Kayıtlar

Resim
GÜN DOĞACAK, ŞAFAKLA... Bizi yıkan yoksulluk değil, onursuzluktur, Boyun eğmek en büyük tutsaklıktır. Varsın uzak olsun yollar, mesafeler; Özlemimiz, şafağa gebe bir isyandır. Suskunluğun kıyısında bilendik her gece, Haksızlığın surlarına kazındı adımız. Boyun eğmeyi öğretmediler bize; Onurumuzdur bu kavgada tek mirasımız. ​Sevda dediğin, bir bayrak gibi dalgalanır göğüste, Yasaklı kentlerde büyütürüz aşkı. Özlem; içimizde tutuşan bir yangın, Ayrılık vursa da aramıza en dik yokuşu. ​Hasretin soğuk bir bıçak gibi biler öfkemizi, Seni düşünmek, kırar prangaların zincirini. Bu isyan, gecenin karanlığına bürünmüşlere; Bu başkaldırı, baharımızı çalan haramilerinedir. Karanlığın bağrına saplanan bir ok gibi,  Sussak da söylenir adımız rüzgârda.  Ne ferman dinleriz ne kahpe pusuları;  Bizim sevdamız boyverir en çetin savaşta. ​Geri çekilmek yok, teslim olmak yok fırtınaya, Biz ki özgürlüğü nakış nakış işledik yarınlara. Elbet bitecek bu sürgün, bu hüzün, Güneşi doğuracağız yine,...
Resim
Turnaların Kanadında Sevdalar ... Kanatlarında taşır özlemi göçen turnalar, Gökyüzünde asılı kalmış bir umut gibi. Bir yanım yedi veren gül, bir yanım isyan, Dağları aşar da yüreğimi dağlar bu yangın. Kaç bahar devrildi unuttum senin uğruna, Yollara serdim gözlerimi, gelmezsin bilirim. Ayrılık bir karanfil gibi takılmış yakamıza, Ben bu gurbet elinde her gün biraz eksilirim. Sevda dediğin nedir ki? Bir avuç kor, bir büyük sızı, Hasretin bağrımda kök salmış dev bir çınar. Sussam yürek çatlayacak, konuşsam fırtına, Yine de bu sevdadan vazgeçmeye kimin gücü yeter? Uçun turnalar, uçun yarimin olduğu diyara, Söyleyin, bu isyan ne toprağa ne de göğe. Bir özlem ki sığmaz ne şiire ne de sazın teline, Ayrılık boynumuzu bükse de aşk yenilmez hasrete. Gölgem kalsın bu dağlarda, ruhum sürgünde, Gözlerim yollarda bir iz arar, bir fısıltı. Karanlık sarmış dört yanımı, mevsim gecede, Bir yangın ki bu, rüzgârı bile yakar geçer. Ne kül kalır geride ne de tutunacak bir dal, Adını ansa dudaklarım, kana...
Resim
  YOLCULUK Bir tren geçer uzaklardan, düdüğü gecenin göğsünü yırtar. Masada yarım kalmış bir çay, soğur saatlerin ritmiyle. Hiçbir yere ait olamamanın hafifliği bu; ne geride bıraktığın sokaklar tanır seni, ne varacağın istasyon. Cebinde birkaç kırık cümle, avuçlarında rüzgârın izi. Adımların ritmini kaybettiği yerde başlar yolculuk. Haritaların çizmediği bir coğrafyada, yalnızca kendi gölgenle teke tek. Unutmak, bir kenti ateşe vermek değilmiş meğer, sadece anahtarı kapının üzerinde bırakıp gitmekmiş. Ağır ağır dökülür yapraklar zihnimden, mevsimi değişmez bir odanın tam ortasında. Bir duvar saati tıkırdar; ne geçmişi bağışlar ne geleceğe söz verir. Bir adı olmalıydı bu susuşun; pencerelerin sokağa bakmaktan yorulduğu, kapı kollarının soğuduğu o anın. İnsan en çok kendini beklerken eskirmiş, birikip kaldığı köşe başlarında. Şimdi bir kâğıda dokunsa elim, mürekkep kendi yolunu çizer; ne hüzün der adına, ne kurtuluş. Sadece akar, zamanın tutamadığı o ince çatlaktan. Geceye sığınan g...
Resim
  SÖZ OLSUN ! Sıkılır yumruklar karanlığın koynunda,  bir kıvılcım düşer gecenin en sağır yerine.  Göğsümü tutuşturan bu amansız kor,  ne eğilir bir rüzgâra ne boyun eğer zamana.  Kırılır zincirler içimdeki uğultuyla:  bu suskunluk benim değil, bu teslimiyet bana dar! Ama ne zaman bir fırtına kopsa,  söner içimde öfkenin harı,  düşerim saklı bir sokağın kuytusuna.  Alev alev yanan o hınç,  yerini bir fısıltıya bırakır usulca.  Yüzüme çarpan soğuk rüzgâr,  senin kokunu taşır uzak şehirlerden;  kamçı gibi vurur yalnızlığımı yüzüme. Neredesin? Hangi rüzgâr dağıttı senin kokunu?  Hangi sokak saklıyor adımının o nazlı sesini?  Kaç bahar devrildi bu dağların arkasında?  Kaç takvim yaprağı çürüdü avuçlarımda?  Hasret ki bir hançer gibi saplı göğsümün ortasında;  çeksem kanatır, bıraksam çürütür.  Adını fısıldarım gecenin en zifir vaktinde,  sesim döner, yırta yırta vurur kendi taş duvarlarıma. B...
Resim
  “Yoksul olmaktan utanılan, ama alçak olmaktan utanılmayan bir ülkede yaşamak iğrençtir.” —Mihail Zadornov
Resim
Kaptanın ustalığı fırtınada belli olur. Türk Atasözü *** “Zayıf adam fırtınanın geçmesi için dua eder. Güçlü adam onu yönetmeyi öğrenir.” — Julius Caesar
Resim
  Türkçe de "Arkadaş" sözcüğü: Birbirinin arkasını ölümüne kollayan, sırtını döndüğünde ise; arkadan vurmayacak, can emanet edecek, kötülük görmeyecek kadar güvenilir insan. Kişi sırtını dayadığında; arkasında taş gibi sağlam duran, dost anlamına gelir. Fatih Mehmet Yiğit  (İskit/Saka Türk Eseri, Kırım Kuloba Kurganı MÖ 4.YY))