Kayıtlar

Resim
Konya'nın Seydişehir ilçesindeki Gökhöyük'te üzerinde Dağ Keçisi, Hayat Ağacı sembolleri bulunan; yaklaşık 5 bin yıllık küp bulunmuş. Dağ Keçisi ve Hayat Ağacı; Türklerin Tamgalısay, Saymalıtaş kaya resimlerinden, Sümer, İskit Saka, Göktürk dönemi eserlerine kadar sıklıkla kullandıkları en eski tamga ve sembollerdendir. Küpün üzerinde ayrıca halk arasında kaz ayağı da denilen Oğuz (Salur,Üç ok) tamgası da var. Dağ Keçisi ve Hayat Ağacı sembolü; halen Türk Halı ve kilim motiflerinde birlikte kullanılmaktadır. Fatih Mehmet Yiğit
Resim
  TÜRK TARİHİ YENİDEN YAZILIYOR Orhun Kitabeleri’nde adı geçen ancak uzun süredir izine rastlanamayan antik Togu Balık kenti, Moğolistan’daki saha çalışmalarıyla gün yüzüne çıkarılıyor.  Turkcetarih’in haberine göre; TİKA desteğiyle İzmir Kâtip Çelebi Üniversitesi ve Moğolistan Bilimler Akademisi iş birliğinde yürütülen kazılar, Türklerin köklü şehirleşme ve üretim kültürünü kanıtlayan önemli bulgular sundu. Tuul Vadisi merkezli 100 kilometrekarelik alanda sürdürülen araştırmalar, yerleşimin Dokuz Oğuz boylarına ait olduğunu tescilledi.  Bölgede tespit edilen kilometrelerce uzunluktaki sulama kanalları ve antik tohumlar, gelişmiş bir tarım mimarisine işaret ediyor.  Şehir çeperindeki maden atölyeleri ise altın ve bakır işlenerek ticaret ve sanayiye dayalı bir ekonomi kurulduğunu ortaya koyuyor. Farklı disiplinlerden uzmanların sahada kurduğu laboratuvarda saray kalıntıları ve seramikler üzerindeki incelemeler sürüyor.  Eski Türkçe’de "şehir" anlamına gelen "balı...
Resim
  ÇOLPAN İLE ÜLKER (SEVGİNİN/AŞKIN GÜCÜ) Saka/Yakut Türklerine göre, Zühre (Venüs) yıldızının adı Çolban Hanım'dır. Bu genç kız Ülker yıldızını sevmektedir. Fakat ne zaman Ülker ile bir araya gelip birleşseler kalpleri atmağa, göğüsleri kabarmağa, nefesleri sıklaşmaya başlar. Bu nefesler birer dalga olur derhal bir kasırga çıkar ve ortalığı birbirine katar. Dolayısıyla bu yıldızların bir araya gelmesi Saka/Yakutları korkuturdu. Sevgi, Türkçe kökenli bir sözcük olup; İnsanı bir şeye veya bir kimseye karşı yakın ilgi ve bağlılık göstermeye yönelten duygu durumudur. Sevgi, Türkçe Sev’mekten gelir Sevi ise; Aşırı sevgi ve bağlılık duygu durumudur.  "Ben gelmedim dava için/Benim işim sevi için." (Y.Emre) "Sınırsızlıkta yüceldi bir sevi  Aşkımızla var oldu gönül evi." (F. Halıcı) Sevgi ile Aşk arasındaki temel fark; Aşkın sevgiye göre aşırı, (karşılıksız, bağımlı, tutkun, aşkın) olmasıdır. Araplar “aşk” kelimesinin "aşeka" zehirli sarmaşık kelimesinden tür...
Resim
HOŞÇA KAL  Bu bir veda havasıdır; Hayatın en derin yarasıdır. Hoşça kal canımın içi, Hoşça kal bahar gözlüm, hoşça kal… Kapılar kapanır ardımdan usulca, Anahtarlar susar, eşikte bir yalnızlık. Sesin hâlâ odalarda dolanır, Her köşede bir izin, her duvarda bir boşluk. Sokaklar senden sorar şimdi, Rüzgâr adını fısıldar geceye. Elimde son sigaram, dudağımda yarım bir türkü, Her nefes biraz daha uzaklaştırır seni benden. Hatıran bir hançer gibi saplanır sabaha, Güneş doğarken kanar içimdeki yara. Gülüşün kalmış avuçlarımda, Bir çığlık boğulur sessizliğin koynunda. Zaman durur, akrep ile yelkovan şaşar, Her saniye bir ömür kadar ağır. Veda değil bu, bir yangının külüne sarılmak, Bir denizin ortasında susuzluğa ağıt. Giderken ardında bıraktığın boşluk, Dolmayacak bir kadeh gibi durur masamda. Adını fısıldarım aynalara, Yankısı kaybolur uzak bir şehirde. Şimdi her şey bir hüznün çizdiği dairede, Döner durur, başlangıca varır hep. Hoşça kal, dediğin her yerde yanarım, Hoşça kal, bahar gözlü...
