Kayıtlar

Resim
  “Yoksul olmaktan utanılan, ama alçak olmaktan utanılmayan bir ülkede yaşamak iğrençtir.” —Mihail Zadornov
Resim
Kaptanın ustalığı fırtınada belli olur. Türk Atasözü *** “Zayıf adam fırtınanın geçmesi için dua eder. Güçlü adam onu yönetmeyi öğrenir.” — Julius Caesar
Resim
  Türkçe de "Arkadaş" sözcüğü: Birbirinin arkasını ölümüne kollayan, sırtını döndüğünde ise; arkadan vurmayacak, can emanet edecek, kötülük görmeyecek kadar güvenilir insan. Kişi sırtını dayadığında; arkasında taş gibi sağlam duran, dost anlamına gelir. Fatih Mehmet Yiğit  (İskit/Saka Türk Eseri, Kırım Kuloba Kurganı MÖ 4.YY))
Resim
    XVII. Yüzyıl Türkmen Şiirlerinde Göç, Sürgün ve Sembolizm: Dedemoğlu ve Beğdili Karacakurt Türkmenleri Bağı Özet 17. yüzyıl Türk halk edebiyatı ve âşıklık geleneğinde zorunlu iskân, sürgün ve gurbet temaları merkezî bir yer tutar. Oğuzların Bozok koluna mensup Beğdili (Beydili) boyu ve onun alt topluluklarından Karacakurt Türkmenleri , Osmanlı Devleti'nin 17. yüzyıl sonundaki iskân politikaları (1691-1696) sonucunda Anadolu yurtlarından alınıp Rakka (Colab) çöllerine sürülmüştür. Bu toplumsal trajediyi edebiyata taşıyan en önemli Abdal ozanlardan biri Dedemoğlu ’dur. Bu çalışmada, Dedemoğlu'nun biyografik çerçevesi, Beğdili Karacakurt aşiretiyle tarihsel bağı, çağdaşı Ozan Budala ile metinsel kesişimleri ve "Turna" motifi üzerinden kurulan Alevi-Bektaşi tasavvufi/simgesel anlatısı akademik literatür ışığında incelenmiştir. 1. Giriş: Beğdili Karacakurt Türkmenleri ve Rakka Sürgünü Oğuzların Bozok kolunun Yıldızhan soyuna mensup olan ve kökenleri Danişmendli Beyliğ...
Resim
AÇGÖZLÜ VE KİBİRLİ ZALİMİN SONU   (Tepegöz ile Alp Yiğit’in Mücadelesi) Alama Ülkesi'nde; tek gözlü, kıllı vücutlu, kibirli ve açgözlü bir yaratık yaşarmış: Altırkuş. Her ne kadar yalnızca bir gözü olsa da uzakları ve gizli olan her şeyi görebilirmiş. Midesi öyle büyükmüş ki bir oturuşta yetmiş öküzü ve otuz fıçı şerbeti yutabilirmiş. Alama halkı, tüm gücüyle bu yaratığı doyurmak için çalışır, onun için yaşarmış. Altırkuş, yalnızca Alama Ülkesi'nin hükümdarı olmakla yetinmemiş; gözünü Alp Yiğit’in ülkesine dikmiş. “Gelecekte Alp Yiğit de benim çobanım olsun! Sürümü o gütsün. Bana güçlü bir çoban gerek!” diye bağırmaya başlamış. Alp Yiğit bu sözleri duyunca hiç aldırmamış: “Açgözlünün çobanı olmam, adımı lekelemem. Esremet’ten korkup ateş yakarak kaçmak bana göre değil. Karşılaşmak istiyorsan, haydi çık kır ortasına!” demiş. Alp Yiğit, Altırkuş’a meydan okumuş ve İdil’in kıyısındaki bozkırın ortasına çıkıp beklemeye başlamış. Altırkuş gelir gelmez ikisi birbirine girmiş. Bi...
Resim
  ROMA İMPARATORLUĞUNU KURAN İKİ ETRÜSK TÜRK'Ü: ROMULUS VE REMUS M.Ö. 3000’lerden M.S. 400’lere kadar Ege ve Trakya’da egemen olan Troyalılar ve devamcısı olan Traklar (yani Türkler), at yetiştiren ve kımız içen Türk soylu uluslardandır. Troya veya Truva Türkçede TUR-OVA (Turların/Turanlıların/Türklerin Ovası, Obası, Ülkesi) anlamına gelmektedir. M.Ö. 3000’lerden M.S. 400’lere kadar Ege ve Trakya’da egemen olan Troyalılar ve devamcısı olan Traklar (yani Türkler), at yetiştiren ve kımız içen Türk soylu uluslardandır. (M.Ö. 90 – M.Ö. 30 yılları arasında yaşayan) tarihçi Diodorus, Bibliotheke Historike (Tarih Kitaplığı) adlı eserinde "Truva toprakları üzerinde kral olarak ilk hüküm süren kişi"nin Teucer/Teukros (Türk) olduğunu ifade eder. Ankhises, Aeneis ’te onun Truvalıların "ilk atası" olduğunu hatırlatır. Teucer; Okeanos (Okeanidlerin, yani okyanuslar, denizler ve nehirler hakimi Okların ülkesinden gelen) ve Tethys’in (Nehirlerin annesi) çocuğu Skamander’in (...
Resim
ETRÜSK-TÜRK BAĞI  İSKİT/SAKA - ETRÜSK - TÜRK VE TROYA HATTINDA TARİHSEL, MİTOLOJİK VE EPİGRAFİK BAĞLANTI: BATI ANADOLU’DAN İTALYA’YA ÖN-TÜRK İZLERİ, ROMA'NIN KURULUŞUNDA ETRÜSKLER  1. GİRİŞ VE TARİHSEL ÇERÇEVE Doğu ile Batı arasındaki ilk büyük hesaplaşma olarak nitelendirilen Troya Savaşı ve devamındaki göç hareketleri, Akdeniz ve Avrasya tarihinin şekillenmesinde kritik bir dönüm noktasıdır. M.Ö. 3000’lerden M.S. 400’lere kadar Ege, Trakya ve Batı Anadolu coğrafyasında egemen olan Troyalılar, Traklar ve onların devamı niteliğindeki Etrüskler (Rasennalar), yaşam kültürleri (at yetiştiriciliği, kımız kültürü, okçuluk), inanç sistemleri ve dilsel kalıntıları itibarıyla Ön-Türk kültür çevresiyle derin organik bağlar sergilemektedir. Troya (Tur-Ova: Turların / Turanlıların Ovası-Ülkesi) yerleşkesinden İtalya yarımadasına uzanan bu göç ve kültür hattı, hem Antik Doğu-Batı kroniklerinde hem de Orta Çağ Avrupa historiografisinde geniş yankı bulmuştur. 2. İSKİT-SAKA ERKEN ANADOLU VE ...