ŞAFAĞA ÖZLEM

Şehrin göğe uzanan o kirli elleri,
Boğarken içimdeki o mavi düşü,
Sevdanı yüreğimde kor gibi sakladım,
Hasretinle tutuşan bir çıraydım ben.

​Ayrılık dedikleri, o keskin bıçak,
Özlem; içimde kanayan bir uçurum.
Sana kavuşmak mı? Yasaklı cennet...
Kuşların kanadında bir umuttum ben.

Varsın güneş doğmasın pencereme,
İçimdeki bahar bana yetecek.
Bu zincir, bu duvar vız gelir ömre,
Hakikat toprakta elbet gülecek.

​Dağlara sevdalıyım, başı dumanlı,
Zirvelerde yankılanan o hür isyan.
Zulmün karşısında o dimdik duruş,
Başkaldıran çınar, bir kayaydım ben.

​Kırlarda boy veren o narin çiçek,
Rüzgârla raks eden, boyun eğmeyen...
Ruhum da öyledir, zincir kâr etmez,
Hürriyete sevdalı bir deliyim ben.

Varsın güneş doğmasın pencereme,
İçimdeki bahar bana yetecek.
Bu zincir, bu duvar vız gelir ömre,
Hakikat toprakta elbet gülecek.

​Beton duvarlar, soğuk demir parmaklık,
Güneşi benden çalsa da ne çıkar?
İçimdeki özgürlük, içimdeki aşk,
Karanlığı boğacak o kutsal güçtür.

​Hoşçakalın; kitapta kuruyan güller,
Yarım kalmış mektup, sessiz yeminler...
Bileğimde kelepçeden kalan o iz,
Onurumdur benim, öz kimliğimdir.

​Birazdan şafak sökecek, biliyorum,
Ben göremesem de, sizin gözlerinizde...
Dişimle tırnağımla kazıdığım bu hakikat,
Kök salıp dünyayı kucaklayacak.

Fatih Mehmet Yiğit 

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar