsıreddin Muhammed Bey 1399-1442
Dulkadiroğlu Süleyman Bey 1442-1454
Melik Arslan Bey 1454-1465
Şah Budak Bey 1465-1467
Şehsüvar Bey 1467-1472
Şah Budak Bey 1472-1480
Alaüddevle Bozkurt Bey 1480-1515
Şehsüvaroğlu Ali Bey 1515-1521Osmanlı beylerbeyi olarak hüküm sürdü.
Danişmendli Türkmenlerinin Anadoluda aşırı derecede güçlenmesi ve Osmanlı bürokrasisinde söz sahibi olma çabası Osmanlı Dönme ve Devşirme paşalarının gözlerini korkutmuştur. Osmanlı Devleti, Dulkadir Beyliğinin reisi Ali Beyi 1522 yılında ortadan kaldırdıktan sonra başsız kalan Türkmenler (Oğuz), bir süre Orta Anadolu'da obalar halinde yaşadılar. 1696'da ikinci kez Rakka'ya sürgün edilen Türkmenler, şimdiki Suriye çöllerinin sıcağına ve Arap Bedevi yağmacılarının saldırılarına dayanamayıp Anadolu'ya geri döndüler. Rakka beylerbeyi Ahmed Paşa Türkmenlerle baş edemeyince görevinden alındı ve Bozok-Çorum Sancak beyliğine atandı. Rakka valiliğine "Başkomutan"payesi verilen Anadolu müfettişi Devşirme Yusuf Paşa tayin edildi.Yusuf Paşa büyük bir askerî birlikle yerlerini terk eden Türkmenleri Rakka'ya geri göndermek için harekete geçti. Yusuf Paşa Kadıoğlu namıyla bilinen Kürtlerden Bektaş Beyin oğlunu Türkmenlere gönderip "Rakka'ya iskân giderlerse ne âla, gitmezlerse padişahtan gelen ferman gereği hepsinin kılıçtan geçirileceğini"bildirdi...
.Muslu Beyden Firuz Beye bir selâm
Yahşiyle yamanı seçelim demiş
Düşmanı tutalım verelim ele
Gelin biz bu candan geçelim demiş
Bu kanı çöllere saçalım demiş...
Rakka'ya iskân edilmeyi reddeden Beğdililer, düzenli Osmanlı ordusunun üzerlerine geldiğini görünce isyan ettiler. Yusuf Paşanın kuvvetleriyle savaştılar. Beğdililere destek veren Mamalı aşireti reisi Deveci Ali ile Paylı namıyla bilinen Rişvanlı Halil Beyin arasına nifak sokan Yusuf Paşa, Paylı Halil Beye Mamalı aşiret reisi Deveci Ali'yi tuzağa düşürtüp öldürttü. İç çekişmelerle zayıf düşen Beğdili aşireti Yusuf Paşaya yenildi. Bu dönemde Beğdili içindeki obaların başında şu beyler bulunuyordu: Şahin Bey, Kurd Karaca Bey, Kenan Bey, Halil Bey, Bekir Bey ve Mehmet Ali Bey. İsyanın elebaşıları olduğu bildirilen otuz Türkmen Beyi idam edildi. Türkmen beyleri kılıçtan geçirilmiştir. Bu sırada kocası öldürülen Beydili aşiret reisinin hanımı üçüz oğlan doğurmuştur. Çocuklarının öldürüleceğinden endişe eden kadın, sürgüne gitmeden önce çocukları dağdaki bir mağaraya götürür, bırakır. Bir kaç yıl sonra Beydili aşireti sürgünden eski yurtlarına döner. Hizmetçisi kadınla birlikte çocukları bıraktığı mağaraya giden anne gördüğü manzara karşısında gözlerine inanamaz. Üç oğlu da ellerinin baş parmağını emerek sıhhatlice yaşamaktadırlar. Çocukların kimler tarafından korunup beslendiğini öğrenmek isteyen anne, bir kenara gizlenir beklemeye başlar. Gün batarken bir kurt ağzında yiyecekle gelir ve çocukları besler. Üç oğlunu alıp çadırına dönen anne, karayağız oğluna Kurt Karaca, ince uzun sırım gibi oğluna Cerid, kafası iri boynu ince oğluna Boynuince, diye isim verir. Daha sonra Türkmen obaları içinde bu üç kardeşin obaları "Karaca Kurt""Cerid"ve "Boynuinceli"olarak anılır. İdam edilenler arasında Beğdili aşiret reisi Şahin Bey, Karacayurt aşiret reisi Kenan Bey ve oğlu Kurd Karaca Beyin olduğunu Aşık Süleyman şu mısralarda dile getirir:
Yusuf Paşa tuğlu fermanlı vezir
Saf tutmuş ordusu emrine hazır
Bağlandı derbentler bulundu kusur
Uyan Şahin Beyim dön bak ardına
Hoyrat girdi aslanların yurduna
Duman almış şu görünen dağları
Zalim kırmış goncaları gülleri
İpe gitti obaların beyleri
Uyan Şahin Beyim dön bak ardına
Hoyrat girdi aslanların yurduna
Hilebaz feleğin bize mi kastı
Aslana sığar mı tilkinin postu
Aşiret direği kötü gün dostu
Uyan Şahin Beyim dön bak ardına
Hoyrat girdi aslanların yurduna
Rakka'da Colab'a döküldük yola
Kesilen kelleler gelmiyor dile
Suçumuz ne idi sürüldük çöle
Uyan Şahin Beyim dön bak ardına
Hoyrat girdi aslanların yurduna
Süleyman'ım ne olacak halimiz
Urumeli bekler oldu yolumuz
Kırıldı belimiz Kenan Beyimiz
Uyan Şahin Beyim dön bak ardına
Hoyrat girdi aslanların yurduna
Bazı Türkmen beylerini yanına çeken Devşirme Yusuf Paşa, Beğdilileri önüne katarak mal, yiyecek ve davarlarıyia birlikte tekrar Rakka'ya sürgün eyledi. Aşağıdaki şiirde de görüleceği gibi, Türkmenler, o bölgede yaşayan Taylı ve Urban Araplarından çok çekmişlerdir. XVII. yüzyılda Türkmen aşiretleri arasında yaşayan Ozan Budala bu olaya şu destanı söylemiştir:
Seksen bin haneyle isyan edince
Anadolu benim derdi Beğdili
Kadıoğluyla Yusuf Paşa gelince
Paylı Mamalı'yı vurdu Beğdili
Kara bayrak salak kanlı salaca
Aşiretin ucu vardı Maraş'a
Yetişti imdada beğ Kurd Karaca
Zorunan yollara durdu Beğdili
Davullar döğündü çekildi sancak
Koç yiğit atma bağlandı ponçak
Deveci Ali öldü kırıldı kolçak
Eylenip Colap'ta kaldı Beğdili
Karacayurt Beğdilinin obası
Mürsel Beyim, Kenan Beyin dedesi
Topal Yusuf Paşa Haktan bulası
Suçumuz ne diye sordu Beğdili
Ali Beyim on batman gürz atardı
Kurd Karaca bir orduya yeterdi
Cerid Bekir al kanlara katardı
Nice alayları yardı Beğdili
Suluca Karahöyük belli yurtları
Aldı beni Beğdili'nin dertleri
Çöle düştü Beğdili'nin kurtları
Rakka çölünün kurdu Beğdili
Taylı uğrun uğrun çaldı kalemi
Urbanoğlu Yusuf Paşa gulamı
Beğdili'nin namı tuttu alemi
Göçünen Rakka'ya vardı Beğdili
Budala'm der ne olacak halimiz
Arayerde telef oldu elimiz
Bundan sonra Rakka'dır yolumuz
Rakka'ya sürgün oldu Beğdili
Karacayurt (Karacakurt) aşireti iskân edildiği yerlerden kaçarak eski yurtlarına gelmişler ve gönderilen yerlerde yerleşmek istememişlerdir. Bunun üzerine, Boy Beyleriyle oymak Kethüdalarına bir emir gönderilmiştir.Kırşehir Sancağındaki Köçekli ve Silsipür Ceridi ile diğer aşiretlerin içinde saklananların tespit edilip geldikleri yerlere geri gönderilmek için Şehsuvarzade Mustafa Bey görevlendirilmişti. Ozan Kul Sadun, Rakka'daki aşiretlerin durumunu, Anadolu'ya kaçıp gelenlerden şöyle sormaktadır:
Rakka çöllerinden gelen gaziler
Acep Karacayurt geri döndü mü
Yenile bir haber duydum oradan
Cerid Bekir öldü derler öldü mü
Cerid Bekir öldüyse kırıldı kilit
Çöktü üstümüze bir kara bulut
Köçekli Kerim'le Bayındır Halit
Kolu bağlı cellatlara durdu mu
Kul Sadun'um bize çok oldu cefa
Hükmümüz geçerdi şu kaftan kafa
Ulaşlı'nın oğlu Hacı Mustafa
Alayları bölük bölük böldü mü
Rakka'ya iskan edilen Beğdili'ye tabi bir çok obalar arasında, Karacayurt, Cerid, Köçekli ve Mamak'lar da vardı. Bunlar Güneyden Taylı ve Urban Arap aşiretlerinin baskınlarına maruz kalıyorlardı. Bunlara yardım maksadıyla yeni Türkmen cemaat ve oymakları bu bölgeye yerleştirilmiştir. Bu hususta 1691 yılında Adana ve Rakka Beylerbeyine, Azez Sancağı Mutasarrıfı Polad'a. Sis (Kozan) Sancak Beyi Halil Bey ve Yeni-il ile Haleb Türkmenleri Kadılarına birer ferman gönderilmiştir.Rakka'dan Anadolu'ya geri kaçan ve perakende olan Türkmen oymakları bu dönüş sırasında birbirlerinden ayrılarak bağımsız birer obaya dönüşmüşlerdir. Kırşehir'deki obalar içinde Kurd Karaca Beye bağlı Karacayurt, Mamak, Cerid, Boynuinceli, Kurutlu ve Köçekli obaları ilk akla gelenlerdir. Ozan Budala, Rakka'ya iskân edilen obaları ve başlarındaki beyleri şu mısralarla dile getirmektedir:
Akça kuğum göçtü mola çöllere
Kıranlar mı girdi bizim ellere
Bir fitneden düştük tozlu yollara
Ara yerde telef oldu mal kuğu
Şu Dinek Dağı'nın baharı yazı
Ötüşür çığrışır Seyfe'nin kazı
Ne yaman ağlattı Edna Bey bizi
Firuz Beyim nerde kaldı duy kuğu
Badilli de katil kuvvet bezince
Osmanlı da fermanını yazınca
Yusuf Paşa suçsuzları ezince
Bu dertlere dayanamam ben kuğu
Şahin Beyim kimler konsun yurduna
Hayıf oldu Kurd Karaca merdine
Hiç bakmasın şu Mamalı ardına
Meşveretle yad ellere kon kuğu
Seksen bin haneden vebal alındı
Sürüldü aşiret iskan olundu
Köçekli beyleri suçlu bilindi
Cerit eli perakende can kuğu
Kadıoğluyla Yusuf Paşa geldiler
Karı-kızı çoluk çocuk kırdılar
Badili'yi Irakka'ya sürdüler
Mesken tutup Irakka'da kal kuğu
Budala'm derdini kime söylüyor
Aşiretler hep yas tutup ağlıyor
