Mey biter saki kalır. 
Her renk solar haki kalır. 
İlim insanın cehlini alsa da, 
Hamurunda varsa eşeklik; baki kalır.

TÜRK FİLOZOF VE ŞAİR FUZULİ SÖZLERİ 

Beklemek yaşamanın en acı veren en korkunç halidir.

Boş yere canı yanmaz insanın.
Ya bir eksiklik vardır geleceğe dair,
Ya da bir fazlalık vardır geçmişten gelen.

Cana tamah etme can elbet geçicidir.

Selâm verdim; rüşvet deyüldür diye selâmım almadılar.

Topraktan olanı toprağa vermek gerek.

Aşk imiş her ne var âlemde. İlm bir kıyl ü kâl imiş ancak.

Varlık gam tuzağıdır hür olmak yokluktadır.

Aşksız güzellik bayağıdır; güzellikse aşk pazarında mezad.

Söylesem tesiri yok sussam gönül râzı değil.

Dünyada her ne var ise kaynağı aşktır ilim ise koca bir dedikodu.

Dünyaya ümit tutmak olmaz asla ölümü unutmak olmaz.

Ebedi sevgi ezelde takdir edildiyse bu kader kaza ile önlenebilir mi?

Aşıklar zelil ve bayağı olur safa ve saygınlık sevilene yaraşır.

Tanrım aşk belasıyla beni tanıştır bir an bile aşk belasından uzak tutma beni.

Güzellik olmasa aşk ortaya çıkmaz aşk olmasa güzellik yüz göstermez.

Ne yanar kimse bana âteşî dilden özge ne açar kimse kapım bâd-ı sabâdan gayrı.

Aşk kalpten dost sırttan vurur. Kalbin iyileşir ama sırtın hep kambur kalır.

Canını cananına vermektir kemali aşıkın. Vermeyen can itiraf etmek gerek noksanın.

Aşktır ki vesairedir. Kapına geldik aşkı öğret bize ve aşkını ver yüreklerimize.

Yar için ağyare minnet ettiğim aybeyleme bağban bir gül için bin hare hizmetkâr olur.

Kimseye verme ağlayıp inlemeyi benden gayrı; kimse perişan olmasın aman!

Bana ne gönül ateşinden başka kimse yanar ne de tan yelinden başka kimse kapımı açar.

Dünyada her kim ki canını cananı için severse aslında yine cananını sevmiş olur.

Aşk ayıbı zamandır aşk canın belasıdır aşksız güzellik bayağıdır; güzellikse aşk pazarında mezad…

Güzelliğin vasıflarını söylemek için söz çoktur ama güzelliğin tatlılığına hiç söz yoktur.

Ayrılık günü yüzüme perde çek ey kanlı gözyaşı! Ki gözüm o ay yüzlüden başka bir şey görmesin.

Nefes hesabıyla sona erince ömür ya bir kurtuluş ve muştu ya bir başlangıç ve korkudur.

Öyle kötü haldeyim ki halimi görenler mutlu olur zamanın çarkından kimin neşesiz bir gönlü varsa.

Mende Mecnun’dan füzun aşıklık istidadı var aşık-ı sadık menem Mecnun’un ancak adı var.

Ateşli ahı dağı eritmekten aciz kalmış dağ eri Ferhat’ın. Ne yapsın miskin işte o kadar imiş onun da aşkı.

Aşk derdiyle hoşem el çek ilacımdan tabib kılma derman kim helakim zehri dermanındadır.

Hasretle baktıkça sana kanlı yaşlar dökülür gözlerimden. Kirpik oklarını gördükçe delinir bağrım ta derinden…

Aynı şekilde cananını yani sevgilisini kendi canı için seven kişi yine kendi varlığını sevmiş olur.

Göğsümü yar da gönlümün aşkla nasıl çırpındığını gör; pencere aç da her solukta havadan dalgalanan denize bak.

Başımın dönmesi misk kokulu kâküllerinden düşkünlüğüm ise dağınık saçlarını hatırlamaktan.

Ey gönlüm! Ver canını sevgilin bir süzgün bakışına bunun içindir çünkü seni bunca zaman canla başla beslediğim…

Allah’ım! Yani aşk derdine tutsak etme hiç kimseyi ve ayrılık yarasıyla baş başa bırakma tanrım!

Yanağını görünce dün senin ey sevgili fuzuli can verdi hemen canım var deyip dururdu meğer bir emanetçiymiş.

Mey biter saki kalır. Her renk solar haki kalır. İlim insanın cehlini alsa da hamurunda varsa eşeklik baki kalır.

Aşk derdinin yağmasından gönlümü ve canımı kurtarmaya çalışmam asla; amacım çapkın gözünün dikkatini çekebilmek içindir.

Senin ayrılığında hayatı sona erdirme özelliği gizlidir ayrılığın ölüm demektir. Senden ayrı düşüp de hala yaşayanlara hayranım.

Vuslat olunca ayrılıktan korkmak gerek. Vuslat! Ah! Ne efsunkâr bir kelime ne kutlu bir an! Zaman! Ah zaman! Hem dost hem düşman…

Cihanda eski usuldür fayda arayan zararı da istemiş olur sevgili isteyen eziyete hazırlanmalı; define arayan yılanı göze almalıdır.

