MÜSLÜMAN TÜRKLERE ANLATILMAYAN TARİHİ GERÇEKLER:


HZ.ALİ VE MUAVİYE MÜCADELESİ, MIZRAKLARA TAKILAN KURAN SAYFALARI VE DİNİN SİYASETE ALET EDİLMESİ, MUAVİYENİN HZ.HASAN’I ZEHİRLETEREK ÖLDÜRTMESİ, MUAVIYE OĞLU YEZİD'İN HZ.HÜSEYİN’İ KERBELA'DA ÖLDÜRTMESİ, YEZİDİN KABEYİ KUŞATMASI, MANCINIKLARLA KABEYİ YIKTIRMASI, MEDİNEDE SAHABELERİ ÖLDÜRTMESİ, SAHABE EŞLERİNE VE KIZLARINA TECAVÜZ EDİLMESİ, EMEVİ HALİFESİ ABDÜLMELİK BİN MERVANIN EMRİYLE ZALİM HACAC'IN KABEYİ 2.KEZ YIKMASI MEKKEYİ İŞGALİ VE KURAN'IN YENİDEN YAZILMASI, HACAC VE KUTEYBE'NİN TÜRK KATLİAMLARI 


Halife Ömer’in öldürmesi neticesi Halife Osman; parasal gücü ve mensubu olduğu Ümeyye oğulları aile gücünü kullanarak (arkasına alarak) sonucu belli olan seçimle 644 yılında halifeliğini ilan etmiştir. 


Yine Halife Osman, kendisinden önceki iki halife tarafından kullanılan Halife Rasul Allah ('Allah'ın elçisinin vekili') yerine Halife Allah ('Allah'ın vekili') unvanını benimsemiştir.


Halife Osman döneminde; onun yönetimindeki adaletsiz uygulamaları, liyakat gözetmeksizin akrabalarını önemli görevlere getirmesi, vali ve emir olarak ataması. 


Onun tarafından atanan yöneticilerin devlet kaynaklarını ve halkı sömürerek varlık ve israf içerisinde yaşarken; öte yandan halkın yoksulluk çekmesi gibi yaşanan sosyal adaletsizlikler halkın tepkisine ve ayaklanmasına neden olmuş. 


Neticede Halife Osman, halk ve onun yönetiminden rahatsız olan isyancılar tarafından evi basılarak ağır bir şekilde linç edilerek öldürülmüş cesedi Yahudi Kevkab mezarlığına gömülmüştür.


Bu olay üzerine; Halife Osman'ın akrabası olan ve Halife Ömer döneminde Şam valisi olarak atanan ve daha sonra Halife Osman döneminde Suriye eyalet valisi olan Ebu Süfyanın oğlu Muaviye; Halife Osman'ın öldürülmesini bahane ederek ve onun öldürülmesinden Hz.Aliyi sorumlu tutarak Hz.Ali'nin Halifeliğini tanımamış ve ona karşı isyan bayrağı açmıştır.


Aynı şekilde Hz.Peygamber’in eşi Ayşe, Talha ve Zübeyr ile birlikte hareket ederek Halife Osman'ın ölümünde sorumlu olduğu bahanesiyle; toplamış oldukları ordu ile Hz.Ali'nin üzerine yürümüş, Cemel Vakası olarak bilinen savaşta Hz.Ali'nin ordusu karşısında yenilerek bozguna uğramışlardır.


Öte yandan Suriye Valisi Muaviye'de Halife Osman'ın ölümünden sorumlu olduğu iddiasıyla Halife Ali yönetimini devirmek için topladığı ordu ile; Ali'nin üzerine yürümüş, Ali taraftarları ile Muaviye taraftarları Sıffın savaşında karşı karşıya gelmiş, Halife Ali tam savaşı kazanmak üzereyken Muaviye şeytani bir hamle ile askerlerine mızraklarının uçlarına Kuran sayfaları takmalarını emretmiş, bu durum karşısında Ali'nin ordusu şaşkınlıkla duraklamış (Ali'nin ordusuna bunun bir oyun ve hile olduğunu ve hücuma devam etmelerini söylemesine rağmen) 

Hz.Ali'nin ordusu hücumu bırakmış yapılan müzakere sonucu hakem tayiniyle iş çözüleceği yerde sürüncemede kalmıştır.


Ali, Sıffın savaşının kazananı olmasına rağmen Muaviye'nin şeytani bir zekayla dini siyaset aracı olarak kullanması neticesi; Muaviye hem yenilgiden kurtulmuş, hem de Ali'nin Halifeliğini gölgeleyerek gücünü korumuş, daha da güçlenmiştir. 


Daha sonraları Halife Ali'nin Hariciler tarafından düzenlenen suikast sonucu öldürülmesi üzerine; Muaviye, bu sefer Hz.Ali yerine halifeliğini ilan eden Hz.Ali oğlu Hz.Hasan’la mücadele sürecine girmiş etrafında güçlü bir halk desteği bulunmayan Hz.Hasan; hilafeti, Muaviyenin ölümüne kadar ona devretmek zorunda kalmıştır.


Ancak Muaviye bu sözünde durmamış  önce Hz.Hasanı zehirleterek öldürtmüş, daha sonra Halife olarak egemenliğini bir süre daha sürdürmüş, ölmeden önce de; yerine oğlu Yezidi halife olarak atamıştır. 


Bunun üzerine Hz.Hüseyin ve onunla hareket eden Abdullah bin Zübeyr, Yezîd'e biat etmemiş ve Yezide isyan bayrağı açmıştır.


Yezid tarafından kurulan usta bir tuzakla Hz.Hüseyin Küfeye davet edilmiş, Hz.Hüseyin Kerbela'da aile efradıyla birlikte şehid edilmiş, Hz.Hüseyin'in kesilen başı, esir alınan kadınlar ile birlikte Yezid’in sarayına götürülmüstür.


Hz.Hüseyinin öldürülmesinin ardından Hz.Hüseyinle birlikte hareket eden Abdullah bin Zübeyr, bu sefer kendisi Halifeliğini ilan etmiş Medine ve Hicaz halkı da onun halifeliğine biat etmiştir. 


Bu olay üzerine Yezid, Abdullah bin Zübeyr’in üzerine 10.000 kişilik bir ordu göndermiştir. 

Bu ordu Abdullah bin Zübeyrden taraf tutan ve çoğu Medineli Müslümanlardan oluşan bir ordu ile Harre bölgesinde savaşmış, Medineli müslümanların bu savaşı kaybetmesi üzerine Yezid'in ordusu Medineyi talan ve yağma ederek binlerce sahabeyi şehit etmiş ve Yezidin askerleri tarafından Medine'deki müslüman kadınlarının ve kızlarının ırzına geçilmiştir. 


Muaviye oğlu Yezid'in ordusu diğer yandan Mekkeyi kuşatmış, ancak Mekke savunması güçlü olması nedeniyle şehir ele geçirilememiştir. Ancak yine de kuşatma esnasında Mekke şehri Yezidin ordusu tarafından mancınıklarla dövülürek Kabeye hasar verilmiş hatta kimi görüşlere göre kabe yıkılmış Hacerül esved  (kara taş) parçalanmıştır.


Kuşatma devam ederken Yezîd'in ani ölüm haberi gelince; Emevî ordusu kuşatmayı kaldırarak Şam'a dönmek zorunda kalmıştır.


Daha sonra Abdullah bin Zübeyr, yıkılan veya hasar gören Kabeyi yeniden yaptırmıştır. (İhtilaflı olmakla birlikte bazı görüşlere göre; eskiden Kabe’nin Ürdün yakınlarındaki Bekke olarak bilinen Petra'da bulunduğu bu olaydan sonra Suriyedeki Emevilerin bu bölgeye yakın olması nedeniyle Abdullah bin Zübeyr,  elde kalan Hacerül esvedin kırılan parçasını alarak bugünkü Mekke yerleşkesine getirildiğidir. Arabistan coğrafyasında İslam öncesi bir çok kabe tarzı tapınaklar bulunduğu iddiaları da mevcuttur. Bunu kabul etmeyen görüşlerde var. Ancak konumuz bu değil)


Yezid’in ölümü üzerine; Hicaz'a hücum taraflısı ve savaş yanlısı olmayan  II. Muaviye 40 gün halifelik yaptıktan sonra tahtından feragat etmiştir. (Diğer görüş ise;I.Mervan tarafından tahtından indirilir ve daha sonra zehirlenerek öldürülür) onun yerine I.Mervan halife olur. I.Mervanın Halifeliği,  ümeyye oğullarının kendi içlerinde birbiriyle savaşıyla, isyanların bastırılması ve otoritesini güçlendirmesiyle geçer. Onun ölümü üzerine oğlu Abdülmelik bin Mervan halife olur. 


Abdülmelik bin Mervan, Haccac komutasındaki güçlü bir orduyu Mekkeye Abdullah bin Zübeyr’in üzerine gönderir. Hacac Mekkeyi kuşatır mancınıklarla tahrip eder ve kabeyi yıkar. 


