Kayıtlar

Resim
  Erlik oldur ki düşenün dut elin  Anla her işün ahîrin evvelin Gafil olma, doğruluktan şaşma Doğru bakan Tanrıyı görür anda  Ulu Türk Ozan Kaygusuz Abdal  Açıklama: Erlik, yiğitlik, insanlık; düşenin elini tutmak, yardım etmektir. Tanrı yolu, iyilik ve doğruluktur. Fatih Mehmet Yiğit 
Resim
  "Fani, gelip geçici, elinde olmayan şeyler için kaygılanma" Kaygusuz Abdal!
Resim
  Kızıl geyik (diğer adıyla alageyik / alasığın), Türklere yol gösteren ve Tanrı katına erişen kutlu bir hayvandır. ​Eski bir Türk efsanesine göre Türkler; alageyiğin yol göstermesiyle İdil Nehri'ni geçerek Avrupa'nın sonuna, Atlas ve Arktik okyanuslarına kadar erişmişlerdir. ​Geyik ve geyiği kovalayan avcı betimlemesi İskit-Saka Türk eserlerinde de görülür. Abdal Musa ile Kaygusuz Abdal menakıbnamelerinde ve Battal Gazi Destanı'nın girişinde de Türklere ait bu mitsel sembol vardır. ​Fatih Mehmet YİĞİT TÜRK MİTOLOJİSİ
Resim
TÜRKÇE GÖK (KÖK) "𐰜𐰇𐰚" SÖZCÜĞÜ VE ANLAMI: Gökyüzü: Yeryüzü üzerine mavi bir kubbe gibi kapanan boşluk  Uzay: İçinde gök cisimlerinin hareket ettiği sonsuz boşluk  Renk: Mavi ile açık yeşil arasındaki renk  Ağız Anlamı: Olgunlaşmamış (meyve veya ekin için) Kök: bir şeyin esası özü, bir ağacın kökü Gök (kök) ve Tengri (Tengere: Göğü Döndüren yaratıcı) sözcükleri etimolojik olarak iki ayrı kökten gelse de, Eski Türk kozmolojisinde gökyüzünün kutsallığı ve Tanrı'nın yüceliği düşüncesiyle birleşerek "Kök Tengri" kavramını oluşturmuştur. Gök (Mavi) Türklerin kutsal rengidir.  Gök-Tanrı'nın Bengü (ezeli ve ebedi) oluşunu, sonsuzluğunu ve kuşatıcılığını ifade eder. Bu nedenle Türk Mimari ve Sanat eserlerinde sıklıkla Gök (mavi) renk kullanılmıştır. Fatih Mehmet Yiğit 
Resim
  "Erdem bulaşıcıdır. Özellikle vatanseverlik bir erdemdir..." Charles Dickens Fotoğraf:Köy Enstitüsü Öğrencileri
Resim
  Yasadır anımsatalım:  Tohum ekenlerin, fide dikenlerin, Kimse durduramaz yağmurunu  Güneşini kimse kesemez.  Gülten Akın
Resim
BULUNUR...  Gönül gel varalım dost iline, Akan gözyaşımı silen bulunur. Düşmüşüm bir zalimin eline, Ah edip halimden soran bulunur. Yâr senden ayrılalı, cefa çekerim, Gece gündüz yollarını gözlerim. Kırıldı kanadım, acep nere giderim? Bize de bir gün yurt bulunur. Nazlı yâre haber saldım seherden, Irak düştü yolum gonca gülümden. Felek ayırdı bizi obadan, elden Gözü yaşlı kalıp ağlayan bulunur. Sermayem ah oldu, mekânım gurbet, Bitmedi sinemde bu acı hasret. Zulüm ile abad olunmaz elbet, Yıkılır saraylar, mizan kurulur. Feleğin çarkı, kırdı dalımı, İlden ile attı garip başımı. Zalimler gasp etti helal aşımı, Hakkın divanında hesap sorulur . Yüksek dağ başında karlar erir mi? Ağlayan yüzüm bir gün güler mi? Yiğit olan hak yolundan döner mi? Namert karşısında mert bulunur. Deli Ozan der ki derdim tükenmez, Yara yürektedir, merhem kar etmez. Yiğit olan asla boyun eğmez, Bir gün bu dertlere derman bulunur. Fatih Mehmet Yiğit