Ansızın Çıkıp Gelsen

​Ansızın çıkıp gelsen...
Eski bir şarkı gibi ince ve tanıdık,
Gözlerinde o hiç eskimeyen çocuk saflığı.
Bakışında bin yıllık kadim bir aydınlık,
Dağıtsa içimdeki şu zifiri karanlığı.

​Ansızın çıkıp gelsen...
Gülüşünde binlerce kuş havalansa yeniden,
Sesin değse sessizliğime, bahar gelse.
Adımlarınla canlansa kuruyan toprak,
Bastığın her yer, her taş dile gelse.

Gel ki; çiçek açsın içimdeki uçsuz bozkırlar,
Sessizliğin prangası bir gülüşünle kırılsın.
Sen gelince sussun artık o hicranlı şarkılar,
Gelişinle bütün dünya sükûnete sarılsın.

​Ansızın çıkıp gelsen...
Apansız bir yağmur gibi gönlüme düşsen,
Seninle dirilse toprak, çiçek açsa her köşe.
Bir güneş gibi karanlıklarıma doğsan,
Gökyüzüm boyansa en sonsuz maviye.

​Ansızın çıkıp gelsen...
Ellerin, sığınılacak en güvenli liman,
Yüzünde ne ayrılık izi, ne gurbet acısı.
Öyle bir gelsen ki, dursa akıp giden zaman,
Bitiverse yüreğimin o dinmez sızısı.

Gel ki; çiçek açsın içimdeki uçsuz bozkırlar,
Sessizliğin prangası bir gülüşünle kırılsın.
Sen gelince sussun artık o hicranlı şarkılar,
Gelişinle bütün dünya sükûnete sarılsın.

​Ansızın çıkıp gelsen...
Gelişinle dökülse üstümden bu ağır hüzün,
Gökyüzü avuçlarıma dolmuş gibi...
Sanki hiç gitmemişsin, sanki hep buradasın,
Dünya, seninle yeniden kurulmuş gibi

Fatih Mehmet Yiğit 

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar