Kayıtlar

Resim
  RAKKA VE ORTA ANADOLU EKSENİNDE BİR OYMAGIN TARİHİ (CERİTLER)  (KARACAKURT TÜRKMENLERİ) Baki Yaşa ALTINOK Araştırmacı-Yazar --- ÖZET Anadolu'daki Türkmen oymaklarından "Cerit" oymağının tanıtıldığı bu yazıda, Ceritlerin yaşam biçimleri, örf ve adetleri, gelenek ve görenekleri hakkında bilgiler bulacaksınız. Ayrıca Ceritlerin sözlü geleneklerini de manzum olarak bu yazıda bulabilirsiniz. Ceritler 1692 yılında Urfa ve civarında yaşamış, 19. yüzyılda Anadolu'nun çeşitli yerlerinde iskanları tamamlanmıştır. --- ABSTRACT Cerit clan, one of the Turcoman tribes in Anatolia, their life style, customs, traditions, and conventions are given. The verbal traditions of the Cerits are provided through poems. Cerits lived in Urfa and in the surrounding settlements and their settlement process in various parts of Anatolia came to an end in the 19th century. --- GİRİŞ Orta Asya'dan gelip Anadolu'yu yurt tutan 230 oymak, 1500'ü aşiret ve 5800'ü de cemaat olmak üzere 7...
Resim
BAKMA BANA  Hayatın yükü çöktü omuzlarıma, Ne olur öyle sitemli, bakma bana. Bir hüzün sardı ki sevdan başıma, Yeter ki yaşlı gözlerle, bakma bana. ​Dök içini, ser gönlünü avuçlarıma, Anlat ki şifa olayım sızlayan yarana. Başını yasla şu yorgun omuzlarıma, Yeter ki böyle kırgın, bakma bana. ​Ben toplarım gökyüzünün tüm yıldızlarını, Sererim ayaklarına geceler boyunca. Rüzgârla sararım umudun kollarını, Isıtırım içini tek bir gülüşünle yanınca. ​Mavilikler sağarım sabahın koynundan, Tazelerim ömrünü, sunarım bir yudumda; Sadece sen gülümse, yeter ki çocukça, Yeter ki öyle çaresiz, bakma bana. Gecenin efkarı sarmış başını, Ne olur öyle boynu bükük, bakma bana. Gölge düşmesin o güzelim gözlerine, Yeter ki öyle kederli, bakma bana. ​Aç kapını, buyur et beni sevdana, Rüzgâr olup estir derdini uzaklara. Sığın şu göğsüme, yaslan bir an olsun bana, Yeter ki yaşlı gözlerle, bakma bana. ​Ben dokurum şafakların en ince ipinden, Kuşatırım yalnızlığını sıcak bir örtüyle. Yeryüzünü boyarım neşen...
Resim
  YAPRAK DÖKTÜ ÖMÜR AĞACIM Yaprak döktü ömür ağacım, Dinmek bilmez içimde acım. Yük oldu sırtımda dertli sazım, Hayatın ne tadı, ne tuzu kaldı? Al bu dertleri, benden hatıra, Sığmaz feryadım üç beş satıra. Gönül sarayım döndü hüsrana, Hayatın ne tadı, ne tuzu kaldı? Turnalar uçtu, yuvası ıssız, Geceler zifiri, gündüzler sessiz. Geçti ömür sensiz, çaresiz, Hayatın ne tadı, ne tuzu kaldı? Yoruldu dizlerim, tükendi yolum, Tutunacak kalmadı tek bir dalım. Zemheri ayında soldu gülüm, Hayatın ne tadı, ne tuzu kaldı? Sana emanet hayatım varlığım, Silindi dünyadan izim, feryadım. Talan oldu ömrüm, kalmadı tadım, Hayatın ne tadı, ne tuzu kaldı? Baharı görmeden kışa uyandım, Yalan sözlerin hepsine kandım. Ateşler içinde sessizce yandım, Hayatın ne tadı, ne tuzu kaldı? Dost bildiklerim sırtımdan vurdu. Gurbet elleri meskenim oldu, Gençliğim solan bir güle döndü, Hayatın ne tadı, ne tuzu kaldı? Söndü ışıklar, karardı dünyam, Gerçeğe dönmedi kurduğum rüyam. Tükendi sermayem, kalmadı sev...
Resim
GÖÇ DESTANI Horasan'dan koptu bir ulu kervan Karacakurt derler, boyları yaman Kızılırmak boyu, Karacayurttur oban Yol oldu altımızda toz ile duman Dağlar yarıldı biz geçtik Nehirler kurudu biz geçtik Rüzgâr döndü peşimize düştü Yine de geçtik, hep geçtik Atların nalından kıvılcım saçıldı Her kıvılcım bir yıldız oldu Geceyi aydınlattı göçümüz Karanlık bile çekildi önümüzden Turnalar kılavuz oldu bize Onlar uçtu, biz göçtük Kanat sesleriyle karıştı nal sesleri Gökyüzü ve toprak kardeş oldu Kadınlar sırtında çocuklar Çocuklar düşünde umutlar Umutların içinde bir yurt O yurdu taşıdık atlarımızın sırtında Kara çadırları kurduk yamaçta Nakış oldu acı; kilimde, aşta Sürülerin sesi karıştı yele Yine düştük yola, her doğan yaşta Beşikteki bebeye destan fısıldadık Geceyi gündüze, çölü yeşile bağladık Dökülen her damla alın terimizi Toprağın koynunda vatan eyledik Devşirme atları bastı bozkırı Kopuzun teli kırdı yalnızlığı Anaların duası zırh oldu bize Eritip geçtik fırtınayı, karı Zulüm geld...
Resim
  Beydili Boyu: Kökeni, Tarihî Gelişimi ve Kültürel Özellikleri (16.–18. Yüzyıllar) Erdal Demirhan Demiröz Hacettepe Üniversitesi – İstanbul Üniversitesi --- Özet Bu çalışma, Beydili boyunun 16.–18. yüzyıllar arasındaki tarihî gelişimini, Osmanlı ve Safevîler arasındaki etkileşimleri, Osmanlı idaresinin uyguladığı iskân politikaları ile Beydili boyunun karşılaştığı toplumsal zorlukları ele almaktadır. Oğuzlar'ın kökeninden başlayarak Beydili boyunun yerleşik hayata geçişi, Osmanlı ve Safevî devleti ile olan ilişkileri ve zorunlu iskân hareketlerinin Beydili toplumu üzerindeki etkileri incelenmiştir. Beydili boyu, Osmanlı'nın göçebe Türkmenler üzerindeki baskıcı politikalarına karşı direnmiş; ancak bu zorluklar, Beydililerin dağılmasına ve yerleşik hayata geçmelerine yol açmıştır. Çalışma, Beydili boyunun geçirdiği toplumsal dönüşüm sürecini, göçebe geleneğin zorla terk edilmesi ve devletin baskıları sonucunda değişen kimlik inşasını tartışarak, Osmanlı'nın Türkmen politikal...