Silinmeyen izler... Bir saatin tıkırtısı ölçer mi göğüsteki sızıyı? Ya da bir takvim yaprağı siler mi Zamanın yüzümüzde bıraktığı izleri? Bir dükkân kepengi kapanır sokakta, Son otobüs geçer durağın önünden, Işıkları içeriye vurur ve söner. Herkes kendi evine döner en nihayetinde, Kendi içindeki o dar odaya... Ahşap bir masanın üzerinde unutulmuş çay, Soğur usulca. Ne kadar acele etsek de hayat, Kendi ritminde akar gider. Ne yürünecek yollar biter bu dünyada, Ne de o yolların sonundaki merak. Sadece bir nefeslik duraktır insan; Gelir, Dokunur, Ve kendi hikâyesine çekilir sessizce... Fatih Mehmet Yiğit