Cengiz Han’ın devletinin bayrağı yükselince Tatarlar, darlıktan bolluğa, zindandan gül bahçesine, fakirlik çölünden mutluluk köşküne, cehennemden cennete kavuştular. İpekli ve atlas kumaştan elbise giy meye başladılar. “Başağrısı vermeyen bembeyaz bir kaynaktan doldu rulmuş kâseler, ibrikler, kadehler, sevecekleri meyveler, arzulayacakları kuş eti ile dolaşırlar”durumuna kavuştular. Sanki “Dünya gerçekten bu kavmin cenneti oldu”âyeti onlar hakkında indi. Batının en uc noktasından getirilen mallar onları bulmaya, doğunun en uzak köşe lerinde bağlanan yükler onların evinde açılmaya başladı. Günlük elbi seleri bile altın ve gümüş işlemeliydi. Çarşı ve pazarlarda mücevherin ve kumaşların fiyatı o kadar ucuzladı ki [16] imal edildikleri yerlerde ki fiyatının yarısına satılır oldu. Tatarlara hediye olarak kumaş getiren kimse, Kirman’a kimyon, okyanusa su götürmüş gibi olurdu. Cengiz Han’ın halka toprak dağıtıp ziraati teşvik etmesi üzerine gıda maddeleri çoğalıp, içecekler Ceyhun...