Işk bâzirgânı ser-mâye cânı

Bahadur gördüm câna kıyanı


Zihî bahadur cân terkin urur

Kılıç mı keser himmet giyeni


Kamusın bir gör kemterin er gör

Alçak görmegil palâs giyeni


Tîz çıkarurlar fevka'l-'ulâya

Bil ‘Îsâ gibi dünya koyanı


Tîz indürürler tahte's-serâya

Şol Kârûn gibi dünyâ kovanı


'Âşık olanun nişânı vardur

Melâmet olur bellü beyânı


‘İlm ü ‘amele olmagıl magrûr

Hak kabûl itdi kefen soyanı


Kodı atlası geydi palâsı

İbrâhîm Edhem sırdan duyanı


Çün Mansûr gördi ol benem didi

Oda yakdılar işitdün anı


Oda yandurtdun külin savurtdun

Eyle mi gerek seni seveni


Zinhâr iy Yûnus gördüm dimegil

Dâra çekerler gördüm diyeni


***


Günümüz Türkçesiyle:


Aşk taciri, sermayesi candır;

Bahadır gördüm cana kıyanı.


Ne iyi bahadırdır, canını terk eden!

Kılıç mı keser himmet kuşananı?


Hepsini bir gör, en alçak gönüllü er gör;

Alçak görme sıradan giyineni.


Hızla çıkarırlar en yüce makama,

Dünyayı terk eden Hazreti İsa gibi olanı.


Hızla indirirler en aşağı dereceye,

O Karun gibi dünyayı biriktireni.


Âşık olanın nişanı (belirtisi) vardır;

Kınanması apaçık ortadadır.


İlim ve amel ile mağrur olma!

Hakk’ın kabul ettiği, kefen soyan (dünyadan vazgeçen) kişidir.


Atlası bırakıp basit kumaş giydi;

Sırrı duyan, İbrahim Edhem’dir.


Mansur, “O benim” deyip (Enelhak diyip) bunu görünce,

Onu ateşte yaktılar, işittin onu.


Ateşte yaktırdın, külünü savurdun;

Seni seveni böyle mi etmek gerek?


Sakın ha, ey Yunus, “Gördüm” deme!

“Gördüm” diyeni darağacına çekerler.


Türk Bilge Eren 

Yunus Emre 


Açıklama:


Bu şiir, Yunus Emre’nin tasavvufi düşüncelerini ve dünya hayatına bakışını yansıtan önemli bir eseridir. Şiirde ana tema; gerçek aşkın, dünyevi değerlerden ve benlikten vazgeçmek olduğu, hakiki erdemin gösterişsiz bir yaşam ve alçak gönüllülük ile mümkün olduğudur.


Bazı önemli noktalar:


1. Aşk ve Fedakârlık: Gerçek aşk (“aşk bâzirgânı”) yolunda sermaye candır; kişi canını feda etmeye hazır olmalıdır. Bu, nefsinden vazgeçmek anlamındadır.

2. Gerçek Bahadırlık: Şiire göre gerçek yiğit (bahadır), dünyaya ve nefsine kıyandır, yani onlardan vazgeçendir. Böyle bir kişiyi hiçbir dünyevi güç (kılıç) yıkamaz.

3. Alçak Gönüllülük ve Tevazu: Gösterişli giyinen, mal-mülk biriktiren (Karun örneği) kişiler değil; sade, gösterişsiz yaşayan ve dünyaya değer vermeyen (Hazreti İsa ve İbrahim Edhem örneklerinde olduğu gibi) kişiler yüceltilir.

4. İlim ve Amelin Yetersizliği: Sadece bilgi ve ritüellerle övünmek doğru değildir. Asıl önemli olan, gönül yolculuğu ve içsel arınmadır. Allah’ın kabul ettiği, dünyalıklardan sıyrılan (kefen soyan) insandır.

5. Melâmet ve Çile: Âşık olmanın belirtisi, bazen toplum tarafından kınanmaktır (melâmet). Hakikat uğruna, Mansur gibi bedel ödemeye hazır olmak gerekir.

6. Son Uyarı: Şiir, Yunus’a (ve aslında tüm okuyuculara) yönelik bir uyarı ile biter: “Gördüm” (yani “hakikate erdim, benliğimi aştım”) demek tehlikelidir, çünkü bu bir iddiadır ve kişiyi darağacına (yani belaya, gurura, nefse) götürebilir. İfade, Mansur’un “Enelhak” (Ben Hakk’ım) dediği için idam edilmesine bir göndermedir. Tasavvufta bu mertebeye eren kişi, bunu iddia etmek yerine susmayı ve özünde yaşamayı tercih eder.

Özetle: Yunus Emre, bu şiirde insanı dünyaya bağlayan her şeyden (mal, mülk, gösteriş, benlik, bilgiyle övünme) sıyrılmayı; tevazu, fedakârlık ve içsel aşk yolunu seçmeyi öğütler. Gerçek kurtuluşun ve yüceliğin bu olduğunu vurgular.


Fatih Mehmet Yiğit 

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar