Kayıtlar

Resim
  Vuslatsız Bekleyiş ​Bulutlar çökmüş, ufukta hicran var Zaman bir pranga, saatler geçmez Gönül hanesinde bitmeyen figan var Bu ömür bu dertle, vuslatsız bitmez ​Şafak mı gecikti, güneş mi yorgun? Yollar mı uzadı, yoksa biz mi durduk? Dört yanım karanlık, dört yanım sürgün Biz bu aşkın içinde ne hayaller kurduk ​Kaderin hükmüne boynumuz kıldan ince Giden mi yorulur, bekleyen mi bilinmez Yürek pare pare, sevda böyle derince Açılan yaralar kolay silinmez ​Güneşle aramda koca bir duvar Sabahlar mı gelmez, ben mi kör kaldım? Sokaklar sessiz, her köşe seni arar Ben bu hayatın neresinde takılı kaldım? ​Mevsimler değişmiş, baharlar sönük Gülüşüm sendedir, dermanım sende Bütün yollarım hep geriye dönük Ruhum sende kalmış, gölgem bu tende ​Hasretin yükü omuzlarımda bir dağ Yürüsem yol bitmez, dursam içim yanar Gönül bahçemde ne çiçek kaldı ne bağ Gözlerim her akşam bir umuda kanar ​Umutlar bir salkım, dökülür tek tek Dipsiz bir kuyuda sesim yankılanır Vuslat mı dedin? Belki bir ömür bekleme...
Resim
  İSTEMEM ​Sırtımda beş bin yıllık bir sevdanın yükü, Yorulmam bu yolda, derman istemem. Dilimde kadim bir umut türküsü, Dönersem, kimseden aman istemem. ​Gök çöksün üstüme, yer yarılsın da, Ruhum Kaf Dağı’na sarılsın da, Kalbim bin parçaya ayrılsın da, Zalimden lütuf ve aman istemem. ​Gül kurur dalında, öz gizli kalır, Aşığın muradı göz gizli kalır, Söz biter, sinede köz gizli kalır, Sönmesin bu ateş, duman istemem. ​Pusatlandım dertle, kuşandım çile, Vursunlar kellemden bin türlü hile, Düşsem de dillerden düşsem de dile, Yârsız geçen bir an, güman istemem. ​Ürüye dursunlar kapı önünde, Gözüm yok dünyanın hırsında, ününde, Hesap sorulacak mahşer gününde, Hakk’ın divanında yalan istemem. ​İğde kokusunda saklıdır izim, Toprağa düşse de sızlamaz dizim, Bir yüce davaya mühürdür sözüm, Vatandan gayrısına mekan istemem. ​Şafak söker iken dar ağacında, Bir huzur bulurum aşkın ocağında, Ölüm ki vuslattır can otağında, Gayrı bu dünyadan ihsan istemem. Fatih Mehmet Yiğit 
Resim
  İSTEMEM ​Sırtımda beş bin yıllık bir sevdanın yükü, Yorulmam bu yolda, derman istemem. Dilimde kadim bir umut türküsü, Dönersem, kimseden aman istemem. ​Gök çöksün üstüme, yer yarılsın da, Ruhum Kaf Dağı’na sarılsın da, Kalbim bin parçaya ayrılsın da, Zalimden lütuf ve aman istemem. ​Gül kurur dalında, öz gizli kalır, Aşığın muradı göz gizli kalır, Söz biter, sinede köz gizli kalır, Sönmesin bu ateş, duman istemem. ​Pusatlandım dertle, kuşandım çile, Vursunlar kellemden bin türlü hile, Düşsem de dillerden düşsem de dile, Yârsız geçen bir an, güman istemem. ​Ürüye dursunlar kapı önünde, Gözüm yok dünyanın hırsında, ününde, Hesap sorulacak mahşer gününde, Hakk’ın divanında yalan istemem. ​İğde kokusunda saklıdır izim, Toprağa düşse de sızlamaz dizim, Bir yüce davaya mühürdür sözüm, Vatandan gayrısına mekan istemem. ​Şafak söker iken dar ağacında, Bir huzur bulurum aşkın ocağında, Ölüm ki vuslattır can otağında, Gayrı bu dünyadan ihsan istemem. Fatih Mehmet Yiğit 
Resim
  BEKLER  ​Zemheri ayazı vursa da tenimize Buz tutmuş nehirler akmayı bekler Karanlık sığmazken artık kinimize Toprak alttan alta bakmayı bekler ​Kuşatılmış yollar, dumanlı dağlar Gözyaşı dökse de viran olan bağlar Zulmün çarkı döner, bir devran ağlar Güneş sönmüş feri yakmayı bekler ​Hani bir kıvılcım çakar ya sinede Hani bir fidan direnir ya bin senede Yürek atar ya en çıkmaz minvalde Hayat, ölümü de yıkmayı bekler Kelimeler dar gelir, susar da diller Umuda uzanır o yorgun eller Dinecek elbet bu coşkun seller Sükût, feryadını çakmayı bekler ​Kilitler pas tutsa, kapansa da kapı Sarsılmaz temelden kutsal bu yapı Yırtılır zulmün o kanlı kitabı Mürekkep, gerçeği yazmayı bekler ​Ne bahar terk eder ne kuşlar küser Bir sabah tersinden rüzgârlar eser Keskin bir ağızla hükmünü keser Adalet, kınından çıkmayı bekler ​Sessizlik sanma ki korku ya da kış Sabırda gizlidir en derin nakış Zirveye varınca o mağrur bakış Zincir, halkasını koparmayı bekler Tarih uyumaz, şahittir taşlar Eğilmez ...
Resim
  BEKLER  ​Zemheri ayazı vursa da tenimize Buz tutmuş nehirler akmayı bekler Karanlık sığmazken artık kinimize Toprak alttan alta bakmayı bekler ​Kuşatılmış yollar, dumanlı dağlar Gözyaşı dökse de viran olan bağlar Zulmün çarkı döner, bir devran ağlar Güneş sönmüş feri yakmayı bekler ​Hani bir kıvılcım çakar ya sinede Hani bir fidan direnir ya bin senede Yürek atar ya en çıkmaz minvalde Hayat, ölümü de yıkmayı bekler Kelimeler dar gelir, susar da diller Umuda uzanır o yorgun eller Dinecek elbet bu coşkun seller Sükût, feryadını çakmayı bekler ​Kilitler pas tutsa, kapansa da kapı Sarsılmaz temelden kutsal bu yapı Yırtılır zulmün o kanlı kitabı Mürekkep, gerçeği yazmayı bekler ​Ne bahar terk eder ne kuşlar küser Bir sabah tersinden rüzgârlar eser Keskin bir ağızla hükmünü keser Adalet, kınından çıkmayı bekler ​Sessizlik sanma ki korku ya da kış Sabırda gizlidir en derin nakış Zirveye varınca o mağrur bakış Zincir, halkasını koparmayı bekler Tarih uyumaz, şahittir taşlar Eğilmez ...
Resim
  İSTEMEM ​Sırtımda beş bin yıllık bir sevdanın yükü, Yorulmam bu yolda, derman istemem. Dilimde kadim bir umut türküsü, Dönersem, kimseden aman istemem. ​Gök çöksün üstüme, yer yarılsın da, Ruhum Kaf Dağı’na sarılsın da, Kalbim bin parçaya ayrılsın da, Zalimden lütuf ve aman istemem. ​Gül kurur dalında, öz gizli kalır, Aşığın muradı göz gizli kalır, Söz biter, sinede köz gizli kalır, Sönmesin bu ateş, duman istemem. ​Pusatlandım dertle, kuşandım çile, Vursunlar kellemden bin türlü hile, Düşsem de dillerden düşsem de dile, Yârsız geçen bir an, güman istemem. ​Ürüye dursunlar kapı önünde, Gözüm yok dünyanın hırsında, ününde, Hesap sorulacak mahşer gününde, Hakk’ın divanında yalan istemem. ​İğde kokusunda saklıdır izim, Toprağa düşse de sızlamaz dizim, Bir yüce davaya mühürdür sözüm, Vatandan gayrısına mekan istemem. ​Şafak söker iken dar ağacında, Bir huzur bulurum aşkın ocağında, Ölüm ki vuslattır can otağında, Gayrı bu dünyadan ihsan istemem. Fatih Mehmet Yiğit 
Resim
  DÖNMEM  Sussun dünya, benim feryadım yeter, Bir ulu sevdaya baş koydum, dönmem. Külüm savrulsa da dumanım tüter, Ateşi bağrımda taş koydum, dönmem. ​Zaman dokuz başlı ejderha olsa, Yollarım kapansa, dert ile dolsa, Gül yüzlü hayalin sönüp de solsa, Gözüme kanlı bir yaş koydum, dönmem. Gelsin felek vursun sitem okunu, Erenler bağında bittim, dönmem. Silerim ruhumdan dünya kokunu, Bir gerçek ikrara yettim, dönmem. ​Kimi taş savurur, kimi dil eyler, Kimi bu sevdamı bir masal eyler, Hükmü veren varsın, dar ağacı eyler, Canımı meydana attım, dönmem. ​Gönlümün Kâbesi bellidir artık, Gözümün perdesi hallidir artık, Bu yollar çakıllı, bellidir artık, Aşkın şerbetini tattım, dönmem. ​Geceyi kuşatmış yedi başlı dev, İster kuyuya at, ister nâra sev, Yürekte tüterken o mukaddes ev, Ben nefsi ateşe sattım, dönmem. ​Arkasız yiğidin dert olur ahı, Sırtımda taşıdım bunca günahı, Beklerim şafakta doğan o şahı, Zulmetin içinde battım, dönmem. ​Varsın köpekler üresin ardımdan, Vazgeçer mi kart...