Kayıtlar

Resim
  Görmediğin şeyi, "ben gördüm" deme Gördüğünü sakla, yalan söyleme Hak niyazı gözet, haramı yeme Sakın emanete hıyanet etme. ​Genç Abdal Türkmen Ozan / Şair ​ ​Abdal sözcüğü, antik çağlarda bilhassa Ak-Hun Türklerinin bir diğer adıdır. ​Yunan ve Hint kaynaklarında Ak-Hunlar; Huna, Eftalit, Abdel veya Avdel; Ermeni kaynaklarında Aktalitler ve Haital; Pers ve Arap kaynaklarında ise Haytal veya Hayatila olarak adlandırılmıştır. ​Ak-Hun yurdu olan Horasan’dan gelerek Anadolu’da yurt tutan kitleler içerisinde yer alan ve zamanla anlam değişimine uğrayan abdal sözcüğü; Alevi-Bektaşi Türkmen çevrelerinde türkü ve deyiş söyleyen âşık, ozan, eren anlamlarında kullanılmaya başlanmıştır. ​Anadolu’da yurt tutan ve Bozulus olarak da bilinen Oğuzların Bozok kolundan (Yıldızhan boyu) Beğdilli Türkmen Aşiretinin —XVII. yüzyılda Osmanlı tarafından aşırı güçlenmesinden korkularak dağıtılmadan önce— 84 bin haneden oluştuğu, bu hanelerin 4 bininin ise Abdallardan meydana geldiği rivayet edilir....
Resim
  YAPRAK DÖKTÜ ÖMÜR AĞACIM (Hayatın ne tadı, ne tuzu kaldı?) Yaprak döktü ömür ağacım, Dinmek bilmez içimde acım. Yük oldu sırtımda dertli sazım, Hayatın ne tadı, ne tuzu kaldı? Al bu dertleri, benden hatıra, Sığmaz feryadım üç beş satıra. Gönül sarayım döndü hüsrana, Hayatın ne tadı, ne tuzu kaldı? Turnalar uçtu, yuvası ıssız, Geceler zifiri, gündüzler sessiz. Geçti ömür sensiz, çaresiz, Hayatın ne tadı, ne tuzu kaldı? Yoruldu dizlerim, tükendi yolum, Tutunacak kalmadı tek bir dalım. Zemheri ayında soldu gülüm, Hayatın ne tadı, ne tuzu kaldı? Sana emanet hayatım varlığım, Silindi dünyadan izim, feryadım. Talan oldu ömrüm, kalmadı tadım, Hayatın ne tadı, ne tuzu kaldı? Baharı görmeden kışa uyandım, Yalan sözlerin hepsine kandım. Ateşler içinde sessizce yandım, Hayatın ne tadı, ne tuzu kaldı? Yoksulluk büktü belimizi Kimse sormaz halimizi Zulüm sardı başımızı Hayatın ne tadı, ne tuzu kaldı? Dost bildiklerim sırtımdan vurdu. Gurbet elleri meskenim oldu, Gençliğim solan bir güle döndü...
Resim
Homeros'un ünlü destanı Odysseia'dan esinlenen ve bu sene gösterime giren The Odyssey (2026) filminde, kökenleri tarih öncesi devirlere dayanan Oğuzname adı verilen ve Oğuz Türklerinin efsanelerinin anlatıldığı Dede Korkut destanındaki Tepegöz hikâyesinin benzeri göze çarpar. Dede Korkut'taki Basat ile Tepegöz mücadelesi, Odysseia'daki Odysseus'un dev Kiklops (Polyphemus) ile olan mağara macerasına çok benzer. İki hikâyede de kahramanlar, devin gözünü kör ederek veya koç derisine bürünerek kurtulur. Eve Dönüş ve Sadakat teması ise; Bamsı Beyrek'in esaretten uzun yıllar sonra yurduna ve eşine dönmesiyle, Odysseus'un İthaka'ya dönüş yolculuğu ve sadık eşi Penelope temasıyla örtüşür. Homeros'un Odysseia destanı ile Dede Korkut Hikâyeleri, karşılaştırmalı mitolojide Doğu ve Batı epik geleneklerinin kesiştiği en çarpıcı örneklerdendir. İki metin arasındaki temel benzerlikler ve mitolojik motifler şunlardır: 1. Tek Gözlü Dev Motifi: Tepegöz ve Polyphemus İ...
Resim
Konya'nın Seydişehir ilçesindeki Gökhöyük'te üzerinde Dağ Keçisi, Hayat Ağacı sembolleri bulunan; yaklaşık 5 bin yıllık küp bulunmuş. Dağ Keçisi ve Hayat Ağacı; Türklerin Tamgalısay, Saymalıtaş kaya resimlerinden, Sümer, İskit Saka, Göktürk dönemi eserlerine kadar sıklıkla kullandıkları en eski tamga ve sembollerdendir. Küpün üzerinde ayrıca halk arasında kaz ayağı da denilen Oğuz (Salur,Üç ok) tamgası da var. Dağ Keçisi ve Hayat Ağacı sembolü; halen Türk Halı ve kilim motiflerinde birlikte kullanılmaktadır. Fatih Mehmet Yiğit