Kayıtlar

Resim
  GİTME Gözlerin nehir gibi akar içime, Geceye bir yıldız düşer uzaktan. Dokunur sessizlik yalnızlığıma, Bir türkü yükselir eski sevdadan. ​Yollar uzun, yollar sisli ve derin, Rüzgâr fısıldar adını yapraklara. Hani o içimi ısıtan ellerin? Düşerim yine sensiz yollara. Dağlar geçit vermez, kar boran olur Sana varmayan yol zindan olur Senin sevdana düşen viran olur Beni yaban ellerde koyup da gitme ​Bulut gelir şu dağların başına Merhamet eyle gözüm yaşına Yazık etme gençlik çağıma Beni bu ellerde koyup da gitme ​Gül açmaz oldu gönül bağımda Ateşler yanar sol yanımda Kuşlar bile ötmüyor dalımda Beni bu ellerde koyup da gitme ​Kurudu pınarlar, akmaz oldu gözyaşım Rüzgar estikçe ateş olur yanarım Her geçen yolcudan seni sorarım Beni bu ellerde koyup da gitme ​Gözümün yaşını sel edip aktım Gül yüzün uğruna dünyayı yaktım Bir tek sen var idin, ardından baktım Beni bir başıma bırakıp gitme Yeller eser şu garip başımda Silinmez yazı var gönül taşında Zehir katma ekmeğime aşıma Beni bu eller...
Resim
  İÇİMDEN DÖKÜLENLER  Yüce dağ başında bir fırtına koptu, Dost bildiğim yârdan bir sitem geldi. Felek mızrabını sineme vurdu, Telleri yorulmuş sazımdan geldi. Ah eylerim, geçen ömrüm dile gelse, Şu garip gönlümün feryadını bilse. Ağlasam gurbette, gözyaşım silse; Yalancı baharın yazımdan geldi. Yürüdüm yollarda toza belendim, Kapı kapı gezdim, derman dilendim. Değirmende buğday gibi ezildim, Bahtıma düşen pay, özümden geldi. Duman çöktü yine bizim dağlara, Umut bağlamışım geçen çağlara. Bülbül ne söylesin viran bağlara? Gönül dikiş tutmaz, ipimden geldi. Gönül bahçesinde güller sarardı, Açılan yaralar bir bir kanadı. Gece çöktü yine, ufkum karardı, Işığı sönmüş gözümden geldi. Kervan geçmez oldu bizim illerden, Haber gelmez oldu esen yellerden. Gurbet ellerden, ırak yerlerden, Gözden sakındığım dostumdan geldi. Bülbül figan eyler gonca gülüne, Düşürdü sevda beni elin diline. Gönül kapılınca yârin seline, Derman aradığım sızımdan geldi. Bilemedim felek kime yar olur, Geniş düny...
Resim
  Turan-Türk Kam/Şaman Şifacılığında Trepanasyon (Kafatası Açma) ve Beyin Ameliyatı Uygulamaları: Anadolu, Altay, Sibirya ve Türkistandan (Orta Asya'dan) Arkeolojik Kanıtlar Giriş Trepanasyon, tıp literatüründe kafatasının belirli bir bölgesinde, baş derisi kaldırıldıktan sonra beyin zarlarına (dura mater) zarar vermeden bir kemik parçasının delme, kazıma veya kesme yoluyla çıkarılması işlemidir. Bu operasyon, dünya üzerinde pek çok kadim kültürde hem yaşayan bireylerde tedavi amacıyla hem de ölüler üzerinde ritüel amaçlarla uygulanmıştır. Arkeolojik araştırmalar, trepanasyonun Turan-Türk toplulukları tarafından da bilindiğini ve uygulandığını ortaya koymaktadır. Bu makale, Türk kam/şaman şifacılığı bağlamında Anadolu, Dağlık Altay, Sibirya, Moğolistan ve Özbekistan coğrafyasında tespit edilen trepanasyon buluntularını, kullanılan teknikleri ve bu uygulamaların şamanik arka planını arkeolojik ve antropolojik kaynaklar ışığında ele almaktadır. --- 1. Anadolu’da Trepanasyon Buluntula...
Resim
  TÜRKLERDE EVRENBİLİM (KOZMOLOJİ), ASTROFİZİK VE EVRENİN YARATILIŞI: “Türklerin uzak ataları, muhtemelen, yalnızca demiri, çeliği ve bilumum metalleri ilk defa işleyen millet değil, aynı zamanda yazıyı da bulan ve Asya'nın batısına götüren millettir. Bilinen en eski çiviyazısı tabletler Turanî bir dille yazılmıştır ve bunların ihtiva ettiği ilme komşu hükümdarlar o derece kıymet vermişler ki bunları Sami diline tercüme ettirmişlerdir. İşte o dönemde Yunanlarsa henüz okumak yazmak nedir bilmezlerdi.” Meşhur Redhouse sözlüğünün yazarı ; "Sir James William Redhouse, (1811 – 1892)  Dil bilgini, mütercim, sözlük yazarı” On the history, system, and varieties of Turkish poetry/Türk şiirinin tarihi, sistemi ve çeşitleri üzerine adlı eser Sayfa:17 *** "Hunlar önemli işlere girişmeden önce yıldızları ve ayı gözlemlerler; ay doluyken (Dolunayda) saldırır ve savaşırlar, ay zayıflarken geri çekilirler." Sima Qian'ın "Shiji" (史記) Eseri (MÖ 109-91) *** "Türk...