Resim
  RAKKA VE ORTA ANADOLU EKSENİNDE BİR OYMAGIN TARİHİ (CERİTLER)  (KARACAKURT TÜRKMENLERİ) Baki Yaşa ALTINOK Araştırmacı-Yazar --- ÖZET Anadolu'daki Türkmen oymaklarından "Cerit" oymağının tanıtıldığı bu yazıda, Ceritlerin yaşam biçimleri, örf ve adetleri, gelenek ve görenekleri hakkında bilgiler bulacaksınız. Ayrıca Ceritlerin sözlü geleneklerini de manzum olarak bu yazıda bulabilirsiniz. Ceritler 1692 yılında Urfa ve civarında yaşamış, 19. yüzyılda Anadolu'nun çeşitli yerlerinde iskanları tamamlanmıştır. --- ABSTRACT Cerit clan, one of the Turcoman tribes in Anatolia, their life style, customs, traditions, and conventions are given. The verbal traditions of the Cerits are provided through poems. Cerits lived in Urfa and in the surrounding settlements and their settlement process in various parts of Anatolia came to an end in the 19th century. --- GİRİŞ Orta Asya'dan gelip Anadolu'yu yurt tutan 230 oymak, 1500'ü aşiret ve 5800'ü de cemaat olmak üzere 7...
Resim
BAKMA BANA  Hayatın yükü çöktü omuzlarıma, Ne olur öyle sitemli, bakma bana. Bir hüzün sardı ki sevdan başıma, Yeter ki yaşlı gözlerle, bakma bana. ​Dök içini, ser gönlünü avuçlarıma, Anlat ki şifa olayım sızlayan yarana. Başını yasla şu yorgun omuzlarıma, Yeter ki böyle kırgın, bakma bana. ​Ben toplarım gökyüzünün tüm yıldızlarını, Sererim ayaklarına geceler boyunca. Rüzgârla sararım umudun kollarını, Isıtırım içini tek bir gülüşünle yanınca. ​Mavilikler sağarım sabahın koynundan, Tazelerim ömrünü, sunarım bir yudumda; Sadece sen gülümse, yeter ki çocukça, Yeter ki öyle çaresiz, bakma bana. Gecenin efkarı sarmış başını, Ne olur öyle boynu bükük, bakma bana. Gölge düşmesin o güzelim gözlerine, Yeter ki öyle kederli, bakma bana. ​Aç kapını, buyur et beni sevdana, Rüzgâr olup estir derdini uzaklara. Sığın şu göğsüme, yaslan bir an olsun bana, Yeter ki yaşlı gözlerle, bakma bana. ​Ben dokurum şafakların en ince ipinden, Kuşatırım yalnızlığını sıcak bir örtüyle. Yeryüzünü boyarım neşen...
Resim
  YAPRAK DÖKTÜ ÖMÜR AĞACIM Yaprak döktü ömür ağacım, Dinmek bilmez içimde acım. Yük oldu sırtımda dertli sazım, Hayatın ne tadı, ne tuzu kaldı? Al bu dertleri, benden hatıra, Sığmaz feryadım üç beş satıra. Gönül sarayım döndü hüsrana, Hayatın ne tadı, ne tuzu kaldı? Turnalar uçtu, yuvası ıssız, Geceler zifiri, gündüzler sessiz. Geçti ömür sensiz, çaresiz, Hayatın ne tadı, ne tuzu kaldı? Yoruldu dizlerim, tükendi yolum, Tutunacak kalmadı tek bir dalım. Zemheri ayında soldu gülüm, Hayatın ne tadı, ne tuzu kaldı? Sana emanet hayatım varlığım, Silindi dünyadan izim, feryadım. Talan oldu ömrüm, kalmadı tadım, Hayatın ne tadı, ne tuzu kaldı? Baharı görmeden kışa uyandım, Yalan sözlerin hepsine kandım. Ateşler içinde sessizce yandım, Hayatın ne tadı, ne tuzu kaldı? Yoksulluk büktü belimizi Kimse sormaz halimizi Zulüm sardı başımızı Hayatın ne tadı, ne tuzu kaldı? Dost bildiklerim sırtımdan vurdu. Gurbet elleri meskenim oldu, Gençliğim solan bir güle döndü, Hayatın ne tadı, ne tuzu k...