Mekke şehrinin ağır hasar görmesi üzerine Abdullah bin Zübeyr dirense de Mekke Halkı dayanamaz ve teslim olur. Abdullah bin Zübeyr ve çocukları Hacac tarafından şehit edilir. Mekke Halkı teslim olsa da zalim Hacac zulmüne devam eder. Çok sayıda sahabeyi muhalif olduğu için öldürür. Malını mülkünü yağma eder.


Mekke ele geçirildikten sonra Halife Abdülmelik bin Mervan ile istişare neticesi Zalim Haccac, eski yazılı tüm Kuran nüshalarını toplatarak yaktırır ve Kuran yeniden yazdırılır. (Bazı görüşlere göre eski Kuran esas alınarak noktalama ve yazı kuralları getirilerek Kuran yeniden yazılmıştır. Kimi görüşlere göre ise; Kuran’ın bir bölümü Emevi anlayışına uygun şekilde yeniden yazılmıştır. Emeviler öncesinde de Halife Ebubekir ve Halife Osman döneminde de Kuran'ın derlenip kitap haline getitilmesi sürecinde; eski yazılı kuran nüshaları yakılarak imha edilmiş kuran yeniden yazılmıştır. Çoğu islami görüş ise bu yeniden yazmalarda içeriğin değişmediğini söyler)


Emeviler Döneminde (Ömer bin Abdülaziz hariç) Cuma hutbelerinde Hz.Ali ve Ehlibeyt'e küfür ve hakaret edilmesi dini bir uygulama haline getirilmiştir.


Haccâc bin Yûsuf es-Sekafî zulmüyle ün saldığından halk tarafından Zalim Hacac ismiyle anılmıştır. 


Zalim Hacac, Mekke ve Medinede müslüman katliamının yanı sıra verdiği emirlerle Türkistan coğrafyasında bir çok Türk Yurdunu işgal ve talan ettirmiş. Çok sayıda Türk'ün öldürülmesini sağlamıştır. Açıklamak gerekirse;


Hacacın Mekke kuşatması sırasında Abdullah bin Zübeyr’e ihanet ederek Mekke Halkının teslim olmasını sağlayarak Hacac  gözüne giren ve bu ihanetinden dolayı ödüllendirilerek komutan yapılan ve Hacac tarafından Maveraünnehir ve Toharistan başta olmak üzere Türkistanı işgalle görevlendirilen, sonraları askeri başarılarından (yağma ve katliamlarından dolayı) Horasan valisi yapılan Kuteybe bin Müslim komutasındaki Emevi ordusu; 


Tarihi kaynaklara göre 50 bin ila 100 bin civarında Türk’ü katletmiş, onun komutasında birçok Türk yurdu yağma ve talan edilmiş, Araplar tarafından esir alınan Türkler müslüman olduktan sonra bile; ikinci sınıf insan olarak görülmüş Mevali (Arap azatlısı köle)olarak anılmıştır.



Emevilerin Türklere karşı gerçekleştirdiği katliamdan Taberi başta olmak üzere Arap tarihçiler şu şekilde bahsetmektedir:

Her kim Türklerden baş getirirse yüz dirhem vereceğim. İmdi Müslümanlar bir bir Türk’lerin başını kesip getirip 100 dirhemi aldılar ve Türk’leri dağıtıp hesapsız kırdılar ve mübaleğa ile mal ve ganimet alıp yine dönüp Merve geldiler.


Bu harblerden birinde, Abdurrahman b. Müslim, Kuteybe’ye, 4000 esirle gelmişti. Kuteybe, Abdurrahman’ın böyle kalabalık Türk esirleri ile geldiğini görünce hemen tahtının çıkarılmasını ve bir meydana kurulmasını istedi. Tahtının üzerine mağruru bir eda ile oturan Kuteybe, bu Türk esirlerinden bin tanesini sağına, bin tanesini soluna, bin tanesini arkasına ve bin tanesinide önüne dizilmelerini söylemiş ve sonrada Arap askerlerine dönerek yalın kılıç bu Türklerin kafalarının koparılmasını emretmiştir. Cebbar, zorba, insafsız Arap komutanının etrafının bir anda bu Türklerin kafa kol ve gövdeleri ile bir kan gölü haline geldiğinden hiç kimsenin şüphesi olmamalıdır.

Bu harblerde öldürülen Türklerin haddi hesabı yoktu.

Nitekim bu vahşetten adeta gururlanan bir Arap şairi Kaah el-Aşkari şöyle haykırmıştır;

Kazah ve Facfac önlerinde korkudan birbirlerine sarılmış zavallı Türkleri öldürdüğünüz geceleri hele bir hatırlayınız. Herkesi kılıçtan geçirdiniz. Sadece ata dahi binmeyecek yaşta küçük çocuklar kaldı. Binenlerde o hırçın atların sırtında sanki bir yük gibiydiler.


Emevi valisi Haccac'ın Kuteybe'yi Maveraünnehir bölgesinin fethi ile 705 yılında görevlendirmesiyle Kuteybe bin Müslim komutasındaki Araplar Maveraünnehir'e karşı cihad(?) başlattılar. Kuteybe bin Müslim'in hedefi Maveraünnehir ve Toharistan'ı ele geçirmekti. Sert bir kumandan olan Kuteybe büyük bir askeri harekata girişti. Aşağı Toharistan'da bazı şehirleri ele geçirip dönemin en büyük ve zengin ticaret merkezlerinden biri olan Baykent'in üzerine yürüdü ancak iki ay kadar süren bir mücadelenin ardından başarıya ulaşması üzerine Araplar Baykent'e girdiler. Şehrin zenginliğini görünce varlıkları ele geçirebilmek için karışıklık çıkarıp, birkaç günlük yağmanın ardından şehri yakıp yıktılar.Şehirde eli silah tutan erkekler öldürüldü. Kadınlar ve çocuklar esir edilerek başka bir yere gönderildi.


Türklere karşı yapılan (sözde Cihad) Emevi Arap Katliamının sonuçları:

1- 50.000-100.000 arasında Türk katledilmiştir.

2- 50.000'in üstünde Türk genci köle ve cariye yapılmıştır.

3- Şehirler yağmalanmış, ganimet diye halkın her şeyi talan edilmiştir.

4- Tüm zenginlikler, tarihi eserler yok edilmiş, yakılmış, yıkılmıştır.

5- Dünyanın en büyük katliamlarından biri olan "Talkan Katliamında" 20.000-40.000 arasında Türk katledilerek 24 km yol boyunca ağaçlarda sallandırılmıştır. (Tarihte örneği çok azdır.)

6- Aynı şekilde "Curcan Katliamında da esir alınan 40.000 Türk'ün nehir kenarında kafaları kesilmiş, nehrin suyu kıpkızıl olmuş, cesetler yine ağaçlarda sallandırılmıştır.

7- "Teslim olursanız canınız bağışlanacak" sözü hiç bir zaman yerine getirilmemiş erkekler kılıçtan geçirilmiş, ganimete el konulmuş, kadınlar cariye yapılmıştır. Katliam sonucu Öksüz Türk çocukları mevali (köle çocuğu) kavramıyla anılmaya başlanılmıştır.

8- Araplar tarihte yaşadıkları bu en büyük yağma ve talandan çok büyük servet elde etmişlerdir.


Kaynakça: 

-Tarihi Taberi

-TDV İslâm Ansiklopedisi

-Hz. Ali - Muaviye İhtilafı,Yazar : Prof Dr. Emine ÖZTÜRK, Dr. Nural SAVCI   

-Hz. Ali - Muaviye Çatışması, Oral Çalışlar

-İslâm Tarihi Mustafa Asım Köksal

-Zekeriya Kitapçı, Orta Asya'da islamiyetin Yayılışı ve Türkler, İslam Tarihi ve Türkler, İslam Tarihi ve Türkistan, 

-Nasıl Müslüman Olduk Erdoğan Aydın 

-İslam Tarihi: Emeviler - Abbasiler, Prof.Dr.Bahriye Üçok

-Sarıçam, İbrahim (1997) Emevî-Hâşimî iliskileri: İslâm öncesinden Abbasîlere kadar, TDV

-Kerbela ve İmam Hüseyin'in Kıyamı Üzerine. 1998. İstanbul: Tüba Yay.

-Dan Gibson: Qur'ānic Geography (2011)

-Orhan Gökdemir, Din ve Devrim

-Emevi Devlet Otoritesinin Tesisinde Haccac B. Yusuf Es-Sakafî'nin Fonksiyoner Rolü, Ör. Grv. Sebahattin ÇELİK

-ÇAĞATAY, Neşet, Başlangıçtan Abbasilere Kadar islam Tarihi, T.T.K. 

-AĞIRAKÇA, Ahmet, Emeviler Döneminde Kıyamlar,

-ÇELİK, Mehmet, "İslam Tarihinde Dinin Politikaya Alet Edilmesinin lk Örnekleri" 

-LAMMENS, H. Haccac , A V/1, MEB Yay., 

-AYCAN, İrfan, Saltanata Giden Yolda Muaviye b. Ebi Süfyan

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar