Aynı Göğün Altında Kavuşmak bir kıyıysa, vurduk dalga dalga, İki ayrı ırmaktık, aynı denize sevdalı. Yürüdük tozlu yollardan, ayaklarda dünya ağrısı, Bir gülüşün kuytusunda, o kadim rüya saklı. Güneşi ellerimizle bölüştük, sıcaklığı avcumuzda, Ümidin yeşil dalları uzanırdı her sabah bize. Şimdi rüzgâr dindi, sular çekildi sessizce geriye, Kalbe değen o sızı, dünden kalan acı bir hediye. Aynı göğün altında, farklı iklimlere dağıldık, Kime gitsek sonunda, kendi yalnızlığımızda uyandık. Biz o kadim kitabın, ayrı sayfalarında yazılan, Tek kalple okunan, yarım kalmış aynı masaldık. Zamanın değirmeninde öğüttük en amansız yolları, Yürekte taşıdık binlerce söylenmemiş mahzun sözü. Bir veda değil bu, sadece bitmek bilmeyen bekleyiş, Toprağın yağmura, gecenin sabaha olan hasreti. Gidilecek yollar tükendi lakin menzil hâlâ uzak, Göğsümüzde sakladık aşkı, kurulan her türlü tuzak. Şimdi gölgeler uzadı, puslu bir akşam çöktü şehre, Yüzümüzde o eski demlerin yorgun, kederli izi. Aynı göğün ...
Kayıtlar
- Bağlantıyı al
- X
- E-posta
- Diğer Uygulamalar
Aynı Göğün Altında Kavuşmak bir kıyıysa, vurduk dalga dalga, İki ayrı ırmaktık, aynı denize sevdalı. Yürüdük tozlu yollardan, ayaklarda dünya ağrısı, Bir gülüşün kuytusunda, o kadim rüya saklı. Güneşi ellerimizle bölüştük, sıcaklığı avcumuzda, Ümidin yeşil dalları uzanırdı her sabah bize. Şimdi rüzgâr dindi, sular çekildi sessizce geriye, Kalbe değen o sızı, dünden kalan acı bir hediye. Aynı göğün altında, farklı iklimlere dağıldık, Kime gitsek sonunda, kendi yalnızlığımızda uyandık. Biz o kadim kitabın, ayrı sayfalarında yazılan, Tek kalple okunan, yarım kalmış aynı masaldık. Zamanın değirmeninde öğüttük en amansız yolları, Yürekte taşıdık binlerce söylenmemiş mahzun sözü. Bir veda değil bu, sadece bitmek bilmeyen bekleyiş, Toprağın yağmura, gecenin sabaha olan hasreti. Gidilecek yollar tükendi lakin menzil hâlâ uzak, Göğsümüzde sakladık aşkı, kurulan her türlü tuzak. Şimdi gölgeler uzadı, puslu bir akşam çöktü şehre, Yüzümüzde o eski demlerin yorgun, kederli izi. Aynı göğün ...
- Bağlantıyı al
- X
- E-posta
- Diğer Uygulamalar
BEN HEP SENİ ÖZLERİM Ne yana baksam hayalin, Ben hep seni özlerim. Gözlerimde gitmez halin, Ben hep seni özlerim. Güneş çekilir dağlardan, Sesler kesilir sokaklardan, Geçip gittiğim yollardan, Ben hep seni özlerim. Uykum bölünür derinden, Dünya sarsılır yerinden. Gönlün o ıssız şehrinden, Ben hep seni özlerim. Hasret kapımı çalınca, Efkar ruhuma dolunca, Aklım başımdan uçunca, Ben hep seni özlerim. Sessizlik çöker ovaya, Kuşlar döner yuvaya, Bakıp o sonsuz semaya, Ben hep seni özlerim. Mevsimler döner durmadan, Vakit vuslatı dolmadan, Ayaklarım yorulup durmadan, Ben hep seni özlerim. Gelen geçer, giden gelmez, Bu yangın sönmek ne bilmez. Ömür biter, sevda ölmez; Ben hep seni özlerim. Fatih Mehmet Yiğit
- Bağlantıyı al
- X
- E-posta
- Diğer Uygulamalar
“Türklerin uzak ataları, muhtemelen, yalnızca demiri, çeliği ve bilumum metalleri ilk defa işleyen millet değil, aynı zamanda yazıyı da bulan ve Asya'nın batısına götüren millettir. Bilinen en eski çiviyazısı tabletler Turanî bir dille yazılmıştır ve bunların ihtiva ettiği ilme komşu hükümdarlar o derece kıymet vermişler ki bunları Sami diline tercüme ettirmişlerdir. İşte o dönemde Yunanlarsa henüz okumak yazmak nedir bilmezlerdi.” Meşhur Redhouse sözlüğünün yazarı ; "Sir James William Redhouse, (1811 – 1892) Dil bilgini, mütercim, sözlük yazarı” On the history, system, and varieties of Turkish poetry/Türk şiirinin tarihi, sistemi ve çeşitleri üzerine adlı eser Sayfa:17 Redhouse’un söylediklerinin bir benzeri, MÖ 5. yüzyılda yaşayan ve "Tarihin Babası" olarak anılan Herodot’un Tarih adlı eserinde (İskit-Saka Türklerinin menşei ile ilgili anlattığı efsanede) geçmektedir. Bu eserde, dünya medeniyetinin temellerinin İskitler tarafından atıldığına dair bir efsane anla...