Zalim düşman seviniyor gülüyor
Hiç bu derde dayanılmaz can kuğu
Yukarıda da belirttiğimiz gibi, Rakka bölgesindeki köyleri harap eden yağmacı Tay ve Urban Araplarına karşı Anadolu'daki Beğdili obalarını Belih ırmağının Harran altındaki Akça-Kale'den Rakka'ya kadar uzanan bölgeye yerleştiren Osmanlı, 1691'de Beğdili ile diğer bir çok oymakları da Urfa'nın doğusundaki Colab ırmağı kıyıları ile Harran, Boz-âbad ve Urfa'nın diğer bölgelerine yerleştirdi. Böylece kendisine boyun eğmeyen bu Türkmenlerden kurtulmuş oldu.Beğdili obalarından başka, Musaçalu, Cerid, Avşar, Köçekli ve Karacayurt Türkmen oymakları da bunlar arasındaydı. Devlet, sert ve ciddi tedbirler almasına rağmen, bütün bu oymaklar aynı yıl içerisinde Anadolu'ya geri kaçtılar. Çünkü bu bölgeler, Türk oymaklarının yerleşebileceği Anadolu'daki serin yaylaların coğrafi yapısında bir yer değildi. Toprağı verimsiz kuru ve susuz olduğu gibi, kavurucu çöl sıcaklarının hüküm sürdüğü bir yerdi. Rakka bölgesi Arap kabileleriyle Türkmenler arasında geçen savaş türküleriyle dolu olduğu gibi, Türkmen oymaklarının adeta bir sürgün yeriydi. Sürgüne kızan bazı oymaklar çöl iklimine dayanamayıp İran (Acem) bölgesine geçmiş, fakat bir müddet sonra devamlı özlemini çektikleri Anadolu'ya ayrı ayrı koldan geri dönüp yerleşmişlerdir. Elimizdeki bir cönkte, Süleyman adlı ozan, İran'a giden oymakların başında Firuz ve Mehmet Beylerin olduğunu şu mısralarla anlatmaktadır:
Padişahtan ferman geldi nidelim
Göç çekelim Irakka'ya gidelim
Yaylam seni kime emanet edelim
Firuz Beğ Acem'e gitti durnalar
Seherde avazın bağrımı deler
Durnamın kanadı kırılmış kanar
Kaldırmış başını gurbete konar
Firuz Beğ Acem'e gitti durnalar
Başımıza geldi böyle felaket
Çekilen acıyı neylesin devlet
Yurdumu beklesin oğlum Muhammed
Firuz Beğ Acem'e göçtü durnalar
Yozulmuş aşiret çekilir gider
Zalha kadın giymiş gam ile keder
Kurd Karaca öldü kırıldı kemer
Firuz Beğ Aceme göçtü durnalar
Çağrışı çağrışı yayladan ininİnin
Aynoloza bir semah dönün
Beğden izin geldi koruya konun
Firuz Beğ Acem'e gitti durnalar
Benden selam söylen Keskin eline
Güzel Kırşehir'e Malya Çölüne
Kırlangıç eteği Seyfe Gölüne
Firuz Beğ Acem'e göçtü durnalar
Bizi böyle eden muraz almasın
Çıkarsın alları kara bağlasın
Süleyman derdini kime söylesin
Firuz Beğ Acem'e göçtü durnalar
Bu sürgünde en büyük ızdırabı Beğdili ve ona bağlı oymaklar çekmiştir. Bu olaya dair acı hatıralar, Kırşehir başta olmak üzere Keskin yöresinde halâ yaşatılmaktadır. Aşağıdaki türkü de bunun acı bir kanıtıdır.
Toplandık aşiret geldik Colab'a
Başımızda esen boran değil mi
Şahin Bey, Karaca konduk yan yana
Hacı Ali'nin yurdu Seyhan değil mi
Urumdan öteye yığnak düzüldü
Aşiretler isim isim yazıldı
Koca Berk Ağanın bendi bozuldu
Cerit önü tozlu duman değil mi
Kurd Karaca Ulaşlı'nın beyine
O da kondu Şahin Beyin sağına
Firkat girdi Ağca-Kale dağına
Yuzuf Paşa cana kıyan değil mi
Misis'den göçünce Irakka yolu
Anavarza üstü Bayındır eli
Perişan düştü de koca Beğdili
İstanbul belimiz kıran değil mi
Süleyman'ım haymaların kurulsun
Çekilsin sancaklar aşret derilsin
Gündeşlioğlu destan olsun çığrılsın
Aslanların yurdu ören değil mi... Beğdili boyu; günümüzde; Gaziantep, Adana, Karaman, Aksaray, Kırşehir, Urfa, Diyarbakır, Sivas, Kırşehir, Konya, Beyşehir, K.Maraş, Niğde, Kayseri, Çankırı, Afyonkarahisar, Eskişehir, Ankara,Tokat, Amasya,Çorum başta olmak üzere bir çok ilimizde bulunmaktadır.
(Danişmendli Karacakurt Türkmenlerinin mensubu olduğu) Oğuz-Bozok-Beydilli Türkmenlerinin Anadoludan Rakkaya Sürgünü “Cenuptaki Türkmen Oymakları” adlı eserde Türkmen ileri gelenleri tarafından şöyle aktarılır:
"Biz Türkmenler 84.000 ev olarak Colap'a yer- leştirilmişiz. Padişah obalarımızın yiğitlerini, yesir ve davarlarından birer sürüsünü alarak bizi zorla yerleştirdikten sonra, yesir ve davarlarımızı geri vermiş. Biz yesir ve davarları alır almaz Colap'ı terkederek Rakka'dan yine geldiğimiz yerlere kaçmak istemişiz. Eski yurdumuz Anadolu'dur."
Burada Kara Hasan Efendi söze karıştı: "Hatta yerleştirme başkanı Firuz Bey, bu fena yerlerde yaşayamıyacağımızı anlayarak otuz bin ev ile Aceme gitmiş ve biz buralarda ellibin ev ile kalmışız. Şimdi bu ellibin ev Rakka'dan Antakya'ya kadar dağınık bir haldedir." Bu arada Halil Ağa devamla: - "Doğru; tam ellibin ev ile buralarda yerleşmiş ve kalmışız; aşiretlerimizden Beydili en büyük sıkıntıyı çekmiş. ” (Ali Rıza Yalman, Cenupta Türkmen Oymakları I.Cild, Anadolu Tetkikleri, MEB Basımevi 1977 Sayfa:48-49
Barak bölgesindeki Beydili aşiretinin seksen bin çadırla Horasan'dan yola çıkışını, iskân edilişlerini, üzerlerine Yusuf Paşa'nın gönderildiğini yöre âşıklarından Daşbaşoğlu şöyle
dile getirmektedir:
Seksen bin hana da iskan olundu,
Nice kara günler gördü Beydili,
Yusuf Paşa üstümüze varanda,
Göç ilen düşmana vardı Beydili.
İmdada gelmiyor Çarkevi Irak,
Kara günlerde koç yiğit gerek
Koç erlik erledi Bayındır Barak
Tay'ı Muveli'yi sürdü Beydili.
Sürgüne gönderilen Beğdilli Türkmenlerinin sayısı 84.000 civarında olup bunların 4000'i Abdaldır. (Türkü söyleyen Ozan, Halk Aşığı)
(Barak İskân Şiirlerinde ve Türkülerinde Osmanlıya Başkaldırı, Dç.Dr. Behiye KÖKSEL,Gaziantep Üniversitesi, 2019, Ayıntab Araştırmaları Dergisi, 2(1), 77-88,)
Osmanlı daha sonraki tarihlerde Rakka'daki Türkmenleri cezalandırmak için Abbas Paşa'yı görevlendirmiştir. Abbas Paşa'nın İskenderun'dan karaya çıkıp bölgeye gelişini Büyük Avşar Ozanı Dadaloğlu şu deyişi ile anlatır:
"İskeleden kalktı ol Abbas Paşa, Kızılı, boranlı dağ var önünde, Elbeyli beylerin at başı çekmez, Çevrilip konacak yer var önünde.
İleride Osman Bey, zorbalar başı, Aşireti var, çıplak eder savaşı, Keser kelleler, basar üleşi, Kartallar dönecek yer var önünde,
Küçük Ali Oğlu da, haykırır kakar, Düşmanı görünce, belini büker, Çimbulat kılıçla demir bent söker, Omuzu kalkanlı er var önünde.
DADALOĞLU der; ordan geçerse, Elbeyli Türk'ünden yolun açarsa, Akan kanlı Murat köpük saçarsa, Seyit Battal gibi er var önünde.’’
(Bu şiirdeki bir başka hususta Seyyid Battal Gazi'nin Bozok/Begdili+Avşar/Danişmendli Bozulus Türkmenlerinin büyük Atası olduğunun ifade edilmesidir.)
Aşağıdan iskan evi gelince Sararıp da gül benzimiz solunca Malım mülküm seyfi gözlüm kalınca Kaypak Osmanlılar size aman mı?
Aşağıdan iskan evi geliyor Bezirganlar koç yiğide gülüyor Kitabın dediği günler oluyor Yoksa devir döndü ahir zaman mı?
Aşağıda akça çağın ötünce Katar başı mayaların sökünce Şahtan ferman Türkmen ile göçünce Daha da hey Osmanlı'ya aman mı? .... Avşarlara oyun edip sürdüler Döneklere rütbe geldi duydun mu Türkmenleri top- tüfek kırdılar Ermeni'den casus oldu duydun mu
Boş kaldı yaylalar sürüsüz dağlar Yıkıldı obalar analar ağlar Bozoklu denilen yerdeki beyler Göçmenleri soyuyormuş duydun mu
Cerit avşar birleşip de göçelim Seyfe gölün soğuk suyun içelim Kalmış ise dost ve yaren seçelim Her bir taraf düşman olmuş duydun mu
Aşa aşa Çiçekdağı yol ettim Kırşehir'geçip vadiye girdim Yeşiller içinde bir belde gördüm Muhaciri seviyorlar duydun mu
Dadaloğlu der ki dağıldık bittik Gurbet ellerinde perişan olduk Atları- sürüyü söyleyin nittik Bomboş geldik şu Kaman'a duydun mu
Dadaloğlu
Okuttuğun tutmaz oldu alimler
Kalmadı adalet arttı zulümler
Terlemeden mal kazanan zalimler
Can verirken soluması zor imiş
Kulak verdim dört köşeyi dinledim
Meğer gıybetimi eden çoğ imiş
Çok yaşayıp mihnet ile ölmeden
Az yaşayıp dem sürmesi yeğ imiş
Ulu Türk Ozan Dadaloğlu
Yine Beğdili Türkmen ozanlardan Dedemoğlu sürgün günlerini anlatır:
‘’Çıktık Horasan’dan sökün eyledik Düşürdüler bizi tozlu yollara Omuzlarda parlıyor uzun şelveler Aşırdılar bizi karlı dağlara
Bölük bölük oldu yüklendi göçler Atlaydı yaşlılar yayaydı gençler Başımıza geldi olmadı işler Düşürdüler bizi görülmedik ellere
Gehi konduk gehi göçtük yollardan Bilip bilmediğim yaban ellerden Kerbelâ çölünden ıssız dağlardan Bizden sonra bir ad kalsın dillere
Oradan geçirdi sürdü Colab’a Seksen dört bin hane gelmez hesaba Deve koyun insan çoktur kalaba Susuz hayvan inileşir çöllerde
DEDEMOĞLU der ki aşkın bağından Aşırdılar bizi Yozgat dağından Anadolu Sivas şehri sağından Göçtüğümüz destan olsun dillere.’’
CERİT BOZLAĞI
Cerid Rakka'dan sökün edince Açılsın Urum'a yolu Cerid'in Silsüpüroğlu Fettah Beyim ölünce Kırıldı kanadı kolu Cerid'in
Toplansın aşiret birlik olalım Biz bir zaman Elbeyli'de kalalım Konuşalım bir karara varalım Bozulmadan gitsin eli Cerid'in
Yüz atlımız daim ileri gitsin Sağına soluna çok dikkat etsin Pılışka vermeden menzile yetsin Ziyarette aşsın yolu Cerid'in
Çekin göçü de Uruma dönün Birecik altından Fırata inin Azgındır suları keleğe binin Bozaklıda akar seli Cerid'in
Sineği çok Nizip ovasına varmayın Pusu vardır Şar dağına girmeyin Urbanoğlu kız istiyor vermeyin Koklatman yadlara gülü Cerid'in
Koç dağına çıktığımız duyarlar Her tarafa çaşıt pusu kurarlar Mürseloğlu seni neye sayarlar O zaten ezelden kulu Cerid'in
Barak Aşireti : Akçakent Ödemişli ve Taburoğlu Köyü kurucuları
Kanglı Aşireti : Akpınar’da ‘’Kanlı’’ soyadı alanlar , Mucur ve Boztepe , Çiçekdağ ve Kaman’da ‘’Kangal’’ soyadı alanlar
Kara-Musalı Aşireti : Kaman İlçesi ve merkez’de ‘’Karamusalı’’ sülalesi
Sarıcalar Aşireti : Çiçekdağ ve Akpınar, Kırşehir ALişar Köyü’ndeki ‘Sarıcalar’’ sülalesi ile Çayağzı Kasabasın’da ‘’Sarıca’’ soyadına sahip olanlar
Üçbeğli Aşireti : Akpınar’da aynı isimli sülale , Gedere, yılanlıca , izzettinli sekizli , adlı yerleşim yerlerinin kurucuları
Sofrazlı Aşireti : Akpınar- Sofrazlı Köyü kurucuları
Budak Aşireti : Mucur-Budak Köyü sakinler ile ‘’Budak’’ ile Karabudak soyadına sahip kişiler (Karıncalı, Kargın , Yenice ve Toklumen, Çayağzı, Özbağ ve Tatarilyas)
Çepişti Aşireti : Cebişler ve Cebişli Köyü kurucuları
Bağlı Aşiretleri : Çiçekdağ Kalevci, Vanoğlu, Acı, Alan , Konurkale , Harmanpınar , Bozlu, Çökelek köyünde bulunurlar.
Solak Aşireti : Solakuşağı köyü kurucuları ile ‘’Çelik’’ soyadı alan kişileri.Mucur merkez’de ‘’Solakoğulları’’ sülalesi ile Sıddıklı Köylerinde ‘’Solak’’ soyadına sahip olanlar.
Ahçı Közi Aşireti : Ulupınar Kasabası’nda ‘’ Aşçı’’ sülale adı
Mahmatlı Aşireti: Çiçekdağ ve Mahmatlı Köyü’nde bulunan sülale
Hamid Aşireti : Kaman-Hamit Kasabası Kurucuları
Kara Hasanlı Aşireti : Çiçekdağ Karahasanlı Köyü Kurucuları
Türgiş Aşireti : Çiçekda ve Dulkadirli Yarım Kale’de ‘’Türkeşoğulları’’ sülalesi
Tanrıverdi ve Allahverdi Sülalesi : Kaman Hamit Köyü ile Çiçekdağ’da aynı soyada sahip kimseler
Dokuz Aşireti : Savcılı Dokuzlu köy kurucuları
Dokuz Döğenli Aşireti : Mucur İlçesi Solaklar mahallesinde ‘’ Dokuzlar’’ adlı sülale ismini alan oymak
İnançoğulları aşireti : İnaç Köyğ Kurucuları
Alagözlü Aşireti : Kaman Hamitli Kasabasında ‘’Alagöz’’ soyadı alan kişiler
Diğin Aşireti : Sevdiğin Köyü kurucuları , Sıddıklı kumarkaç ve Kumardiğin köyü kurucuları
‘’Avşar, Afşar’’ soyadına sahip olanlar bu boya mensup olmakla birlikte bu boya bağlı aşiretler şunlardır.
Köşker Aşireti : Akpınar ve Boztepe’de ‘’Köşkerler’’ sülalesi ile ‘’köşker’’ soyadına sahip kişiler.
Çulhalı Aşireti : Kaman’da ve Çiçekdağ’da ‘’Çulhalar-Çulha’’ soyadı alanlar.
Kama-Kaman Aşireti : Kaman İlçesi Kurucuları , Kaman ve Hamit Kasabası’nda ‘’Kaman’’ soyadı alanlar
Kodallı Aşireti : Kaman Aydınlar’da ‘’Kodal’’ soyadı alanlar ile Mucur Karakuyu’da bazı oymaklar
Kozan Aşireti :Akçakent’te Tepefakılı, Derefakılı, HacIfakili, Taşoluk Köylerine Adana’dan göç ettirilen ünlü Ozan Dadaloğlu’nun da mensup olduğu aşiret aynı zaman da Tosunburnu ve Rahmanlar Köyü’nde ‘’ Kozan’’ soyadı alanlar ile Mucur , Palangıç Köyü’nde Kozanhan soyadı alanlar.
Bahadır Aşireti : Homurlu Köylerinde ‘’Bahadır’’ soy adı alan oymak
Torunlar Aşireti : Akçakent, Boztepe İlçeleri ile Ulupınar Kasabası’nda ‘’Torun-lar’’ soyadı alan aşiret
Döğer Boyu
Kırşehir iline bağlı ve Mucur İlçesi’ne bağlı birçok köy’de iskan eden ‘’Karacakurt Türkmenleri’’ bu boya mensuptur.Ayrıca Döğeroğlu soyadı ile sülale ismine sahip kişiler de bu boya mensuptur.
1530 yılına ait Orta Anadolu Kızılırmak Havzasında bulunan Boz-ok (Danişmendli Türkmenlerinin) iskan yerlerini gösterir harita, haritada "Karacakurt" tabiri ile ilgili iki yer ismi mevcud (birisi kara kurd kışlası diğeri ise kurdlar kışlası) ikisini de kırmızı nokta ile işaretledik. Her iki yerde günümüzde Karacakurt Türkmenlerinin meskun bulunduğu, yaşadıkları yerler. Burada kışla/kışlak tabiri konar göçer Türkmenlerin kışın hayvanları tuttukları barınma yerleri yani ikamet alanları, bu nedenle orta anadolu da bir çok köy ve yerleşim yerinin sonu "ağıl" (küçükbaş hayvanlarının barınma yerleri) ismi ile bitmektedir.Örneğin: Kuruağıl,Kızılağıl,Burunağıl gibi. Yazları bu hayvanlar yayım için meralara yaylalıklara götürülürmüş, zamanla Türkmenler yerleşik hayata geçtiklerinde kışlalıkları ikamet ve iskan yerleşim yeri yapmışlar. Boz-oklar daha önceden de bahsettiğimiz üzere Danişmendli Türkmenlerinin iskan bölgeleridir. Zira Danişmendliler Oğuzhan-Bozoklar-Yıldızhan-Beğdilli boyundandır.
Fotoğrafı bize Karacakurt Türkmen boyumuzdan olan Hasan Yılmaz Bey gönderdi. Var olsunlar.
Boynuinceli Aşireti : Kırşehir’de ‘’Kortulu, Saraycık, Karaboğaz, Kuruağıl, Toklumen , Karaduraklı, Yeşilli, Uzunali, köyler ile Kaman İlçesi ‘’Meşe, tepe, savcılı , Karahabeli , Fakılı , Erbişim köylerinde yaşayan sülale mensupları…
Savcılı Aşireti : Savcılı Kasabası kurucuları ile Kaman’da ‘’Savcı-Oğlu’’ sülalesi
Bekdik Aşireti : Bekdik köyü kurucuları
Duman Aşireti : Kırşehir ve İlçeleri’nde ‘’Duman’’ soyadı alan sülale…
Hamzalı Aşireti : Akçakent-Hamzabey köyü kurucuları , Karacaören Köyü ‘’Hamzalar’’ sülalesi ile ‘’Arıöz, Koçak, Derinyol ve Görsoy’’ soyadı alan oymaklar
Akpınar İlçesi kurucuları , kösefakılı beldesi kurucuları , ‘’Bayındır-Dumangiller’’ sülale adı alan oymak ile Çiçekdağ’da ‘’Bayındır’’ soyadı alanlar
İnli Aşireti : Dulkadirli İnli Murat Köyü kurucuları
Yabanlı Aşireti : Kırşehir’de yaygın olarak yaşayan Mucur İlçesi’ne bağlı Köylerin kurucuları ve mensupları Bayındır Boyu’na bağlıdır.
Herikli Aşireti : Kırşehir’de Herikli Sülalesi
Baran Aşireti : Kaman, Çiçekdağ ve Boztepe’de ‘’Baran’’ soyadı alanlar.
Mamamlı Aşireti : Çiçekdağ’da ‘’Çapan’’ soyadı alanlar ile Ulupınar Kasabası’nda ‘’Çapanoğlu’’ soyadı alanlar
Tülek Aşireti : Çiçekdağ’da birçok Köy’de yaşayanları mensup olduğu aşirettir.(beşikli,ibikli,Timurlu,hacıhasanlı, ortahacıahmetli, hacıduraklı, arapın köyü, yukarıhacıahmetli, kırdök, Hüseyinli , hüseyin çiftliği )
Kabasakal Aşireti : Yağmurlu Köylerinde ‘’Kabasakal’’ soyadı alanlar
PEÇENEK BOYU
Saka Aşireti : Akçakent’te ‘’Soğancı’’ soyadı alanlar
Bektaş-Oğlu Aşireti : Hacı Bektaş-ı Veli’nin mensup olduğu aşiret
Haydar Cemaati : Çiçekdağ’da yaşayan ‘’Haydar-Haydaroğulları’’ aşireti mensupları
Demirciler-Kandemir Aşireti : ‘’Demir, Demirci , Özdemir ‘’ soyadlarına sahip kişiler
Dikmenler Aşireti : Çiçekdağı-Dikmenler Köyü kurucuları
DAĞHAN SOYU
Eymür Boyu
Saraycıklı Aşireti : Saraycık Köyü kurucuları
Tosun-oğlu Aşireti : ‘’Tosun’’ soyadı alan kimseler
Yüregir Boyu
Karakütük Aşireti : Akçakent ve Akpınar’da ‘’ Karakütük’’ sülalesi, Çiçekdağ’da ‘’kütük’’ soyadına sahip kişiler
Menteşe Aşireti : Çiçekdağı – Menteşe Köyü kurucuları
Keller Aşireti : Kırşehir’de ‘’Keller’’ sülalesi
Turgutlu Aşireti : Çiçekdağ ve Akpınar’da ‘’Turgut’’ soyadına sahip olanlar
Çuğun Aşireti : Çuğun Köyü kurucuları
Keleş-Abdal Aşireti :Akçakent’te ‘’ Keleş’’ soyadı alan oymak
Tatlı Aşireti : Kaman-Tatık köyü kurucuları Toklumen ve Yeşilli Köylerinde ‘’Tat’’ soyadı alanlar Kırşehir’de ‘’Tad-Tat’’ soyadı alanlar , Güzler’de ‘’Tat’’ soyadı alanlar
DENİZHAN SOYU
Kınık Boyu
‘’Selçuk-Selçuklu’’ soyadına alanlar
Kızıllı Aşireti : Akçakent Kızılosmanlı Köyü , Çiçekdağı Kızılcaali Köyü ile Mucur Kızıldağ Köyü kurucuları
Bağdatlı Aşireti : Kırşehir’de Homurlu Köylerinde ‘’Bağdat’’ soyadı alan kişiler ile ”Bağdatlı Köyünün” kurucuları
Bay-Karaoğlu Aşireti : ‘’Karaooğlu’’ soyadı alanlar özellikle Akçakent’te
Yıva Boyu
İlyas Kethüda Aşireti : Kırşehir’de bir aşiret
Büğdüz Boyu
Kaman’da ‘’Büğdüz’’ köyü kurucuları
İğdirBoyu
İğdeli Köyü kurucuları
DİĞER TÜRK BOYLARI
Tatar Aşiretleri
Kırım Tatarları : Kaman ve Akçakent’te iskan olmuş bir çok Kırım Tatarı yaşar
Dulkadirli Tatarları : Tatarilyas Köyü kurucuları
Noday Tatarları : Çiçekdağ’da ‘’Nogaykızık’’ Köyü kurucuları
Kara Tatarlar : Timur’un ordusunda mensup kişilere verilen isim.Kaman-Temirli Köyü kurucuları
Toygar Aşireti : Homurlu Köyü’nde ‘’Tataroğulları’’ soy adı alan oymak , Arık soyadlı kimseler , Çiçekdağ’da Tatar Soyadı alan kişiler ile Kaman Yukarı Çiftlik, Değirmenözü , Çökeşme , Darıözü Köy sakinleri
AHISKA AŞİRETLERİ
Kırşehir’de özellikler Kurancılı’da ‘’Gürcüoğlu’’ sülale adı alan oymak Ahıska Türkleridir.
Kırşehir merkeze bağlı tepesidelik köyünden Canlar Ailesi Karapapak (Terekeme) Türklerindendir.
SİBİR AŞİRETİ
Akpınar Aşağıhamamözü Köyünde ‘’Savran’’ soyadı alanlar.
KIRGIZ AŞİRETİ
Kırşehir’de Donuzağzı ve Kızıltaş mezralarında yaşayanları ile Kırşehir’de kurulan ‘’Belekük’’ yerleşim yerinin kurucuları (Belekem) Aşireti
AKATLAR : ‘’Akat-Akad’’ soyadı alanlar ile Kaman’da Şirinevler Köyü kurucuları
UYGURLAR : Kırşehir merkez’de, Kaman’da ve Karahıdır Kasabası’nda ‘’Uygur’’ Soyadı alanlar
Karacakurt Türkmenlerinin yukarıda kaynakları ile verilen tarihi geçmişi araştırıldığında; Karacakurt Türkmenlerinin Rakkaya sürgünü üzerine söylenen Karacakurt Efsanesi ve Karacakurt Türkmenlerinin günümüze intikal eden Türkülerinde; "Kurt", "Kurt Karaca Bey", Oğuzların boyunu kasteden "Beydilli", "Karacayurt" tabirlerinin açıkça geçtiği, Karacakurt Türkmenlerinin kökeninin Türk olduğu ve aşiretin adının kurt efsanesi nedeniyle verildiği açıkça görülecektir. Hatta Selçuklu döneminden günümüze intikal eden Karakurt Baba Türbesi ve Ilıcası aşiretin adını daha eski tarihlere götürmektedir.
Ayrıca Karacakurt Türkmenlerinin anadili Türkçedir. Kürtçe konuşmazlar ve bilmezler. Sonradan Türkçe öğrenmiş değildirler. Kaldı ki; Karacakurt Türkmenlerinden günümüze intikal eden Türkçe Türk Halk Türküleri bunun en önemli göstergesidir.
Osmanlı Divanı Hümayun Defter kayıtlarından derlenen Anadolu'da Türk Aşiretleri adlı eserde (Sayfa 67-69, 124.Bab) geçen Boz Ulus'a tabi cemaatlerin kendi kışlaklarında kışlamalarına dair Buyrukta(Hicri 1022-Miladi 1613); Danişmendli Karacakurt Türkmenleri "Cemaati KURD" adıyla anılmaktadır.
Kaynak: Ahmet REFİK, ANADOLU'DA TÜRK AŞİRETLERİ (966-1200), Anadolu'da yaşayan Türk aşiretleri hakkında Divanı Hümayun mühmime defterlerinde mukayyet hükümleri havidir. Türkiyat Araştırmaları, 1930, Sayfa:67-69, İstanbul Devlet Matbaası
Danişmendli Karacakurt Türkmenleri yukarıdaki Osmanlı arşiv kayıtlarından da anlaşılacağı üzere Danişmendli Türkmen taifesindendir. Osmanlı tarafından Karacakürt olarak kayıtlara geçmesi nedeniyle aşiretin Kürt olduğu izlenimi oluşsa da; Osmanlı Arşiv kayıtlarında aşiret "Danişmendlü Türkmenleri, Boynuincelü Türkmenleri" taifesi olarak kayıtlarda geçmektedir. Yine Karacakurt Türkmenlerinin kürtçe konuşmaması ana dillerinin Türkçe olması nedeniyle; (yukarıda bahsedilen Kurt efsanesi ve Ozanların Türkülerindende anlaşılacağı üzere) aşiretin adı "Karacakürt" değil "Karacakurt" olduğunu bize gösterir. Kaldı ki; Karaca ismi de öz Türkçe bir sözcük olup ; 1 Karaca siyah/kara'ya yakın renk, 2 Karaca bir ceylan türü anlamındadır. Karacakurt ismi de rengi Kara'ya çalan (yakın) kurt anlamındadır. Yine tarihi kayıtlarda görüleceği üzere Karaca Yurt Türkmenleri olmak üzere bir çok akraba veya aynı kökene mensup birçok Türkmen Aşireti mevcuttur.
Yine Karacakurt ve Karacayurt Türkmenlerinin yurt tuttuğu yerleşkelerinden olan Kırşehir'e 16 kilometre uzaklıktaki Karakurt (Karacakurt) Baba Türbesi ve Ilıcası (Selçuklu döneminde Kara(ca)kurt Türkmeni Bilge Alp Eren Karaca Ahmed Baba adına 1135 yıllarında yaptırılarak bazı hastalıkların tedavisi amacıyla şifahane olarak işletmeye açıldığı sanılmaktadır. Türbe sekizgen Kümbet şeklinde olması nedeniyle Selçuklu Mimarisi özelliği arz etmektedir) ile ilgili halk arasında anlatılan Karacakurt Efsaneside "karacakurt" söylence ve efsanelerinin Karacakurt Türkmenleri arasında değişik anlatı ve hikayelerle yaygın olduğunu bizlere göstermektedir.
Sözün özü; Karacakurt Türkmenleri adını Karacakurt Türkmenlerinin efsane ve Türkülerinden alan ve Anadili Türkçe olan öz be öz Türk aşiretidir.
Araştırma ve derleme: KARACAKURT TÜRKMEN OCAĞI Başkanı Fatih Mehmet Yiğit
KAYNAKÇA:
-Prof.Dr.Ahmet Taşağıl / GÖKTÜRKLER / Türk Tarih Kurumu Yayınları
- Kaşgarlı Mahmud/ Divanı Lügatit Türk/ Türk Kabalcı Yayınları
-Prof.Dr.Osman Turan/Selçuklu Tarihi ve Türk-İslam Medeniyeti / Boğaziçi Yayınları
-Ahmet REFİK, ANADOLU'DA TÜRK AŞİRETLERİ (966-1200), Anadolu'da yaşayan Türk aşiretleri hakkında Divanı Hümayun mühmime defterlerinde mukayyet hükümleri havidir. Türkiyat Araştırmaları, 1930, Sayfa:67-69, İstanbul Devlet Matbaası
Bağlantıyı al
Facebook
X
Pinterest
E-posta
Diğer Uygulamalar
Yorumlar
Bu blogdaki popüler yayınlar
“Delilik, hassas insanların protestosudur.” "Ucuz olan ne kaldı ki? Her şey ateş pahası. Ucuz olan tek şey dünyanın kahrı, dünyanın kahrını çekmek bedava!" "Geleceğin birçok adı vardır. Zayıflar için ulaşılmazdır. Korkaklar için bilinmezdir. Cesurlar için fırsattır." "Sadece bedenleri, biçimleri ve görüntüleri sevenlere yazık! Ölüm her şeyi yok edecek. Ruhları sevmeye çalışın, onları yeniden bulacaksınız." 💬Victor Hugo
İSKİTLER TÜRK MÜ? (İSKİT SAKA TÜRKLERİ İLE AMAZON TÜRK KADIN SAVAŞÇILARIN TARİHİ) İSKİT/SAKA TÜRKLERİNİN M.Ö. XIX-XX. YÜZYILLARI ARASINDA TANAY KAĞAN ÖNCÜLÜĞÜNDE; BUGÜNKÜ TÜRKİYE (ANADOLU, TRAKYA), SURİYE, MISIR VE FİLİSTİN'İ FETHETMESİ İLE İSKİT/SAKA TÜRK KADIN SAVAŞÇILARI OLAN AMAZONLARIN (TÜRKİYE/ SAMSUN/ TERME MERKEZLİ) ANADOLUDAKİ EGEMENLİĞİ: “Türklerin uzak ataları, muhtemelen, yalnızca demiri, çeliği ve bilumum metalleri ilk defa işleyen millet değil, aynı zamanda yazıyı da bulan ve Asya'nın batısına götüren millettir. Bilinen en eski çiviyazısı tabletler Turanî bir dille yazılmıştır ve bunların ihtiva ettiği ilme komşu hükümdarlar o derece kıymet vermişler ki bunları Sami diline tercüme ettirmişlerdir. İşte o dönemde Yunanlarsa henüz okumak yazmak nedir bilmezlerdi.” Meşhur Redhouse sözlüğünün yazarı ; "Sir James William Redhouse, (1811 – 1892) Dil bilgini, mütercim, sözlük yazarı” On the history, system, and varieties of Turkish poetry/Türk şiirinin tarihi, sis...
(Hun-Türk) Yasalarına göre, kılıcını (kınından) bir ch'ih (yak. 27 cm) kadar çeken öldürülür. (Burada silahı ile halkı korkutan, silahı ile zorbalık yapan bir nevi günümüzün mafyası gibi insanları kastetmekte) Soygunculuk yapanların bütün malına ve mülküne el konur. Suçu küçük olanların (küçük hırsızların) ayak bilekleri arabayla ezilerek kırılır. Büyük suç işleyenler (Büyük hırsızlar, kamunun malını çalanlar, gereksiz yere adam öldürenler, cinsel istismar da bulunanlar) ise öldürülür. Diğer küçük suçlarda en uzun hapis cezası on günü geçmez. Bütün bir ülkede mahkûmlar birkaç kişiden fazla değildir. (Tarihçinin Kayıtları'na (Shi ji) ye göre Hunlar / Pulat Otkan Sayfa:68) *** Yu-chou Yeşim Eyaleti Yu-chou’daki yabancı atlı Barbarlar, Yeşil gözlüdür, kaplan derisinden başlıkları var. Gülerek çift oklarını çekiyorlar, Onbin kişi onlara karşı gelemiyor. Yaylarını yuvarlak ay gibi atıyorlar, Beyaz kazlar bulutların içine düşüyor. Kılıçlarını sallayarak çi...
Yorumlar
Yorum Gönder