Kayıtlar

Resim
  Kırık Bir Aynada Umut Bu şehirde her sokak bir yalan, Her gülüşün altında bir hançer saklı. Yüreğimde bir yara, kanar durur, Adaletin terazisi kırık, mizanı yok. Bir sevda büyüttüm, imkansız ve derin, Gözlerin bir vaha, ben çölde bir serap. Her nefeste özlemin, her an hasretin, Ayrılık bir gölge, peşimde dolaşan. Bir çığlık var içimde, duyulmayan, Haksızlığa, zulme, kara düzene. Bu nasıl bir düzen, bu nasıl bir kanun? Yoksulun ekmeği, zenginin sofrasında. İsyanım, bir volkan gibi kaynıyor, Başkaldırı, damarlarımda dolaşan kan. Eğilmem, bükülmem, boyun eğmem asla, Bu zulmün karşısında dimdik ayakta. Ve bir umut var, en karanlık gecede, Bir yıldız gibi parlayan, sönmeyen. Direniş, bir tohum gibi toprakta, Filizlenir, yeşerir, bir gün mutlaka. Bu aşk, bu özlem, bu hasret bitmeyecek, Bu isyan, bu direniş asla dinmeyecek. Kırık bir aynada bile parlar güneş, Ve bir gün, elbet, adalet tecelli edecek. Fatih Mehmet Yiğit 
Resim
​ Nuh’un Gemisi Afyonkarahisar Dinar-Sandıklı Arasında mı? ​Antik kaynaklarda Nuh’un Gemisi’nin bugünkü Afyonkarahisar Dinar bölgesinde bulunan Frig kenti Apameia ’ya indiğinden bahsedilir. Bu geleneğin en belirgin izleri, m.s. 2.–4. yüzyıllara tarihlenen Sibylla Kehanetleri ( Oracula Sibyllina ) ile Bizanslı kronik yazarı Ioannes Malalas ’ın aktarımlarında görülmektedir. ​Nuh’un Gemisi, bölgede basılan Roma Dönemi sikkelerinde ve antik mozaiklerde dört köşeli bir kutu/sandık şeklinde resmedilmiştir. Özellikle Roma İmparatoru Septimius Severus, Caracalla ve Severus Alexander dönemlerinde Apameia’da basılan tunç sikkelerde, üzerinde “NΩE” (Nuh) yazan küp/sandık biçiminde bir gemi ile içindeki Nuh ve eşi betimlenmiştir. İlginç olan ise; Nuh Tufanı sonrası geminin oturduğu Apameia antik kaynaklarda “Apameia Kibotos” olarak anılmaktadır. Yunanca Kibotos (κιβωτός) kelimesi “sandık, kutu, kasa” anlamlarına gelir. Afyon’un Sandıklı ilçesinin Dinar’a (Apameia) coğrafi yakınlığı göz ön...
Resim
Yılan balığına benziyorsun Ne yılansın, ne balık Aslında sen bir münafıksın Ya yılan ol, ya balık. Selçuklu döneminde; iki yüzlü, çıkarcı, sahtekar, yalancı, münafıklar için söylenmiş bir Türk Atasözü
Resim
RUSLAR TARAFINDAN GERÇEKLEŞTİRİLEN BÜYÜK BAŞKURT TÜRK SOYKIRIMI Başkurt Destanı Eski zamanlarda, uzak şarkta yüksek ve karlı dağlarda "Başkurt, Nogay, Kazak, Kırgız" kavimleri bir tek babanın evladı olarak yaşıyorlardı. O vakit "Başkurt", "Nogay" ve diğer boy isimleri yoktu. Bir zaman bunlar arasında ihtilaf ve mücadele zuhur etti. Günlerin birinde bu kabile reisi ava giderken önünde bir kurt peyda oldu. Reis, bu kurdu takip ede ede cennet gibi ormanları ve nehirleri olan azametli dağlara geldi. O vakit Kurt birdenbire kayboldu. Reis anladı ki bu rehberlik eden Kurt, Tanrı tarafından bu kavme tayin edilmiş "Kut" yani talih idi. Reis geriye, şark diyarına vardı. Kavim ve kabilesini yanına alıp Ural Dağlarına getirdi. İşte diğer kardeşlerinden ayrılan bu kabileye "Başkurt" denildi ki "Kurdun baş olup getirdiği kavim" demektir. (İnan, Abdülkadir, "Türk Rivayetlerinde Bozkurt", Makaleler ve İncelemeler, C. II, Türk Tarih...
Resim
  "İnsanın ilk görevi, gerçeği aramak ve araştırmaktır.” — Cicero
Resim
  Aldanma dünyanın süslü püslü yüzüne, Tamah etme malına, mülküne, servetine. Balı ağıdır, dostluğu yağıdır; Altın kadehte zehir içirir sevenine... Fatih Mehmet Yiğit  Tamah    : Aç gözlülük Ağı/Ağu  : Zehir Yağı         : Düşman
Resim
  BEĞDİLİ (BEYDİLİ/BADILLI) KARACAKURT TÜRKMEN AĞIDI Karacayurt yaylası serindir havası, Ağlar gelinleri, kalmadı sefası. Rakka'ya gidenin bitmez cezası, Çöle düştü Karacakurt'un beyleri... Seyran eder idik Hacıbektaş’ı, Akar gözlerimizden kan ile yaşı. Kızılırmak kıyısı yas tutar taşı, Vuruldu nice Türkmen başları. Yollara düşüldü, tozu dumanla, Geçti koskoca yıl feryat figanla. Yoğruldu şu toprak al kızıl kanla, Kurudu pınarlar, açmaz oldu güller... Fırat’ın ötesi bir kızgın fırın, Bilinmez yarını, hali bu asrın. Sıcağı bir yandan, bir yandan kahrın, Kavruldu çöllerde Türkmen balası... Uzaktan göründü Colab’ın düzü, Ağlatır anaları, körpe kuzuları. Yaktı ciğerleri sıtma marazı, Kırıldı obanın koç yiğitleri. Hasan dağı, Erciyes, Beğdili eli, Ah çektikçe eser ayrılık yeli. Rakka derler bir zehir çölü, Unuttu yaylayı, Seyfe gölünü. Hakkımızda devlet yazdı fermanı, Tükendi dizlerin, kalmadı dermanı. Eksik olmaz dertli başın dumanı, Kırıldı kolu kanadı, Karacakurt'un... Budala...