DAĞ BAŞINDAN DUMAN
İNSAN BAŞINDAN BORAN EKSİK OLMAZ 

Dağ başından duman eksik olmaz,  
İnsan başından boran…  
İçimde bir dağ ki, sönmeyen bir volkan,  
Hasret rüzgârlarıyla savrulur yamaçlarım.  
Eksilmez dumanı, tükenmez kederi,  
Yakar özlem yangını, sarar sancıları.  
  
Dağ başında duman, gönlümde boran,  
Hasretle yanar, sönmeyen volkan.  
Gurbet yolunda yoldaşım sensin,  
Unutmaz seven, unutmaz zaman.  

Ben gurbeti dağlarda öğrendim,  
Her taşı bir sır, her gecesi zindan.  
Yıldızlar tel tel dökülürdü saçlarından,  
Sabahı bekleyen yolcuların.  

Bir kuş uçururdum her şafak vakti,  
Kanadında giderdi selamım.  
Ulaşır mıydı bilmezdim,  
Varıp da dinler miydi ahım?  
  
Dağ başında duman, gönlümde boran,  
Hasretle yanar, sönmeyen volkan.  
Gurbet yolunda yoldaşım sensin,  
Unutmaz seven, unutmaz zaman.  

Dağlar bana dedi ki: “Ey garip!  
Senin yükün bizim yükümüzdür.  
Yüreğindeki yangın korunu,  
Bizim karlarımız bile söndüremez.”  

Bir nehir gibi aktım kayalardan,  
Önüme çıkan her şeye “eyvallah”.  
Ama bir dönemeç vardı yolun,  
Dönünce gördüm: Vardığın her yer, başlangıçtı aslında.  

Dağ başında duman, gönlümde boran,  
Hasretle yanar, sönmeyen volkan.  
Gurbet yolunda yoldaşım sensin,  
Unutmaz seven, unutmaz zaman.  

Şimdi bir çınar gibi kök saldım,  
Bu toprağa, bu taşa, bu sessizliğe.  
Dağlar bana sırlarını fısıldadı:  
“En uzun yol, kendine giden yoldur.”  

Gurbet, sen benim yoldaşımsın!  
Hasret, sen benim yarenimsin!  
Dağların sözü budur işte:  
“Düşen kalkar, ölen yaşar, seven... unutmaz.”  
  
Dağ başında duman, gönlümde boran,  
Hasretle yanar, sönmeyen volkan.  
Gurbet yolunda yoldaşım sensin,  
Unutmaz seven, unutmaz zaman.  


Fatih Mehmet Yiğit 

***

DAĞLARIN SIRRI:


Bir dağ başından indim yalın ayak,
Yol vermedi taşlar, dikenler yolum.
Bir bülbül kafeste, söyler efkârı,
Gül dalında solan, baharın hüznü.

Aşk bir ateş idi, yaktı geçti,
Küllerinde kaldı gençliğim, emelim.
Hasret bir rüzgâr eser serin serin,
Özlemek yağmur olur, düşer damla damla.

Ayrılık bir kuyu, dipsiz ve karanlık,
İçinde kaybolur sesim, nefesim.
Çile dokudu kader, giydirdi bana,
Izdırabın nakışı, süslü bir elbise.

Ey dağlar, ey ulu dağlar,
Sırrım size emanet, saklayın beni!
Haksızlık duvarını yıkmak için,
Başkaldırır yüreğim, isyan eder dilim.

Geceler ayazında titrer yapraklar,
Her biri bir anı, düşen bir gözyaşı.
Dağların sırrıdır belki bu acı,
Taşında, suyunda, ormanın derin sessizliğinde.
Bir gün ölürsem ben bu gurbet ellerde,
Mezarım olsun bir dağ başı, sizler şahit.

Fatih Mehmet Yiğit 


Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar