İSTANBUL'A AĞIT VE AŞK

Kız kulesiydi gözlerin, İstanbul kadar eski
Geceyi yırtardı bakışın, anî bir yangın gibi
Sisler içinde kaybolmuş, vapurların düdüğüyle titreyen
Bir rüyaydın, ellerimde kalan tek gerçeklik
Günahım kadar sıcak, sevdâm kadar derin.

Dolmabahçe'den bir akşam vakti, yorgun denize bakardık
Sen İstanbul'u anlatırdın, ben seni dinlerdim
Gök yarılsa, şimşekler çaksâ, fark etmezdi bizim için
Senin dudağında kızıl bir gül, benim kalbimde isyandı
Tütün kokan bir tarih, çayın deminden taşan hüzün.

Şimdi sokaklarında kayboluyorum yalnız
Her köşede bir anın parıltısı, her duvarda bir çığlık
Bana kalan, karanlık iskeleler, veda eden martılar
Ve sen, gidenden geriye kalan mavi bir iz
Bir akşamüstü özlemi, kırık bir ayna, sönük bir ışık.

Ama biliyorum, bir gün yine geleceksin
Rüzgârla, yağmurla, bir bahar meltemiyle
Ve İstanbul, o eski aşklarını hatırlayacak
Bizim hikâyemiz, boğazın sularında yeniden doğacak
Yeniden başlayacağız her şeye, sen, ben ve bu şehir
Zamanın ötesinde, ölümsüz bir şiir gibi.

Fatih Mehmet Yiğit 


Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar