Kayıtlar

Resim
  Otman Baba dirler idi. Ve kendözi Oguz dilin söyler idi. …Oğuz-nāme savțınla eyitdi ki esen kalun hey yüce ṭağlar ve yüce tağdan çağlıyup inen çaylar ve esen ķaluñ hey fenā dünyāda devran sürüben gözyaşın dökenler didi. Günümüz Türkçesi ile: “Otman Baba derlerdi. Kendi Oğuz dilinde konuşurdu.   Oğuznâme’nin sesiyle şöyle söyledi:   ‘Sağlıcakla (esen) kalın ey yüce dağlar,   Ve o yüce dağlardan çağlayıp inen dereler,   Sağlıcakla kalın ey fani dünyada devran sürüp gözyaşı dökenler,’ dedi.” (Odman Baba Vilâyetnamesi - Vilâyetname-i Şâhî Gö'çek Abdal) Otman Baba: 15. yüzyılda Osmanlı döneminde yaşamış Türkistan'dan Anadoluya gelen Oğuz-Türkmen Baba Erenlerdendir. Otman Baba, Abdalları ile gittiği yerlerde eski Türk Kam/Şaman ritüellerinde olduğu gibi büyük ateş yaktırması nedeniyle Od(ateş) Otman: Ateş yakan, gittiği yeri aydınlatan eren anlamında bu ünvan ile anılmıştır. Kurganı Bulgaristandadır.  Türklerdeki Osman ismi Otman (ocakbaşı,...
Resim
  YENİDEN DOĞ  Hasret bitmez, yol uzar Kırılma gönül, toparlan Geçit vermez görünen her dağ Sabret gönül, derde dayan. Umudunu yitirme hiç Karanlığa katma iç Gözlerin yaşla dolsa da Yeniden doğ, ışık bul. Yol uzun, her adım ağır Yürek denen kuş kanadı yorulur Ama her gece sabahı doğurur Her hasret, bir gün kavuşur. Söz de biter, nefes de Ama umut, bir çocuk gibi Usulca tutar elinden Sana kendi ışığını getirir. Fatih Mehmet Yiğit 
Resim
ÇAY DOLDUR YÜREK ISINSIN  Kar mı yağdı saçlarına,   Üşüdün mü yoksa?   Tipi fırtına dışarıda,   Sobanın başına otursana.   Çay doldur, yürek ısınsın,   İçelim doya doya.   Sobanın çıtırtısında,   Erisin keder yana yana.   Pencere kenarında oturalım,   Kar taneleri sessiz düşsün.   Çayın buharında kaybolsun,   Yorgunluk, keder sönsün.   Çay doldur, yürek ısınsın,   İçelim doya doya.   Sobanın çıtırtısında,   Erisin keder yana yana.   Gece uzasa da yollar kapansa,   Sıcak odamız var yanımızda.   Patates koyayım sobamıza,   Kışın keyfi çıksın tadında.   Çay doldur, yürek ısınsın,   İçelim doya doya.   Sobanın çıtırtısında,   Erisin keder yana yana.      Sabah olmasın, yollar açılmasın,   Od’umuz, aşımız var nasıl olsa. ...
Resim
GÜNDOĞUMU (BEKLENEN SABAH) Ay ışığı düşer karanlıktan, Şehir üşür yalnızlıktan, Dağlar uzak, kavuşmalar yasak Gökyüzü mavi bir düş gibi Deniz, hüznün tuzlu gözyaşı, Dalgalar vurur kayalıklara  Taş yumuşar, kaya çatlar, Zaman, sevdaya yenilir bir gün. Özlem, buğday tanesi gibi, Toprağa düşer,  Karanlıkta filizlenir usul usul, Güneşi bulana kadar. Kavuşmak, en güzel şafak, Geceyi yırtan ilk ışık, Bütün vedaları yakıp, Yeni bir gün doğuran. Ve biz, bu yolun yolcuları, Yıldızlardan yol bulan, Ay ışığında ısınan, Rüzgâra sözümüzü veren. Yürüyoruz, Dağları aşarak, Denizleri aşarak, Zamanı aşarak... Çünkü biliriz: En karanlık gece bile, Biter bir sabah olur, Ve o sabah, Bizim olacak. Fatih Mehmet Yiğit 
Resim
DAĞLARDAN İNER YOLUMUZ  Dağlardan iner yolumuz,   Sel olur, çağlar geliriz.   Önümüzde karanlık, türlü türlü engeller,   Tüm bentleri yıkar, aşar geçeriz.   Öksüz kalmışız bir başımıza,   Bizi böyle eyleyen felek değil.   Zalim düzendir, zulümdür,   Sözümüz var, sözümüz: dönmeyiz geri.   Hey Anadolu’m, viran ellerin var.   Uyanın dostlar, uyanın hep birlikte,   Bu zindanı yıkalım, özgürlüğü örelim.   Bu türkü bitmez, bu ateş sönmez,   Bu bizim destanımız hey!   Dert ortağım, yoldaşım, güzel yurdum,   Ekmeğin katı, suyun acı, zaman kötü.   Yine de candan öte sevdalım,   Kalktı mı ayağa bu halk, bir daha yatmaz.   Baharla yeniden dirilir,   Ekmeğin, suyun gelir tekrar tadı.   Yıkılır kaleler, düşer tahtlar,   Şu feleğin çarkını tersine döndürürüz.   Gün olur, devran döner hey,...
  Nasrettin Hoca bir gün eşeğini hava alsın diye, güçlükle evinin damına çıkarmış.   Bir müddet sonra, “Yeter artık, inme vakti geldi.” diyerek eşeği damdan aşağı indirmek istemiş. Yularını çekmiş, kan ter içinde kalmış ama nafile… Eşek bir türlü inmemiş.   Yorulan Hoca, damdan inmeyen eşeğe “Ne hâlin varsa gör!” diyerek onu damda bırakmış, kendisi aşağıya inmiş.   Hoca damdan inince, oynayacak alan bulan eşek rahatlamış; hoplamış, zıplamış, damın üzerinde dolaşmış.   Eşek öyle çok zıplamış ki, sonunda toprak dam dayanamamış, delinmiş ve eşek aşağıya düşerek ölmüş.   Eşeğin akıbetini ibretle izleyen Nasrettin Hoca hemen dersini çıkarmış:   “Demek ki, eşeğin mertebesini yükseltirsen, hem bulunduğu yere zarar veriyor, hem de kendisine…”   Türk Ata Öğüdü: Kimseyi (hak etmediği yere) tepene çıkartma, keyfi başıboş bırakma, zarar görürsün sonra. Fatih Mehmet Yiğit  TÜRK MİTOLOJİSİ
Resim
 -Kırk Haramiler- Maskeleri; din, iman   Hayatları; vurgun, talan   Yedikleri haram   Söyledikleri yalan   Lafa geldi mi Müslüman   Yersen...   Yemezler, aslanım... Kurt Baba (Fatih Mehmet Yiğit)