Onsuzluk yurduna varayım diyorsan eğer varlığını yok eyle tıpkı dünya gibi! Her gün dünyayı süsleyen güneş misali çek eteğini gördüklerinden.

Gönül kuşum dağınık saçların arasında yuva kurdu ey sevgili! Artı nerde olursam olayım veya iki elim kanda da olsa gönlüm senin yanındadır.

Aşk derdiyle başım  pek hoş benim ey tabip bırak bana ilaç vermeyi.  Bana derman vermeye ki senin dermanın beni helak edecek zehrin ta kendisidir.

Ey âşıklarını dert edinmeyen sevgili! Senin bu umursamaz tavrın halimi perişan eyledi. Bir gün olsun ne haldesin? Diye sormuyorsun ya asıl dert bu.

Varlık Allah’a aittir. Gerisi hep hayal ve düşten ibarettir. Bugüne dek bildiğim bulduğum ve sahip olduğum her şey gerçekte o’ndan ibaret imiş. Zannım hakikate yönelince sevgim de aşk oluverdi.

Cânı içün kim ki cânânın sever cânın sever,
Cânı kim cânânı içün sevse cânânın sever.
(Dünyada her kim ki canını, cananı için severse aslında yine cananını sevmiş olur, aynı şekilde cananını yani sevgilisini kendi canı için seven kişi yine kendi varlığını sevmiş olur.)

Mende Mecnûn'dan füzûn âşıklık isti'dâdı var 
Âşık-i sâdık menem Mecnûn'un ancak adı var
(Bende mecnun’da olduğundan daha fazla aşıklık kabiliyeti, sevmeye doğal eğilim var. Gerçek aşık benim Mecnun'un sadece adı var.)

Perde çek çehreme hicran günü ey kanlı sirişk 
Ki gözüm görmeye ol mâh-likaadan gayrı
(Ayrılık günü yüzüme perde çek ey kanlı gözyaşı! Ki gözüm o ay yüzlüden başka bir şey görmesin.)

Ne yanar kimse bana âteşî dilden özge 
Ne açar kimse kapım bâd-ı sabâdan gayrı.
(Bana, ne gönül ateşinden başka kimse yanar, Ne de tan yelinden başka kimse kapımı açar.)

Ya Rab belâ-yı aşk ile kıl âşina beni 
Bir dem belâ-yı aşktan etme cüda beni.
(Tanrım, aşk belasıyla beni tanıştır, bir an bile aşk belasından uzak tutma beni.)

Ya Rab bana cism ü cân gerekmez, 
Cânân yoğ ise cihân gerekmez.
(Ya Rab artık bana vücut ve can, sevgilisiz dünya gerekmez.)

Söylesem tesiri yok, sussam gönül râzı değil.

Selâm verdim; rüşvet deyüldür diye, selâmım almadılar. (Şikâyetname'den)

Varlık Allah'a aittir. Gerisi hep hayal ve düşten ibarettir. Bugüne dek bildiğim, bulduğum ve sahip olduğum her şey gerçekte O'ndan ibaret imiş. Zannım, hakikate yönelince sevgim de aşk oluverdi.

Aşk derdiyle hoşem el çek ilacımdan tabib,
Kılma derman kim helakim zehri dermanındadır.
(Ey tabib! Aşk derdiyle başım hoş benim; yaramdan el çek sen. Bana derman hazırlama ki senin merhemlerin benim ölümüm sayılır.)

Aşk imiş her ne var âlemde. İlm bir kıyl ü kâl imiş ancak.
(Dünyada her ne var ise kaynağı aşktır; ilim ise koca bir dedikodu.)

Suya virsün bâğ-bân gül-zârı zahmet çekmesün 
Bir gül açılmaz yüzün tek virse min gül-zâra su
(Bahçivan gül bahçesini sele versin (su ile mahvetsin), bosuna yorulmasin; Çünkü bin gül bahçesine su verse de senin yüzün gibi bir gül açilmaz.)

Öyle ser-mestem ki idrâk etmezem dünyâ nedir,
Ben kimem sâki olan kimdir mey-i sahbâ nedir
(Öyle kaybettim ki kendimi aşk içkisiyle, anlamıyorum dünya nedir? Ben kimim, saki olan kimdir ve içki kadehi nedir? (Unuttum!..)

İlm kesbiyle pâye-i rif’at
Arzû-yı muhâl imiş ancak
Aşk imiş her ne var âlemde
İlm bir kıyl ü kâl imiş ancak
(Bilim ile yüksek makamlara erişmek gerçekleşmeyecek hayal imiş. Dünyada her şey yalnızca aşk'tan ibaret imiş, Bilim ise kuru dedikodudan ibaret imiş.)

Ger derse Fuzûlî ki “güzellerde vefâ var” 
Aldanma ki şâir sözü elbette yalandır.

Can verme sakın aşka aşk afeti candır
Aşk afeti can olduğu meşhuru cihandır.
Beni candan usandırdı cefadan yar usanmaz mı 
Felekler yandı ahımdan muradım şem‘i yanmaz mı

Masivaya meyleden aşık Hüda’dan dûr olur, 
Defter-i uşşakta onun namı nâ-malûm olur
(Allah'tan gayrısına gönül veren aşık O'ndan uzaklaşır,aşıkların defterinde onun ismi yoktur,bilinmez.)

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar