ATEŞ VE DUMAN

Sevda bir çocuktu,  
avuçlarımda büyüyen.  
Şimdi küllerinden başka ne kaldı?  
Koca bir yangından arta kalan…  

Özlem, kurumuş bir nehir yatağı,  
her taşında senin adın.  

Hasret, sessizliğin ortasında  
çiviler gibi saplanır kalbime.  
Ayrılık değil bu artık,  
bir deprem:  
ikiye bölünmüş dünya.  

Gökyüzümü çaldılar,  
betondan kafes ördüler.  
Kanımda dolaşır isyan,  
ateş ve duman.  

Sustukça büyüttüm  
sessiz çığlıkları;  
şimdi patlayan bir volkan.  

Umutlara bel bağlarken,  
yaralı turnalar göç etti çoktan…  

Ve gece,  
karanlığın en ağır yükünü taşır.  
Her yıldız,  
sönmüş bir hatıranın gözyaşıdır.  

Rüzgâr,  
taş sokaklarda sürükler ayak izlerini,  
her köşe başında  
bir başka yalnızlık bekler.  

Şehir,  
Bir kabus misali 
ruhumun üstüne çöker;  
her pencerede  
bir başka mahpusun nefesi.  

Kalbim,  
bir taş köprü gibi çatlar,  
altından geçen sular  
hep sana akar.  

Ve ben,  
yıkıntılar arasında ararım seni:  
bir martının kanadında,  
bir gülün dikeninde,  
bir çocuğun gözlerinde.  

Ama bulduğum hep aynı:  
yarım kalmış bir türkü,  
kırık bir kelime,  
suskun bir dua.  

Sevda bir çocuktu,  
İçimde büyüyen, gülümsemeyen
Ama küllerin arasından hâlâ  
bir kıvılcım arar gözlerim:  
belki yeniden doğar,  
belki yeniden yanar
belki yeniden güler…  

Fatih Mehmet Yiğit 


Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar